TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/8244-S.21.13227
BAŞVURU NO : 2020/103719
KARAR TARİHİ : 31/05/2021
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın arsasının istimlaki ve güncel rayiç değeri üzerinden bedelinin ödenmesi yönünde tavsiye kararı verilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 28/12/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza başvuruda bulunan özetle, İstanbul İli, Kadıköy İlçesi, 2
Ada, Parsel Sayılı, 397 m alanlı taşınmazın maliki olduğunu, söz konusu parselin, 1/5000’lik planlarda
“konut” olarak, 1/1000’lik uygulama planlarında ise “yol” olarak kaldığını, fiili olarak da ana cadde niteliğindeki Muratpaşa Caddesi adlı yolda bulunduğunu, ilgili Belediye’ye yazılı ve sözlü olarak, sayısız kere “söz konusu parsel için planlar arasındaki çelişkinin giderilerek plan değişikliği ile imara açılması veya istimlak ya da takas yoluna gidilip bedeli ödenerek mağduriyetlerinin giderilmesi” yolunda başvurularına rağmen taleplerinin reddedildiğini, hatta “hiç değilse geçici yapı izni verilmesi” yolundaki talebinin de “arsanın yolda kaldığı ve İstanbul İmar Yönetmeliği gereği bunun mümkün olmadığı” ifade edilerek geçici yapıya ya da barakaya dahi müsaade edilmediğini, Kadıköy gibi merkezi bir ilçede, Belediye, Sahil, Metrobüs Ana Durağı, Söğütlüçeşme Tren İstasyonu (Marmaray) gibi noktalara birkaç dakikalık yürüme mesafesinde, Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Marmara Üniversitesi yerleşkesi ve Atlantis Alışveriş Merkezi gibi önemli yerlerin hemen dibinde ve cadde üzerindeki bu kıymetli mülklerinden yıllardır hiçbir şekilde yararlanamadığını, İdarenin bir çözüm önermeyip kendilerini oyaladığını, İlgili Belediye’ye ilk başvurusunu 2011 yılında yaptığını aradan 10 yıl geçtiğini, bu konudaki
01.03.2011 ve 03.12.2018 tarihli başvurularının “bütçe uygun olmadığı ve takasa uygun arsa bulunmadığı”
gerekçeleriyle reddedildiğini ifade ederek Kadıköy Belediyesi’ne söz konusu arsanın istimlaki ve güncel rayiç değeri üzerinden bedelinin ödenmesi yönünde tavsiye kararı verilmesini Kamu Denetçiliği
Kurumundan talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Kadıköy Belediye Başkanlığından 04.01.2021 tarih, 21.107 sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen Başkanlığın 18.02.2021 tarih ve sayılı cevabi yazısında; 2 2.1. Kadıköy İlçesi, ada, parsel, 397 m alanlı taşınmazın maliki 01.03.2011 ve 0l.12.2018 tarihlerinde imar planında yol olarak anılan arsanın, mağduriyetlerinin giderilmesi için aynı değerde başka bir arsa ile takas edilmesi veya arsasının kamulaştırılmasını talep ettiği, ilgilisine 28.03.2011 tarihinde ve 06.12.2018 tarihinde sayılı tebligatları ile Belediyelerinin bütçesi uygun olmadığından ve takasa uygun arsaları bulunmadığından talebinin karşılanamayacağı yönünde bilgi verildiği, 2.2. Dijital imar arşiv doyasında yapılan incelemede 28.04.2011 tarih ve sayılı ait dilekçe ile İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’ne başvuru olduğu ve İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün
04.05.2011 tarih ve sayılı yazı ile cevap verildiği, bahse konu Başkanlıklarına
iletilen 01.03.2011 ve 03.12.2018 tarihli başvurularına ise Dijital imar arşiv dosyasında rastlanılmadığı, 2.3. Söz konusu parsel için halen yürürlükte olan bölge planları incelendiğinde; 09.03.2005-16.02.2016 onaylı 1/5000 ölçekli Kadıköy Merkez E-5 (D- 100) Otoyolu Ara Bölgesi Nazım İmar Planı ve Plan Notu
Değişikliğinde Hmax:15 kat, max.Kaks:2.07, maxTaks:0.35 yapılanma koşullarında “Yüksek Yoğunluklu
Konut Alanı”nda, 11.05.2006 onaylı 1/1000 ölçekli Kadıköy Merkez E-5 (D-100) Otoyolu Ara Bölgesi
Uygulama İmar Planı, Plan Notu ve Lejand Değişikliğine göre “yol”da kaldığı, plana askı süresi içinde (06.07.2006-04.08.2006) ilgilisinin itirazının bulunmadığı, 2.4. Bahse konu parsel yürürlükte olan/olmayan tüm planlar açısından incelendiğinde, söz konusu parsel
13.11.1952 onaylı ve 1/2000 ölçekli İmar Planı ile 08.12.1978 onaylı 1/5000 ölçekli Bostancı-Erenköy
planında ayrık nizam “iskan sahası”nda kalmakta olup müstakil inşaata müsait olmadığı, Tuşlacıbaşı mah.
