|
ÖZET: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, kadastro tespitine itiraz davasında, İlk Derece Mahkemesi’nin kararını bozarak eksik araştırma ve inceleme ile hüküm verildiğine dikkat çekmiştir. Bozma ilamında, orman kadastrosunun kesinleşmediği, dolayısıyla taşınmazların orman niteliğinin belirlenmesi için 3116, 4785 ve 5658 sayılı yasaların uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, Hazine’nin davaya katılımının sağlanmadığı ve Orman İdaresi’nin 2/B madde uygulaması hakkında bilgi verilmediği belirtilmiştir.
Yeniden yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesi, taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu tespitine dayanarak Hazine adına tescil kararı vermiştir. Ancak, mahkemece orman niteliği belirtilmeksizin tescil yapılması isabetsiz bulunmuştur. Yargıtay, bu durumun hukuka aykırı olduğunu belirterek, taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, temyiz başvurularını değerlendirerek, Hazine’nin taşınmazlar üzerindeki haklarının korunması gerektiğine ve İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına hükmetmiştir. Bu karar, kadastro tespitinin hukuki niteliği ve orman alanlarının tescili konusundaki önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
8. Hukuk Dairesi 2021/16026 E. , 2024/6209 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2017/2 E., 2021/49 K.
KARAR : Davaların kabulüne, davacıların davalarının reddine
davacısı … vekili
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davacı … İdaresinin davalarının kabulüne, diğer davacıların davalarının reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, asıl ve birleşen davalar davacısı … vekili ile birleşen dava davacısı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; “… eksik araştırma inceleme ile karar verildiği, hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazların bulunduğu Tömük Yeşildere Köyünün eskiden Karahıdırlı Köyüne bağlı olduğu için orman kadastrosunun Karahıdırlı Köyünde yapıldığı ve 10.12.1977 tarihinde kesinleştiği belirtilerek kesinleşen hat uygulamasının yapıldığı, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede yapılan orman kadastrosu 10.12.1976 tarihinde ilan edilmiş olup taşınmazların kadastro tespitlerinin yapıldığı 08.03.1977 tarihi itibariyle orman kadastrosunun kesinleşmediği, orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, bundan ayrı çekişmeli taşınmazların bir bölümünün kadastro komisyonunca orman niteliği ile kadastro dışı bırakılmasına karar verildiği, ormanların mülkiyeti Hazineye kullanma yararlanma hakkı ise Orman İdaresine ait olduğu halde Hazinenin davaya katılımı sağlanmadan karar verilmesinin de doğru olmadığı, ayrıca Orman İdaresi 11.08.1988 gün 2613 sayılı yazı ile yörede 2/B madde uygulamasının yapıldığını ancak askıya çıkmadığını bildirdi halde 2/B madde uygulamasının ilan edilip edilmediğinin sorulmadığı açıklanarak, mahkemece husumet yaygınlaştırıldıktan sonra, 6831 sayılı Kanun’ un 2/b maddesi çalışmalarına ilişkin belgelerin dosya arasına alınması, usulüne uygun orman araştırması ve tapu kayıt uygulamasının yapılması, … dışındaki davacılar temyize gelmediklerinden fen bilirkişi M.Lütfi Uğuz tarafından düzenlenen 21.11.1988 tarihli krokili raporda 116 ada 6, 7, 10 ve 12, 115 ada 13, 14, 15, 16, 17 ve 18 parsel sayılı taşınmazların orman olarak belirlenen bölümlerinin kesinleştiği gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gereğine ve kabule göre de, çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu belirlenen bölümlerinin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmesi gerekirken nitelik belirtilmeksizin Hazine adına tescillerine karar verilmesinin isabetsizliğine …” değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; “… orman kadastro tespit tarihi itibariyle kesinleşmediğinden incelenen en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritaları doğrultusunda taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu, tarafların dava konusu