onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı, müvekkiline ait tarla vasfındaki taşınmazın, davalı Hazine adına tespit edilerek tapuya tescil edildiğini, ancak 30 yıldır zilyetliğini sürdürdüğünü iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, yapılan keşif ve bilirkişi raporları doğrultusunda, davacının zilyetlik koşullarını sağladığını ve taşınmazın mülkiyetini kazandırıcı zamanaşımına tabi olduğunu belirleyerek davanın kabulüne karar vermiştir.

Davalı Hazine vekili, istinaf başvurusunda bulunarak, davanın zamanaşımı ve zilyetlikle kazanma koşullarının sağlanmadığı gerekçesiyle reddedilmesini talep etmiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi’nin delil takdirinde usul ve kanuna aykırılık görmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğuna, dolayısıyla onanmasına karar vermiştir. Bu karar, kadastro öncesi hukuki nedenlere dayalı tapu iptali davalarında zilyetlik ve mülkiyet kazanımına ilişkin önemli bir içtihat oluşturmuştur.

8. Hukuk Dairesi         2023/1685 E.  ,  2024/6456 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2019/990 E., 2022/917 K.
    KARAR : Davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nin 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine,
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Artvin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2017/228 E., 2019/13 K.

    Taraflar arasındaki kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    1. Dava konusu taşınmazın bulunduğu Artvin ili … ilçesi … köyünde arazi kadastro çalışmaları 2008 yılında 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (5304 sayılı Kanun) ile değişik 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 4 üncü maddesi uyarınca yapılmış, dava konusu 105 ada 4 parsel sayılı taşınmaz 28.07.2008 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında davalı Hazine adına ham toprak niteliğiyle tespit edilmiş, 27.10.2008 ile 27.11.2008 tarihleri arasında yapılan askı ilan süresinde itiraza uğramadan 28.11.2008 tarihinde kesinleşerek aynı tarihte tapuya tescil edilmiştir.

    2. Davacı vekili dava dilekçesinde; Artvin ili … ilçesi … köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında, müvekkiline ait tarla vasfındaki taşınmazın, davalı Hazine adına tespit edilerek tapuya tescil edilen 105 ada 4 nolu parsel içerisinde bırakıldığını, müvekkiline ait taşınmazın 30 yıldır müvekkilince zilyet edildiğini ve kullanıldığını, daha evvelinde ise müvekkilinin babası tarafından 30-40 yıl boyunca kullanıldığını, taşınmazın eski tapu kaydının mevcut olduğunu, taşınmazın sonradan kardeşler arasında taksim edildiğini, dava konusu taşınmazın ise davacı müvekkiline isabet ettiğini, Artvin ili … ilçesi … köyünde davalı adına tespit edilip tapuya tescil edilen 105 ada 4 nolu parselin tapu kaydının iptali ile, içerisinde bırakılan müvekkiline ait taşınmazın, fiili kullanım durumuyla sınırlarının ve yüzölçümünün tespitinin yapılarak, davalı parselden ifraz edilerek müvekkil adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

