onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında, orman vasfına sahip taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacağına dair hukuki değerlendirmeleri içermektedir. Davacı, müvekkiline ait taşınmazların orman kadastrosu kapsamındaki bir parselde bulunduğunu ve bu nedenle tapu kaydının iptalini talep etmiştir. Ancak, davalı taraf, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufunda olduğunu, dolayısıyla özel mülkiyete konu olamayacağını savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesi, orman bilirkişi raporuna dayanarak, dava konusu yerin orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını ve davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını belirterek davayı reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi de, 3402 sayılı Kanun’un 12/3 üncü maddesi gereğince, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağına hükmetmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını, 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi uyarınca bozmuş ve ilk derece mahkemesinin kararının gerekçesinin değiştirilerek yeniden hüküm kurulması gerektiğine karar vermiştir. Bu durum, orman vasfındaki taşınmazların mülkiyetine ilişkin hukuki belirsizlikleri ve kadastro süreçlerinin önemini vurgulamaktadır.

8. Hukuk Dairesi         2023/3044 E.  ,  2024/8030 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/230 E., 2023/278 K.
    DAVA TARİHİ : 22.05.2017
    KARAR : Davacı vekilinin istinaf taleplerinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/(1)-b.1 inci maddesi gereğince reddine
    İLK DERECE MAHKEMESİ : İvrindi Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2017/113 E., 2018/128 K.

    Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
    Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    K A R A R
    Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 6831 Sayılı Orman Kanunu’na (6831 sayılı Kanun) göre yapılıp 06.07.2001 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B çalışması, 2007 yılında yapılan arazi kadastrosu ile 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4 üncü maddesi gereğince yapılıp 2010 yılında ilan edilen kullanım kadastrosu çalışmaları bulunmaktadır.
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Balıkesir ili Balya ilçesi Çamucu Mahallesi 101 ada 127 parselin orman vasfıyla Hazine adına tescil edildiğini, bu parsel içerisinde müvekkiline ait olan ve yaklaşık 40-50 yılın üzerindeki bir süreden beri malik sıfatıyla nizasız ve fasılasız kullandıkları taşınmazların bu parsel içeresinde kaldığını, müvekkiline ait olan Çamucu mah. 101 ada 85 parsel sayılı taşınmazın 127 parsel ormanına bitişik olduğunu, müvekkiline ait taşınmazın üzerinde ahır ve saya bulunduğunu, ahırın bir kısmının ve çitle çevrili sayasının 127 parselin içinde kaldığını, ayrıca aynı yerde müvekkilinin 1,5 dönüm meyve ağaçları bulunan yeri de 127 parselin içinde kaldığını belirterek, Balıkesir ili Balya ilçesi Çamucu Mahallesi 101 ada 127 parselde kayıtlı taşınmazın tapu kaydının kısmen iptali ile müvekkiline ait 101 ada 85 parsele ilave edilmesine veya ayrı parsel olarak müvekkil adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresi içerisinde açılmadığından reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufunda olan yerlerden olduğunu, özel mülkiyete konu olabilen yerlerden olmadığından orman vasfı ile Hazine adına tespit gördüğünü, dava konusu yerin çevresindeki Devlet ormanlarıyla bütünlük arz eden toprak ve bitki örtüsüne sahip olduğunu, Devlet ormanlarının süresi ne olursa olsun satış ve zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
    Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığından reddi gerektiğini, dava konusu yerin orman vasfında olduğunu, bitki örtüsü, eğim ve toprak yapısı itibariyle orman olduğunu, kesinleşmiş orman kadastro harita ve tutanakları ve memleket haritasına göre de orman sınırları içerisinde kaldığını, kesinleşmiş orman kadastrosuna itirazın mümkün olmadığını, ormanların ayrıca zilyetlik, zamanaşımı, işgal, taşı ile kazanılması ve özel mülkiyete konu edilmesinin söz konusu olmadığını belirterek, davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
    Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
    İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; orman bilirkişi rapor ve krokisinden dava konusu yerin orman kadastrosu tahdit sınırları içerisinde kaldığının anlaşıldığı, dava tarihi itibariyle davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, ayrıca orman bilirkişisinin raporunda dava konusu yerlerin memleket haritasında, eski tarihli hava fotoğraflarında, eski tarihli amenajman planlarında orman olarak gösterildiği, 3116 sayılı Kanun’unda ki orman tarifine uyduğu ve geçmişi itibariyle 6831 sayılı Kanun kapsamında orman ve orman toprağı sayılan yerlerden olduğunun belirtildiği, dolayısıyla öncesi orman olan yerlerin zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu taşınmaza ait kadastro tutanağının 2007 yılında kesinleştiği, davanın ise 22.05.2017 tarihinde açılmış olduğu, dava sebeplerinin de kadastro öncesi hukuki sebeplere dayandığı, 3402 sayılı Kanun’un 12/3 üncü maddesi gereğince 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak dava açılamayacağı ve itiraz edilemeyeceği, mahkemenin kabul ve değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf taleplerinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/(1)-b.1 inci maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
    Davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı, ziraat ve orman bilirkişilerin taşınmazın orman vasfında olduğunu belirtilen raporlarını kabul etmedikleri, bilirkişilerin fotoğraflarında görüldüğü üzere dava konusu taşınmazda asma ve meyve ağaçları bulunduğu, söz konusu yerlerin orman arazisi olmadığı ve orman kadastrosuna tabi olmadığı gerekçeleriyle temyiz edilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    Yukarıda belirtildiği üzere İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde ise arazi kadastrosu sonrası 3402 sayılı Kanun’un 12/3 üncü maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle esastan ret kararı verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf istemiyle önüne gelen dosya ve karar bir bütün olarak değerlendirilerek, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/(1)-b maddesinde yer alan “b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir” düzenlemesi uyarınca, İlk Derece Mahkemesi kararından farklı bir gerekçe ile istinaf isteminin reddine karar verilecek olsa dahi, şayet yeniden hüküm kurulacak ise, İlk Derece Mahkemesi kararının tamamen kaldırılması ve tüm hükümlerin yeniden kurulması gerekir. Çünkü Bölge Adliye Mahkemelerinin İlk Derece Mahkemesi kararlarının gerekçe veya hüküm fıkrasını düzelterek onama yetkisi bulunmamaktadır.
    Bu düzenlemeler karşısında somut olay değerlendirildiğinde, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/(1)-b/2 nci maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince gerekçe değiştirilmek suretiyle yeniden hüküm kurulması gerekirken az yukarıda değinildiği üzere Bölge Adliye Mahkemelerinin, İlk Derece Mahkemesi kararlarını gerekçe veya hüküm fıkrasını düzelterek onama yetkisi olmadığından Bölge Adliye mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmaması ve talep hakkında yeniden hüküm kurulmamış olması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; dava konusu 101 ada 127 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tutanağının ve 2001 yılında 6831 Sayılı Kanun’a göre yapılan orman kadastrosuna ait askı ilan evrakının dosya arasına getirtilmemesi de usul ve yasaya uygun bulunmadığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.