|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kadastro tespitine itiraz davasında zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği üzerine odaklanmaktadır. Davacı Hazine, 1656 ada 8 parsel sayılı taşınmazın zilyetlik yoluyla edinilmediğini savunarak, kadastro tespitinin iptalini ve taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir. Davalı ise, taşınmazı 2001 yılında satın aldığını ve bu tarihten beri üzerinde ikamet ettiğini öne sürmüştür.
İlk Derece Mahkemesi, hava fotoğrafları ve bilirkişi raporları ışığında, taşınmazın uzun yıllar boyunca kullanılmadığını belirlemiş ve zilyetlikle iktisap koşullarının sağlanmadığına hükmederek davanın kabulüne karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, bu kararı onayarak, davalının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek, davalının temyiz dilekçesindeki itirazların kararın bozulmasını gerektirmediğine hükmetmiştir. Bu karar, kadastro hukuku açısından zilyetlik koşullarının titiz bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. |
8. Hukuk Dairesi 2023/2399 E. , 2024/7486 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2315 E., 2023/316 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2020/85 E., 2021/181 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
İstanbul ili Şile ilçesi … Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 1656 ada 8 parsel sayılı 207,15 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ırsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenlerine dayalı olarak, tarla vasfıyla, davalı … adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili Şile ilçesi … Mahallesi 1656 ada 8 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davalı taraf yararına zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazı harici satış senedi ile satın aldığı 29.05.2001 tarihinden bu yana çekişmeli yerde ikamet ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; “geçmiş tarihli hava fotoğrafları uzman bilirkişi aracılığıyla değerlendirildiğinde, 1992 yılına ait hava fotoğrafında parselin kısmen ağaçlık kısmen de doğal bitki örtüsü ile kaplı olduğu, 2003 yılı hava fotoğrafında ise ağaçlık olan kısmın temizlendiği ancak açıklık alanın doğal bitki örtüsü ile kaplı olduğu, 2016 yılına ait hava fotoğrafı itibarı ile yakın zamanda kullanılmaya başlandığının tespit edildiği, mahalli bilirkişi beyanının aksine uzun yıllardır süregelen bir kullanım emaresinin bulunmadığı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının gerçeğin kendisi olan hava fotoğrafları ile çelişen beyanlarına itibar edilemeyeceği dolayısıyla 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü ve 17 nci maddesi uyarınca zilyetlikle iktisap koşullarının davalı lehine gerçekleşmediği” gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile kadastro tutanağında yazılı nitelik ve yüzölçümü ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, “alınan uzman bilirkişi kurulu raporuna göre, dava konusu taşınmazın 1940-1992 yıllarında kısmen ağaçlık, kısmen açıklık olduğu, 2003 yılı hava fotoğrafında açıklık olan kısmın temizlendiği, ancak açıklık alanın doğal bitki örtüsü ile kaplı olduğu, dava konusu parselin 2016 yılına ait hava fotoğrafa itibariyle yakın zamanda kullanılmaya başlandığı ve üzerindeki ağaçların da 5-6 yaşlarında olduğu, rapor ekinde yer alan hava fotoğrafı görüntülerinin de raporu destekler nitelikte olduğuna göre davanın kabulüne yönelik İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı” gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; bu kez davalı tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL’nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.