pafta ada parsel, 23.11.1995 onaylı 1/1000 ölçekli imar planında, kısmen “yol” kısmen “yeşil alan”da kalmakta iken bu planların üstüne gelen, 09.03.2005-16.02.2016 onaylı 1/5000 ölçekli Kadıköy
Merkez E-5 (D-100) Otoyolu Ara Bölgesi Nazım İmar Planı ve Plan Notu Değişikliğinde Hmax:15 kat, max.Kaks:2.07, maxTaks:0.35 yapılanma koşullarında “Yüksek Yoğunluklu Konut Alanı”nda, 11.05.2006 onaylı 1/1000 ölçekli Kadıköy Merkez E-5 (D-100) Otoyolu Ara Bölgesi Uygulama İmar Planı, Plan Notu ve Lejand Değişikliğine göre “yol”da kaldığı, 2.5. Söz konusu parselin İmar Kanunu’nun 5. Maddesindeki tanıma uygun olduğu, bırakılan kadastro parseli olduğu, İmar Kanunu’nun 18. maddesine tabi olmayıp, Düzenleme Ortaklık Payına (DOP) konu olmadığı, 2.6. 11.05.2006 onaylı 1/1000 ölçekli plan daha önce yürürlükte olan bölgeleme planları üzerine yapılan revizyon imar planı olduğundan bu plan için imar programı yapılmadığı, 2.7. Söz konusu parselin mer’i uygulama imar planında, İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün 21.01.2021 tarih ve sayılı yazısı ile Kadıköy-Eğitim Mahallesi, pafta, ada, parsel, 11.05.2006 onaylı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı, Plan Notu Tadilatları ve Lejandı Değişikliğine göre tamamen “yol”da kaldığı, 2.8. Söz konusu ada, parselin 09.03.2005-16.02.2016 onaylı 1/5000 ölçekli Kadıköy Merkez E-5 (D-100) Otoyolu Ara Bölgesi Nazım İmar Planı ve Plan Notu Değişikliğinde Hmax:15 kat, max.Kaks:2.07, maxTaks:0.35 yapılanma koşullarında “Yüksek Yoğunluklu Konut Alanı”nda, 11.05.2006 onaylı 1/1000 ölçekli Kadıköy Merkez E-5 (D-100) Otoyolu Ara Bölgesi Uygulama İmar Planı, Plan Notu ve Lejand
Değişikliğine göre “yol”da kaldığı,
2.9. 3194 sayılı İmar Kanunu ve buna bağlı yönetmeliklere göre; 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planlarının, bölgenin genel kullanış biçimleri, gelecekteki nüfus yoğunlukları, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ana ulaşım bağlantılarını sağlayan ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının hazırlanmasına esas teşkil eden planlar olduğu, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planlarının ise uygulamaya esas ayrıntıları gösterdiği, ana ulaşım sisteminin bölgelerin özelliklerine göre kademelenmesinin yapılarak taşıt ve yaya yolu dağılımının yapıldığı, Sosyal ve Teknik Altyapı (Yol, Refüj, Yeşil Alan, Otopark vb.) alanlarının gösterildiği, fonksiyonların uygulama ayrıntılarının belirlendiği planlar olduğu, 1/5000 ölçekli plan genel değerlendirmelerin yapıldığı plan olması nedeniyle parsel ölçeğindeki ayrıntıların ancak 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında netleştirildiği, 2.10. 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununa göre; 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı yapmak, yaptırmak ve onaylamak yetkisinin Büyükşehir Belediyesine ait olup, ilçe Belediyesince 1/5000 ölçekli
Nazım İmar Planına uygun 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının hazırlanarak onaylanması gerektiğinden, Büyükşehir Belediyesince ilgili yasa ve yönetmelikler doğrultusunda hazırlanarak onaylanan 09.03.2005 onaylı, 1/5000 ölçekli Kadıköy Merkez E-5 (D-100) Otoyolu Ara Bölgesi Nazım
İmar Planı ve tadilatlarına göre 11.05.2006 onaylı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı hazırlanmış olup, uygulamanın da Mer’i İmar Planlarına göre yapıldığı, söz konusu parselin konumunun, parsel ölçüleri dikkate alınarak yol alanı olarak bölge planında değerlendirildiği, Ulaşım akslarının kesişim noktasında yer alması nedeniyle konut yapı akslarında değerlendirilemediği, 2.11. 3194 sayılı İmar Kanununun Umumi hizmetlere ayrılan yerlerde muvakkat yapılar başlıklı 33 üncü maddesinde; “İmar planlarında bulunup da müracaat gününde beş yıllık imar programına dahil olmayan yerlerde; plana göre kapanması gereken yol ve çıkmaz sokak üzerinde bulunan veya 18 inci madde hükümleri tatbik olunmadan normal şartlarla yapı izni verilmeyen veya 13 üncü maddede belirtilen hizmetlere ayrılmış olan ve haklarında bu madde hükmünün tatbiki istenen parsellerde üzerinde yönetmelik esaslarına uygun yapı yapılması mümkün olanlarında sahiplerinin istekleri üzerine belediye encümeni veya il idare kurulu kararıyla imar planı tatbikatına kadar muvakkat inşaat veya tesisata müsaade edilir ve buna dayanılarak usulüne göre yapı izni verilir…” denildiği, 2.12. 20.05.2018 tarihli İstanbul İmar Yönetmeliğinin 64. Maddesinde “Uygulama imar planına göre tamam veya bir kısmı umumi hizmetlere ayrılan ve müracaat gününde 5 yıllık imar programına dahil olmayan taşınmazlara, kamu eline geçişi sağlanıncaya kadar muvakkat yapı izni verilebilir.
