onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kadastro tespitine itiraz davasında, davacı Hazine ile davalılar arasında taşınmazların mülkiyeti üzerindeki uyuşmazlığı ele almaktadır. İlk Derece Mahkemesi, Hazine’nin tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsamadığını ve davalıların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarını sağladığını belirterek davanın reddine karar vermiştir.

Yargıtay, temyiz incelemesi sonucunda, İlk Derece Mahkemesi’nin kararını bozmaya gerek duymamış, Hazine’nin itirazlarını reddetmiştir. Ancak, davalıların lehine olan 101 ada 262 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan değerlendirmede, zilyetlikle iktisabın mümkün olmadığına dair hüküm, dosya kapsamına uygun bulunmamıştır.

Sonuç olarak, Hazine’nin itirazları reddedilirken, davalıların zilyetlik koşullarının oluştuğu saptanmış ve 101 ada 262 parsel yönünden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bu durum, kadastro tespitinde zilyetlik ve tapu kayıtlarının geçerliliği açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur.

8. Hukuk Dairesi         2021/13258 E.  ,  2024/7284 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
    SAYISI : 2007/180 E., 2018/4 K.
    KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine

    Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasına ilişkin verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili ile davalılardan … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Kadastro sırasında, Maçka ilçesi, Çamlıdüz köyü çalışma alanında bulunan dava konusu taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak şahıslar adlarına tespit edilmiştir.

    Davacı Hazine tapu kaydına dayanarak ve davalılar lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmadığını ileri sürerek dava açmıştır.

    İlk Derece Mahkemesince, davacı Hazine’nin tutunduğu tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsamadığı, taşınmazlar üzerinde tespit tarihine dek davalılar yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) 14 üncü maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline ilişkin ilk hüküm, davacı Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 30.06.2014 tarih ve 2014/7375 Esas, 2014/14743 Karar sayılı ilamıyla; ” davacı Hazine’nin aynı tapu kayıtlarına dayanarak dava açtığı diğer taşınmazların bulunduğu ve bu sebep ile dava dosyalarının birleştirilmesi, sonrasında yapılacak keşifte tapu kayıtlarının usulünce zemine uygulanması ve zilyetlik koşullarının saptanması” gerekçesiyle bozulmuştur.

    İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamlarına uyulmak suretiyle dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, Hazinenin davasının kısmen kabulü ve kısmen reddi ile, Maçka ilçesi Çamlıdüz Mahallesinde kain 101 ada 251 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, 15.11.2017 havale tarihli teknik krokide (A) harfi ile gösterilen 1.647,91 metrekarelik kısmın çayır vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (B) harfi ile gösterilen 19.939,64 metrekarelik kısmın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline; 101 ada 260 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, teknik krokide (A) harfi ile gösterilen 906,19 metrekarelik kısmın çayır vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (B) harfi ile gösterilen 1.810,20 metrekarelik kısmın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline; 101 ada 309 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, teknik krokide (A) harfi ile gösterilen 896,22 metrekarelik kısmın çayır vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (B) harfi ile gösterilen 414,08 metrekarelik kısmın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline; 101 ada 258, 305 ve 310 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile çayır vasfında Hazine adına kayıt ve tesciline; 101 ada 247, 248 ve 262 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile orman vasfında Hazine adına kayıt ve tesciline; 101 ada 232, 245, 246, 250, 252, 253, 254, 255, 256, 261, 263, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 271, 272, 273, 277, 278, 279, 280, 281, 283, 284, 285, 286, 289, 290, 291, 293, 294, 295, 298, 299, 300, 301, 302, 307, 308 ve 312 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davanın reddi ile tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline; asli müdahillerin davasının kabulü ile 101 ada 275 ve 288 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptaline ve çayır vasfıyla muris Mustafa Çırak’ın mirasçılarının payları oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından reddedilen bölümlere yönelik, davalı … tarafından ise 101 ada 262 parsele yönelik temyiz edilmiştir.

    1)Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun)
    geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacı Hazine vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile, temyize konu olan 101 ada 232, 245, 246, 250, 252, 253, 254, 255, 256, 261, 263, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 271, 272, 273, 275, 277, 278, 279, 280, 281, 283, 284, 285, 286, 288, 289, 290, 291, 293, 294, 295, 298, 299, 300, 301, 302, 307, 308 ve 312 parseller ile 101 ada 251 parsel sayılı taşınmazın 15.11.2017 havale tarihli teknik krokide (B) harfi ile gösterilen 19.939,64 metrekarelik; 101 ada 260 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 1.810,20 metrekarelik ve 101 ada 309 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 414,08 metrekarelik kısımları yönünden, davacı Hazinenin tapusunun uyduğu ispatlanamadığı ve davalılar lehine zilyetlikle kazanım koşulları oluştuğu anlaşıldığından, Hazinenin temyiz itirazları yerinde değildir.

    2) Davalı …’un 101 ada 262 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazına gelince, İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Dava, Hazine tarafından askı ilan süresi içinde Mübadil Rumlardan metruk olup Tapu Komisyonu Kararı gereğince oluşan tapu kapsamında kaldığı gerekçesiyle açılan kadastro tespitine itiraz davası olup; ortada, Hazine ya da Orman İdaresi tarafından orman iddiası ile açılmış bir dava bulunmadığı anlaşılmaktadır. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 74 üncü maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26 ncı maddesi uyarınca; hâkim davanın kapsamı ve tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup; taraflar arasında ihtilaflı hususlar, çözüme kavuşturmakla görevlidir; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Somut olayda 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/2 nci maddesi uyarınca kadastro hakiminin re’sen araştırma yapmasını gerektiren bir durum da bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; tüm dosya kapsamından, davalının tespit gününe kadar kazandırıcı zamanaşımı süresini doldurduğunun anlaşılmasına ve davacı tarafın da üstün hakkı bulunmadığının saptanmış olmasına göre, davanın reddi ile tespit gibi tesciline karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle, 101 ada 262 parsel sayılı taşınmaz yönünden bozulmasına karar verilmiştir.

    SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;
    Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle, davacı Hazinenin sair itirazlarının reddi ile, hükmün 101 ada 232, 245, 246, 250, 252, 253, 254, 255, 256, 261, 263, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 271, 272, 273, 275, 277, 278, 279, 280, 281, 283, 284, 285, 286, 288, 289, 290, 291, 293, 294, 295, 298, 299, 300, 301, 302, 307, 308 ve 312 parseller ile 101 ada 251 parsel sayılı taşınmazın 15.11.2017 havale tarihli teknik krokide (B) harfi ile gösterilen 19.939,64 metrekarelik; 101 ada 260 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 1.810,20 metrekarelik ve 101 ada 309 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 414,08 metrekarelik bölümleri yönünden ONANMASINA,

    2. bentte açıklanan nedenlerle, davalı …’un 101 ada 262 parsel sayılı taşınmaz yönünden temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün bu parsele ilişkin olarak, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile HUMK’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

    İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalı …’a iadesine,

    Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

    1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

    09.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.