|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosuna itiraz davasını kapsamaktadır. Davacı, taşınmazının eski sınırlarının yanlış değerlendirme ile orman arazisine dahil edildiğini belirterek, kadastro tespitinin iptali ve eski sınırlarıyla tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davayı kabul etmiş, ardından Bölge Adliye Mahkemesi de bu kararı onaylamıştır.
Bölge Adliye Mahkemesi, uygulama kadastrosu sırasında yapılan hataların giderilmesi gerektiğine ve bilirkişi raporunun bilimsel veriler sunduğuna dikkat çekerek, davanın kabulünü isabetli bulmuştur. Davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri, taşınmazın orman tahdit sınırları içinde olduğunu ve özel mülkiyete konu edilemeyeceğini savunmuşlardır. Ancak, mahkeme, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirmediğine hükmetmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını onayarak, kadastro tespitinin iptaline ve davacının taşınmazının eski sınırlarıyla tesciline karar vermiştir. Bu karar, kadastro uygulamalarında yapılan hataların düzeltilmesi ve mülkiyet haklarının korunması açısından önem taşımaktadır. |
8. Hukuk Dairesi 2022/6388 E. , 2024/6107 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1435 E., 2022/879 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/35 E., 2021/175 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu çalışmalarına itiraza yöneliktir. Dava konusu taşınmaz 2384 parsel numarası ile tarla niteliğinde, 6.350,00 m2 yüzölçümü ile tescilli iken, bölgede 2013 yılında yapılan uygulama kadastrosu sonunda, taşınmazın 340 ada 1 parsel numarasını alarak, 6.311,61 m2 yüzölçümü ile tespit edildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili 12.02.2016 tarihli dava dilekçesinde; müvekkilinin, Muğla ili … ilçesi … köyü, … mevkii, eski 2384, yeni 340 parsel 11 ada numarasında kayıtlı taşınmazın maliki olduğunu, … Köyünde 3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesi kapsamında yapılan kadastro çalışmaları neticesinde taşınmazın tapulamadan beri var olan sınırlarına uyulmaksızın yanlış değerlendirme ve uygulama ile taşınmazın bir kısmının orman arazisi sınırlarına dahil edildiğini ve tapuda bu şekli ile tescil edildiğini, bu işlem neticesinde davacıya ait taşınmazın sınırları dışında kalan iki adet yapının belediye ve orman müdürlüğü tarafından yıkılma işlemlerinin başlatıldığının tespit edildiğini belirterek, Muğla ili … ilçesi … köyü, … mevkii eski 2384 yeni 340 parsel 11 ada numarasında kayıtlı davacının maliki olduğu taşınmazın 3402 sayılı Kanun’un 22-a uyarınca düzeltme / tespit işlemi ile belirlenen sınırlar uyarınca orman arazisine kaydırma yapılarak tescil edilen işlemin iptali ile kadastro tespit ve uygulamasından önceki eski sınırları dahilinde davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 30.10.2017 tarihli ve 2016/66 Esas, 2017/291 Karar sayılı kararı ile davanın reddine ilişkin verilen karar; istinaf incelemesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince 11.01.2019 tarihli ve 2018/658 Esas, 2019/28 Karar sayılı karar ile eksik inceleme sebebiyle karar kaldırılmış, Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kabulü ile Muğla ili … ilçesi … Mahallesi … mevkii 340 ada 1 parsel sayılı taşınmazda yapılan kadastro tespitinin iptali ile; 10.08.2017 tarihli bilirkişi raporuna ekli 1 nolu krokide belirlenen parsel koordinatlarına göre kaydırılarak, krokide belirtilen koordinatlar doğrultusunda davacı adına tespit ve tesciline karar verilmiş, karara karşı davalı vekilleri tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; 3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosunun iptali talepli davada, dava konusu taşınmazın uygulama kadastrosu sonucu belirlenen sınırlarının, tesis kadastrosu sonucu belirlenen sınırlar, geometrik şekil ve cepheleri ise uyumlu olmakla birlikte, uygulama kadastrosu sırasında yapılan raster sayısallaştırması hatası nedeniyle doğu-batı yönünde yaklaşık 2 metre kayıklık oluştuğu anlaşıldığından, dava konusu taşınmazın yüzölçümünde değişiklik yapılmadan kaymanın ve hatanın giderilmesine yönelik bilimsel veriler içeren, denetlenebilir ve hüküm vermeye yeterli bilirkişi raporu dayanak alınarak davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olduğundan, davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından; “Taşınmazın bulunduğu bölgede 1966 yılında kesinleşmiş 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 1 inci maddesine göre yapılan orman tahdidi ve 1987 yılında kesinleşmiş 6831 sayılı Kanun’un 2896 sayılı Kanun’la değişik 2 nci madde ve 2/B maddesi uyarınca yapılmış çalışmalar bulunmaktadır. Bu tespitlere göre dava konusu taşınmaz orman tahdit sınırları içinde yer almaktadır. Kesinleşen Orman Kadastrosuna göre Orman Sınırları içerisinde yer alan taşınmazın özel mülkiyete konu edilmesi hukuken mümkün değildir.” gerekçeleriyle, davalı … İdaresi vekili tarafından ise; orman kadastrosuna göre kesinleşmiş orman sınırları içinde yer alan bir taşınmaza verilen tapunun hukuki geçerliliğinin olmadığını verilen kararın usul ve yasaya aykırı olması sebebiyle bozulması yönünde temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
7139 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.