-Muvakkat yapı izni, ilgili idare encümeni kararıyla verilir.
-Yapı tamamlandığında geçici yapı kullanma izin belgesi alınarak kullanılır.
-Muvakkat yapı izinleri en fazla 10 yıllık süre için verilir. Uygulama imar planının tatbik olunmaması durumunda bu süre, plan tatbik oluncaya kadar kendiliğinden uzar.
-Muvakkat yapıların, imar planına ve bulunduğu bölgenin özelliklerine göre hangi maksatla kullanılabileceği ilgili idare encümenince tayin ve tespit olunur.
-Yapı izni verilmeden önce; ilgili idare encümeni kararının tarih ve sayısı, muvakkatlık süresi, kullanım amacı ve gerekli yapılaşma bilgileri ile birlikte, tapu kaydına şerh edilmesi gereklidir. Muvakkatlık süresi, tapu kaydına şerh verildiği günden itibaren başlar.
-Yapı sahibince, muvakkat yapıyı, süresi sonunda veya imar planı tatbik olunduğunda ilgili idaresince tebliğ edildiği tarihten bir ay içerisinde yıkacağı ve maksadının dışında kullanmayacağı, hiçbir hak talebinde bulunmayacağı hususlarını içeren noter onaylı taahhütnamenin ilgili idaresine verilmeden muvakkat yapı izni düzenlenmez.
/
-Yasal süresi içinde yapı sahibince yıkılıp kaldırılmayan muvakkat yapılar ilgili idaresince yıkılarak kaldırılır. Yıkım masrafı %20 fazlasıyla yapı sahibinden tahsil edilir.
-İmar planı ile kapanan yollarda, Kanunun ilgili hükümleri uygulanamadığı ve yapı yapılmasına müsait bir durum elde edilemediği takdirde, kamulaştırılıncaya kadar sahiplerince olduğu gibi kullanılmaya devam olunur.
-Muvakkat yapıların mümkün mertebe sökülebilir malzemeden ve buna uygun bir sistemle inşa edilmesi esastır.
-Muvakkat yapılar tabii zeminden kotlandırılır.
-Muvakkat yapılarda bodrum kat düzenlenemez.
-İmar planlarıyla veya afet nedeniyle yapı yapılması yasaklanan alanlarda muvakkat yapı yapılmasına izin verilmez.
