|
ÖZET: Uyuşmazlık, Ağrı ili … ilçesi … Köyü’nde bulunan 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine itiraz edilmesi üzerine ortaya çıkmıştır. Davacı, bu taşınmazın mera vasfında olduğunu savunarak, kadastro tespitinin iptal edilmesini talep etmiştir. Davalı Hazine ise, taşınmazın orman vasfıyla tespit edildiğini ve mera olarak sınırlandırılmasının hukuki yarar sağlamayacağını ileri sürmüştür.
Mahkeme, yapılan bilirkişi incelemeleri ve teknik raporlar doğrultusunda, taşınmazın geçmişteki niteliğinin belirlenmesi gerektiğine karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesi, taşınmazın orman vasfında olduğuna hükmederek davayı reddetmiştir. Ancak Yargıtay, yapılan incelemelerin yetersiz olduğunu belirterek, yeniden keşif yapılmasını istemiştir. Yeniden yapılan yargılama sonucunda, taşınmazın bir kısmının mera vasfında olduğu, diğer kısmının ise orman sayılan yerlerden olduğu tespit edilmiştir. Mahkeme, bu doğrultuda davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar vermiştir. Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararını onayarak, tarafların temyiz taleplerini reddetmiştir. |
8. Hukuk Dairesi 2022/486 E. , 2024/6033 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2014/21 E., 2021/63 K.
KARAR : Davanın Kısmen Kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı … Tüzel Kişiliği temsilcisi, davalı Hazine vekili, davalı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Ağrı ili … ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 1 parsel sayılı 1.794.915,51 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 5304 Sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (5304 Sayılı Kanun) değişik 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) 4 üncü maddesi gereğince yapılan orman sınırlandırılması sırasında orman vasfı ile Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacı … Köy Tüzel Kişiliği Temsilcisi dava dilekçesinde; … Özel İdare Müdürlüğü’nün 171 Tahririnde kayıtlı otlakiye ve meranın köyleri adına kayıtlı olduğunu, bu yerin kadastro çalışmaları esnasında Ağrı ili, … ilçesi, … Köyü 101 ada 1 nolu parsel olarak orman vasfıyla tespit edildiğini ancak bu taşınmazın mera olduğunu, dava konusu yerin kadastro tespitinin iptal edilerek mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; Dava konusu taşınmazın “tarıma elverişsiz boş arazi” vasfı ile Hazine adına tapulu yerlerdenken 1985 yılında “ağaçlandırmak üzere” Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edildiğini ve ağaçlandırıldığını, Orman vasfı ile Hazine adına tespit edilen yerlerin, mera olarak sınırlandırılması için dava açılmasının hukuki ve maddi yarar sağlamayacağından davanın reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın davacı köyün dayandığı 1937 gün ve 171 tahrir sayılı vergi kaydının kapsamı içinde kaldığı ispatlansa dahi vergi kaydının mülkiyet belgesi olmadığını, zilyetlikle birleşmeyen köye ait vergi kaydının hukukça değer taşımayacağını, meraların kurum mülkiyeti Hazineye, intifa (kullanma) hakkının ise ilgili Köy Tüzel Kişiliğine ait olduğunu, dava konusu taşınmazın mera vasfında olduğu tespit edilse dahi tespitin Hazine adına yapılması gerektiğini, usule ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olarak açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Eleşkirt Kadastro Mahkemesi’nin 28.09.2012 tarih, 2008/17 Esas, 2012/55 Karar sayılı ilamı ile; ” Orman mühendisi ve ziraatçi mühendisi bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli ve denetlemeye elverecek biçimde rapor alındığı, bilirkişilerin raporunun objektif bulgulara ve eylemli duruma uygun düştüğünü, ziraat bilirkişisi raporundan ve özellikle orman mühendisi tarafından hazırlanan bilirkişi raporundan taşınmazın evveliyatının orman olduğunun anlaşıldığı, evveliyatı orman olan bir yerin süresi ne olursa olsun zilyetlikle kazanılamayacağı, orman toprağının dahi orman sayılan yerlerden olduğu, orman bütünlüğünün korunması gerektiği, Eleşkirt Asliye Hukuk Mahkemesince iş bu yere ilişkin daha önce verilmiş bir karar bulunsa dahi bu dosyada yeterince orman araştırmasının yapılmadığı, keşif esnasındaki gözlemden ve teknik bilirkişi raporlarından davanın reddedilmesi gerektiği vicdani kanaatine ulaşıldığı ” gerekçesiyle, davanın reddine ve Ağrı ili … ilçesi … Köyü … Mevkiinde kain 101 ada 1 parsel nolu taşınmazın kadastro tespit tutanağında belirtilen miktar, ölçü ile orman vasfı ile Hazine adına tapu siciline tespit gibi tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı, Köy Tüzel Kişiliği tarafından temyiz edilmiştir.