|
ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davacı Hazine vekilinin, Terme ilçesinde bulunan 117 ada 27 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini talep ettiği bir hukuki uyuşmazlık ele alınmıştır. Davacı, kadastro çalışmalarının 28.04.2004 tarihinde ilan edildiğini, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu ve ormandan toprak kazanma olanağının iptal edildiğini belirterek, taşınmazın ormanlık alan olarak Hazine adına tescil edilmesini istemiştir.
Mahkeme, yapılan keşif ve bilirkişi raporları doğrultusunda, dava konusu parselin orman niteliği taşıyan kısımlarının tespit edilmesi gerektiğine karar vermiştir. Ancak, mahkeme, taşınmazın bir kısmının orman sayılmayan alan olarak kabul edilmesi ve bu kısım için gerçek malik tespitinin yapılması gerektiğini belirtmiştir. Nihai olarak, davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine karar verilmiştir. Yargıtay, temyiz başvurusunu değerlendirirken, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğunu, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirmediğini belirterek, mahkeme kararını onamıştır. Bu durum, kadastro hukuku ve orman hukuku açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
8. Hukuk Dairesi 2022/5273 E. , 2024/5782 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/63 E., 2022/35 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraza yönelik açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Terme Kadastro Mahkemesinin 2004/32 Esas sayılı dava dosyasında; davacı Hazine vekili 25.05.2004 tarihli dava dilekçesinde özetle; Terme ilçesi … Beldesinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uyarınca kadastro çalışmaları yapıldığını, 117 ada 27 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına tespit edildiğini, kadastro çalışmalarının 28.04.2004 tarihinde ilan edildiğini, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) değişik 1 inci maddesine göre taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu, tapu ve zilliyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun’un 45 inci maddesinin ilgili 7/25 E.K. sayılı kararlarıyla iptal edilmiş olduğundan bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağını, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın ormanlık alana isabet eden bölümünün orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Yapılan yargılama neticesinde Terme Kadastro Mahkemesinin 2004/32 Esas ve 2005/78 Karar 11.11.2005 tarihli kararı ile davacının davasının reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir. Karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2006/3406 Esas ve 2006/6576 Karar 11.05.2006 tarihli kararı ile eksik araştırma ve inceleme nedenleriyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Dosya Terme Kadastro Mahkemesinin 2006/108 Esasına kaydedilmiş, yargılamaya devam olunmuştur.
Terme Kadastro Mahkemesinin 2006/108 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde 2008/42 Karar 06.06.2008 tarihli karar ile dosyanın Terme Kadastro Mahkemesinin 2004/83 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmiş, daha sonra Terme Kadastro Mahkemesi kapanınca, dosya Çarşamba Kadastro Mahkemesinin 2013/28 Esasına kaydedilmiş; 15.12.2021 tarihli ara karar ile birleştirilen 2006/108 Esas ve 2008/42 Karar sayılı dosyası usul ekonomisi ve birleşen dosyaların fazlalığı göz önüne alınarak tefrik edilmiş, bahsi geçen 2006/108 Esas Çarşamba Kadastro Mahkemesinin 2021/63 Esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. Mahkemece yapılan keşif sonrası bilirkişi heyetinden kadastro paftası en eski tarihli (1955-1972) hava fotoğrafı, ortofoto, en eski tarihli (1959-1978) memleket haritası ve orman kadastrosu ile orman amenajman haritası çakıştırılması istenmiştir. Heyet tarafından hazırlanan 05.04.2022 tarihli müşterek raporda özetle; dava konusu parsellerin tamamının orman tahdit haritasında