-Muvakkat yapıların toplam yapı inşaat alanı 250m2’den, kat adedi 2’den ve bina yüksekliği 7.50 metreden fazla olamaz.” denildiği, 2.13. Ayrıca mer’i İmar Planı genel hükümlerinin 14. Maddesinde; “Yeşil alanlarda imar yönetmeliğine göre geçici inşaat izni verilebilir. Yapı yapılabilecek Konut, Ticaret + Konut ile T1 ve T2 Ticaret alanlarında terklerin yapılması şartı ile yönetmelik doğrultusunda geçici inşaat izni verilebilir.” denildiği, ancak parselde muvakkat yapının yapılıp yapılamayacağına ilişkin değerlendirmenin ilgili İmar ve
Şehircilik Müdürlüğü tarafından değerlendirildiği, 2.14. 11.05.2006 onaylı 1/1000 ölçekli İmar Planının genel hükümlerinin; 3 üncü maddesine göre; “Uygulama İmar Planında; …park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil alan,… gibi donatı alanları kamu eline geçmeden uygulama yapılamaz.” denilmekte olup, mer’i imar planı ile kamu eline geçmesi gereken alanlar oluştuğu, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 11 nci maddesinde özetle; İmar planlarında; meydan, yol, park, yeşil saha, otopark, toplu taşıma istasyonu ve terminal gibi umumi hizmetlere ayrılmış yerlere rastlayan arazi ve arsaların belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeye bedelsiz terk edileceği ve tapu kaydından terkin edileceği ve bu suretle mal edilen arazi ve arsaların başka bir maksat için kullanılamayacağının belirtildiği, 2.15. 20.02.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri İle Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 12 inci maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanuna Ek 8 inci maddesine göre; “…Parsel bazında; nüfusu, yapı yoğunluğunu, kat adedini, bina yüksekliğini arttıran imar planı değişiklikleri yapılamaz. Bin metrekareden az olmamak kaydıyla oluşmuş adalarda; ada bazında nüfusu, yapı yoğunluğunu, kat adedini, bina yüksekliğini arttıran veya fonksiyon değişikliği getiren plan değişikliklerinde ihtiyaç duyulan kültürel tesis, sosyal ve teknik altyapı kullanımları; adanın merkezine en fazla 500 metre yarıçaplı alanda karşılanmak zorundadır…” denildiği, 2.16. Söz konusu parseli de kapsayan mer’i 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ile, bölgenin genel kullanış biçimleri, gelecekteki nüfus yoğunlukları, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme, yön ve büyüklük ve ilkeleri ile ana ulaşım bağlantılarının belirlendiği ve bu planların 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının hazırlanmasına esas teşkil eden planlar olduğu, 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında, ölçek nedeniyle kamu eline geçmiş alanlardan 1/5000 ölçekli planda gösterilemeyen yol, refüj, park alanı, otopark gibi fonksiyonların uygulama ayrıntılarının belirlendiği donatı alanlarının oluşturulduğu, kamu kullanımına ayrılmış alanların konut alanına alınmasının; plan bütünlüğünü bozucu, inşaat alanı ile nüfus yoğunluğunu arttırıcı, donatı alanını azaltıcı olup, bölge planı kararlarına uymadığı, ayrıca parselin konumu, formu ve metrekaresinin de imar planı değişikliği ile yapı adası içerisine alınmasına olanak vermediği,
hususları tespit edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın 3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”; 3.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35.maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”; 3.3. “Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinin birinci fıkrasında, “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.”; 4. 03/05/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 4.1. “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Kanun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlenmiştir.”; “Tanımlar” başlıklı 5. Maddesinde, Bu Kanunda geçen terimlerden bazıları aşağıda tanımlanmıştır.
Nazım İmar Planı; (Değişik:29/11/2018-7153/10 md.) varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plandır.
Uygulama İmar Planı; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plandır.
Kadastro Parseli; kadastro yapıldığı zaman kadastro adaları içinde bulunan mülkiyeti tescilli parseldir 4.2. “İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali:” başlıklı 10. maddesinde, “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar… Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur. İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya
veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder.”; 4.3. “Kamuya ait gayrimenkuller” başlıklı 11. Maddesinde; İmar planlarında; meydan, yol, su yolu, park, yeşil saha, otopark, toplu taşıma istasyonu ve terminal gibi umumi hizmetlere ayrılmış yerlere rastlayan Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait gayrimenkuller ile askeri yasak bölgeler, güvenlik bölgeleri ile ülke güvenliği ile doğrudan doğruya ilgili Türk Silahlı Kuvvetlerine ait harekât ve savunma amaçlı yerler hariç Hazine ve özel idareye ait arazi ve arsalar belediye veya valiliğin teklifi, Maliye ve Gümrük
Bakanlığının onayı ile belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeye; belediye ve mücavir alan hudutları dışında özel idareye bedelsiz terk edilir ve tapu kaydı terkin edilir. Ancak, bu yerlerin üzerinde bina bulunduğu takdirde, arsası hariç yalnız binanın halihazır kıymeti için takdir edilecek bedel ödenir.
Bedeli ve ödeme şekli taraflarca tespit olunur.
4.4. “İmar planlarında umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler:” (Başlığı ile Birlikte
Değişik:4/7/2019-7181/7 md.) başlıklı 13. maddesinde, “Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar; a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak, b) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir.
Düzenleme ortaklık payına konu kullanımlardan yol, meydan, ibadet yerleri, park ve çocuk bahçeleri hariç olmak üzere yapı yapılabilecek diğer alanlarda; alanların kamuya geçişi sağlanıncaya kadar maliklerinin talebi hâlinde ilgili kamu kuruluşunun uygun görüşü alınarak plandaki kullanım amacına uygun özel tesis yapılabilir.
