|
ÖZET: Bu Yargıtay kararında, Antalya ili Demre ilçesinde bulunan bir taşınmazın kadastro işlemleri üzerine bir hukuki uyuşmazlık ortaya çıkmıştır. Davacı Hazine vekili, taşınmazın yüzölçümünün yanlış belirlendiğini ve bu hatanın davalıya ait parsellerden kaynaklandığını iddia ederek, eski sınırların yeniden belirlenmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, uygulama kadastrosu sırasında hata yapılmadığına ve azalmanın taşınmazın dere ile olan sınırından kaynaklandığına karar vererek davayı reddetmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi ise, davacı Hazine’ye ait parselin hükmen ifraz sonucu davalı parselden kaynaklandığını, bilirkişi raporunun mahkeme kararı ile uyumlu olduğunu ve kadastro paftasında herhangi bir koordinatlandırma bulunmadığını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Temyiz aşamasında, Yargıtay, davacı vekilinin itirazlarını usul ve kanuna uygun bulmuş, kararın bozulmasını gerektirecek bir neden olmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır. Sonuç olarak, Hazine vekilinin temyiz itirazları reddedilmiş ve karar onanmıştır. Bu durum, kadastro işlemlerinin titizlikle yapılması gerektiğini ve hukuki sınırların belirlenmesinde mahkeme kararlarının önemini vurgulamaktadır. |
8. Hukuk Dairesi 2022/6669 E. , 2024/3945 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/660 E., 2022/154 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kumluca Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/36 E., 2020/37 K.
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Uygulama kadastrosu sırasında, Antalya ili Demre ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan eski 1310 parsel sayılı 2.850 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 208 ada 3 parsel numarası ile 2.250,87 metrekare yüzölçümlü olarak Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sonucunda Hazineye ait taşınmazın yüzölçümünün sınırının yanlış belirlendiğini ve yanlışlığın davalıya ait 208 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazlardan kaynaklandığını ileri sürerek, eski … getirilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uygulama kadastrosu sırasında hata yapılmadığı, azalmanın dava konusu taşınmazın dere ile olan sınırından kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “davacı Hazine’ye ait 1310 parselin hükmen ifraz sonucu davalı … ‘a ait 1043 parselin ifrazından meydana geldiği ve bilirkişi rapor içeriğinde mahkeme kararı ile uygulama kadastro paftasının çakıştırmalı gösterildiği, mahkeme kararına esas bilirkişi raporunda kadastro paftasına göre işlem yapılarak cepheler verildiğinin, her hangi bir koordinat bulunmadığının, şekilsel olarak uygulama yapıldığının açıklandığı, gerçekten de hükmen ifraza ilişkin dosyanın dosya arasında bulunduğu ve bilirkişi raporunda bir koordinatlandırmanın bulunmadığı, bu nedenle uygulama kadastrosu sırasında mahkeme kararında belirtilen dere esas alınarak zemine oturtulduğu, bu dere haricinde esas alınacak sabit bir sınırın da bulunmadığı, davacı taşınmazında meydana gelen azalmanın derede kaldığı anlaşıldığından davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine” karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekilince temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle;
Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.