|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kadastro tespitine itiraz davasında taraflar arasındaki uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacı, Rize ili Güneysu ilçesi Başköy köyü 307 ada 19 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmalarında Hazine adına tespit edildiğini, ancak kendisinin ve atalarının uzun yıllardır zilyet olduğunu iddia ederek tespitin iptalini talep etmiştir. İlk Derece Mahkeme, davanın bir kısmını reddetmiş, diğer kısmında ise görevsizlik kararı vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, yapılan inceleme sonucunda, taşınmazın orman vasfı taşıdığına dair bilirkişi raporlarına dayanarak, davanın bir kısmını reddetmiş ve tescil kararını onaylamıştır. Mahkeme, davacının taşınmaz üzerindeki zilyetliğini kanıtlayamadığını ve taşınmazın tarımsal faaliyet için elverişli olmadığını belirlemiştir. Ayrıca, başlangıçta dava konusu edilmeyen taşınmazın ıslah yoluyla davaya dahil edilmesinin mümkün olmadığını vurgulamıştır. Sonuç olarak, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını onayarak, davanın reddine ve taşınmazın kadastro komisyonu kararı doğrultusunda tesciline hükmetmiştir. Bu karar, kadastro davalarında zilyetlik ve taşınmazın niteliği konusundaki hukuki değerlendirmeleri içermektedir. |
8. Hukuk Dairesi 2022/8530 E. , 2024/6796 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/866 E., 2022/1172 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmak suretiyle davanın kısmen reddine, kısmen karar verilmesine yer olmadığına
İLK DERECE MAHKEMESİ : Rize Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2020/25 E., 2022/6 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince bir kısmı yönünden davanın reddine, bir kısmı yönünden ise görevsizliğine karar verilmiştir.
Kararın dahili davalı … İdaresi vekili, davacı vekili, davalı Hazine tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak esas hakkında hüküm kurulmasına davanın bir kısmı yönünden reddine bir kısmı yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı dahili davalı … İdaresi vekili, davacı vekili, davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davalı taşınmaz, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 18 nci maddesine göre 28.11.2019 tarihinde hali arazi olarak … adına tespit görmüştür. Bu tespit 20.06.2020 ile 20.07.2020 tarihlerinde askı ilanına çıkarılmış, dava askı ilan süresi içinde açıldığından tespit kesinleşmemiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Rize ili Güneysu ilçesi Başköy köyü 307 ada 19 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmalarında davalı Hazine adına tespit gördüğünü, taşınmazda uzun yıllardır atalarının ve kendisinin malik sıfatıyla zilyet olduğunu, taşınmazın bir kısmının davacının muvafakati olmadan taş ocağı yapıldığını, davalı adına olan tespitin iptali ile taşınmazın sınırları keşifle tespit edilecek kısımlarının davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacının davasının Rize ili Güneysu ilçesi Başköy köyü 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar yönünden görevsizliğine, Rize ili Güneysu ilçesi Başköy köyü 307 ada 19 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın esastan reddine Rize ili Güneysu ilçesi Başköy köyü 307 ada 19 parsel sayılı taşınmazın komisyon tutanağındaki tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Bu kararı dahili davalı … İdaresi vekili, davacı vekili, davalı Hazine vekili istinaf etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda;”Orman mühendisi bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmaz üzerinde muhtelif yaş ve çaplarda kızılağaç, kayın ve kestane ağaçları bulunduğu, alanın alt tarafında orman gülleri, otsu ve odunsu diri orman bitki örtüsü mevcut olduğu, toprak yapısı bakımından orman toprağı özelliği gösterdiği, 1959,1973,1983 ve 2004 tarihli hava fotoğraflarında orman olarak gözüktüğü, 1966 yılı memleket haritasında yapraklı ağaçlar barındıran yeşil renge boyalı alanda kaldığı, amenajman planı meşcere haritasında orman bölmesinde kaldığı, netice olarak çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu belirtilmiştir. Ziraat mühendisi bilirkişi raporunda da; çekişmeli taşınmazın halihazırda çalılık ve ağaçlık olduğu, üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığı, kadimden beri tarımsal amaçla kullanıldığına dair herhangi bir bulguya rastlanmadığı, zemindeki kaya oranının %50’den fazla olduğu, kültürel anlamda tarımsal faaliyet yapmaya elverişli olmadığı, kaya ve taş temizliğinin yapılmadığı, üzerinde emekle yetiştirilen meyveli veya meyvesiz herhangi bir ağaç bulunmadığı, eğim durumu bakımından oldukça dik ve sarp bir yapıda olduğu, netice olarak taşınmazın tarım arazisi vasfı taşımadığı belirtilmiştir…. Dosyada mevcut orman ve ziraat mühendisi bilirkişi raporlarına göre, çekişmeli taşınmazın evveliyatı itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu sabittir. Bir an için çekişmeli taşınmazın evveliyatı itibariyle orman olmadığı kabul edilse dahi, gerek dosyaya sunulan bilirkişi raporları ve gerekse de dosya arasında mevcut fotoğraflardan, çekişmeli taşınmazda geçmişten buyana herhangi bir tarımsal faaliyette bulunulmadığı, taşınmazın imar-ihya edilmediği ve tarıma elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, keşifte dinlenen tanıklar, mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişileri de beyanlarında, davacı ve murislerinin çekişmeli taşınmazı ağaçların yapraklarını toplama ve odun kesme şeklinde kullandıklarını beyan etmişlerdir. Dolayısıyla, davalı … İdaresinin lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Yine, davalı … İdaresinin dava konusu 307 ada 19 parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline yönelik olarak açtığı bir davası veya yöntemince bir asli müdahale talebi bulunmadığından bu hususta herhangi bir karar verilmemiştir. Yerel Mahkeme kararında bu açıdan da herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Komşu 103 ada 1 sayılı orman parseline yönelik olarak harcı yatırılmak suretiyle yöntemince açılmış bir dava bulunmamaktadır. Buna rağmen, davacı tarafın keşif sırasında alınan beyanı ve yer göstermesi ile 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bir bölümü davaya dahil edilmiştir. Ne var ki, Yüksek Mahkemenin yerleşik hale gelen içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere, başlangıçta dava konusu edilmeyen bir taşınmazın ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Kaldı ki, davacı tarafın keşif sırasında alınan beyanlarının hukuken “ıslah” olarak kabulü de mümkün değildir. Hal böyle olunca, 103 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken görevsizliğine karar verilmesi doğru görülmemiştir.” gerekçeleriyle hükmün kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisine; dava konusu Rize ili Güneysu ilçesi Başköy köyü 307 ada 19 parsel sayılı taşınmaz aleyhine açılan davanın reddi ile iş bu taşınmazın Kadastro Komisyonu kararı doğrultusunda tespit gibi tapuya tesciline, Rize ili Güneysu ilçesi Başköy Köyü 103 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dair karar vermiştir. Bu karar dahili davalı … İdaresi vekili, davacı vekili, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup dahili davalı … İdaresi vekili, davacı vekili, davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL’nin temyiz edenden alınmasına,
7139 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.