onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kadastro tespitine itiraz davasında ortaya çıkan hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacı, taşınmazların orman niteliği ile sınırlandırılmasını talep ederken, İlk Derece Mahkemesi, taşınmazların orman sayılmayan yerler olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Ancak, Yargıtay, mahkemenin yaptığı incelemenin yeterli olmadığını belirterek, Hazine ve köy tüzel kişiliğinin davaya dahil edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Yargıtay, orman alanı dışında bırakılan taşınmazların gerçek durumunun belirlenmesi için kapsamlı bir araştırma yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Bu bağlamda, eski memleket haritaları, hava fotoğrafları ve uzman bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılması gerektiği sonucuna varmıştır. Mahkeme, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verdiği için hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, kadastro davalarında orman niteliği ve zilyetlikle kazanım koşullarının titizlikle incelenmesi gerektiğini vurgulamış, eksik araştırma nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur. Bu durum, kadastro davalarında hukuki süreçlerin titizlikle yürütülmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

8. Hukuk Dairesi         2022/2513 E.  ,  2024/6540 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
    SAYISI : 2016/5 E., 2020/1 K.
    DAVA TARİHİ : 23.07.2013
    KARAR : Davanın reddine

    Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı … İdaresi vekili ve dahili davalı … Belediyesi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    Asıl dava yönünden davalı … İdaresinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince her ne kadar dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.

    K A R A R

    Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi hükmüne göre orman sınırlandırması yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı dışında bırakılmıştır.

    Davacı … İdaresi dava dilekçesinde; 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan çalışmalarda, … köyünde 101 ada 1 sayılı parselin orman niteliği ile sınırlandırılıp, Hazine adına tespit tutanağı düzenlenerek kısmi ilâna çıkartıldığını, bu orman parseline bitişik olan taşınmazlar, orman sayılan yerlerden olduğu halde, orman alanı dışında bırakıldığını ileri sürerek bu alanın orman sınırları içine alınarak orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescilini istemiştir.

    İlk Derece Mahkemesince davanın reddine, dava konusu 102 ada 1 nolu parselin … adına, 102 ada 2 nolu parselin … adına, 102 ada 3 nolu parselin … adına tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm davacı … İdaresi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 08.04.2015 tarihli ve 2014/9468 Esas ve 2015/2731 Karar sayılı ilamıyla; “… Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; dava konusu taşınmazlar hakkında malik hanesi boş bırakılmak suretiyle tespit tutanağı düzenlendiğine göre, 3402 sayılı Kanun’un 27, 28 ve 29. maddeleri gereğince Hazine ve köy tüzel kişiliği davaya dahil edilip, husumet yaygınlaştırılıp taraf oluşturulduktan sonra, 3402 sayılı Kanun’un 30/2. maddesi gereğince taraflarca gösterilecek delillerle birlikte lüzum görülen diğer deliller de toplanarak taşınmazların gerçek hak sahibi adına tescil edilmesi gerektiği halde, Hazine ve köy tüzel kişiliği davaya dahil edilmeden ve usûlünce orman araştırması yapılmadan hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
    Bu nedenle; mahkemece, öncelikle Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği davaya dahil edilmeli, eski tarihli memleket haritası, dayanağı hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 Esas-Karar.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 Esas-Karar ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 Esas-Karar sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı,oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. …” değinilerek bozulmuştur.

    İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; “…orman bilirkişisi … …’ın 02.09.2019 tarihli raporuna göre dava konusu Mardin ili … ilçesi … Mahallesi 102 ada 1, 2 ve 3 nolu parsellerin orman özelliklerinin tamamı yönünden yapılan incelemeler neticesinde orman tahdit haritası, memleket haritası, amenajman planı, eski tarihli hava fotoğrafları, taşınmazların eylemli hali, toprak yapıları, bitki örtüsü formasyonları itibariyle orman sayılmayan yerlerden oldukları tespit edilmiş, keşif esnasında taraflarca zilyetlik tanıkları hazır edilmediğinden dinlenememiş ise de dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanlarına göre davalıların zilyetliklerinin 35-40 sene evvel başladığı, nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla 20 yılı aşkın süredir tasarruf ettikleri kesin tarih ve olgulara dayalı olarak belirtildiğinden tespit tarihine kadar davalılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu belirlenmiş, 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi uyarınca davalılar ve murisleri yönünden tapu ve ilgili kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılarak aynı Kanunun 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükümleri dikkate alınarak sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenmiş, davalılar ve murisleri adına senetsizden tespit gören kuru tarım arazisi miktarının 100 dönümü geçmediği ve davalılar yararına iktisap koşullarının oluştuğu ” gerekçesiyle, davanın reddine ve dava konusu Mardin ili … ilçesi … mahallesinde kain 102 ada 1 parsel numaralı 6.317,06 m² yüzölçümlü taşınmazın “tarla” vasfı ile davalı (Şeyhmus oğlu) … adına, 102 ada 2 parsel numaralı 5.989,73 m² yüzölçümlü taşınmazın “tarla” vasfı ile davalı (… oğlu) … adına, 102 ada 3 parsel numaralı 6.500,39 m² yüzölçümlü taşınmazın “tarla” vasfı ile davalı (Kamil kızı) … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … İdaresi vekili ve dahili davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunun somut durumla çelişkili olduğu ve bu haliyle yapılan araştırma ve incelemenin de hüküm vermek için yeterli ve elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.

