|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kadastro tespitine itiraz davasında, taşınmazların tescili konusunda yaşanan hukuki uyuşmazlıkları ele almaktadır. Davacı, kendisine ait tapu kaydı kapsamında bulunan taşınmazların Hazine adına tapulandığını iddia ederek, tapu kayıtlarının iptali ve kendi adına tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiş ancak bu karar, eksik araştırma ve inceleme gerekçesiyle Yargıtay tarafından bozulmuştur.
Yargıtay, taşınmazların tescili için gerekli olan taraf teşkilinin sağlanmadığını ve davacının dayandığı tapu kayıtlarının maliklerinin davada yer almadığını belirtmiştir. Ayrıca, kadastro çalışmaları sırasında yapılan keşiflerin ve bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu vurgulamıştır. Bu nedenle, mahkemece yeniden keşif yapılması, tarafların dayandığı tapu kayıtlarının detaylı bir şekilde incelenmesi ve eksik belgelerin tamamlanması gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararını bozmaya ve dosyanın yeniden incelenmek üzere mahkemeye gönderilmesine karar vermiştir. Bu durum, kadastro davalarında taraf teşkilinin ve delil toplamanın önemini ortaya koymaktadır. |
8. Hukuk Dairesi 2022/2586 E. , 2024/6331 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/10 E., 2021/48 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:enip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro çalışmaları sonucunda, Erzurum ili Pasinler ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 1479, 1480, 1481, 1483 ve 1484 parsel sayılı taşınmazlar ile aynı çalışma alanındaki 495, 496, 497, 726 ve 729 parsel sayılı taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından bahisle, malik haneleri boş bırakılarak tespit edilmişlerdir.
Davacı … tarafından, kendisine ait tapu kaydı kapsamında kalan Erzurum ili Pasinler ilçesi … Mahallesi 495, 496, 497, 726 ve 729 parsel sayılı taşınmazların toprak tevzii çalışmaları sonucu Hazine adına tapulandığı iddiasıyla, Hazine adına oluşan tapu kayıtlarının iptali ile kendi adına tescili istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesine açılmış olan dava, çekişmeli taşınmazlar hakkında tutanak düzenlendiği gerekçesiyle Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve bu dava, davacılar … ve … tarafından, aynı yer 1479, 1480, 1481, 1483 ve 1484 parsel sayılı taşınmazlar hakkında açılan dava ile birleştirilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen, dava konusu 1479, 1480, 1481, 1483 ve 1484 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne ilişkin ilk karar, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’ nin 1977/1097 Esas ve 1976 Karar sayılı ilamıyla; ” eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesinin isabetsizliğine ” değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde; 1479, 1480, 1481, 1483 ve 1484 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı Hazine vekili ve davalı …, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi’ nin 2016/13325 Esas ve 2020/4613 Karar sayılı ilamıyla “… dava konusu 1479, 1480, 1481, 1483 ve 1484 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki, varılan sonucun dosya kapsamına uygun düşmediği, davacı tarafın dayandığı 13.11.1941 tarih 28 sıra numaralı 18.385,00 m2 yüzölçümündeki tapu kaydının, çekişmeli taşınmazlar ile komşu 1478 parsel sayılı taşınmaza uyduğu doğru olarak belirlenmiş olmakla birlikte, güney sınırının ‘ çay ‘ okuduğunun anlaşılmasına göre, sözkonusu tapu kaydının gayri sabit sınırlı olduğu ve miktarı ile geçerli olduğu, öte yandan, tapu kaydının kadastro sırasında revizyon gördüğü komşu 1478 parselin yüzölçümü 18.500,00 m2 olup bu parselin davacıların murisleri adına tespit ve tescil edildiğinin anlaşılmakta olduğu, dolayısıyla davacıların, dayandıkları tapu kaydının miktarı kadar yeri, söz konusu parselden aldıklarının anlaşılmasına göre, tapu kaydına değer verilmesinin mümkün bulunmadığı, bununla birlikte davalı Hazine’nin dayandığı 24.12.1958 tarih 241 sıra numaralı tapu kaydının dava konusu taşınmazlara uyduğunun, yapılan keşif, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları, komşu parsel tutanak ve dayanakları ile belirlenmiş olduğu, bu tapu kaydının tesis tarihine kadar davacı taraf yararına iktisap koşullarının gerçekleştiğinin de ispat edilemediği açıklanarak, bu taşınmazlar yönünden davacıların davasının reddi ile taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesi gereğine ve dava konusu 495, 496, 497, 726 ve 729 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise, davacı … tarafından, Tarım ve Toprak Reformu Müsteşarlığı aleyhine, Pasinler Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tapu kaydına dayalı olarak 29.11.1973 tarihinde açılan tapu iptali ve tescil davasının, bu dava nedeni ile malik haneleri açık bırakılan 495, 496, 497, 726 ve 729 parsel sayılı taşınmazlar yönünden Kadastro Mahkemesine devredildikten sonra eldeki dosya ile birleştirilmiş olduğu, anılan taşınmazlar hakkındaki dava dosyası eldeki dosyadan tefrik de edilmediği halde, birleşen dosyanın konusunu teşkil eden 495, 496, 497, 726 ve 729 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak olumlu – olumsuz bir karar verilmemiş olmasının isabetsizliğine …” işaret edilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; asıl davanın reddine ve 1479, 1480, 1481, 1483 ve 1484 parsel sayılı taşınmazların malik haneleri Hazine olacak şekilde doldurulmak suretiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, birleşen davanın kabulü ile 495, 496, 497, 726 ve 729 parsel sayılı taşınmazların malik hanelerinin davacı muris …’in veraset ilamındaki mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ve bu karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, “… davaya konu edilen 495-496-497-726-729 parsel sayılı taşınmazlar bakımından ise mahkememiz dosyası olan 1974/18 Esas sayılı dosyada 07/08/1976 tarihinde yapılan keşifte taşınmazın zilyetliği, taşınmaza dayanak yapılan tapu kayıtları ve usulüne uygun taksimat yapılıp yapılmadığı bakımından detaylıca yapılan keşifte alınan beyanlardan anlaşılacağı üzere, usulüne uygun bir biçimde işbu yerlerin de taksimata konu edilerek taksiminin yapıldığı görülmek suretiyle davacının üzerinde olan taksimatı ispat külfetini yerine getirdiği …” gerekçesiyle, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dosya kapsamı incelendiğinde, davada yöntemince taraf teşkilinin sağlanmadığı ve esasa ilişkin olarak ta yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; davacının dayandığı Nisan 1934 tarih 26 numaralı ve Nisan 1934 tarih 27 numaralı tapu kayıtlarında malikin … olduğu ve tapu kayıt malikinin, davacının babası olan oğlu … dışında … ve … adında çocuklarının da bulunduğu ve ancak bu kişilerin yada vefat etmiş olmaları halinde mirasçılarının davada taraf olarak yer almadıkları anlaşılmaktadır. Bu haliyle davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez.
Öte yandan; davanın esasına ilişkin olarak, davacının dayandığı tapu kayıtlarının uygulaması yönünden 1976 yılında gerçekleşen keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ve eki kroki, dayanak tapu kayıtlarında yazan sınırları gösterir şekilde hazırlanmadığından, bu haliyle denetlemeye elverişli olmadığı gibi, davalı Hazine adına oluşan 24.12.1958 tarihli 138 numaralı ve 24.12.1958 tarihli 67 numaralı tapu kayıtları ile toprak tevzi harita ve krokilerinin uygulamasının da hiç yapılmadığı ve ayrıca; dosya kapsamına göre, kadastro çalışmaları sırasında, davacının dayandığı tapu kayıtlarından, Nisan 1934 tarihli ve 26 numaralı 36.772 m2 miktarlı tapu kaydı, dava dışı 12.400 m2 yüzölçümlü 501 parsele (…, … ve … adına hisseli olarak); Nisan 1934 tarihli ve 27 numaralı 34.933 m2 miktarlı tapu kaydı ise, dava dışı 33.500 m2 yüzölçümlü 731 parsele (…, … ve … adına hisseli olarak) revizyon görmüş olmasına rağmen, bu hususun ilk derece mahkemesince hiç değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, davacının dayandığı tapu kayıtlarının maliki olan …’ ın tüm mirasçılarının davaya dahil edilmeleri suretiyle yöntemince taraf teşkili sağlanmalı ve davacı tarafın dayandığı tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar ile dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların kadastro tutanakları ve dayanak kayıtları getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve fen bilirkişinin katılımı ile yeniden keşif yapılmak suretiyle davacı tarafın ve davalı tarafın dayandığı tapu kayıtları yerel bilirkişiler yardımı ve fen bilirkişi aracılığı ile zemine uygulanmalı, tapu kayıtlarında yazıyı hudutlar tek tek zeminde göstertilmeli, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme imkanı tanınmalı ve yerel bilirkişilerce gösterilen hudutlar fen bilirkişi krokisinde işaretlenmeli; tapu uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi ve tanık beyanları komşu parsellerin tutanak içerikleri ve tespitlerine esas kayıtlarla denetlenmeli; fen bilirkişisinden, yapılan kayıt uygulamasını ve keşfi izlemeye elverişli, ayrıntılı ve davacının ve Hazinenin dayandığı tapu kayıtları ile toprak tevzi haritalarının çakıştırılarak birlikte gösterildiği, denetlemeye elverişli harita ve kroki düzenlettirilmeli; böylelikle söz konusu tapu kayıtlarının kapsamları ve çekişmeli taşınmazlara uyup uymadıkları tereddütsüz olarak belirlenmeli ve davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının nizalı taşınmazlara uyduğu ancak gayrisabit sınırlı olduğunun kabulü halinde miktarı ile geçerli olacağı gözetilerek kayıtların revizyon gördüğü parsel miktarları ile zilyetlikle iktisap koşulları birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmeli ve değerlendirme yapılırken çekişmeli taşınmazların malik hanelerinin açık ve davalı olarak tespitlerinin yapılmış olması nedeniyle, davada 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 30/2 nci maddesi uyarınca resen araştırma ilkesinin geçerli olacağı gözetilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmaksızın işin esasına girilerek ve eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.