|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu kapsamında yapılan kullanım kadastro tespitine itiraz eden taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır. İlk Derece Mahkemesi, 101 ada 3 parsel ve 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazların 2/B uygulaması kapsamında hak sahiplerinin belirlenmesine karar vermiştir. Ancak, davalı Hazine vekili, taşınmazların orman idaresine tahsisli olduğunu ve bu nedenle kullanıcı şerhi yazılamayacağını savunarak kararı temyiz etmiştir.
Yargıtay, mahkeme kararında, tespit günü itibariyle kimin hangi oranda taşınmazları kullandığının belirlenmediğini ve 101 ada 3 parsel için kullanıcı şerhi yazılmasının hatalı olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle, ilk mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Yargıtay, taşınmazların kullanımına ilişkin fiili durumun tespit edilmesi gerektiğini vurgulayarak, hukuki değerlendirmelerde eksiklikler olduğunu ifade etmiştir. Sonuç olarak, 101 ada 3 parsel yönünden kullanıcı şerhinin kaldırılması ve sadece zilyetliğin tespitine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. |
8. Hukuk Dairesi 2023/598 E. , 2024/6700 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/203 E., 2022/396 K.
KARAR : Asıl ve birleşen davanın kabulüne
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz ve kullanıcı şerhi verilmesine yönelik açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Verilen karar davalı Hazine vekili ve birleşen dosya davacısı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) eklenen Ek 4 üncü madde gereğince yapılan kullanım kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu Sakarya ili, Adapazarı ilçesi Hacılar köyünde orman kadastrosu ve 2/B çalışması 1987 yılında ilan edilerek kesinleşmiştir. Dava konusu 101 ada 3 parsel sayılı 3056,24 m2 yüzölçümündeki taşınmaz çalılık vasfıyla, 103 ada 1 parsel sayılı 15856,17 m2 ve 101 ada 4 parsel sayılı 4196,70 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar ise tarla vasfıyla Hazine adına tapuda kayıtlı olup, üzerilerinde ”6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır” şerhleri mevcuttur.
Asıl dosya davacısı … dava dilekçesinde özetle; çekişmeli 101 ada 3 parsel, 103 ada 1 parsel sayılı taşımazları uzun süredir ekip biçtiklerini, 101 ada 3 sayılı parselin tamamının, 103 ada 1 sayılı parselin ise 11000/15856 hisselik bölümünü kendisinin, 4856/15856 hisselik bölümünün ise … ile müşterek ektiklerini, ancak 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca tespit yapılırken, kendi adlarının geçmediğini beyan ederek, taşınmazda hak sahipliğinin bulunduğuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dosya davacısı … dava dilekçesinde özetle, çekişmeli 101 ada 4 sayılı parsel ile 103 ada 1 sayılı parselde bulunan taşınmazların kullanıcılarının ve 2/B kapsamında olup olmadığının belirlenerek adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 18.10.2012 tarihli celsede adına zilyetlik şerhi verilmesini talep ettiğini dilekçesini bu şekilde düzelttiğini beyan etmiş. Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince 2012/233-532 sayılı kararı ile Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/217 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davacılar … ve … bakımından davanın kabulüne, 101 ada 3 parsel sayılı taşınmaz ile 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazın yapılan çalışmalarda 2/B uygulaması içerisinde yer aldığı ve hak sahiplerinin 1/2’şer hisse ile davacılar olarak belirlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili ile asıl dosya davacısı … tarafından kendi hissesinin 2/3, birleşen dosya davacısı Hamza Kormaz’ın ise 1/3 hisse sahibi olduğu iddiasıyla temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından; mahkeme kararında; tespit günü itibariyle kimin hangi oranda ve taşınmazların hangi kısımlarının kullanıldığı belirlenmeden hüküm kurulduğu, birleşen dosya davacısının dava konusu yaptığı 101 ada 4 sayılı parsel hakkında ise bir hüküm kurulmadan, 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporında (A) harfi ile gösterilen 5922,11 m2’lik kısmının çalılık vasfında olduğundan bahsedildiği halde tamamı hakkında kişiler lehine kullanıcı şerhi verildiği belirtilerek tespit tarihine en yakın uydu fotoğrafları ve ortofotolar getirtilerek, taşınmazın tespit günü itibariyle fiili kullanıma konu olup olmadığı hususları araştırılmasına yönelik bozulmuştur.
Yeniden yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince; yapılan keşifte dinlenilen yerel bilirkişiler, davacılar tanığı, hava fotoğrafları ile ortofoto görüntülerinden asıl davaya konu 101 ada 3 nolu parselin tespit günü ve öncesinde davacı … tarafından kullanıldığı, fiili kullanımın kesintiye uğramadığı yine keşifte dinlenilen yerel bilirkişiler, davacılar tanığı, hava fotoğrafları ile ortofoto görüntülerinden birleşen davaya konu 101 ada 4 nolu parselin tespit günü ve öncesinde davacı … tarafından kullanıldığı, fiili kullanımın kesintiye uğramadığı, davacıların uzun süredir (ataları ve devamında kendilerinin onların kullanımını devam ettirerek) dava konusu taşınmazda zilyetliklerinin devam ettiği, teknik bilirkişiler tarafından tanzim edilen raporda da dava konusu 101 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların keşif tarihi itibariyle tarla niteliğinde olduğu, taşınmaz üzerindeki zilyetliklerinin devam ettiği anlaşıldığından, bu parsellere ilişkin asıl ve birleşen davanın kabulüne;101 ada 3 parsel sayılı 2/B çalışmasında yer alan taşınmazın tamamının fiili kullanıcısının davacı … olduğunun tespiti ile taşınmazın tapudaki beyanlar hanesine bu yönde şerh tesisi ve tesciline, 101 ada 4 parsel sayılı 2/B çalışmasında yer alan taşınmazın tamamının fiili kullanıcısının davacı … olduğunun tespiti ile taşınmazın tapudaki beyanlar hanesine bu yönde şerh tesisi ve tesciline karar verilmiş. 103 ada 1 parsele yönelik ise; dava konusu taşınmazın teknik raporda (C) harfi ile gösterilen kısım haricinde davacı ve birleşen dosya davacısının zilyetliklerinin devam ettiği, fen bilirkişi ve ziraat mühendisi bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda keşif tarihi itibariyle tarla niteliğinde olduğu, hava fotoğrafları ve orto foto ile uydu görüntülerinde de taşınmazın teknik raporda (A) ve (B) ile gösterilen kısımlarını uzun yıllardır tarla olarak gözüktüğü tespit edildiği, (C) ile gösterilen kısmın tespit tarihine en yakın hava fotoğrafından sık ormanlık olarak görülmesi, ortofoto görüntülerinde çalılık olarak görülmesi, ziraat bilirkişisi raporunda da kullanılmadığının belirtilmesi nedeniyle, davacılar tanıklarının ara ara davacılar tarafından temizletilmesi hususunun ispata yeter nitelikte olmadığı kanaatiyle, bu kısım yönünden fiili kullanım şartının gerçekleşmediği kabul edilmekle, 103 ada 1 parsel yönünden fen raporda (A) ile gösterilen 8628,28 m²’lik kısmın fiili kullanıcısının davacı …’ın ve fen raporda (B) harfi ile gösterilen 1234,12 m²’lik kısmın fiili kullanıcısının davacı …’ın olduğunun tespiti ile taşınmazın tapudaki beyanlar hanesine bu yönde şerh tesisi ve tesciline karar verilmiştir.
Verilen karar birleşen dosya davacısı … vekili tarafından; “103 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ilişkin ilk keşifte mahalli bilirkişilerin yaptığı değerlendirmelerin hatalı olduğu, taşınmazın müştereken kullanıldığı, bu kullanıma göre çalılık olarak geçen yerin de müvekkili tarafından kullanıldığı, ecrimisil bedellerinin ödendiği, yapılan 2. keşifte tanıkların da bu hususu doğruladıkları, mahkemenin bu kısma yönelik olarak müvekkili adına zilyetliğin tespiti kararı vermemesinin hatalı olduğu, bu sebeple kararın bozulması” talebiyle, davalı Hazine vekili tarafından; “101 ada 3 parselin Defterdarlık tarafından Orman Genel Müdürlüğüne tahsisli olduğu, bu parsel yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, ayrıca taraflarına hükmedilen vekalet ücreti yönünden de verilen kararın bozulması” talebiyle temyiz edilmiştir.
1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında; birleşen dosya davacısı … vekilinin temyiz talebinin reddine, davalı Hazine vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Davalı Hazine vekilinin; dava konusu 101 ada 3 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz talebinin kabulü gerekir. Şöyle ki, Orman İdaresine tahsis edilen taşınmazlar hakkında tapuda beyanlar hanesine kullanıcı şerhi yazılamayacağından, kullanım kadastrosu tespitinin yapıldığı tarihte taşınmazda fiili kullanıcı tespit edilmesi halinde sadece zilyetliğin tespitine karar verilmesi gerekirken, beyanlar hanesine kullanıcı şerhi yazılması hatalı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle birleşen dosya davacısı vekilinin
ve davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazının yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının; A-Asıl dosya yönünden hüküm fıkrasının birinci bendinin “Sakarya ili Adapazarı ilçesi Hacılar köyü Küçükbüyüktarla mevkiinde kain 101 ada 3 parsel sayılı 2/B çalışmasında yer alan taşınmazın tamamının fiili kullanıcısının davacı … olduğunun” cümlesinden sonra gelen “tespiti ile taşınmazın tapudaki beyanlar hanesine bu yönde şerh tesisi ve tesciline ” cümlesi çıkartılarak, yerine “tespitine” ibaresi eklenerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden birleşen dosya davacısı …’a iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.