|
ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davacı tarafından açılan uygulama kadastrosuna itiraz davasında, taşınmazların yüzölçümünün eksik hesaplandığı ve bu eksikliğin komşu taşınmaza eklendiği iddiası ele alınmıştır. İlk Derece Mahkemesi, yapılan keşif ve bilirkişi raporları doğrultusunda, kadastro işlemlerinin 3402 sayılı Yasa ve ilgili yönetmeliklere uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar vermiştir.
Mahkeme, aradaki yüzölçüm farkının, ilk tesis kadastrosu sırasında yapılan hatalı ölçüm ve sınır tersimatından kaynaklandığını vurgulamıştır. Yargıtay, ilk mahkeme kararını onayarak, kadastro işlemlerinin geçerliliğini ve hukuka uygunluğunu tespit etmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararını onayarak, taşınmazların tapuya tesciline yönelik işlemlerin hukuka uygun olduğunu belirtmiştir. Bu karar, kadastro işlemlerinin titizlikle yürütülmesi gerektiğini ve hukuki süreçlerin doğru bir şekilde takip edilmesinin önemini ortaya koymaktadır. |
8. Hukuk Dairesi 2023/2312 E. , 2024/7354 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/348 E., 2023/35 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine
Taraflar arasında görülen uygulama kadastrosuna itiraz davasında verilen davanın reddine dair karar hakkında davacı tarafından yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kararı davalı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Uygulama kadastrosu sırasında Antalya ili Konyaaltı ilçesi Geyikbayırı Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda davacı … adına kayıtlı bulunan eski 64 parsel sayılı 4.680,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 328 ada 22 parsel numarasıyla ve 3.220,59 metrekare yüzölçümlü olarak, tapuda davalı … adına kayıtlı bulunan eski 65 parsel sayılı 3.840,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 328 ada 19 parsel numarasıyla ve 5.283,83 metrekare yüzölçümlü olarak 15.02.2011 tarihli komisyon kararıyla tespit edilmiştir.
Davacı …, uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait taşınmazın yüzölçümünün eksik hesaplandığı ve bu eksikliğin davalı adına kayıtlı komşu taşınmaza eklendiği iddiasıyla dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda “Mahkememizce yapılan yazışmalar, keşif, bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tapuda davacı … davalı adına kayıtlı dava konusu parseller üzerinde 3402 sayılı Yasanın 22.maddesinin 2.fıkrasının a bendi hükmüne göre yapılan uygulamanın 3402 sayılı Yasanın 22/a maddesiyle 26/11/2006 t. 26361 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Düzeltmelerin Yapılmasında uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik hükümlerine uygun olup aradaki farkın, bitişik bu parseller arasında bulunan ve ilk tesis kadastrosu sırasında takeometrik ölçüm sonucu oluşan sınırının paftaya tersimatının yanlış yapılması nedeniyle, eski 64 ve eski 65 nolu parsel alanlarının yanlış hesaplanmasıyla oluşan eski ölçüm tekniği ve alan hesaplamalarından kaynaklandığı” gerekçesiyle davanın reddine ve davaya konu taşınmazların uygulama tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi 2016/7538 Esas ve 2016/5804 Karar sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından yapılan karar düzeltme isteminin Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi 2016/14020 Esas ve 2016/9740 Karar sayılı ilamıyla kabulüne, onama ilamının kaldırılmasına, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğine işaret edilerek İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; “…Yetersiz kadastro paftalarının yenilenmesi, yüzölçümlerinin ve teknik hataların düzeltilmesi işleminin yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı savı ile askı ilan süresi içinde açılan davada Kadastro Mahkemesi görevli olup, uygulama kadastrosu önemli oranda bir mühendislik faaliyeti gerektirdiğinden , Yargıtay bozma ilamında işaret ettiği hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla 3 Harita Mühendisi ve bir ziraat elemanından oluşturulan bilirkişi heyeti vasıtasıyla keşif ve inceleme yapılarak 3402 sayılı yasanın 22/2-a maddesi ile Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Düzeltmelerin Yapılmasında Uygulanacak Yönetmelik hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı hususunda düzenlenen ve yukarıda özetlenen 27/11/2017 tarihli 3 Harita Mühendisi elemanından oluşan bilirkişi heyeti raporunda da belirlendiği üzere; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan kadastro yenileme çalışmalarında davaya konu parsellerin sınırının hatalı olarak belirlenmişken davalının komisyona yaptığı itiraz sonucunda 15/02/2011 tarihli komisyon kararı ile sınırının düzeltildiği ve bu şekilde askı ilanına alındığı, yeni oluşan kadastro paftasında yer alan sınırın zeminde yer alan sınır ile uyumlu olduğu, bu doğrultuda komisyonca yapılan işlemin Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik hükümlerine uygun yapıldığı, aradaki yüzölçüm miktar farklılığının ilk tesis kadastrosu sırasında takeometrik ölçüm sonucu 268-274-280 ve 305 nolu noktalardan oluşan sınırının paftaya tersimatının yanlış yapılmasından