|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kadastro tespitine itiraz davasında ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıkları ele almaktadır. İlk Derece Mahkemesi, kadastro sırasında tespit edilen 398 parsel sayılı taşınmazın malik hanesinin açık bırakılması ve Hazine’nin müdahil olmasına rağmen, gerekli araştırmaları yapmadan davayı reddetmiştir. Yargıtay, kadastro hakiminin, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/2. maddesi gereğince, re’sen araştırma yaparak gerçek hukuki durumu tespit etme yükümlülüğü olduğunu vurgulamıştır.
Mahkeme, Orman İdaresi’nin davaya dahil edilmemesinin ve Hazine’nin talebi yönünde karar verilmemesinin hatalı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Yargıtay, kamu düzenine ilişkin bu hususların göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade ederek, davanın yeniden incelenmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Bu durum, kadastro davalarında taraf teşkilinin ve hukuki durumun doğru bir şekilde tespit edilmesinin önemini ortaya koymaktadır. |
8. Hukuk Dairesi 2023/4278 E. , 2024/5981 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/66 E., 2021/77 K.
KARAR : Davanın reddi/Bozma
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından, bozma ilamına karşı kararın düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 398 parsel sayılı 1 parsel sayılı 3058,05 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Davacı … tarafından, davalı köy tüzel kişiliği aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi davası, davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve yargılama sırasında müdahil – davacı Hazine vekili 25.04.2005 havale tarihli dilekçesi ile, dava konusu taşınmazın ham toprak vasfında devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğunu ileri sürerek davaya katılmıştır.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 25.12.2007 tarihli, 2007/4915 Esas, 2007/5185 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; “… yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı açıklanarak, davada yararı olmayan köy yada mahalle halkı arasından seçilecek yaşlı ve ehil yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıklarının aracılığı ile taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak tapu kaydında yazılı ‘ han ‘ ın neresi olduğunun kesin olarak tesbit edilmesi, teknik bilirkişiden söz konusu ‘ han ‘ ın yerini ve yüzölçümünü gösteren ayrıntılı rapor alınması, ‘ han ‘ ın çekişmeli taşınmaz içinde kaldığının tesbit edilmesi halinde bu bölümün ifraz edilerek davacı adına, kalan bölümünün ise davalı Köy Tüzel Kişiliği adına tesciline karar verilmesi …” gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, dava konusu 398 ada 1 parsel sayılı taşınmazın … Köyü Tüzel Kişiliği adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm; davacı vekili ve müdahil/davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle, Dairemizin 22.02.2023 tarihli ve 2021/17086 Esas, 2023/910 Karar sayılı ilamıyla; “… hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olup, kararında taleplerin her biri hakkında verilen hükmü göstermesi gerektiği (6100 sayılı Kanun mad. 26; 297/2) halde müdahil Hazine’nin talebi yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olmasının doğru olmadığı …” gerekçesiyle bozulmuş ve bozma ilamına karşı davacı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına, Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin karar düzeltme talepleri yerinde değildir.
2. Ancak; eldeki dava, genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davası niteliğinde olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 30/2 nci maddesi uyarınca, genel mahkemeden aktarılan davalarda kadastro hakimi, re’sen araştırma yapmak suretiyle ve gerçek hukuki durumu tespit ederek taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, müdahil – davacı Hazine’nin davası yönünden olumlu veya olumsuz karar verilmemesi hatalı olduğu gibi, davanın açıklanan niteliği gereği dava konusu taşınmaza kuzey ve batı sınırında bitişik orman parseli bulunduğu halde Orman İdaresi’nin davaya dahil edilmemesi de doğru değildir.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, eldeki davanın, genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davası niteliğinde olduğu ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 30/2 nci maddesi uyarınca, genel mahkemeden aktarılan davalarda kadastro hakiminin, re’sen araştırma yapmak suretiyle ve gerçek hukuki durumu tespit edip taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlü olduğu gözetilerek, öncelikle Orman İdaresine, dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi suretiyle yöntemince taraf teşkilinin sağlanması ve bundan sonra, tarafların bildirdikleri deliller toplanıp usulünce değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususun gözden kaçırılması isabetsiz olup, ilk derece mahkemesi kararının bu nedenle bozulması gerektiği halde, bu hususun bozma nedeni yapılmamasının maddi hataya dayandığı ve bu hususun kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle re’ sen dikkate alınması gerektiği anlaşıldığından, karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin bozma ilamının ortadan kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının, önceki bozma ilamındaki belirtilen nedenin yanında bu sebeple de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin karar düzeltme taleplerinin REDDİNE;
Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kamu düzeni de gözetilmek suretiyle Dairemizin 22.02.2023 tarihli ve 2021/17086 Esas, 2023/910 Karar sayılı bozma ilamının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının az yukarıda belirtilen değişik gerekçe ile BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.