İlgili mevzuat uyarınca hiçbir şekilde yapı yapılamayacak alanlarda muvakkat da olsa yapı yapılmasına izin verilmez. Mevcut yapılar kamulaştırılıncaya kadar korunabilir. Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir. …”; 5. 04/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu 5.1.“Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, …karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.”; 5.2. Ek 1. maddesinin birinci fıkrasında, “(Ek: 20/8/2016-6745/33 md.) Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. (İptal: Anayasa
Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.: 2016/181 K.: 2018/111 sayılı Kararı ile);
5.3. Geçici Madde 11- (Ek: 20/8/2016-6745/34 md.) (İptal birinci fıkra: Anayasa Mahkemesinin 28/3/2018 tarihli ve E: 2016/196 ve K: 2018/34 sayılı kararıyla.) (İptal ikinci fıkra: Anayasa
Mahkemesinin 28/3/2018 tarihli ve E: 2016/196 ve K: 2018/34 sayılı kararıyla.)
6. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”; 7. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Tavsiye kararı” başlıklı 32. maddesinde, “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye kararı verilir…”; Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8. Kamu Denetçisi incelemesi neticesinde başvurunun kabulü ile Anayasa ile güvence altına alınan
“mülkiyet hakkına saygı” ilkesinin korunması için, başvuruya konu taşınmazın 03/05/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamında gereken işlemler ile 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında kamulaştırma işlemlerinin gerçekleştirilmesi hususunda Kadıköy Belediye Başkanlığı’na tavsiyede bulunulması yönünde hazırladığı karar önerisini Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’ne sunmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 2 9. Başvuran özetle, İstanbul İli, Kadıköy İlçesi, Ada, Parsel Sayılı, 397 m alanlı taşınmazın maliki olduğunu, İlgili Belediye’ye 2011 yılında ilk başvurusunu yaptığını, aradan 10 yıl geçtiğini, sayısız kere söz konusu parselin imara açılması veya istimlak ya da takas yoluna gidilip bedeli ödenerek mağduriyetlerinin giderilmesi yolunda başvuruda bulunduğunu ancak taleplerinin “bütçe uygun olmadığı ve takasa uygun arsa bulunmadığı” gerekçeleriyle reddedildiğini ifade ederek Kadıköy Belediyesi’ne söz konusu arsanın istimlaki ve güncel rayiç değeri üzerinden bedelinin ödenmesi yönünde tavsiye kararı verilmesini talep etmektedir.
10. Başvuranın 01/03/2011 tarihli dilekçesi ile kamulaştırma veya takas talebinde bulunduğu, Kadıköy
Belediye Başkanlığı Emlak ve İstimlak Müdürlüğünün 28/03/2011 tarih ve sayılı yazısında Belediye bütçesinin uygun olmadığı ve takasa uygun arsa bulunmadığı gerekçesiyle başvuranın talebinin reddedildiği görülmüş, dosyası kapsamında ilgili idare ile yapılan yazışma neticesinde elde edilen bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, Kadıköy İlçesi, ada, parsel, 397 m2 alanlı, kadastro parseli niteliğindeki taşınmazın 3194 sayılı Kanunun 18 inci maddesi gereğince Düzenleme Ortaklık Payına (DOP)
konu olmadığı, bahse konu parsel yürürlükte olan/olmayan tüm planlar açısından incelendiğinde, söz konusu parselin 13.11.1952 onaylı ve 1/2000 ölçekli İmar Planı ile 08.12.1978 onaylı 1/5000 ölçekli
Bostancı-Erenköy planında ayrık nizam “iskan sahası”nda kaldığı, müstakil inşaata müsait olmadığı, Tuşlacıbaşı mah. pafta ada parselin, 23.11.1995 onaylı 1/1000 ölçekli imar planında, kısmen
“yol” kısmen “yeşil alan”da kalmakta iken bu planların üstüne gelen, 09.03.2005-16.02.2016 onaylı 1/5000
/
ölçekli Kadıköy Merkez E-5 (D-100) Otoyolu Ara Bölgesi Nazım İmar Planı ve Plan Notu Değişikliğinde
Hmax:15 kat, max.Kaks:2.07, maxTaks:0.35 yapılanma koşullarında “Yüksek Yoğunluklu Konut
Alanı”nda, 11.05.2006 onaylı 1/1000 ölçekli Kadıköy Merkez E-5 (D-100) Otoyolu Ara Bölgesi Uygulama
İmar Planı, Plan Notu ve Lejand Değişikliğine göre “yol”da kaldığı, plana askı süresi içinde (06.07.2006-
04.08.2006) ilgilisinin itirazının bulunmadığı, 1/5000 ölçekli plan genel değerlendirmelerin yapıldığı plan
olması nedeniyle parsel ölçeğindeki ayrıntıların ancak 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında netleştirildiği, söz konusu parselin konumunun, parsel ölçüleri dikkate alınarak yol alanı olarak bölge planında değerlendirildiği, ulaşım akslarının kesişim noktasında yer alması nedeniyle konut yapı akslarında değerlendirilemediği, 11.05.2006 onaylı 1/1000 ölçekli plan daha önce yürürlükte olan bölgeleme planları üzerine yapılan revizyon imar planı olduğundan bu plan için imar programı yapılmadığı, söz konusu parseli de kapsayan mer’i 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ile, bölgenin genel kullanış biçimleri, gelecekteki nüfus yoğunlukları, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme, yön ve büyüklük ve ilkeleri ile ana ulaşım bağlantılarının belirlendiği ve bu planların 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının hazırlanmasına esas teşkil eden planlar olduğu, 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında, ölçek nedeniyle kamu eline geçmiş alanlardan 1/5000 ölçekli planda gösterilemeyen yol, refüj, park alanı, otopark gibi fonksiyonların uygulama ayrıntılarının belirlendiği donatı alanlarının oluşturulduğu, dolayısıyla planlar arası bir çelişki bulunmadığı, kamu kullanımına ayrılmış alanların konut alanına alınmasının; plan bütünlüğünü bozucu, inşaat alanı ile nüfus yoğunluğunu arttırıcı, donatı alanını azaltıcı olup, bölge planı kararlarına uymadığı, ayrıca parselin konumu, formu ve metrekaresinin de imar planı değişikliği ile yapı adası içerisine alınmasına olanak vermediği, hususları anlaşılmaktadır.
