|
ÖZET: Yargıtay, kadastro tespitine itiraz davasında, İlk Derece Mahkemesi’nin kararını bozarak, yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğunu belirtmiştir. Bozma ilamında, Sulh Hukuk Mahkemesi’nde el atmanın önlenmesi davası sırasında çizilen krokilerin kapsamının tam olarak belirlenmediği, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun net bir şekilde tespit edilmediği vurgulanmıştır. Ayrıca, bilirkişi raporlarının eksik olduğu ve dava konusu taşınmazların sınırlarının belirlenmeden karar verildiği ifade edilmiştir.
Yargıtay, taşınmazların tescilinde taraf olmayan maliklerin de davaya dahil edilmesi gerektiğini, aksi takdirde usul eksiklikleri nedeniyle karar verilemeyeceğini belirtmiştir. Bu bağlamda, İlk Derece Mahkemesi’nin kararında, kadastro tespitinin kesinleşmediği ve gerekli zilyetlik araştırmasının yapılmadığı sonucuna varılmıştır. Yargıtay, bu eksikliklerin giderilmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermiştir. |
8. Hukuk Dairesi 2021/13268 E. , 2024/6207 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/5 E., 2019/8 K.
KARAR : Davacının davasının reddine, asli müdahil Orman İdaresi davasının kısmen kabul kısmen reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davacının davasının reddine, asli müdahil Orman İdaresinin davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; “… yapılan araştırma incelemenin yeterli olmadığı, Sulh hukuk mahkemesinde el atmanın önlenmesi davası sırasında çizilen 21.06.2001 tarihli 6300 m2 yüzölçümlü kroki kapsamının tam olarak belirlenmediği, taraflar arasındaki davanın konusunu nerelerin oluşturduğu tesbit edilmeden karar verildiği, fen bilirkişi … tarafından hazırlanan krokide (A) işaretli taşınmazın 448 parselde (… ve … adına) kaldığı, (C) işaretli bölümün de hem … Köyünde, hem de daha sonra … Köyü kadastro sahasında ölçüldüğü ve ilk tesbite değer verileceği açıklanarak bu bölümler hakkında karar verilmesine yer olmadığına, (B) bölümünün aslında 449 parselde olması gerekirken 116 ada 5 parselde ölçüldüğünden söz edilerek davada taraf olmayan 449 parsel malikleri … mirasçıları ve … adına; (G) bölümünün de aynı şekilde dava konusu olmadığı halde 5 parsel içinde ölçüldüğü, aslında 448 parsel maliklerine ait olduğuna değinilerek davada taraf olmayan … ve arkadaşları adına tesciline, kalan kesimlerin ise kullanım durumuna göre 4 ve 5 parsel adı altında sulh hukuk mahkemesindeki kroki kapsamı aşılmak suretiyle davacı ve davalı adına tesciline karar verildiği , dosyadaki belgelerden yörede orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa kesinleşip kesinleşmediğinin anlaşılamadığı, uzman bilirkişice eski tarihli resmî belgelere göre araştırma ve inceleme yapıldığı, rapora ekli memleket haritası ile taşınmazı geniş çevresiyle, komşularıyla gösteren kadastro paftasının birbiri üzerine aplike edilmeden, yalnız parsel bazında yapılan inceleme sonucu rapor hazırlandığı, memleket haritasında dava konusu yerin 4 parselde kalan bir kısmının ise yeşil renkli bölümde yer aldığı halde bu durumun tartışılmadığı açıklanarak, ilk derece mahkemesince dava konusu edilen yerler tam olarak belirlenerek şayet taraf olmayan kişiler de söz konusu ise taraf teşkili sağlandıktan sonra usulüne uygun orman ve zilyetlik araştırması ve sonucuna göre karar verilmesi …” gereğine değinilmiştir.
