|
ÖZET: Bu Yargıtay kararında, Muğla ili Bodrum ilçesinde bulunan 335 ada 1 parselin kadastro tespitine ilişkin bir uyuşmazlık ele alınmıştır. Davacı, taşınmazın Hazine adına tespit edilmesi gerektiğini savunurken, davalı ise bu tespitin geçerli olduğunu iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, taşınmazın uzun bir süre tarımsal amaçla kullanılmadığını ve orman niteliği taşıdığını belirterek, davanın kabulüne karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, ilk mahkemenin kararını onayarak, kadastro tespitinin geçersiz olduğunu ve taşınmazın Hazine adına tescil edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Mahkeme, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun geçici 8. maddesi çerçevesinde yapılan tespitlerin, taşınmazın zilyetliği ve kullanım durumu göz önünde bulundurularak değerlendirildiğinde, davalı lehine zilyetlikle taşınmaz edinme şartlarının oluşmadığını belirtmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını onayarak, taşınmazın Hazine adına tescil edilmesine hükmetmiştir. Bu karar, kadastro tespitinin geçerliliği ve taşınmazın zilyetliği konularında önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
8. Hukuk Dairesi 2023/2089 E. , 2024/7574 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/324 E., 2023/106 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/72 Esas, 2021/303 Karar
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Milas Kadastro Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu Muğla ili, Bodrum ilçesi, Kızılağaç Mahallesinde 2020 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8 inci maddesi gereğince kadastro tespit çalışması yapıldığı, bu çalışmalar sonunda; dava konusu 335 ada 1 parselin, 5.540,52 metrekare yüzölçümünde, tarla niteliğinde, belgesizden Hazine adına tespit edildiği, tutanağın beyanlar hanesinde taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının …’ye ait olduğu ve parselin 3 üncü derecede doğal sit sınırları içinde kaldığı yönünde şerh yazıldığı, tespite itirazın kadastro komisyonunca kabul edilerek 28.09.2020 tarihli karar ile dava konusu 335 ada 1 parselin niteliği zeytinli tarla olarak düzeltilerek … adına tespitine karar verildiği, Bodrum Milli Emlak Müdürlüğü’nün bu karara itirazı üzerine Kadastro Komisyonunun 19.12.2020 tarihli kararı ile itirazın reddine, taşınmazın zeytinli tarla vasfı ile … adına tespitine karar verildiği, kadastro çalışma sonuçları ve tutanakların 25.12.2020 – 25.01.2021 tarihlerinde askı ilanına çıkarıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu Muğla ili, Bodrum ilçesi, Kızılağaç Mahallesi, 335 ada 1 parselin, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmasına rağmen, bölgede 2020 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun geçici 8 inci maddesi gereğince yapılan kadastro tespit çalışmaları sonunda davalı adına tespit edildiğini, daha önceki kadastro tespitinde tescil harici bırakılan taşınmazın Hazine adına tespiti gerektiğini, kişiler adına tespit edilemeyeceğini belirterek, dava konusu taşınmazın davalı adına yapılan kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tespit ve tescilini istemiş, davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Dava, 3402 sayılı Kanun’un geçici 8 inci maddesi gereğince yapılan kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu yerin ilk zilyedi … olup vefatından sonra kızı … tarafından kullanıldığı, bitişik dava dışı 335 ada 2 parsel ile birlikte kullanılırken 01.03.2000 tarihli senetle dava dışı 335 ada 2 parseli oğlu …’a bıraktığı, dava konusu yeri ise 01.03.2006 tarihli senetle davalıya devrettiği, ancak işbu senedin usulüne uygun düzenlenmediği, sadece … ve …’ın imzasının bulunduğu, keşif mahallinde dinlenen mahalli ve tespit bilirkişileri ve davalı tanığı…’un devir işleminin yapıldığı 2006 yılından bu yana davalı tarafından taşınmazın kullanılmadığı, başka bir deyişle taşınmazın öncesinde tarım arazisi olarak kullanılmakta iken, 2006 yılından sonra iradi olarak terk edilerek kullanılmaması nedeniyle dava konusu taşınmaz ve çevresinin ormanlaşmaya başladığı keşif tarihi öncesinde yeni temizlendiği, ayrıca kırmızı renkli akdeniz orman toprağı özelliği taşıdığı, orman niteliğinde, orman içi açıklık olmadığı ancak üç yerden orman alanı ile çevrili olması nedeniyle orman bütünlüğünü bozucu etkiye sahip olduğu, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 1/j maddesi kapsamında orman sayılan makilik alanlardan kaldığı ve bu nedenle zilyetlik ile kazanılamayacağından imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının davalı lehine oluşmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne, Muğla ili, Bodrum ilçesi, Kızılağaç Mahallesi, Gerenkuyu mevki 335 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 19.12.2020 tarihli kadastro komisyon tutanağının iptali ile taşınmazın 5.540,52 metrekare yüzölçümü ve orman vasfı ile davacı Hazine adına tespiti ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, 3402 sayılı Kanun’un geçici 8 inci maddesi gereğince yapılan kadastro tespitinde tarla niteliği ile davalı adına tespiti yapılan taşınmazın uzun zamandan beri tarımsal amaçla kullanılmadığı, uzun süre toprak işlemesi yapılmamış üzerinde ekili-dikili kültür bitkisi bulunmayan taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetliğin bulunmadığı ve orman içi açıklık niteliğinde olan taşınmazda davalı lehine zilyetlikle taşınmaz edinme şartlarının gerçekleşmediği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olduğundan istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.