onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasını kapsamaktadır. Davacı, babasından miras kalan taşınmazın Hazine adına hatalı olarak tescil edildiğini iddia ederek iptalini talep etmiştir. Davalı Hazine ise davacının zilyetliğinin bulunmadığını savunmuştur. Mahkeme, bilirkişi raporları ve zilyetlik koşullarını değerlendirerek davanın kabulüne karar vermiştir.

Yargıtay, daha önceki kararlarında bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu belirterek, gerekli araştırmaların yapılması gerektiğine işaret etmiştir. Mahkeme, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının zilyetlikle mülkiyet edinme koşullarının oluştuğunu tespit etmiş ve taşınmazın davacı adına tesciline karar vermiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, davalı Hazine’nin temyiz itirazlarını reddederek, mahkeme kararının usul ve kanuna uygun olduğunu belirtmiş ve kararın onanmasına hükmetmiştir. Bu süreç, kadastro hukuku ve zilyetlik kavramlarının önemini vurgulamaktadır.

1. Hukuk Dairesi         2023/3912 E.  ,  2024/4983 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2021/257 E., 2023/121 K.

    Taraflar arasında görülen kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne ilişkin kararın Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince yeniden bozulmasına karar verilmiştir.

    Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı … dava dilekçesinde; babası tarafından 40 yılı aşkın süre kullanılan sonrasında ise taksimen kendisine intikal eden Kayseri ili, … ilçesi, … köyü 101 ada 90 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sonucunda davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, yapılan bu tescilin hatalı olduğunu ileri sürerek davalı Hazine adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu taşınmazda zilyetliği bulunmadığını, Mahkemece gerekli araştırmanın yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

    III. MAHKEME KARARI
    Mahkemenin 23.10.2014 tarihli ve 2012/284 Esas, 2014/368 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 101 ada 90 parsel sayılı taşınmazın 23.06.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümü üzerinde davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülkiyet edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

    IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı … temyiz isteminde bulunmuştur.

    2.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.03.2016 tarihli ve 2015/4066 Esas, 2016/3426 Karar sayılı kararıyla; bilirkişi raporları arasında çelişki giderilmeden karar verildiği anlaşıldığından 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu ve 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri mühendislerinden oluşacak bilirkişi heyeti aracılığıyla yapılacak keşifte, mahalli bilirkişi ve tarafların göstereceği zilyetlik tanıklarından taşınmazın hangi tarihten beri kim tarafından kullanıldığı ve zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğü hususlarının maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, stereoskopik hava fotoğrafları üzerinde stereoskop ile jeodezi ya da fotogrametri uzmanlarından oluşacak heyete inceleme yaptırılması, 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulundan taşınmazın niteliği, zilyetliğin süresi, şekli, çekişmeli taşınmaz bölümü ile taşınmazın kalan kısmını karşılaştıran gerekçeli rapor alınması gerektiği belirtilmek suretiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    Mahkemenin 27.12.2018 tarihli ve 2016/256 Esas, 2018/619 Karar sayılı kararıyla; davacı lehine zilyetlikle mülkiyet edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu 101 ada 90 parsel sayılı taşınmazın 23.06.2014 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 5.090,78 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

    C. İkinci Bozma Kararı
    1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    2.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.04.2021 tarihli ve 2019/1155 Esas, 2021/3809 Karar sayılı kararıyla; bir önceki bozma kararının gereklerinin yerine getirilmediği, bu nedenle 3 kişilik ziraat bilirkişi ve 3 kişilik jeodozi bilirkişi kurulundan rapor alınması, davacı ve babası adına senetsizden tespit edilen taşınmazların araştırılması, dava konusu taşınmazın imar planı içinde kalıp kalmadığının araştırılması, dava konusu taşınmazda davacının zilyetliğinin mahalli bilirkişilerden sorulması ve fotoğraflarının çekilmesi gerektiği hususlarına işaret edilerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    D. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
    Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı lehine zilyetlikle mülkiyet edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle 11001 ada 90 parsel (eski 101 ada 90 parsel) sayılı taşınmazın 18.08.2022 havale tarihli jeodezi ve fotogrametri bilirkişileri tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda krokide (A) harfi ile işaretli olarak gösterilen 5.090,78 m²’lik kısmının davalı … adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile aynı kısmın davacı adına tesciline karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmadığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi.

    3. Değerlendirme
    1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması, 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla, 1086 sayılı HUMK’un uygulanacağı davalar yönünden HUMK’un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

    2. Kadastro sonucunda Kayseri ili, … ilçesi, … köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 90 parsel sayılı 142.386,92 metrekare yüz ölçümündeki ham toprak nitelikli taşınmaz, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır.

    3.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan kararın ONANMASINA,
    Temyiz eden davalı Hazine 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

    Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

    1086 sayılı HUMK’un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,

    17.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.