    II. CEVAP
    Davalı Hazine Vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yerin kadim mera olup olmadığının ve zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gerektiğini, ayrıca bu gibi yerlerin ormandan kazanılan bir yer olup olmadığının belirlenebilmesi için dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosunun yapılıp yapılmadığının ve imar sahası içerisinde kalıp kalmadığının araştırılması gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 17.05.2017 tarihinde açıldığı, davacının eski tapu kaydı olan 115 parsel sayılı taşınmaza dayandığı, eski tapu kaydının incelenmesinde 07.12.1933 tarihinde … oğullarından … oğlu … adına tescilin yapıldığı, taşınmazın kadastro çalışmaları kapsamında herhangi bir parsele uygulanmadığı, eski krokisinden belirtilen hudutlar ile birebir örtüştüğünün anlaşıldığı, yapılan keşif sonrası düzenlenen fen bilirkişisi raporuna ekli krokide yeşile boyalı olarak (A) harfi ile gösterilen kısmın, 1960, 1983, 1989 ve 2003 tarihli hava fotoğraflarına göre tamamının kültür arazisi niteliğinde ve imar ihya edilerek tarımsal amaçlı kullanma ve işlemenin yapılmış olduğu, ziraat bilirkişi raporuna göre tarla vasfında, kumlu-tınlı, organik maddece zengin tarım arazisi olduğu, imar ihya konusunda daha sağlıklı karar verebilmek için kadastro tarihinden 5-20-25 ve yıl önceki tarihli hava fotoğraflarının incelenmesinde ve keşif tarihi itibariyle imar ve ihya edilmiş ve tarla vasfında olduğunun anlaşıldığı, imar ihya işleminin tamamlanmış olduğu ve zilyet edildiğinin anlaşıldığı, mahalli bilirkişi-tutanak bilirkişisi ve tanık beyanlarında ölümlerine kadar davacının babası tarafından kullanıldığı, davacının babasının yaklaşık 30 yıl önce ölümüyle mirasçılar arasında yapılan taksim sonucu davacıya dava konusu taşınmazın isabet ettiği, davacı tarafından mısır, fasulye, domates, biber gibi sebze ekmek suretiyle ekonomik amacına uygun olarak kesintisiz, aralıksız şekilde kullanıldığı, bu suretle davacının özel mülkiyete elverişli bu taşınmaz kısmının mülkiyetini kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği, intikal ve taksim nedenleriyle kazanma koşullarının oluştuğu; keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişi, tespit bilirkişi ve tanıkların birbirleriyle uyumlu ve ortak beyanlarında dava konusu yerin davacı ve murisleri tarafından tarla olarak kullanıldığı, ekonomik amaca uygun zilyedliğin 35 yıla ulaştığı yönündeki beyanları, zilyedliğin başlangıcının uygulanan hava fotoğrafları dikkate alındığında bu kısmın tıpkı aynı rapora ekli krokide yeşile boyalı olarak (A) harfi ile gösterilen kısım gibi özel mülkiyete elverişli olduğu ve davacının dava konusu taşınmazları kazanma koşullarını sağladığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, Artvin ili … ilçesi … köyü, … kayası mevkii, 105 ada 4 parsel sayılı taşınmazın iptali ile Harita ve Kadastro Mühendisi Harita bilirkişisi …’in 20.12.2017 tarihli raporuna ekli 2 nolu krokide (A) harfi ile yeşil renkte boyalı olarak gösterilen kısmın … köyü 105 ada ‘nın en son parsel numarasını takip eden parsel numarası verilmek sureti ile (A=1770,92 m2) yüzölçümünde tarla vasfı ile davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, 105 ada 4 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünden (A=1770,92 m2) ‘nin ifrazı ile geriye kalan (B) harfi ile kırmızı renkte boyalı olarak gösterilen kısmın aynı vasıf ve maliki adına … köyünün 105 adanın en son parsel numarasını takip eden parsel numarası verilmek sureti ile tescil maliki Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı Hazine vekili istinaf başvuru dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinde usul ve kanuna aykırılık görülmediği gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve hak düşürücü süreler dolduktan sonra açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, zilyetlikle kazanma koşullarının sağlanmadığını, somut olayda 20 yıllık sürenin tamamlanmadığı, imar ihya koşullarının sağlanmadığını, tarafların zilyetliklerinin bulunmadığını ve taşınmazın kendilerine ait olduğuna dair ilgili kanunda sayılan belgelerin bulunmadığını, Hazinenin davada yasal hasım olduğu gözetilerek yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerekirken yargılama giderlerinin Hazineden alınmasına karar verilmesinin ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarının yetersiz araştırma ve inceleme sonucunda hazırlandığını, eksik araştırma sonucu verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu açıklayarak, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14, 17 inci maddeleri.

    3. Değerlendirme
    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

    Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.