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.02.2013 tarihli ve 2013/319 Esas, 2013/1699 Karar sayılı ilamıyla; ” yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı, çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olup olmadığının açık ve net olarak belirlenmesinin gerektiği, hükme esas alınan raporlardan çekişmeli taşınmazın öncesinin ve eylemli durumunun orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenemediği açıklanarak, uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden keşif yapılarak taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi ve fen bilirkişiden dava konusu taşınmaz üzerinde Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.10.1989 gün 1987/17-119 sayılı kararına konu bölümü gösterir rapor alınarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi ” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ” davacı Köy Tüzel Kişiliği ve Orman İdaresi arasında görülüp Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1987/17 E., 1989/119 K. sayılı elatmanın önlenmesi davasında davanın kabulüne ve davalı … İdaresinin müdahalesinin önlenmesine karar verilmiş ve krokiye bağlanan (B) bölümünün de davacı … Tüzel Kişiliği’ne ait olan 171 tahrir nolu vergi kaydının kapsamında kaldığı belirlenmiş ise de, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 114/1-i (HUMK 237.) maddesi anlamında bu kararın yalnızca davacı Köy ile davalı … İdaresi arasında kesin hüküm oluşturup, kuru mülkiyet sahibi Hazine yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı, ayrıca bu kararın kapsamının ağaçlandırılmak üzere tahsisi yapılan sahaya ilişkin bulunduğu göz önünde bulundurularak çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği, davacının 171 numaralı vergi kaydına dayanılması nedeniyle vergi kaydının kapsam tayininin keşif uygulaması neticesinde yapıldığı, kaydın dava konusu taşınmazı kapsadığının tespit edildiği, vergi kaydının gayrisabit hudutlar ihtiva etmesi nedeniyle doğusunda ve güneyinde okunan “…, … ve … çayırları ” olan sabit sınırdan başlanarak miktarı itibariyle fen bilirkişisince taşınmazın ifrazının yapıldığı, 04.08.2021 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen kısmına esas olarak yapılan incelemede; taşınmazın üzerinde orman kurabilecek kapalılık ve sıklıkta ağaçların bulunmadığı, dereye yakın kesimlerde çalı formunda bitkilerin olduğu, üzerindeki çalıların münferit halde olduğu, topraklarının orman toprağı yapısında olmadığı, mera toprakları yapısında olduğu, otlatma amacıyla kullanılan zayıf mera özelliklerini taşıdığı ve hayvanlar tarafından otlatıldığı, orman bütünlüğünü bozmadığı, yapılan keşifteki mahkeme gözlemi ve alınan teknik raporlara göre anlaşıldığı, taşınmazların geçmişteki niteliğini belirlemeye yönelik memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarının uygulaması neticesinde de 1937 yılında açıklık olduğu, 1945 yılında üzerinde açıklık olduğu, üzerinde orman ağaçlarının bulunmadığı, 1950 yılında mera vasfında olduğu, 1954 yılında çekilmiş hava fotoğraflarında açık alan olduğu, mera vasfında olduğu, üzerinde orman ağaçlarının ve orman örtüsünün bulunmadığı, orman bütünlüğünü bozmadığı, 1956 baskılı memleket haritalarında üzerinde herhangi bir sembol bulunmayan beyaz renge boyalı alanlarında kaldığı, orman alanı olmadığı, 1983 tarihinde çekilmiş hava fotoğrafında genelde açık alan olduğu, dere kenarlarında ve alanda münferit halde çalı formunda bitkilerin olduğu, çalıların ormanı oluşturabilecek kapalılık ve sıklıkta olmadığı, orman bütünlüğünü bozmadığı, 1985 tarihli memleket haritasında genelinin beyaz renge boyalı olduğu doğu kısımlarının alandaki çalılardan kaynaklı yeşil renge boyandığı, 2013 tarihli uydu fotoğraflarında mevcut durumdaki gibi alan üzerinde münferit çalıların olduğu, alandaki çalı formundaki bitkilerin orman ekosistemini oluşturabilecek kapalılık ve sıklıkta olmadığı, orman bütünlüğünü bozmadığı, güncel orman amenajmanı meşcere haritasında orman alanlarında kalmadığının tespit edildiği, böylece dava konusu taşınmazın 