TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 13362-13362 |sayi|94019529-101.07.04-E.94019529-101.07.04-E.
BAŞVURU NO : 2018/879 2018/ 879
KARAR TARİHİ : 27/07/2018 |tarih|
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : Sumbas Kaymakamlığı Tapu
Müdürlüğü
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın Osmaniye ili Sumbas ilçesi bulunan parsel numaralı taşınmazla ilgili olarak, Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/ 05/ 1992 tarih ve , sayılı kararının gereğinin yerine getirilmesi talebi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 26/01/2018 26.1.2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran Adana 2. İdare Mahkemesi nezdinde açılan sayılı davada davacılar ve Arkadaşlarının vekili olduğunu, Osmaniye ili, Sumbas ilçesi . köyünde parsel numarası ile tapu kütüğüne tescilli bulunan taşınmazın adına kayıtlı hissenin yarısının iptali ile adına tapuya tescili istemi ile Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan davada verilen , sayılı kararla davanın kabul edildiği ve kararın 22/ 04/ 1999 tarihinde kesinleştiğini, kararın Tapu Müdürlüğünce yerine getirilmemesi üzerine
Tavzih talebinde bulunulmuş ise de bu talebin de reddedildiği, bunun üzerine Hatay Tapu ve
Kadastro 12. Bölge Müdürlüğüne başvurulduğunu, Bölge Müdürlüğünün mahkemeden yeniden karar alınması görüşü ile Genel Müdürlükten görüş istediğini, Genel Müdürlüğün de “Yeni bir mahkeme kararı alınması” yönünde görüş bildirdiğini, bu kararın Sumbas Tapu Müdürlüğüne bildirildiğini, böyle bir talebin reddedileceği bilinerek, yeniden dava açılmış ise de Kadirli 2. Asliye
Hukuk Mahkemesinin 21.03.2007 tarihli ve sayılı kararı ile reddedildiğini,
1 / 16Mahkemenin ret kararı ile Sumbas Tapu Müdürlüğüne tekrar başvurulmuş ise de talebin yerine
getirilmediğini, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün mahkeme kararının gereğini yerine getirmeme işleminin iptali için Adana 2. İdare Mahkemesine iptal davası açıldığını, bu davaya karşı idare yetkisizlik itirazında bulunulduğunu, dosyanın uyuşmazlık mahkemesine gittiğini ve yetkili olduğuna karar verildiğini, İdare Mahkemesinin de iptal kararı verdiğini, bu kararın Danıştay nezdinde temyizi neticesinde onandığını belirterek; mahkeme kararının uygulanması suretiyle mağduriyetin giderilmesini talep etmektedir .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Sumbas Kaymakamlığı Tapu
Müdürlüğünden 27/ 02/ 2018 tarih ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen idarenin 06/ 03/ 2018 tarih ve sayılı cevabi yazısında özetle; 2.1. Davaya konu olan köyü parselin tapulama çalışmalarında 2/ 4 hisse mirasçıları, 1/ 4 hisse (bilgi ve belgelerin bazılarında olarak yazılmıştır)
mirasçıları, 1/ 4 hisse mirasçıları adına tespit gördüğü, 2.2. Bu tespite karşı Kadirli 2. Tapulama Mahkemesinde ile ve
’in dava açtığı ve Mahkemece önce Tapulama Komisyonunun bir karar vermesi gerektiğinden 06/ 05/ 1969 tarih ve sayılı ilamı ile görevsizlik kararı vererek dosyayı
Tapulama tutanağı ile birlikte Tapulama Müdürlüğüne iade ettiği, 2.3. Tapulama Müdürlüğünün bunun üzerine Komisyonca 07/ 10/ 1969 tarihinde tapulama tespitinin iptaline ve parselin tamamının 12 hisse itibariyle 6/ 12 hissesini mirasçıları
‘a 2/ 12 hissesini , 2/ 12 hissesini , 1/ 12 hissesini , 1/ 12 hissesini ’e adlarına karar verildiği ve karara karşı dava açılmadığından Tapulama Komisyonu kararının 26/ 01/ 1970 tarihinde kesinleştiği, bu Komisyon kararının da Tapu kütüğüne 02/ 02/ 1970 tarih ve Yevmiyeyle tescil edildiği, 2.4. Daha sonra davacılar ve ’un Kadirli Asliye Hukuk