11. Bilindiği üzere, Anayasanın 35. maddesinde, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu ve bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği hüküm altına alınmış olup, 46. maddesinde ise özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının kamu yararının gerektirdiği hallerde, kanunla gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırılabileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasanın 13. maddesinin de göz önünde bulundurulması gerekmekte olup, anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.
Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasaya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (AYM, Başvuru Numarası: Karar Tarihi : 31/05/2021 20/9/2018 Tarih ve Sayı : 2021/8244-S.21.13227 16/10/2018-30567).
12. Anayasanın 46. maddesindeki düzenlemeye benzer şekilde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ile de kamu yararının gerektirdiği hallerde özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının devlet ve kamu tüzel kişilerince kamulaştırılabileceği hüküm altına alınmıştır. 20/08/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanunun 33. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Ek 1. maddesi ile uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar için uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamalarının yapılacağı, bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazların ilgili idarelerce kamulaştırılacağı veya her hâlde kişilerin mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılacağı/yaptırılacağı hüküm altına alınmıştır.
13. 3194 sayılı İmar Kanunuyla, yerleşim yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla aynı Kanunun 7. ve 8. maddesiyle belirli nüfusu aşan belediyelere imar planlarını hazırlama ve yürürlüğe koyma yükümlülüğü getirilmiş olup, 10. maddesinde de belediyelere, imar planlarını uygulamak üzere belirtilen süre içinde imar programı hazırlama; ilgili
/
yatırımcı kamu kuruluşlarına ise imar programlarında kendi görev alanlarındaki kamu hizmetine tahsis edilmiş özel mülkiyete konu taşınmazları kamulaştırma yükümlülüğü getirilmiştir. 4/7/2019 tarihli ve 7181 sayılı Kanunun 7. maddesi ile değişik Kanunun 13. maddesinde ise, özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazların; bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanların öncelikle 18. maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirileceği hüküm altına alınmıştır.
14. Anayasa Mahkemesinin 20.09.2018 karar tarihli ve başvuru numaralı taşınmazın 14/8/1989 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında yol olarak ayrılıp 5/2/2004 tarihinde tasdik edilen 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planında da söz konusu taşınmazın imar durumu yol olarak belirlenerek imar planında kamu hizmet alanına ayrılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına yönelik başvurusunda; “Taşınmazın imar planında kamu hizmetine ayrılması, henüz bir kamulaştırma yapılmayıp fiilen de taşınmaza el atılmadığı için mülkiyet hakkından yoksun bırakma sonucu doğurmamakla birlikte malikin mülkiyet hakkından doğan yetkilerini önemli ölçüde kısıtlamaktadır. Bu kapsamda kamu hizmeti alanı olarak ayrıldığı için taşınmaz üzerinde inşaat yapılabilmesi mümkün olamadığı gibi bu durumun taşınmazın satış, bağış, ipotek ve diğer irtifak haklarının tesisi yönünden yapılacak işlemler ve rayiç değeri bakımından da olumsuz etkileri bulunmaktadır.