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar uyarınca orman sayılmayan yerlerden olduğunun yapılan keşif ve hüküm kurmaya elverişli olan alınan teknik rapor doğrultusunda kabul edildiği, (A) harfi ile gösterilen kısmın halihazırda mera vasfında olduğunun alınan teknik rapor ve mahkeme gözlemi ile anlaşıldığı, nitekim bir taşınmazın geçmişteki niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarından yararlanarak yapılan incelemede de taşınmazın mera vasfında olduğu ve komşu mera parselleri ile bütünlük arz ettiği, keza keşifte dinlenilen bilirkişilerce de dava konusu taşınmazın kadimden beri köy halkı tarafından hayvan otlatmak suretiyle mera olarak kullanıldığının beyan edildiği, somut ve bilimsel verilere uygun olan bilirkişi beyanlarına da itibar edildiği, her ne kadar davacı tarafın dayandığı Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1987/17 E., 1989/119 K. sayılı kararında bu kısmın da içerisinde kaldığı alanın orman yönetimine bırakılmasına karar verilmişse de bu kararın kesin hüküm teşkil etmediği, bahsi geçen karar tarihinden önce de taşınmazın kadim mera olduğunun tespit edildiği gözetilerek taşınmazın bu kısmının kadim mera vasfında orta malı olduğunun kabul edildiği, Fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen alan dışında kalan kısmın dayanılan vergi kaydının miktar fazlası olduğu, bu kısmın üzerinde kısım kısım 40-45 yaşlarında titrek kavak ve huş ağaçlarında oluşan ağaç topluluklarının bulunduğu, ağaç toplumlarının bulunduğu yerlerin topraklarının orman toprağı yapısına dönüştüğü, alanın ekilip işlenmediği, biçilmediği, ağaç topluklarının büyüklüklerinin 3 hektardan daha fazla olduğunun yapılan keşifteki mahkeme gözlemi ve alınan teknik raporlara göre anlaşıldığı, taşınmazların geçmişteki niteliğini belirlemeye yönelik memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarının uygulaması neticesinde de 1937 yılında açıklık olduğu, 1945 yılında üzerinde açıklık olduğu üzerinde orman ağaçlarının bulunmadığı, 1950 yılında mera vasfında olduğu, 1954 yılında çekilmiş hava fotoğraflarında açık alan olduğu, mera vasfında olduğu, üzerinde orman ağaçlarının ve orman örtüsünün bulunmadığı, orman bütünlüğünü bozmadığı, 1956 baskılı memleket haritalarında üzerinde herhangi bir sembol bulunmayan beyaz renge boyalı alanda kaldığı, orman alanı olmadığı, 1983 tarihinde çekilmiş hava fotoğrafında alanda parçalar halinde ağaç topluluklarının bulunduğu, ağaçların belirli bir kapalılık ve sıklık oluşturduğu, alanın kısım kısım orman vasfında dönüşmüş olduğu, 1985 tarihli memleket haritasında 1983 tarihli hava fotoğrafındaki ağaç topluluklarının bulunduğu, yerlerin üzerinde yapraklı orman ağacı sembolleri bulunan yeşil renge boyandığı, 2013 tarihli uydu fotoğraflarında mevcut durumdaki gibi alan üzerinde kısım kısım orman yapısını oluşturabilecek kapalılık ve sıklıkta ağaç topluluklarının bulunduğunun tespit edildiği, böylece dava konusu kısmın 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar uyarınca orman sayılmayan yerlerden oldukları ancak 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) 1 inci maddesine göre devlet ormanı sayılan yerlerden olduğunun anlaşıldığı, Fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen kısım dışında kalan kısmının orman sayılan yerlerden olduğunun alınan teknik rapor ve mahkeme gözlemi ile anlaşıldığı, her ne kadar keşifte dinlenilen bilirkişilerce de dava konusu taşınmazın kadimden beri köy halkı tarafından hayvan otlatmak suretiyle mera olarak kullanıldığı beyan edilmişse de orman vasfındaki bir taşınmazın başka bir amaçla kullanılmasının vasfını değiştirmeyeceği, her ne kadar Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1987/17 E., 1989/119 K. kararında bu kısma dair orman yönetiminin müdahalesinin menine karar verilmişse de bu kararın kesin hüküm teşkil etmediği, kaldı ki bahsi geçen karar tarihinden önce de taşınmazın bu kısmının orman sayılan yerlerden olduğunun tespit edildiği gözetilerek taşınmazın bu kısmının orman sayılan yerlerden olduğunun kabul edildiği ” gerekçesiyle, davacı Köy Tüzel Kişiliği’nin davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu Ağrı ili … ilçesi … Köyü’ne kain 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile, 04.08.2021 hakim havale tarihli Fen bilirkişi