kaynaklandığı yönündeki açıklamaları göz önünde bulundurularak;” gerekçesiyle davanın Kadastro Müdürlüğü yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, davanın … (ölümü ile mirasçıları) yönünden sübut bulmadığından reddine, taşınmazların uygulama komisyon tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi sonucunnda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi 2018/3779 Esas ve 2021/1825 Karar sayılı ilamla bozmaya uyulduğu halde gereklerinin yerine getirilmediğine işaret edilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; “18.05.2022 tarihinde mahkememizce yapılan keşifte hakim gözlemine göre, dava konusu 328 ada 22 ve 19 parsel sayılı taşınmazların 22-a ölçümleri sırasında kadastro komisyonunca değiştirilen sınır hattı boyunca arasında yaklaşık yarım metre yüksekliğinde taş duvarın örülü halde olduğu, parsellerin doğu bölümünde bu taş duvarın yerine yalnızca yaklaşık 20-30 santimetre yüksekliğinde kot farkı ile ara ara konulmuş taşların bulunduğu, davacı tarafça iddia edilen sınır hattı üzerinde ayırt edici unsur bulunmadığı, iddia edilen alanın parsellerin doğu hududunda birleşmek üzere batıya doğru üçgen şeklinde bir hal aldığı bu kısmı zemin itibari ile 19 parsel sayılı taşınmaz ile fiilen bütünlük oluşturduğu, bu bölüm içerisinde yaşlı zeytin ağaçları ve meyve ağaçlarının 19 parsel ile bütünlük oluşturduğu gözlemlenmiştir. 19/07/2022 havale tarihli bilirkişi raporuna göre; dava konusu parsellerde ilk tapulama çalışmalarının 1980 yılında 766 sayılı tapulama kanununa göre takiometrik yöntemle yapılmış olduğu eski 64(22 yeni) ve 65(19 yeni) parsel numaraları ile sınırlandırmanın yapıldığı 271 -298 nolu kırık nokta numaralarının düz bir hatla birleşmesi sonucu müşterek sınırın oluştuğu ancak tapulama paftasında tersimat yapılırken 291 ve 298 nolu kırık noktaları birleştirilerek paftasının oluşturulduğu ve yanlış tersimat yapıldığı ve yanlış tersimat sonucunda da yüzölçümlerinin hatalı hesaplanmış olduğu tespit edilmiştir.1971-1981 yılı hava fotoğrafları incelendiğinde, arada sabit sınır olduğu, 1981 yılı hava fotoğrafında ise taş duvarın görüldüğü, davacının keşif esnasında zeminde ayırt edici herhangi bir unsur gösteremediği tam aksine sınır boyunca yığma taş duvar bulunduğu değerlendirilmiş ve bu taş duvarın 1981 yılı hava fotoğrafında da belirgin olduğu gözlemlenmiştir. 1957 tarihli hava fotoğrafı incelendiğinde, dava konusu taşınmazlar arasında müşterek sınırın oluşmadığı değerlendirilmiştir. Keşif esnasında tanıkların arazi içerisindeki taş duvara ilişkin sorulan sorulara çelişkili beyanlarda bulunduğu, mahalli bilirkişilere sorulduğunda ise taş duvarın yaklaşık otuz yıldır belki daha önceden beri var olduğunu beyan ettikleri ve taraflar arasındaki sınırın bu taş duvar olduğunu beyan ettikleri görülmüştür. Tespit bilirkişisi …’in 74 yaşında olduğu ve kendini bildiğinden beri bu taş duvarın olduğunu beyan ettiği ve sınırının da bu taş duvar olduğunu söylemiştir. Dosya içerisinde bulunan hava fotoğrafları ve mahalli bilirkişi beyanları ile taş duvarın sabit sınır olduğunun tüm delillerle sabit olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu Antalya ili Korkuteli ilçesi Geyikbayırı mahallesi 328 ada 19 parsel (eski 65) ve 328 ada 22 (eski 64) parsellerin müşterek sınırında; 3402 sayılı yasanın 22/a maddesi kapsamında yapılan çalışmaların yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun yapılmadığı değerlendirilmiştir. İlk tesis tapulama çalışmalarında eski 64 parsel sınırları içerisinde iken 3402 sayılı 22/a çalışmalarında 328 ada 19 parsel sınırları içine dahil edilen ekli krokide A harfi ile gösterilen 474,65 m2lik kısım, 328 ada 19 parsel yüzölçümünden düşülerek 328 ada 22 parsel yüzölçümüne eklenmesi kanaatiyle bilirkişi raporu düzenlenmiştir. Her ne kadar davacı 1460 m2 yüz ölçümünde alanın eksildiğini iddia etse de, değerlendirilen hava fotoğrafları dikkate alındığında ve bu fotoğraflardaki sabit sınırlar dikkate alındığında azalmanın 474.65 m2 olduğunun tespit edildiği “gerekçesiyle davacının davalı …’e yönelik davasının kısmen kabul kısmen reddine, Antalya Kadastro Müdürlüğü’ne yönelik davasının pasif husumet yokluğundan reddine, 328 ada 19 ve 22 parsel sayılı taşınmazlar yönünden 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) 22/a maddesi uyarınca düzenlenen uygulama tespitleri ve Kadastro Komisyo tutanağının iptali ile, 19.07.2022 tarihli bilirkişi heyet raporuna ekli krokide (A) harfi ile işaretli 474,65 m2.lik kısmın 328 ada 19 parselden ifrazı ile 328 ada 22 nolu parsele ilave edilmesine, 328 ada 19 parselin 4.809,18 m2 yüzölçümü 328 ada 22 parselin 3.695,24 m2 yüzölçümü ile tapu kütüğünün mülkiyet ve taşınmaz üzerindeki tescilli hakları korunarak 22/2-a paftalarının yenilenmesine, tapu siciline bu şekilde tescillerine karar verilmiş; hükme karşı davalı mirasçıları vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı mirasçıları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL’nin temyiz eden davalılardan alınmasına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
10.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.