Dolayısıyla imar uygulamalarının ve bu bağlamda taşınmazın imar durumunun kamu hizmeti alanı olarak belirlenmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği kuşkusuzdur. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kamu yararı amacına dönük olması yeterli olmayıp ayrıca ölçülü olması gerekir. Özel mülkiyette bulunan taşınmazların imar uygulamasında kamu hizmeti alanı olarak ayrılmasında kamusal yarar bulunmakla birlikte bu yolla malike aşırı ve orantısız bir külfet yüklenmemelidir (AYM, E.2009/31, K.2011/77, 12/5/2011). İmar uygulamalarıyla taşınmazların kamu hizmetine ayrılmasındaki kamu yararı amacı ile başvurucuların mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil denge, ancak taşınmazın makul bir süre içinde kamulaştırılması yoluyla sağlanabilir. Sonuç olarak uygulama imar planının onaylanmasından itibaren yaklaşık on dört yıl geçmesine rağmen imar planında yol olarak kamu hizmetine ayrılan taşınmazın kamulaştırılmaması başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemektedir. Bu durumda başvurucunun mülkiyet hakkının korunması ile kamunun yararı arasında olması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.” demek suretiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
15. Mülkiyet hakkına müdahaleler en yaygın olarak uygulama imar planları ile yapılmakta olup, Yargıtay
Hukuk Genel Kurulu 15/12/2010 tarihli ve sayılı kararında, “…uzun yıllar programa alınmayan imar planının fiilen hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı İdarenin, malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını belirsiz bir süre için kullanılamaz hale getirdiği, dolayısıyla malikin taşınmazdan mülkiyet hakkının özüne uygun şekilde yararlanma olanağı kalmadığı, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkının hukuksal bir nedene dayanılmadan İdarece engellendiği” tespitinde bulunmuştur.
16. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de “Sporrong ve Lönnroth (İsveç)” davasında uzun süreli kamulaştırma şerhleri ve imar yasakları ile karşı karşıya kalan mülk sahiplerinin mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasıyla yaptıkları başvuruya ilişkin incelemesinde, mülkiyet hakkına herhangi bir müdahalenin haklı gösterilebilmesi için bunun kamu veya genel çıkarlar doğrultusunda meşru bir amaca hizmet etmesi gerektiğini, fakat bunun yeterli olmadığını, Mahkemece ayrıca toplumun genel çıkarlarının gerekleri ile bireyin temel haklarının korunması gereği arasında adil dengenin korunup korunmadığının belirlenmesi
/
gerektiğini belirtmiştir (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 No’lu Protokolünün 1. Maddesinin
Uygulanmasına İlişkin Kılavuz, Monica Carss-Frisk İnsan hakları el kitapları, No. 4, Erişim:13/2/2018).
17. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi “Hakan Arı-Türkiye” davasında da, başvuranın mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin 2002 yılından, yani imar izni talebinde bulunduğu ve idarenin taşınmazını okul inşası için tahsis ettiğini öğrendiği tarihten bu yana sürdüğünün altını çizmiş ve “idarenin belirtilmeyen bir tarihte yapacağı kamulaştırmaya dek araziye getirilen imar yasağı sebebiyle başvuranın mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanmasının engellendiğini, arazinin satış şansı da dâhil, sonucu itibarıyla taşınmazın değerini hatırı sayılır ölçüde azalttığını, maliklerin kamu yararının gerekleri ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldıkları” yönünde bir tespitte bulanarak AİHS Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır. AİHM’in Hüseyin Kaplan/Türkiye (B. No: 24508/09, 1/10/2013), Ziya Çevik/Türkiye (B. No: 19145/08, 21/6/2011) ve Elia Srl/İtalya (B. No: 37710/97, 2/8/2011) kararları da benzer yöndedir.
18. Anayasa Mahkemesinin 2942 sayılı Kanun’un geçici 11. maddesinin iptaline ilişkin 28/3/2018 tarihli ve sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: “İtiraz konusu kuralla mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin orantılı olup olmadığı da incelenmelidir. Bu bağlamda imar uygulamalarında kamulaştırma yapılmadan da ilgili kamu yararı amacının gerçekleştirilmesi için kişilerin ve kamunun taşınmazlarının bedelsiz olarak devrine ilişkin hükümlerin varlığı dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla öncelikle kanun koyucu tarafından belirlenen araçları dikkate alarak kamu hizmeti alanına ayrılan yerlerin belirleneceği, ancak bu alanların yeterli olmaması durumunda ise bazı taşınmazların temininin ancak kamulaştırma yoluyla sağlanabileceği anlaşılmaktadır. Özel mülkiyette bulunan taşınmazların imar uygulamasında kamu hizmeti alanı olarak ayrılmasında kamusal yarar bulunmakla birlikte bu yolla malike aşırı ve orantısız bir külfet yüklenmemelidir. Diğer taraftan imar uygulamalarının geniş alanları kapsaması nedeniyle ve bütçeye yeterli ödeneğin konulması amacıyla kanun koyucu kamulaştırma sürecinin beş yıllık süre içinde tamamlanmasını öngörmüştür. Mülkiyetin kamu yararına kontrolüne ilişkin söz konusu müdahaleler bakımından kanun koyucunun takdir yetkisi bulunmaktadır. Bu takdir yetkisi çerçevesinde söz konusu kamu yararı amacının gerçekleştirilmesi yönünden belirtilen fiilî ve hukuki engeller sebebiyle malikin makul ve belirli bir süre boyunca bu kısıtlamalara katlanması beklenebilir.
