|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkin bir uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacılar, Hazine adına kayıtlı 375/4320 hissenin tapu kaydının iptalini ve kendi miras payları oranında tescilini talep etmişlerdir. Davalı Hazine ise, kadastro tespitinin kesinleştiğini ve hak düşürücü sürenin geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkeme, davacıların uzun süreli zilyetlik iddialarını değerlendirerek davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Yargıtay, mahkemenin kararını bozarak, tescil edilecek payların hangi paydan iptal edileceği ve infazın nasıl gerçekleştirileceği konularında belirsizlikler olduğunu belirtmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda, bilirkişi raporuna dayanarak davanın kabulüne ve Hazine payının iptaline karar verilmiştir. Hazine vekilinin temyiz itirazları ise, usul ve yasaya aykırılık iddialarıyla sınırlı kalmış ve Yargıtay, bu itirazları yerinde görmeyerek kararı onamıştır. Sonuç olarak, Yargıtay, kadastro öncesi tapu kaydının iptali ve tescil taleplerinin hukuki çerçevede değerlendirildiği bu davada, mirasçılar lehine karar verilmesini sağlamıştır. |
1. Hukuk Dairesi 2023/3928 E. , 2024/7086 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/115 E., 2022/507 K.
HÜKÜM : Kabul
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16.Hukuk Dairesinin 07.10.2016 tarihli 2016/11821 Esas 2016/7560 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Silivri ilçesi ….. köyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucu 297 parsel sayılı taşınmazın yarı hisseli olacak şekilde Hazine ve … mirasçıları adına tescil edildiğini, daha sonra bir kısım mirasçılar tarafından açılan tapu iptali ve tescil davası sonucu bu davacıların miras hisseleri oranında Hazine payının iptaline karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, davacıların da … mirasçıları olduklarını ileri sürerek miras yoluya gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 297 nolu parselde Hazine adına kayıtlı 375/4320 hissesinin tapu kaydının davacıların miras hissesi oranında iptali ile davacılar adına tapuya tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 1980 yılında kesinleştiğini, dava tarihi itibarı ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.02.2014 tarih ve 2004/326 Esas 2016/509 Karar sayılı kararıyla; Silivri Kadastro Mahkemesinin 1983/140 Esas 19977109 Karar sayılı kesinleşmiş kararına göre dava konusu taşınmazın davacıların murisi … mirasçıları tarafından en az 50 seneden beri çekişmesiz ve aralıksız kullanıldığı ve dayandıkları kök tapu kaydı olan 1321 tarih 36 nolu kök tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığının kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 07.10.2016 tarihli 2016/11821 Esas 2016/7560 Karar sayılı ilamıyla; “… davalı Hazinenin sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı ancak Mahkemece kurulan hükümden, çekişmeli taşınmazın parsel numarasına ve davacılar adına tesciline karar verilen payların hangi paydan iptal edileceğine yer verilmediği gibi, tescile karar verilen her bir payın, pay ve paydası farklı olup davalı Hazine payından kaç pay iptal edileceği, geriye pay kalıp kalmadığı hususlarının anlaşılamadığı, davacılar adına tescile karar verilen pay miktarlarının, infaza elverişli şekilde hangi taşınmazdan ve taşınmazdaki maliklerden hangisinin payından iptal edileceği hüküm yerinde açıkça belirtilerek infazı mümkün doğru sicil oluşturacak nitelikte hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu gibi infazı mümkün olmayacak şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu” açıklanarak karar bozulmuştur.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamında belirtildiği üzere davacıların miras paylarının belirlenmesi için alınan uzman bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne, 297 parsel sayılı taşınmazda davalı Hazine adına kayıtlı 375/4320 hissenin tapu kaydının iptali ile 68/4320 hissesinin davacılar …, … ve … adına, 45/4320 hissesinin davacılar …, … ve … adına, 17/4320 hissesinin davacı … adına, 51/4320 hissesinin davacı … adına, 68/4320 hissesinin davacı … adına, 12/4320 hissesinin davacı…. Makiniz adına, 17/4320 hissesinin davacı … adına, 17/4320 hissesinin davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, kalan kısmın davalı Hazine uhdesinde bırakılmasına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrar ile davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, Asliye Hukuk Mahkemesinde bir kısım mirasçılar tarafından açılan davanın diğer mirasçılar yönünden hak düşürücü süreyi kesmeyeceğini, mirasçılar arasında müşterek mülkiyetin söz konusu olduğunu, Mahkemece bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini ancak itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190.maddesi,
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi,
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 713/1. maddeleri.
3. Değerlendirme
Silivri ilçesi …. köyünde 1980 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucu 297 parsel sayılı 91.200,00 m2 yüz ölçümlü taşınmaz tarla vasfı ile tapu kaydına dayanılarak ½ payla Hazine, ½ payla … mirasçıları adına tespit edilmiş, daha sonra Kadastro Mahkemesine açılan dava sonucu tespit gibi 2160/4320 hissenin Hazine adına, kalan hissenin…. mirasçıları adına tesciline karar verilmiş ve bu karar Yargıtay denetiminden geçerek 07.12.1998 tarihinde kesinleşmiştir.
297 parsel sayılı taşınmaz hakkında bir kısım mirasçılar tarafından açılan Silivri Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.05.2000 tarih 1999/284 Esas 2000/198 Karar sayılı kararı ile 375/4320 hissesi Hazine adına tescil edilmiş ve bu karar Yargıtay denetiminden geçerek 20.05.2003 tarihinde kesinleşmiştir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un uygulanacağı davalar yönünden HUMK’un 428.maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Hazine vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
492 sayılı Harçlar Kanunun değişik 13. maddesinin “j” bendi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
25.12.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.