orman sayılmayan sarı renkte boyalı kültür (tarım) alanında kaldığı, parsele en yakın orman tahdit sınır noktasının 200-250 metre uzakta olduğu, 1955 tarihli hava fotoğrafında 117 ada 27 parselin kuzey kısmında koyu renkli kısmın zeminde de fiili orman (meşe ve gürgen) olduğu, 1972 tarihli hava fotoğralında yine parselin kuzey kısmında gözüken ağaçların zeminde de fiili orman (meşe ve gürgen) olduğu, geri kalan kısmının kapama fındık bahçesi olduğu, 2012 ve 2021 tarihli Ortofotolardaki zeminin 1972 tarihli hava fotoğrafı ile aynı olduğu, parselin kuzeyindeki fiili orman ile kalan kısmındaki kapama fındık bahçesinin muhafaza edildiği, 1959 tarihli 1/25000 ölçekli memleket haritasında parselin tamamının yeşil boyalı alanda kaldığı, ancak bu boyamanın 1955 tarihli hava fotoğrafı ile örtüşmediği. Açık alanların bile yeşil boyalı olduğu, haritada boyama hatası olduğu, 1978 tarihli 1/25000 ölçekli memleket haritasında da parselin tamamının yeşil boyalı alanda kaldığı, ancak yeşil boyalı alanın çoğunun 1972 tarihli hava fotoğrafında kapama findık bahçesi, zeminde mevcut fili ormanın sınırlarının 1955 yılından heri değişmediği, edinim sebebinde açıklanan hususların doğru olduğu tespit edildiği, dava konusu 117 ada 27 parselin (A) harfi ile gösterilip yeşil renkte taranan 2.703,95 m²’lik kısmının fiili orman olması mütalaası esas alınarak 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun), 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine Ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun), 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 sayılı Kanun) ve 6831 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu değerlendirilmiş tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun’un 45 inci maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (5304 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı sabit olup gerçek hak sahipliğinin tespiti görevinin Kadastro Mahkemesi hakiminde olduğundan dava konusu bu parselin tespit tutanaklarının iptali ile ilgili taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına tespitine, dava konusu … Mahallesi 117 ada 27 parselin 05.04.2022 tarihli raporlarında (B) harfi gösterilen 25.551,64 m2’lik kısmının orman sayılmayan arazilerden olduğu mütalaa edilmiştir. Orman sayılmayan parselin bir kısmına dair gerçek malikin kim olduğu, zilyetlikle edinim koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmıştır. Mahalli bilirkişi ve tanıkların birbiri ile uyumlu müşterek beyanlarında; dava konusu taşınmaz …’ın dava konusu yeri 1950’li yıllarda …’dan satın aldığı, o tarihten beridir … ve vefatı ile oğlu …ın kullandığı, keşif esnasında bahsi geçen tapu kaydı tanık ve bilirkişiler yardımıyla zemine uygulanmış olup dava konusu parsele uygulanan tapu kaydının tüm hudutları itibari ile uyduğu ayrıca tapu hudutlarında genişletilmeye elverişli sınırı olmadığı, zeminde mevcut fiili ormanın sınırlarının 1955 yılından beri değişmediği, edinim sebebinde açıklanan hususların doğru olduğu tespit edilmiştir. Tapu kaydı uygulanan parseller için zilyetlik şartlarımın oluşup oluşmadığının Kadastro Kanunu gereği araştırılmasına gerek olmasa da 1975 tarihli hava fotoğrafında dava konusu parselin kapama findık bahçesi olarak kullanıldığı, 2012 ve 2021 tarihli ortofotolardan da kullanımın devam ettiği de görülmektedir. Nihai olarak dava konusu parsellerden orman sayılmayan kısmın tutanakta olduğu gibi davalı adına malik hanesinin doldurularak, Kadastro Kanunu madde 13 gereği tespit ve tesciline, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Verilen karar davacı Hazine vekili tarafından; taşınmazın tamamının orman olmasına rağmen, detaylı araştırma yapılmadan, eksik inceleme ve hatalı bilirkişi raporları ile karar verildiğinden, ayrıca vekalet ücretine hükmedilmediğinden verilen kararın bozulması talebiyle temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.