Mahkemesine nolu dosya ile parsel hakkında tapu iptali ve tescil davası açtıkları ve Mahkemece kesinleşen Tapulama komisyon kararına göre değil de ilk tapulama tespit tutanağındaki malikler esas alınarak Mahkemece karar verildiği, kararın hüküm kısmında parsel sayılı taşınmazın 1/ 4 ile 1/ 4 ‘nın hisselerinin iptal edilerek Bilirkişi ‘in 08/ 05/ 1992 tarihli hisse döküm cetveline göre mirasçılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği, 2.5. Kararın infazı için ilgilisinin Tapu Müdürlüğüne müracaat ettiği, kararda isabetsizlik olduğu gerekçesiyle ilgilisinden tavzih kararı alınmasının istenildiği, Kadirli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/ 03/ 2007 tarih ve no’lu kararı ile tavzih talebini reddettiği, 2.6. Mahkemenin tavzih red karından sonra ilgilisinin mahkeme kararının tescili için ısrar etmesi üzerine Sumbas Tapu Müdürlüğünün 24/ 09/ 2004 tarih ve sayılı yazısı ile Tapu ve kadastro XII . Bölge Müdürlüğünden görüş istendiği, Bölge Müdürlüğünün 08/ 06/ 2005 tarih ve sayılı yazı ve eklerindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tasarruf İşleri Dairesi
Başkanlığı’nın 02/ 06/ 2005 tarih ve sayılı yazıları ile kararın uygulanamayacağı kararına varıldığı, kanunu da şerh düşülerek yeni bir mahkeme kararı alınması yönünde görüş bildirildiği, 2.7. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin Karar sayılı ilamının, Tapu ve
Kadastro XII . Bölge Müdürlüğünün 05/ 07/ 2013 tarih ve sayılı yazıları ekindeki Tapu ve
Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu Dairesi Başkanlığının 03/ 07/ 2013 tarih ve sayılı yazıları gereği Danıştay Bölge İdari Mahkemeleri, İdari ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin
2 / 16durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye ve
eylemde bulunmaya mecbur olduğu, hükmü gereğince yasal süresi olan 30 gün içerisinde yerine getirilmesi sonucundan da Başkanlığa bilgi verilmesinin istenildiği, Adana 2. İdare Mahkemesinin sayılı ilamı ile birlikte ilgilisinin Müdürlüğe 18/ 07/ 2013 tarih ve no’lu başvuru talebi ile mahkemenin kararı Yargıtay 8. Hukuk
Dairesinin kararında açıklandığı gibi Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin
Karar sayılı kararında davacıların miras bırakanları ‘ın Tapu’da mevcut olmayan payının iptaline hükmedilmiş ise de yok hükmünde olan bu bölüm dikkate alınmaksızın hükümde aynı zamanda ‘nın da hissesi iptal edilerek bilirkişi ’in 08/ 05/ 1992 tarihli hisse dökümü cetvelinde belirttiği mirasçılar adına tapu kayıt ve tescili de karara bağlandığına ve buna göre de tapuda işlem yapılması olanağı bulduğuna göre Mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinin ifade edildiği ve yine Adana 2. İdare Mahkemesinin aynı görüşü belirttiği, 2.8. Bu neticeyle ilgilinin Müdürlüklerine 07/ 04/ 2009 ve 18/ 07/ 2013 tarihli başvurusunda eski parselin kamulaştırma nedeni ile yeni oluşan ada parsel olduğu, Genel Müdürlüklerinde 03/ 07/ 2013 tarih ve sayılı talimatları doğrultusunda Kadirli
Asliye Hukuk Mahkemesinin hükmünde belirtildiği üzere, köyü parsel sayılı taşınmazın 1/ 4 ile (tapuda hissesi olmayan) ve 1/ 4 ’nın hissesinin iptal edilerek ( ’nın hissesi tapuda ) bilirkişi ‘in 08/ 05/ 1992 tarihli hisse dökümü cetveline göre ‘nın tapuda bulunan 6/ 12 hissesinden 1/ 4 hissesi alınarak bilirkişi hisse döküm cetveline göre 18/ 07/ 2013 tarih ve yevmiyeyle tescil edildiği ve ’ın bu Tescil istem belgesini okuyarak imzaladığı, 2.9. Adana 2. İdare Mahkemesinin kararında “davalı” olarak Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü olduğundan Müdürlüklerine herhangi bir tebligat yapılmadığı, karar gereği Müdürlükçe 18/ 07/ 2013 tarihinde yevmiye ile Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin karar sayılı ilamının Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin karar sayılı ilamı doğrultusunda davada taraf olan hisse maliki yönünden uygulandığı, kalan bakiye hissenin de üzerinde bırakıldığı, 2.10. Şikayet konusunun çözüme kavuşturulması için bu aşamada ’ın istediği yönde eksik kısımları için yeni bir Mahkeme kararı alması gerektiği, 2.11. Şikayet konusu talebe ilişkin şikayet sahibi tarafında yargı organlarında açılmış ve sonuçlanmış bir dava bulunmadığı, 3. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Tapu ve Kadastro 12. Bölge
Müdürlüğünden 27/ 02/ 2018 tarih ve sayılı yazı ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen idarenin 07/ 03/ 2018 tarih ve sayılı cevabi yazısı ekinde, sayılı yazısında, numaralı paragrafta yer verilen Sumbas Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğünün 06/ 03/ 2018 tarih ve sayılı cevabi yazısına ve ilgili belgelere yer verildiği görülmektedir .
4. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünden 27/ 02/ 2018 tarih ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen idarenin 13/ 04/ 2018 tarih ve sayılı cevabi yazısında özetle; 4.1. Osmaniye İli, Sumbas İlçesi, Köyü parsel sayılı taşınmazın 02/ 07/ 1956 tarihli tapulama tutanağında; 2/ 4 hisse (mirasçılar), 1/ 4 hisse (mirasçılar), 1/ 4 hisse (mirasçılar ) adına tespit edildiği, 4.2. Ancak, söz konusu taşınmaz ile ilgili olarak 26/ 01/ 1970 tarihinde kesinleşen 07/ 10/ 1969 tarihli komisyon kararında; “… 12.08.1969 günlü zabıt münderecatına göre tutanak tespitinin hatalı
3 / 16yapıldığı ve gayrimenkulün hissedarlar arasından 12 hisse itibar edilerek bunun 6 hissesinin
mirasçılarının, 2 hissesinin 2 hissesinin
, hissesi 1 hissesi tarafından tarla haline getirilmiş ve bu şekilde de çok eski bir tarihten beride tasarruf edilmekte olduğu, muterizlerin mirasçılarından olup yarı hissesi malik bulundukları ve tasarrufunda yukarıda adları geçen kişilerle birlikte tasarruf edilmekte olduğu anlaşıldığı, buna göre 766 sayılı Tapulama Kanununun 33.
maddesi uyarınca yukarıda adı geçen kişilere hisseleri nisbetinde tapuya tescillerine …” karar verildiği, 4.3. Söz konusu taşınmazın 24/ 12/ 1981 tarihinde ifraz görerek 3 parçaya ayrılarak , , parsel numaralarının aldığı, 4.4. Daha sonra taşınmaza ilişkin açılmış olan Tapu İptal ve Tescil davası sonucunda Kadirli Asliye
Hukuk Mahkemesinin 14.05.1992 tarih ve Esas ve sayılı ilamı ile; “…
Köyü parsel sayılı taşınmazın 1/ 4 ile 1/ 4 ’nın hisselerinin iptal edilerek bilirkişi ‘in 08.05.1992 tarihli hisse dökümü cetvelinde belirttiği mirasçılar adına TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE …” şeklinde hüküm kurulduğu, ve kararın davalılarca temyiz edildiği ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Başkanlığının 05.02.1999 gün ve sayılı ilamı ile onanarak kararın 22.04.1999 tarihinde kesinleştiği, 16.04.2004 tarihinde kesinleşen tavzih kararı ile “… Köyü parsel sayılı taşınmazın 6/ 12 hisse sahibi hissesi iptal edilerek 1/ 4 payının mirasçıları 1/ 4 payının mirasçıları adına tescile karar verildiğini kararın kesinleştiğini ancak ilamın hüküm kısmında tapuda hissedar olmayan ‘un 1/ 4 payının varmış gibi onun da hissesinin iptaline dendiğini bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi 1/ 4 ve 1/ 4 adlarına tesciline denmesi gerekirken zuhulen infazı sırasında tereddütlere meydan verecek şekilde hissesi olmayan ’ın da hissesinin iptaline denmesinin çelişki yarattığını belirterek kararın tavzih yolu ile düzeltilmesini talep etmiştir …
HUMK. nun 455. Maddesinde tavzihen müphem açık olmayan veya çelişkili fıkralar içeren hükümlerin tavzih yoluyla düzeltilemeyeceği tavzih yolu ile unutulmuş olan talep hakkında bir karar verilip bunun hükme eklenemeyeceği belirtilmiştir . KARAR : … Davalılar vekilinin tavzih talebinin
REDDİNE …” karar verildiği, 4.5. Sumbas Tapu Müdürlüğünce mahkeme kararının tescili konusunda oluşan tereddütler nedeniyle, “…HÜKÜM’de tescilli olmayan 1/ 4 hissedar varmış gibi gösterilen ibaresi ile asıl iptal edilmesi gereken 2/ 4 ( 6/ 12) hissedar mirasçılarının da 1/ 4 hisse iptali şeklinde hüküm kurulduğundan ve aynı Mahkemeden ilgililerin hükümdeki hatalarının tavzihi istedikleri halde reddedilmiş olduğu ve Müdürlüğümüzden kararın tescilinin yapılması için ısrarlara binaen bu taşınmazın ve (ifrazen gelen taşınmazların) ilama istinaden tescili hususunda…” denilmek suretiyle
Hatay Tapu ve Kadastro XII . Bölge Müdürlüğüne görüş sorulmak suretiyle intikal ettirildiği, 4.6. Konunun Hatay Tapu ve Kadastro XII . Bölge Müdürlüğünün 01.11.2004 tarihli ve tarihli yazısı yazı ile; “… Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.05.1992 tarih kararının tavzih edilmesi istenmiş, tavzih talebinin reddine karar verildiğinden anılan kararda hissesi iptal edilen tapu kütüğünde malik olmayan ‘ın hisse iptali HUMK’un 237. maddesine göre dikkate alınmaması gerektiği, Ayrıca; Kadirli Asliye
Hukuk Mahkemesinin 14.05.1992 tarih sayılı kararının hüküm kısmında
‘ya ait 1/ 4 hissenin iptal edilmesi gerektiği belirtilmişse de Köyü parsel sayılı taşınmaz malın ve bu parselin ifrazı sonucu oluşan , , parsel sayılı taşınmaz malların kütük sayfalarının tetkiklerinde mirasçıları adına 6/ 12 hissenin kayıtlı olduğu ve bu durumun tavzih edilmesi istendiği halde tavzih edilmeyerek tavzih talebi reddedildiğinden, kararın varlığı yönünde tapu kayıtlarının beyanlar hanesine belirtme yapılması ve taraflara yeni bir mahkeme kararının alınması yönünde bilgi verilmesi gerekeceği Bölge
4 / 16müdürlüğümüzce düşünülmekte ise de …” denilmek suretiyle Genel Müdürlüğe intikal ettirildiği,
4.7. Konuya ilişkin alınan söz konusu yazıların değerlendirilmesi sonucunda 02.06.2005 tarihli ve sayılı yazıları ile, “… Osmaniye İli, Sumbas İlçesi, Köyü parsel sayılı taşınmazın 02.07.1956 tarihli tapulama tutanağında; 2/ 4 hisse (mirasçılar), 1/ 4 hisse (mirasçılar), 1/ 4 hisse (mirasçılar) adına tespit edildiği, ancak, söz konusu taşınmaz ile ilgili olarak 26.01.1970 tarihinde kesinleşen
07.10.1969 tarihli komisyon kararında; ‘ … 12.08.1969 günlü zabıt münderecatına göre tutanak
tesbitinin hatalı yapıldığı ve gayrimenkulün hissedarlar arasından 12 hisse itibar edilerek bunun 6 hissesinin mirasçılarının, 2 hissesinin 2 hissesinin
, 1 hissesi 1 hissesi tarafından tarla haline getirilmiş ve bu şekilde de çok eski bir tarihten beri de tasarruf edilmekte olduğu, muterizlerin mirasçılarından olup yarı hissesi malik bulundukları ve tasarrufunda yukarıda adları geçen kişilerle birlikte tasarruf edilmekte olduğu anlaşıldığı, buna göre 766 sayılı Tapulama Kanununun 33. maddesi uyarınca yukarıda adı geçen kişilere hisseleri nisbetinde tapuya tescillerine ….’ karar verildiği, Buna göre, Osmaniye İli, Sumbas İlçesi, Köyü parsel sayılı taşınmazın tapu kütüğündeki hisselerinde anılan komisyon kararına uygun olarak yazıldığı anlaşılmıştır . Bu nedenle, anılan mahkeme kararında tapulama tutanağındaki hisselere göre hüküm verildiğinden ve ile ilgili hüküm kurulmasına rağmen, adı geçen kişi tapu kütüğünde malik olarak gözükmediğinden, görüşünüzde de belirtildiği üzere; söz konusu mahkeme kararının varlığı yönünde tapu kütüğünün beyanlar hanesine belirtme yapılması ve taraflara yeni bir mahkeme karan alınması yönünde bilgi verilmesi gerekmektedir . …” şeklinde talimat verildiği, 4.8. Bunun üzerine, davacılar tarafından Kadirli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 12.12.2005 tarihinde sayısı ile “İlam ve Tapu İptal ve Tescil” davası açıldığı, “… mahkemece verilen ilamın iptali ile infazı kabil yeni bir karar verilmesini, Kadirli Asliye Hukuk
Mahkemesinin 14.05.1992 gün, sayılı ilam ile ilama konu eski , yeni