İlk Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; “… taşınmazın … tarafından 1996 yılında davacıya satıldığı, 1 sene sonra satıştan dönüldüğü, davacının satıştan caymayı kabul etmeyip kendisinin haberi olmadığından geçersiz olduğunu iddia ettiği, satıcı …’ ın taşınmazın bakımını 1998 yılında tanık …’ ya yaptırdığı ve fındık hasatı yaptığı, bu haliyle taşınmazı yeniden zilyetliğine aldığı, aynı yıl davalıya senet ve zilyetliğin devri ile sattığı, davacı ile … arasında dava konusu taşınmaza ilişkin düzenlenen 10.12.1996 tarihli zilyetliğin devri satış sözleşmesinin 4 numaralı bendinde satıcının veya varislerinin senedi bozmaya yönelik fiillerinin yaptırımları açıklanıp satıcıya senetten dönme hakkının tanındığı, dava konusu taşınmazın bir bölümünün içinde kaldığı Bartın ili … ilçesi … köyü 110 ada 2 parsel (eski … köyü 448 parsel) sayılı taşınmazın 1955 yılında yapılan kadastro çalışmalarında hakkında tutanak düzenlenmiş olup yapılan itiraz ve yargılama süreci neticesinde 04.11.1966 tarihinde tapuya malikleri adına hükmen tescil edildiği, iş bu yargılamaya konu taşınmaza ilişkin düzenlenen fen bilirkişi raporunda taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu alanın bu taşınmazın sınırlarına girdiğinden bahisle davalı hale getirilmesi amacıyla bir kısım malikleri davaya dahil edilmiş ise de ikinci kadastro yasağı ve tutanak düzenlenmeyen taşınmazlara ilişkin Kadastro Mahkemesinin görevli olmaması sebebiyle … köyü 110 ada 2 parsel (eski … köyü 448 parsel) sayılı taşınmaza ilişkin davalı hale getirme, maliklerini davaya dahil etme yolundan vazgeçildiği ve hüküm kurulmadığı, davalı … lehine mülkiyet şartlarının oluştuğu, 116 ada 5 parsel sayılı taşınmazın orman vasfı taşıdığı tespit edilen ve rapora ekli krokide (5-B) olarak gösterilen alanın ifrazı ile oluşan yeni yüz ölçümü ile davalı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar vermek gerektiği , her ne kadar dava konusu taşınmazın bir kısmının 116 ada 4 parselin içinde kaldığı kabul edilerek davalı hale getirilmiş ise de 116 ada 4 parsel hakkında düzenlenen krokiye yönelik davalının bir itirazı olmadığı, hak iddia etmediği, bu haliyle dava konusu alanın bu parsel sınırlarına girmediği dava konusu alanı içeren 116 ada 5 parseldeki (5-B) numaralı alanın ise orman vasfında olduğu …” gerekçesiyle, davacı …’ın davalılar aleyhine açtığı davanın reddi ile Bartın ili … ilçesi … köyünde kain 116 ada 4 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağında belirtilen vasıf ve yüzölçümü ile tespit gibi tapuya tesciline, taşınmazların altındaki madenlerin devlete ait olduğunun beyanlar hanesine şerhine, aynı yer 116 ada 5 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişileri … ve …’nın müştereken tanzim ettikleri 24.03.2014 havale tarihli rapor ve ekli krokide 5-b yeşil boyalı 578,37 m2 alanın ifrazı ile oluşan yeni yüzölçümü ve tespit tutanağında belirtilen vasfı ile birlikte … adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın altındaki madenlerin devlete ait olduğunun beyanlar hanesine şerhine, asli müdahil Orman İşletme Müdürlüğünün davasının kısmen kabulü ile fen bilirkişileri … ve …’ nın müştereken tanzim ettikleri 24.03.2014 havale tarihli rapor ve ekli krokide (5-B) yeşil boyalı olarak gösterilen ve 116 ada 5 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilen 578,37 m2 alanın ayrı bir parsel numarası verilerek orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dava ilk olarak, 27.01.1999 tarihinde Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/25 Esas sayılı dosyası ile açılmış olup, dava dosyası ile davacı … vekili, … köyü hudutlarında kalan tapusuz yerin 3/4 hissesinin davacıya ait olduğunu, 1/4 hissesini ise kardeşi …’dan 10.12.1996 tarihinde satın aldığını ve o günden beri zilyet olduğunu, taşınmazın üzerinde fındık ağacı bulunduğunu ve bundan 15 gün önce davalının, davacının kardeşinden aldığı yere müdahale ettiğini belirterek müdahale ve muarazasının önlenmesini talep etmiş, mahkemece davanın zilyetliğin korunmasına ilişkin olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi üzerine Bartın Sulh Hukuk Mahkemesinde 1999/969 Esas numarası üzerinden yapılan yargılama neticesinde, işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmiş ve bu karar, “taşınmazın bulunduğu yerde kadastro çalışmaları yapıldığından ve dava konusu yer hakkında 116 ada 5 parsel numarası olarak kadastro tutanağı düzenlendiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerektiği” gerekçesiyle Yargıtay bozulmuş ve bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde Bartın Sulh Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilerek dosya Bartın Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.