taşınmazlara uygulanan tapu kaydına yönelik bir itirazları bulunmadığından tapu kaydının değerlendirilmediği …” gerekçesiyle, asıl dava ve birleşen davalar yönünden davacı … İdaresi’nin davalarının kabulüne, diğer davacıların davalarının reddine ve Mersin ili Erdemli ilçesi Tömük Mahallesi 115 ada 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitindeki komisyon kararı gibi tespit ile tapuya kayıt ve tesciline; 115 ada 14, 15, 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile tespitteki yüz ölçüm ve “orman” vasfı ile Hazine adına tespit ile tapuya kayıt ve tesciline; 115 ada 18, 116 ada 6, 7, 10 ve 12 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitindeki komisyon kararı gibi tespit ile tapuya kayıt ve tesciline; karar kesinleştiğinde dosyanın Tapu Müdürlüğü’ne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, asıl ve birleşen davaların davacısı … vekili ile birleşen dava davacısı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Asıl ve birleşen davaların davacısı … vekilinin, dava konusu 116 ada 6 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz talebinin değerlendirilmesinde; dava konusu 116 ada 6 parsel taşınmaz, kadastro çalışmaları esnasında 1200 m2 yüzölçümlü olarak … adına tespit edildikten sonra, Hazine ve Orman İdaresi’nin itirazı üzerine kadastro komisyonunca, Hazine’nin itirazlarının reddine, Orman İdaresi’ nin itirazlarının kısmen kabulü ile krokide (A) harfi ile gösterilen 600 m2 lik kısmın tapulama tespitinin iptali ile orman olarak tespit dışı bırakılmasına, (B) harfi ile gösterilen 600 m2 lik kısmının ise aynı parsel numarası altında tespit maliki adına tespit ve tesciline karar verilmiş ve bu karara karşı davacı … tarafından dava açılması üzerine İlk Derece Mahkemesince, davacının davasının reddine komisyon kararının aynen icrasına, (B) harfiyle gösterilen 600 m2 lik kısmın … adına tapuya tesciline, (A) harfi ile gösterilen 600 m2 lik kısmın ise adanın son parsel numarası verilerek Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ve davacı … tarafından, bu parsel hakkındaki hükme karşı temyiz talebinde bulunulmadığından kendisi yönünden hüküm kesinleşmiştir. Nitekim, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi’nin 28.02.2008 tarihli ve 2007/18053 Esas ve 2008/3107 Karar sayılı ilamında da açıkça 116 ada 6 parselin orman olarak belirlenen kısmının kesinleştiği belirtilmiştir.
Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesinin, bu parsel hakkındaki önceki hükmü davacı … yönünden kesinleşmiş olduğundan ve temyiz incelemesine konu son kararla da, kesinleşen hükümde olduğu gibi taşınmazın, komisyon kararı gibi tesciline karar verilmiş olmakla davacı … aleyhine yeni bir hukuki durum yaratılmadığından, hükmü temyizde hukuki yararı bulunmayan davacı …’ in temyiz talebinin / dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Asıl ve birleşen davaların davacısı … vekilinin dava konusu 115 ada 12 parsel sayılı taşınmaza, birleşen davanın davacısı … vekilinin ise dava konusu 115 ada 14 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, kadastro tespit çalışmalarına dayanak yapılan Şubat 1307 tarih 100 ve 101 sıra nolu tapu kayıtlarının hukuki değerini kaybettiğinin anlaşılmış olmasına, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun)
geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davaların davacısı … vekilinin 115 ada 12 parsel sayılı taşınmaza ve birleşen davanın davacısı … vekilinin 115 ada 14 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davaların davacısı … vekilinin dava konusu 116 ada 6 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz talebinin / dilekçesinin REDDİNE,
Asıl ve birleşen davaların davacısı … vekilinin 115 ada 12 parsel sayılı taşınmaza ve birleşen davanın davacısı … vekilinin 115 ada 14 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA;
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL’nin temyiz eden davacılardan ayrı ayrı alınmasına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.