|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 1007. maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. Davacı, tapu kaydına güvenerek satın aldığı taşınmazın yüzölçümünün azaldığını ve bu nedenle zarar gördüğünü ileri sürerek tazminat talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davalı aleyhine açılan davayı kabul ederken, husumet yokluğu nedeniyle diğer davanın reddine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf başvurusunu esastan reddederek, bilirkişi raporuna dayanarak taşınmazın değerinin tespit edilmesini ve azalan kısmın değerinin tazmin edilmesini uygun bulmuştur.
Mahkeme, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca yapılan yenileme kadastrosu sonrasında taşınmazın yüzölçümünde meydana gelen azalmayı dikkate alarak, davacının uğradığı zararın tazmin edilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Temyiz başvurusu ise, davalı idareler vekilinin ileri sürdüğü gerekçelerle birlikte, kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu karar, devletin tapu sicilindeki hatalardan dolayı sorumluluğunu ve tazminat yükümlülüğünü vurgulamaktadır. |
5. Hukuk Dairesi 2024/4145 E. , 2024/9462 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/225 Esas, 2023/1725 Karar
DAVA TARİHİ : 02.03.2020
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Polatlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/35 Esas, 2021/275 Karar
Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı … aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine, davalı … hakkında açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idareler vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince ,istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idareler vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili …, Karapınar Mahallesi 259 parsel sayılı 30.800,00 m² yüzölçümündeki taşınmazı müvekkilinin tapu kaydına güvenerek satın aldığını, 2015 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22 nci maddesinin uygulaması sırasında 129 ada 5 parsel numarasıyla 21.440,52m² yüzölçümlü olarak tescil edildiğini, taşınmazın yüzölçümünün azaldığını, zararın oluştuğunu ileri sürerek belirlenecek tazminatın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idareler vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle husumetten reddini, aksi durumda ise dava konusu olayda her türlü zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin geçtiğini, söz konusu davada Devletin sorumluluğunun söz konusu olmayacağını, bütün bu nedenlerle davacı tarafın açtığı davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı … aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine, davalı … hakkında açılan davanın kabulü ile belirlenecek tazminatın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idareler vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, taşınmazın zemindeki sınırlarında değişiklik olmadığını, yenileme kadastrosundan kaynaklı Hazineden tazminat istenemeyeceğini, taşınmazın değerinin yüksek tespit edildiğini, satış tarihindeki resmi senetteki bedele hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel arazi kadastro çalışmaları sırasında tespit ve tescile tâbi tutulan çekişmeli taşınmazın sonradan 3402 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi uyarınca yapılan uygulama ile yüzölçümlerinin azaldığı ve bu hatanın sınırda değişiklik yapmayıp ölçüm aletlerinin yetersizliğinden ve hesap hatasından kaynaklandığı belirlenmiş, eski alan ölçüsüne göre bedel ödeyerek satın alan davacının zararının oluştuğu anlaşılmakla, alınan bilirkişi raporuna göre değer biçilerek azalan kısmın değerinin tespit edilmesinin yerinde olduğu belirterek davalı … hakkında açılan davanın kabulüne, davalı … aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesine ilişkin İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idareler vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde belirttiği hususları tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi.
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 – 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan … duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu Ankara ili, …, Karapınar Mahallesi 259 parsel (yenileme sonrası 129 ada 5) parsel sayılı taşınmazın 30.800.00 m² yüzölçümü ile 01.09.2006 tarihinde davacı tarafından satın alındığı, 2015 yılında 3402 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yapılan yenileme kadastrosu sonrasında taşınmazın yüzölçümünde toplam 6.359.48 m² azalma olduğu, yenileme kadastrosunun 29.09.2015 tarihinde kesinleşmesi üzerine uğranılan zararın tazmini istemi ile davacının eldeki davayı 02.03.2020 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açtığı anlaşılmıştır.
3. Dava konusu taşınmaza alınan bilirkişi raporu uyarınca değer biçilmesinde ve taşınmazın eksilen yüzölçümünün bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı idareler vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davalılar harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.