raporunun 3. sayfasına ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 105000.00 m2 lik alana esas olarak davanın Kabulü ile o adanın son parsel numarasından sonra gelen ilk parsel numarası verilerek 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16/B maddesi uyarınca “mera” Vasfı ile Sınırlandırılmalarına ve Özel Sicillerine Yazılmasına, 04.08.2021 hakim havale tarihli Fen bilirkişi raporunun 3. sayfasına ekli krokide (A) harfi ile gösterilen alan dışında kalan kısma esas olarak davanın reddi ile aynı ada ve parsel numarası altında “orman” vasfı ile Hazine adına tapu siciline kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı … Tüzel Kişiliği temsilcisi, davalı Hazine vekili ve davalı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı … Tüzel Kişiliği Temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; kararın aleyhlerinde olan kısmı hatalı olduğundan bozulması gerektiğini, dava konusu taşınmazın mera olduğunun Eleşkirt Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen karardan belli olduğunu, taşınmazın tutanaklarına, krokisine ve çevre taşınmazlarına bakıldığında mera olduğunun somut delillerle belli olduğunu, dinlenen tanık beyanlarına bakıldığında bahsi geçen taşınmazın mera olarak uzun yıllardır kullanıldığının, taşınmazın orman ile bir ilgisinin olmadığını beyan ettiklerini, orman olarak bahsi geçen kısımda orman örtüsünün bulunmadığı, mera vasfının olduğu, çalıların ormanı oluşturabilecek kapalılıkta ve sıklıkta olmadığı, topraklarının orman toprağı yapısında olmadığı, mera toprakları yapısında olduğu, otlatma amacıyla kullanılan yerler olduğunun dosyadaki bütün belge ve delillerle belli olduğunu açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay bozma ilamında belirtilen hususların dikkate alınmadığını, eksik inceleme ve araştırmayla kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarının dosyayı aydınlatmaktan uzak olduğunu, raporda komşu taşınmazlar ile kıyaslama yapıldığına değinildiğini ancak bu hususun raporda ayrıntılı olarak ortaya konulmadığını, bilirkişi raporlarının gerekçelendirilmediğini, raporlara itiraz edildiğini ancak mahkemece itirazlarının dikkate alınmadığını, mahalli bilirkişiler ve tutanak tanıklarının tarafsızlığından bahsedilemeyeceğinden beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, bozmadan önce ve sonra taraflarınca yatırılan ve dosyada kullanılan yargılama giderleri hususunda “5-Davalı Hazine tarafından yapılan yargılama giderlerinin davanın kabul ve red durumu dikkate alınarak kendi üzerinde bırakılmasına…” şeklinde verilen kararın da hukuka aykırı olduğunu açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.
3. Davalı … İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman haritasındaki konumu, eğimi, toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresindeki taşınmazlar itibariyle incelendiğinde orman sayılan yerlerden olduğunu, gerek evveliyatı gerekse halihazır durumuyla 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) 1 inci maddesine göre orman niteliğinde bulunan taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılması halinde yöredeki orman bütünlüğünün bozulacağının şüphesiz olduğunu, dava konusu parselin eğim grubunun %35-40’a kadar değiştiğini, bir yerin eğiminin %12’yi geçmesi halinde toprak muhafaza karakteri taşıdığının, ormana komşu olmasından dolayı ise orman muhafaza karakteri taşıdığının kabulünün zorunlu olduğunu, taşınmaz halen yürürlükte olan 6831 sayılı yasaya göre devletleştirilen ve 5658 Sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair KAnun (5658 Sayılı Kanun) göre iadeye tabi yerlerden olmadığını, arazinin bütünlük arz etmesi nedeniyle fiilen orman sayılan bu yerlerin orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tescil edilmesi gerektiğini açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 6831 Sayılı Orman Kanunu. 4342 Sayılı Mera Kanunu,
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı … Tüzel Kişiliği temsilcisi, davalı Hazine vekili ve davalı … İdaresi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL’nin temyiz eden davacı … Tüzel Kişiliği’nden alınmasına,
7139 sayılı Kanun’un 33. Maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
Harçtan muaf olduğundan Hazine’den harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.