onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kadastro tespitine itiraz davasında Hazine’nin, köy tüzel kişiliği adına kayıtlı taşınmazların iptali talebini incelemektedir. Davacı Hazine, taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu ve köy tarafından kullanılmadığını iddia ederek tapu kayıtlarının iptalini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi, bilirkişi raporuna dayanarak bazı parsellerin tarla vasfında olduğunu kabul etmiş, ancak diğer parsellerin köylüler tarafından uzun yıllardır ortak kullanımda olduğunu belirterek davanın reddine karar vermiştir.

Yargıtay, daha önceki kararında, tüm taşınmazların orman olup olmadığının araştırılması gerektiğine hükmetmiş ve ilk mahkeme kararını bozmuştur. Yeniden yapılan yargılama sonucunda, bilirkişi raporuna göre bazı parsellerin orman toprağı olduğu, diğerlerinin ise köyün zilyetliğinde bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu ve zilyetlikle iktisap şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi’nin kararını onayarak, davalı köy tüzel kişiliğinin temyiz dilekçesindeki itirazların yerinde olmadığına hükmetmiştir. Bu karar, kadastro tespitine itiraz davalarında devletin mülkiyet hakkının korunması açısından önemli bir içtihat oluşturmaktadır.

8. Hukuk Dairesi         2022/8483 E.  ,  2024/6320 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2014/63 E., 2018/10 K.
    KARAR : Davanın kabulüne

    Taraflar arasında kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    K A R A R
    Dava; kadastro tespitine itiraz davasıdır.

    Davacı Hazine, … köyü 106 ada 2, 113 ada 183, 103 ada 5,8 ve 13, 116 ada 12 ve 34, 126 ada 1, 164 ada 1, 171 ada 1, 5, 8 ve 16, 172 ada 1, 173 ada 9, 176 ada 2, 177 ada 7, 179 ada 3 ve 4, 180 ada 5,7 ve 9, 194 ada 1 ile 196 ada 1 sayılı parsellerin tapuda davalı köy tüzel kişiliği adına kayıtlı olduklarını, çekişmeli yerlerin tamamının Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu ve köyün hiçbir amaç için bu taşınmazları kullanmadığını ileri sürerek davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tescilini talep ve dava etmiştir.

    İlk Derece Mahkemesinin, 28.02.2012 tarihli ve 2010/128 Esas, 2012/34 karar sayılı kararında; bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu … köyü … Mevkindeki 106 ada 2 nolu parsel, 113 ada 183 nolu parselin tarla vasfında olduğu, devletin hüküm ve tasarrufu alında olan yerlerden olduğu gerekçesiyle bu taşınmazlar yönünden kabul, diğer taşınmazlar yönünden taşınmazların köy yerleşim alanı içinde bulunduğu, uzun yıllardır herhangi bir işleme tabi tutulmadığından köylülerin ortak olarak kullandığı yer haline geldiği, taşınmazların arsa vasfında olduğu, devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı Hazine ve davalı köy tüzel kişiliği tarafından temyiz edilmiştir.

    Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 06.03.2014 tarihli ve 2014/1207 Esas, 2014/2843 Karar sayılı ilamıyla; tüm taşınmazların orman olup olmadığının usulünce araştırılması, tesbit tutanağının, kadastro haritaları, komşu parsellere ilişkin kadastro tesbit tutanak ve dayanakları ilgili yerlerden getirtildikten sonra keşif yapılması, zilyetlik yönünden tutanak bilirkişileri dinlenerek davalı köyün taşınmazlar üzerindeki kullanımının nasıl olduğunun belirlenmesi, senetsiz araştırması yapılması gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

    Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin 18.01.2018 tarihli ve 2014/63 Esas, 2018/10 Karar sayılı kararında, bilirkişi raporunda dava konusu 106 ada 2 parselin orman toprağı olduğu ve diğer parsellerin orman olmadığı, diğer parseller için ise davalı tarafından yapılan hayvan otlatma, tuzlama, hamlık alma, toplanma alanı vb kullanımın zilyetlikle iktisap şartlarını oluşturmayacağı, yine bu parseller üzerinde davalının tarımsal olarak kullanımı ile imar ve ihya faaliyetinin olmadığı, bu parsellerin köyün içinde genellikle yol ağzı şeklinde küçük alanlar olduğu, bu alanların genellikle dik yamaç şeklinde olduğu, dava konusu alanların davalının zilyetliğinde olmadığı, taşınmazların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 715 de belirtilen devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğu, zilyetlik ile iktisabının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı … vekili tarafından; dava konusu … köyü … Mevkindeki 106 ada 2 nolu parsel, 113 ada 183 nolu parselin taşınmazların köy halkı tarafından kadimden beri hayvanların yayılması, tuzlanması, hayvanların sulanması amacıyla kullanıldığı, köyün zilyetliğinde olduğu, taşınmazların sıvat yeri olduğu, davacının davasını ispat edemediği, kadastro tutanaklarının aksi ispatlanana kadar resmi belge niteliğinde geçerli olduğu iddiasıyla temyiz edilmiştir.

    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı … vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

    59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL’nin temyiz edenden alınmasına,

    1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

    04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.