Ancak bu sürenin uzaması hâlinde söz konusu kısıtlamalar, taşınmaz malikine yüklenen külfeti ağırlaştıracağı gibi kısıtlılık süresinin uzamasına bağlı olarak malikin zararını karşılayabilecek herhangi bir giderim imkânının getirilmemesi de malike aşırı bir külfet yüklenmesine sebep olacaktır.
İtiraz konusu kuralda, imar uygulamasıyla getirilen kısıtlılık yönünden öngörülen beş yıllık sürenin maddenin yürürlük tarihinden itibaren yeniden başlaması hüküm altına alınmaktadır. Başka bir ifadeyle mülkiyet hakkından dilediği gibi tasarruf edebilmesi ve yararlanabilmesi kısıtlanan malikin kamulaştırma bedeline kavuşabilmesi veya söz konusu kısıtlılık halinin kaldırılarak mülkiyet hakkından yararlanabilmesi için geçmesi gereken beş yıllık sürenin yeniden başlaması söz konusu olmaktadır. Kanun koyucu bu süre nedeniyle malikin uğradığı zararları telafi etmeye veya gidermeye yönelik herhangi bir düzenleme ise getirmemiştir. Üstelik bu kısıtlılık nedeniyle açılacak davalarda taşınmazı kullanamamaktan doğan zararların istenebileceği yönünde bir düzenleme mevcut olmadığı gibi itiraz konusu kural, yürürlük tarihinden önceki kısıtlılık sürelerinin de dikkate alınmamasına yol açmaktadır. Bu durum ise malike aşırı bir külfet yüklemekte ve kamu yararı ile malikin mülkiyetin hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi malik aleyhine bozmaktadır. Dolayısıyla imar uygulaması sonucu taşınmazın kamu hizmetine tahsis edilmesi suretiyle getirilen kısıtlamaların Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yeniden başlamasına yol açan itiraz konusu kuralla mülkiyet hakkına yapılan müdahale orantılı değildir. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.” 19. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik yer verilen düzenlemeler ve
Mahkemelerin benzer uyuşmazlıklara ilişkin içtihatları genel olarak ele alınıp değerlendirildiğinde, özel
mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında olduğu, idareler eliyle mülkiyet hakkına müdahalede bulunulabileceği ancak, bu müdahalede “kamu yararı” , “kanuni düzenleme” ve “ölçülülük” ya da “orantılılık” gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı sonucuna ulaşılmaktadır.
20. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, 11.05.2006 onaylı 1/1000 ölçekli Kadıköy Merkez
E-5 (D-100) Otoyolu Ara Bölgesi Uygulama İmar Planı, Plan Notu ve Lejand Değişikliğine göre “yol” alanında kaldığı, daha önce yürürlükte olan imar planları döneminde de müstakil inşaata müsait olmadığı,
3194 sayılı Kanunun 18 inci maddesi gereğince Düzenleme Ortaklık Payına (DOP) konu olmadığı, kadastro
parseli olduğu, ancak taşınmazın satış işlemi neticesinde başvuran adına tescil edildiği 19/07/2010 tarihinde zaten “arsa” vasfını taşıdığı, buna göre başvuran yönünden taşınmaz üzerindeki kısıtlamanın yaklaşık 11 yıldır devam ettiği, başvuranın idareye yaptığı kamulaştırma talebinin ise bütçe kısıtı sebebiyle reddedildiği, bu doğrultuda başvuranın imar planında kamunun kullanımına ayrılmış olan taşınmazı üzerindeki tasarruf hakkının belirsiz bir süre için daha kısıtlandığı, taşınmaz kamulaştırma işlemine konu teşkil edeceğinden satış değerinin düşmesi ve taşınmazın rayiç değerinden satılamaması gibi mağduriyetlere sebep olunduğu hususları dikkate alındığında, başvuru konusu taşınmazın kamulaştırılarak başvuranın mağduriyetinin giderilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.”
B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 21. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kadıköy Belediye Başkanlığı’nın
Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazılarını süresi içinde ve gerekçeli olarak
Kurumumuza gönderdiği, bu bağlamda idarenin iyi yönetim ilkelerinden “dürüstlük”,” makul sürede karar verme” “nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun davrandığı anlaşılmıştır. Buna karşılık, başvurana iletilen cevabi yazıda, idarenin kararına karşı hangi sürelerde hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmediği anlaşıldığından “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı tespit edilmiş olup idareye bu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
22. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, İstanbul Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, BAŞVURUNUN KABULÜNE, Anayasa ile güvence altına alınan “mülkiyet hakkına saygı” ilkesinin korunması için, başvuruya konu taşınmazın 03/05/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamında gereken işlemler ile 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında kamulaştırma işlemlerinin gerçekleştirilmesi hususunda
KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA;
Kararın BAŞVURANA ve KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA tebliğine;
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare
tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi