|
ÖZET: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, kadastro tespitine itiraz davasında, İlk Derece Mahkemesi’nin kararını bozmuştur. Bozma gerekçesi, dava konusu taşınmazın (143 ada 1 parsel) daha önce kesinleşen bir dava sonucunda gerçek kişi adına tescil edilmesi ve bu taşınmazın ifraz edilerek başka parseller haline gelmesidir. Yargıtay, taşınmazın kadastro tespit tarihinden sonra iki parçasının dava dışı kişilere satıldığını belirterek, yeni maliklerin davaya katılmasının zorunlu olduğunu vurgulamıştır. Aksi takdirde, verilen kararın infazının mümkün olmayacağı ifade edilmiştir.
Yeniden yapılan yargılama sonucunda, taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında olduğu ve kadim tarım arazisi niteliğinde bulunduğu tespit edilmiştir. Mahkeme, bilirkişi raporlarına dayanarak, davalıların iyi niyetli olarak taşınmazı satın aldıklarını ve zilyetlik koşullarının oluşmadığını belirlemiştir. Sonuç olarak, Orman İdaresi’nin davası reddedilmiş ve İlk Derece Mahkemesi’nin kararı Yargıtay tarafından bozulmuştur. Bu durum, kadastro tespitinin geçerliliği ve taşınmaz üzerindeki hakların belirlenmesi açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
8. Hukuk Dairesi 2021/13277 E. , 2024/6210 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2015/156 E., 2020/37 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davacı … asli müdahil Orman İdaresinin davasının reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı … vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından; “… dava konusu 143 ada 1 parselin, daha önce kesinleşen ancak taraf olmadığı için davacı … yönünden kesin hüküm teşkil etmeyen gerçek kişiler arasında görülen dava nedeniyle tapuda gerçek kişi adına tescil edildiği, ifraz edilerek 143 ada 2, 3 ve 4 parsel numaralarını aldığı, 143 ada 2 parselin …, 143 ada 3 parselin … ve 143 ada 4 parselin ise … adına tescil edildiği, çekişmeli taşınmaz kadastro tespit tarihinden sonra üç parçaya ayrılıp iki parçası dava dışı kişilere resmi akitle satıldığından yeni maliklerin davaya katılımlarının sağlanmasında zorunluluk bulunduğu, aksi takdirde infazı kabil olmayan karar verilmiş olacağı …” gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; “… yapılan keşif sonrası alınan orman bilirkişi raporunda ve hava fotoğraflarının değerlendirilmesi sonucunda hazırlanan ek bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında kaldığının ve orman sayılmayan yerlerden olduğunun, hava fotoğraflarına göre taşınmazın öncesinin orman olduğunun belirtildiği, ziraat bilirkişi raporunda; taşınmazın kadim tarım arazisi niteliğinde olduğunun ve imar ihyasının yapıldığının belirtildiği, orman kadastrosu yapılmışsa kural olarak, bir yerin orman olup olmadığı, kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenmesi gerektiğinden, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında olduğu, orman sayılmayan yerlerden olduğu, 2002/132 Esas sayılı dosyada verilen karar kesin hüküm olarak değerlendirilmese de güçlü delil olarak mahkemece kabul edildiği, belirtilen dosyada dava konusu taşınmazın imar ihyasının tamamlanan kuru tarım arazisi niteliğinde olduğunun değerlendirildiği, mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporlarında da benzer tespitlerin yer aldığı, dava konusu taşınmazın davalı …’in lehine tespit koşullarının oluştuğu, tapu kaydına güvenerek davalılar … ve …’nın dava konusu taşınmazın bir kısmını satın aldığı gözetildiğinde iyi niyetli olarak satış işlemlerinin yapıldığının anlaşıldığı …” gerekçesiyle davacı … asli müdahil Orman İdaresi yönünden davanın reddine, Mersin ili … ilçesi … Mahallesi, 143 ada 1 parsel (ifraz sonrası 143 ada 2, 3 ve 4 parsel) sayılı taşınmazların tespit tarihinden sonra yapılan intikaller ve satış işlemleri baki kalmak kaydıyla kadastro tespiti gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, asli müdahil Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Davacı … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacı … vekili tarafından, …, … ve … aleyhine 143 ada 1 parsel yönünden 04.05.1995 yılında Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptal tescil davası açılmış olup , dava konusu taşınmazın 1977 yılında yapılan kadastro çalışmalarında kargir ev ve limon bahçesi vasfıyla 15648 m2 olarak Şubat 306 tarihli ve 142 sıra, 30 cilt ve 21 sayfa numaralı (35 dönüm) tapu kaydına ve 107 ve 108 tahrir numaralı vergi kayıtlarına istinaden tamamı davalı … oğlu … adına tespit edildiği, bu tespite kardeşleri … ve … ile Hazine ve Orman İdaresi tarafından itiraz edildiği, itirazın komisyonca reddedilmesi üzerine 1985 yılında … tarafından kadastro tespitine itiraz davacı açıldığı ve taşınmazı … ile birlikte imar ihya ettiğini iddia ettiği, dosyaya asli müdahil olarak katılan …’ın ise davasından feragat ettiği, bu dosyada her ne kadar Hazine de davalı olarak gösterilmiş ise de, davalı sıfatının 143 ada 1 parselden kaynaklanmadığı, nihai olarak Erdemli Kadastro Mahkemesinin 2002/132 Esas ve 2005/546 Karar sayılı kararı ile 143 ada 1 parselin tespit gibi … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği, bu kararın Yargıtayca onanmak ve karar düzeltme taleplerinin reddine karar verilmek suretiyle 25.06.2007 tarihinde kesinleştiği ve akabinde taşınmazın 18.03.2008 tarihinde davalı … adına tescil edildiği, davacı … tarafından bu davanın açıldığı tarihte 143 ada 1 parsel sayılı taşınmazın Erdemli Kadastro Mahkemesinde dava konusu olması sebebiyle Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verildiği ve dosyanın nihai olarak şimdiki esasını aldığı tespit edilmiş olup, görüldüğü üzere, az yukarıda açıklanan ve kadastro tespitine itiraz üzerine taşınmazın davalı … adına tespit gibi tesciline karar verilen dosyada Hazinenin başka parsellerden dolayı davalı sıfatıyla yer almakta olduğu ve asli müdahil Orman İdaresinin ise taraf olmadığından, söz konusu dava dosyasında verilen kararın davacı … asli müdahil Orman İdaresi yönünden bağlayıcılığının olmadığı anlaşılmaktadır.
Bunlardan ayrı olarak; dosyada yapılan keşifler sonrasında alınan bilirkişi raporları ile mahalli bilirkişi ve tanık beyanları incelendiğinde, bozma öncesinde 20.04.2010 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişi, dava konusu taşınmazın 1960′ lı yıllarda davalı …’in babası tarafından sebze ekilerek kullanıldığını, yine aynı keşifte dinlenen 1947 doğumlu tanık ta, 20 yaşında iken dava konusu taşınmazın bulunduğu yere geldiğini, taşınmazın davalı …’in babası tarafından hububat ekilerek kullanıldığını, 40 yıldan fazla bir süre imar ihya edilerek taşınmaza limon ağaçlarının dikildiğini beyan etmiş ise de, tespite esas alınan Şubat 306 tarihli ve 142 sıra 30 cilt ve 21 sayfa numaralı tapu kaydı keşif mahallinde uygulanmamış ve bu tapu kaydındaki malikler ile davalı tarafın ırsi yada akdi ilişkisi araştırılmamıştır. Yine keşif sonrası alınan 13.09.2010 tarihli fen ve orman bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman kadastro sınırları dışında kaldığı, 1961 yılı memleket haritasında tamamının ibreli ağaç simgeli yeşile boyalı orman olarak gösterildiği, ziraat bilirkişi raporunda ise, limon ağaçlarının keşif tarihi itibariyle 30 – 35 yaşlarında olduğu yani 1975-1980 yılları arasında dikildiği, genel olarak imar ihyanın tamamlandığı, orman sayılmayan kadim tarım arazisi olduğu belirtilerek, zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı soyut ifadelere yer verilmiş, bu yönden yeterli değerlendirme yapılmamıştır. Ayrıca; 24.03.2015 havale tarihli fen ve orman bilirkişilerinin ortak hazırladıkları ek raporda, bu defa hava fotoğrafı üzerinde dayanak tapu kaydının revizyon gördüğü tüm parseller de gösterilmek suretiyle inceleme yapılmış, ve taşınmazın 1961 yılı memleket haritasında yeşil alanda, 1956 yılı hava fotoğrafında ise tamamının koyu gri alanda kaldığı görülmüştür.
Bozma sonrasında ise yeniden keşif yapılmamış, bozma öncesinde rapor düzenleyen aynı orman bilirkişisinden ek rapor alınmakla yetinilmiş olup bu ek raporda, 1961 ve 1990 yılı memleket haritaları ile 1956 ve 1969 yılı hava fotoğraflarının incelendiği belirtilerek, 1961 yılı memleket haritasına altlık olan 1956 yılı hava fotoğrafında yapılan stereoskopik incelemede birbiriyle aynı olduğunun, memleket haritasında dava konusu taşınmazın ibreli ağaç simgesiyle yeşil renkte orman olarak gösterildiğinin, hava fotoğrafında ise kızılçam ormanı olduğunun görüldüğünün, 1969 yılı hava fotoğrafı üzerinde yapılan stereoskopik incelemede ise ormanlık alanın tamamen yok edilerek kapama bahçe haline dönüştürüldüğünün, 1990 yılı memleket haritasında da turunçgil simgeli yeşile boyalı alan olarak gösterildiğinin tespit edildiği açıklanmış; Erdemli Kadastro Mahkemesinin 2002/132 Esas sayılı dosyasında bozma öncesinde 1989 yılında alınan bilirkişi raporunda, taşınmazın üzerinde 30 yaşlarında limon ağaçları bulunan kadim kültür arazisi olduğu, yine bozmadan sonra 2005 yılında alınan bilirkişi raporunda ise taşınmaz üzerinde 35 yaşlarında limon ağaçları bulunan kadim kültür arazisi olduğu tespit edilmiştir.
Bu itibarla; tüm dosya kapsamına göre, kadastro tespit çalışmalarının yapıldığı 1977 yılından geriye doğru 20 yıllık süre içerisinde davalı tarafça taşınmaz üzerinde zilyetlikle kazanma koşullarının sağlanmadığı anlaşılmakta ise de, İlk Derece Mahkemesince, tespite esas tapu kaydı yöntemince uygulanarak kapsamı tespit edilmemiş ve ayrıca bu tapu kaydının maliki ile davalı taraf arasındaki ırsi ve akdi ilişki de belirlenmemiş olduğundan, öncelikle söz konusu tapu kayıt maliki ile davalı taraf arasındaki akdi ve irsi ilişkinin ve başka taşınmazlara revizyon görüp görmediğinin araştırılması, akabinde tespite esas tapu kaydının 3402 sayılı Kadastro Kanunu’ nun 20 nci maddesi uyarınca yöntemince uygulanması suretiyle kapsamının belirlenmesi ve bundan sonra anılan tapu kaydının revizyon durumu da gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi için hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, asli müdahil Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davacı … vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanunun 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanunun 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.