|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kadastro tespitine itiraz davasında, taşınmazların kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığına dair bir uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacı Hazine, 114 ada 240, 241, 246, 247, 248 ve 250 parsel sayılı taşınmazların mera olarak tescil edilmesi talebiyle dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesi, 240 parsel için kısmen kabul, diğer parseller için ise reddedici bir karar vermiştir. Ancak Yargıtay, yerel mahkemenin kararını, bilirkişi raporları ve çevresel koşullar ışığında inceleyerek hatalı bulmuş ve taşınmazların mera vasfıyla sınırlandırılması gerektiğine hükmetmiştir.
Yargıtay, özellikle 240 parselin içerisinde bulunan (A1) kısmının zilyetlik durumunu değerlendirerek, bu bölümün mera özelliği göstermediği sonucuna ulaşmış, diğer parsellerin ise mera bitki örtüsü ile kaplı olduğunu ve kamu orta malı niteliğinde olduğunu belirtmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, davacı Hazine’nin itirazını kabul ederek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına ve tüm taşınmazların mera vasfıyla tesciline karar vermiştir. Bu karar, kadastro işlemlerinin ve kamu malı niteliğindeki taşınmazların tespitinde önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
8. Hukuk Dairesi 2022/4550 E. , 2024/6887 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2017/6 E., 2021/1 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili ve davalı … ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında Yaylacık köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 114 ada 240, 241, 246, 247, 248 ve 250 parsel sayılı ve sırasıyla 1.533.458,10 , 204.443,31 , 169.200,99 , 218.188,20 , 491.772,95 ve 4.337.728,05 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, vergi kaydı, ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ve otlakiye vasfıyla … ve müşterekleri adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazların kamu orta malı niteliğinde mera olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece, ayrı ayrı açılan davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda çekişmeli 114 ada 240 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 19.06.2012 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümün mera olarak sınırlandırılmasına, (A) harfi ile gösterilen bölümün ise tespit gibi tesciline; çekişmeli 114 ada 241, 246, 247, 248 ve 250 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davaların reddi ile tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiş; Yargıtay (Kapatılan) 16.Hukuk Dairesinin 02.5.2014 tarihli ve 2014/3373 Esas, 2014/5190 Karar sayılı ilamı ile “Davacı Hazinenin çekişmeli 114 ada 240 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazları yönünden denetime elverişli biçimde mera araştırmasının yapılması, 114 ada 241, 246, 247, 248 ve 250 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince; taşınmazların çevresinin kamu orta malı niteliğinde mera taşınmazı ile çevrili bulunması ve alınan ziraat bilirkişi raporundaki tespitler karşısında, Hazinenin davasının kabulü ile söz konusu taşınmazların mera vasfıyla sınırlandırılmalarına karar verilmek gerekirken, yerel bilirkişi ve tanıkların soyut açıklamalarından hareketle hatalı değerlendirme yapılarak reddine karar verilmesinin” hatalı olduğuna değinilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 114 ada 240 parsel sayılı taşınmazın içerisinde fen bilirkişi krokisinde A1 harfi ile gösterilen yerin kadastro tespitine kadar davasız aralıksız malik sıfatıyla en az 20 yıldan fazladır davalıların eklemeli zilyetliğinde bulunduğu ve ekonomik zilyetliğe uygun kullanıldığı, talep edilen bu kısımların mera özelliği göstermediği, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufunda olmayan yerlerden olduğu ve tarla vasfında olduğu, “(A2), (A3), (A4), (A5), (A6)” harfleri ile gösterilen kısımların ise devletin hüküm tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, 114 ada 241, 246, 247, 248 ve 250 parsel sayılı taşınmazların çevresi, kamu orta malı niteliğinde mera ile çevrili bulunduğu, yapılan keşifte hazır bulunan ziraat bilirkişisi raporunda, 114 ada 241, 246, 247, 248 ve 250 parsel sayılı taşınmazların, komşu mera taşınmazları ile aynı özellikleri gösterdiği, tarım arazisi olarak kullanılmadıkları ve mera bitki örtüsü ile kaplı bulundukları, mera vasfında olduklarının belirtildiği, çekişmeli taşınmazların çevresinin kamu orta malı niteliğinde mera taşınmazı ile çevrili bulunması ve alınan ziraat bilirkişi raporundaki tespitler karşısında soyut içerikli yerel bilirkişi ve tanık sözlerine itibar edilemeyeceği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar verilerek İspir ilçesi, Yaylacık köyü 114 ada 240 parsel sayılı taşınmazda 28.12.2017 tarihli fen bilirkişisi raporunda (A1) harfi ile gösterilen taralı kısımla ilgili olarak davacının davasının reddine, dava konusu taşınmazın (A1) harfi ile gösterilen kısmının tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, “(A2), (A3), (A4), (A5), (A6)” harfleri ile gösterilen kısımlarla ilgili olarak davacının davasının kabulüne ve mera vasfıyla orta malı olarak sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına, 114 ada 250, 114 ada 241, 114 ada 246, 114 ada 247, 114 ada 245, 114 ada 248 parsel sayılı taşınmazların mera vasfıyla orta malı olarak sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hükme karşı davacı Hazine vekili ve davalı … ve müşterekleri vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı … ve müşterekleri vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece her ne kadar 114 ada 240 parsel sayılı taşınmazın içerisinde fen bilirkişi krokisinde (A1) harfi ile gösterilen yerin kadastro tespitine kadar davasız aralıksız malik sıfatıyla en az 20 yıldan fazladır davalıların eklemeli zilyetliğinde bulunduğu ve ekonomik zilyetliğe uygun kullanıldığı, talep edilen bu kısımların mera özelliği göstermediği, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufunda olmayan yerlerden olduğu ve tarla vasfında olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde sonuca gidilmiş ise de bu kabule katılmak mümkün değildir. Şöyle ki tüm dosya kapsamı incelendiğinde davalıların 23.05.2003 tarihli dilekçe ile kaymakamlığa başvuruda bulunarak kullanımlarda olan “yayla”yı kiraya verebilmek için izin istedikleri, dolayısı ile çekişmeli taşınmazın mera olduğunu kabul ettikleri; dosya arasındaki taşınmaza ilişkin fotoğraflardan davalılar adına tescil edilen (A1) kısmının dere yatağı etki alanı içinde olup meradan ayırıcı unsurunun bulunmadığı görülmüştür.
Açıklanan bu sebeplerle davacı Hazinenin davasının tümü ile kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulü hatalı olduğundan Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
S O N U Ç : Davalı … ve müşterekleri vekilinin temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle reddine,
Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.