Buna göre, eldeki dava, aktarılan dava niteliğinde olup, davanın bu niteliği itibariyle Hazine’nin davaya taraf olarak eklenmesi gerekirken, Hazinenin davada taraf olarak yer almadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan; İlk Derece Mahkemesince, davanın esasına ilişkin olarak yeterli araştırma ve inceleme de yapılmamıştır. Şöyle ki; dava dosyasının Kadastro Mahkemesine gönderilmesinden evvel Sulh Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında alınan fen bilirkişi raporunda, dava konusu yerin, 6300 m2 olarak gösterilen sarı alanda kaldığı belirlenmiştir.
Dosyanın Kadastro Mahkemesine aktarılması sonrasında mahallinde 2010 yılında keşif yapılmış ve fen bilirkişileri … ve … tarafından düzenlenen 15.10.2010 havale tarihli raporda, … köyü sınırlarının siyah çizgi ile gösterildiği, dava konusu yerin davacı, davalı, feri müdahil ve davalı tanığı tarafından gösterildiği ve kırmızı renkli sınırlar olduğu, mavi ile gösterilen sınırların ise … köyü kadastro pafta sınırları olduğu, buna göre (a) harfli kısmın … köyü ve 116 ada 5 parselin dışında … köyü 448 parsel içerisinde ve dava konusu edilen kırmızı ile gösterilen alan içinde kaldığı, (b) harfli kısmın … köyü 116 ada 5 parsel içinde ve fakat dava konusu edilen kırmızı ile gösterilen alanın dışında kaldığı, (c) harfli kısmın ise hem … köyü hem … köyü sınırları içinde bırakıldığı, … köyü çalışma alanının kadastrosunun daha önce yapıldığı ve … köyü çalışma alanında … köyü çalışma alanından geçmesi gerekirken sehven geçirilerek … köyü çalışma alanı … köyü çalışma alanı sınırına girildiği ve mavi ile gösterilen … köyü çalışma alanına çekilmesi gerektiği ve dolayısıyla 116 ada 5 parselden (v) harfli kısmın düşülmesi gerektiği, (d) harfli kısmın 116 ada 5 parsel içinde dava konusu edilen kırmızı ile gösterilen alan dışında kaldığı, (e) harfli kısmın 116 ada 4 parsel içinde dava konusu edilen kırmızı ile gösterilen alan içinde kaldığı, (f) harfli kısmın 116 ada 5 parsel içinde dava konusu edilen kırmızı ile gösterilen alan dışında kaldığı, (g) harfli kısmın 116 ada 5 parsel içinde dava konusu edilen kırmızı ile gösterilen alan dışında ve … köyü genel sınırı içinde kaldığı belirtilmiştir. Yine 10.10.2011 havale tarihli fen bilirkişi … tarafından düzenlenen raporda, önceki raporlarını tekrarla, (h) harfli kısmın hem 116 ada 5 parsel içinde hem de dava konusu edilen kırmızı ile gösterilen alan içinde kalıp sarı renkle gösterildiği belirtilmiş olup, bu raporlara binaen verilen karar ise, Yargıtay ( Kapatılan ) 20. Hukuk Dairesince “… el atmanın önlenmesi davasına konu edilen 21.06.2001 tarihinde alınan raporda 6300 m2 olarak belirlenen yerin tam olarak belirlenmediği, raporların yetersiz olduğu …” gerekçesiyle bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma sonrasında yapılan keşif üzerine bu defa hükme de esas alınan fen bilirkişiler … ve … tarafından düzenlenen 24.03.2014 tarihli raporda, dava konusu yerlerin 116 ada 4 ve 5 parseller olduğu, Sulh Hukuk Mahkemesinde alınan 21.06.2001 tarihli fen bilirkişi raporunun ölçeksiz olduğu ve herhangi bir koordinat ve ölçü sistemine bağlanmadan kroki mahiyetinde yaklaşık cephe ölçüleri ile oluşturulup yaklaşık yüz ölçümü hesap edildiği, dolayısıyla yüz ölçümü farklılıklarının bundan kaynaklandığı, kadastro paftası üzerinde sarı renkte kesik çizgilerle gösterildiği krokinin dava konusu taşınmazlarla ve bir kısmının da evvelce … köyü 448 parsel iken 2012 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/A maddesi uygulaması ile idari köy ayrımı yapılarak … köyü 110 ada 2 parsel içinde kaldığı, dayanak senetlerin hudut ve mevki itibari ile mahalli bilirkişi beyanları doğrultusunda fiili zeminde ölçüldüğü ve kırmızı renkle gösterildiği, fiili zemin durumu, senetler ve krokinin uygulanması neticesinde kadastro parsel yapısı değiştiğinden krokide 340 ve 16 ve A-17 ve 17 ve 19 ve 337 ve A10 ve 336 nolu kırıkları birleştiren kadastro hattı ile 16 ve 17 ve 19 nolu kırıkların iptal edilerek bilirkişilerin incelemeleri neticesinde kırmızı hat içinde … köyü 5-A olan kısmın pembe, krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın 110 ada 2 parsel içinde kahverengi kısımların fiili zemin ile senetlerin kapsadığı alanlar olduğu, 5-B ile gösterilen yeşil