    Şöyle ki; 02.09.2019 tarihli orman mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, 1952 tarihli hava fotoğrafında dava konusu 102 ada 1, 2 ve 3 nolu parsellerin tamamının açık alan içinde kaldığı, zeminlerinin sürülü olduğu, alanlar üzerinde herhangi bir orman ağacına ve orman varlığına rastlanmadığı, dolayısıyla kapalılığın oluşmadığı, kadimden beri kültür bitkilerinin ekilip biçildiğine dair izler bulunduğu, özellikle taşınmazların zeminin tesviye edildiği, tarıma elverişli hale getirmek için çeşitli müdahaleler gördüğü, hava fotoğrafından net olarak görünmekte olduğu, belirtilmişse de hava fotoğrafı görüntüsünün incelenmesinde alanın koyu görünümde olduğu ve üzerinde ağaç varlığını gösteren kısımların bulunduğu, ayrıca 1962 tarihli memleket haritasında taşınmazların tamamının yeşil renk ile gösterilen alan içerisinde kaldığı ifade edildiği ve taşınmazların üç tarafının orman ile çevrili olmasına rağmen hava fotoğrafında koyu olarak görünen alanın koyu görünme sebebi ile üzerinde orman ağacı bulunup bulunmadığının açık, net bir şekilde ortaya konulmadığı anlaşılmış olup, dava konusu taşınmazın evveliyatı hakkında tereddüt oluşmuştur.

    O halde İlk Derece Mahkemesince, yöreye ait eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının tüm geldi ve gitti kayıtları ile birlikte ilgili yerlerden getirtilmeli, bu tapu kayıtlarının kadastro sırasında revizyon görüp görmediği araştırılmalı, revizyon görmüş ise bu parsellere ait kadastro tespit tutanak örnekleri ile kesinleşmiş iseler, kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları, itirazlı iseler dava dosyaları getirtilmelidir. Bu revizyon parselleri dıştan çevreleyen komşu parsel ve dayanakları ve çekişmeli parsele ve çekişmeli parselin dava konusu edilen bölümlerine komşu olan tüm kadastro parsellerinin tutanakları ve var ise dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları ile bu parsellerin kadastro tespit tutanakları kesinleşmişse, bu yolla oluşan tapu kayıtları, hükmen kesinleşenlerin mahkeme kararlarının onaylı suretleri ve ekli bilirkişi raporları ilgili yerlerden getirtilmeli komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bir fen elemanı, bir orman mühendisi bilirkişi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ile uzman orman bilirkişisi eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, eski belgelerde görülen ağaçların orman ağacı olup olmadığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı; dayanak tapu kayıt maliki/malikleri ile davacı arasındaki akdi/ırsi ilişki ve davacının hangi hukuki sebeple bu tapuya dayandığı üzerinde durularak, dayanak tapu kaydı yerel bilirkişi marifetiyle zemine uygulanmalı, tapu kaydı uyduğu takdirde taşınmazın öncesinde orman olup olmadığı da göz önünde bulundurularak, tapunun hukuki kıymetini yitirip yitirmediği tartışılmalı, dayanak tapu değişebilir sınırlar içeriyor ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 20/C ve 32/3 üncü maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmeli; yapılan araştırma sonucu dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden veya orman içi açıklık olmadığı ve dayanılan tapu kaydının çekişmeli parseli kapsamadığı saptandığı takdirde bu kez, zilyetlikle kazanım koşullarının incelenmesi gerekecektir. Bu cümleden olarak; keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun’un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

    İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

    S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
    Temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    Peşin harcın istek halinde temyiz eden Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlığına iadesine,

    1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

    18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.