kısmın orman , 5-C olan kısmın fiili zilyedi bulunmadığından ham toprak vasıflı ve 4-a olan kısmın kadastro tespit malikinin kullanımında, 4-B olan kısmın ise orman olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bu son rapor esas alınarak, fiili zemin sınırları olan ve kırmızı renkle gösterilen sınırlara itibar edilerek karar verilmiş ise de, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi’nin bozma ilamında da belirtildiği üzere, Sulh Hukuk Mahkemesindeki el atmanın önlenmesi davasına konu yerlerin tam olarak belirlenmesi suretiyle bu krokinin kapsamı aşılmaksızın karar verilmesi gerektiği halde, hükme esas alınan son bilirkişi raporunda Sulh Hukuk Mahkemesinde alınan rapor ve krokisi uygulanarak, kroki kapsamı sarı renkte kesik çizgilerle gösterildiği halde, bu sınırlara itibar edilmemesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, komşu yeni … köyü 110 ada 2 parselin (eski … köyü 448 parselin) bir kısmının, gerek fiili zemin sınırları olan ve kırmızı renk ile gösterilen, gerekse Sulh Hukuk Mahkemesi dosyasında dava konusu olarak belirlenen ve sarı kesik çizgilerle gösterilen kısımlar içinde kalmakta olduğu belirtilmiş olup, dosyaya getirilen tapu kayıtlarına göre 110 ada 2 parsele ilişkin tespitin, … köyü kapsamında yapılan kadastro çalışmalarında kesinleşmiş olduğu anlaşılmakta ise de, bu taşınmazın … köyünde yapılan kadastro çalışmalarında davalı olduğu ve mükerrerlik arz eden kısımlarının bulunduğu, dolayısıyla … köyü yönünden kadastro tespitinin kesinleşmediği gözetilerek eldeki bu dosya nedeniyle davalı hale getirildiğine dair şerh konulduğu tespitine yer verilmiştir.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, aktarılan davanın konusu olan taşınmazın bir bölümünün içerisinde kaldığı anlaşılan 110 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tespit maliklerinin bir kısmının davada taraf olarak yer almadığı gözetilerek, husumetin yaygınlaştırılması suretiyle bu kişilerin yöntemince davaya dahil edilmelerinden sonra, 3402 sayılı Kanun’un 22/A maddesi kapsamında yapılan çalışmalarda dikkate alınmak suretiyle, bu parsel hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, anılan parsel yönünden usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanmaması ve bu taşınmaz hakkında olumlu yada olumsuz her hangi bir karar verilmemesi doğru görülmemiş ve bu nedenle bozma cihetine gidilmiştir
Öte yandan; aktarılan davanın konusu olan taşınmazın bir kısmının bulunduğu … köyünde 3402 sayılı Kanun uygulamalarına esas olmak üzere 6831 sayılı Kanuna göre orman kadastrosu ve 2/B maddesi çalışmaları 14.09.2000 tarihinde yapılmaya başlandığı ve bu nedenle taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı anlaşılmakta ise de, hükme esas alınan 24.03.2014 tarihli orman bilirkişi raporunda, en eski tarihli 1953 yılı hava fotoğrafı ile 1957 yılı memleket haritası üzerinde inceleme yapıldığı belirtildiği halde, memleket haritası üzerinde yapılan çakıştırmada dava konusu taşınmazın yerinin net olarak gösterilmemiş olması ve hava fotoğrafı üzerinde ise hiç çakıştırma yapılmamış olması nedeniyle, söz konusu bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmadığı gibi, yeterli zilyetlik araştırması da yapılmamıştır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, öncelikle yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirilerek, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek 3 orman mühendisi bilirkişisi, üç ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanun’lar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi)hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun ( 6831 sayılı Kanun ) 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulundan taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre, davacının temyiz incelemesine konu eldeki son hükmü temyiz etmemesi nedeniyle oluşan usuli müktesep hak ta gözetilerek bir hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözdeni kaçırılarak, eksik araştırma ve incelemeye davalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı Kanunun Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanunun 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Taraflarca 1086 sayılı Kanunun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.