, ve parsel sayılı taşınmaz maliklerinden mirasçıları olarak kayıtlı 6/ 12 hisseden 3/ 12 hissesinin iptali ile tapu kayıt maliki ‘nın kendisi, diğer 3/ 12 hissesinin de mirasçıları olan davacılar adına tesciline karar verilmesinin talep ve dava edildiği …”, 4.9. Kadirli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.03.2007 gün ve sayılı ilamında davada tarafları sebebi konusu kesinleşmiş Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin sayılı dosyası ile aynı olduğundan davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verildiği, bu kararın davacı tarafından temyiz edildiği ve Yargıtay 8. Hukuk
Dairesinin 21.03.2007 tarih ve sayılı kararında, “…her ne kadar
Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin sayılı kararında davacıların miras bırakanları ‘ın tapuda mevcut olmayan payının iptaline hükmedilmişse de yok hükmünde olan bu bölüm dikkate alınmaksızın hükümde aynı zamanda ’nın da hissesi iptal edilerek bilirkişinin hisse döküm cetvelinde belirttiği mirasçılar tapuda kayıt ve tescili de karara bağlandığına ve buna göre de tapuda işlem yapılması olanağı bulunduğuna göre mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmediği …” belirtilerek kararın onandığı, 4.10. ’ın 07.04.2009 tarihli dilekçe ile Sumbas Tapu Müdürlüğüne başvurarak kararın infazını talep ettiği, bunun üzerine, konunun Tapu ve Kadastro XII . Bölge Müdürlüğünce
Bölge İnceleme Kurulunda görüşülmek suretiyle 16.06.2009 tarih ve sayılı karar alınarak karara uygun 29.06.2009 tarih ve sayılı yazı ile “… Söz konusu
Osmaniye İli, Sumbas İlçesi Köyü parselle ilgili Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin
14.05.1992 tarih Karar sayılı ilamın hüküm kısmında ve
hisselerinin iptali ile ekli bilirkişi raporu ekindeki mirasçıları adına tesciline hüküm kurulmuş olup,
5 / 16mirasçılar gruplandırılmadığından yani ‘nın kalan 1/ 4 hissesi hakkında hüküm bulunmadığı,
‘nın iptal edilen 1/ 4 hissesinin ise bilirkişi raporu ekindeki mirasçı listesindeki adı geçen mirasçılardan kendi mirasçılarına mı yoksa mirasçıların tamamına mı dağıtılacağı hususunda açıklık bulunmadığından, ‘ın mirasçılarına da ‘nın payının dağıtılması durumu ortaya çıkacağından 3/ 12 hissenin iptali ile dağıtımı mümkün olmayıp, daha önce Genel Müdürlük ve Bölge
Müdürlüğümüz tarafından verilen talimatlara göre işlemlere yön verilmesi gerektiği …” şeklinde
Sumbas Tapu Müdürlüğüne talimat verildiği, Müdürlükçe de 03.09.2009 tarihli ve yevmiye ile talebin reddedildiği, 4.11. Bilahare tarafından 06.09.2010 tarihli dilekçe ve ekleri ile Genel
Müdürlüklerine kararın infaz edilmesi hususunda başvuruda bulunulduğu, 20.09.2010 tarihli ve sayılı yazı ile de; “…Osmaniye İli, Sumbas İlçesi, Köyü parsel sayılı taşınmazın 02.07 1956 tarihli tapulama tutanağında; 2/ 4 hisse (mirasçıları), 1/ 4 hissesi (mirasçıları), 1/ 4 hisse (mirasçıları) adına tespit edildiği, Ancak, söz konusu taşınmazla ilgili olarak 26.01.1970 tarihinde kesinleşen
07.10.1969 tarihli komisyon kararında; ‘ … 12.08.1969 günlü zabıt münderecatına göre tutanak
tesbitinin hatalı yapıldığı ve gayrimenkulün hissedarlar arasından 12 hisse itibar edilerek bunun 6 hissesinin mirasçılarının, 2 hissesinin 2 hissesinin ve bu şekilde de çok eski bir tarihten beride tasarruf edilmekte olduğu, muterizlerin mirasçılarından olup yarı hissesi malik bulundukları ve tasarrufunda yukarıda adları geçen kişilerle birlikte tasarruf edilmekte olduğu anlaşıldığı, buna göre 766 sayılı Tapulama Kanununun 33.
maddesi uyarınca yukarıda adı geçen kişilere hisseleri nisbetinde tapuya tescillerine …’ karar verildiği, Bu itibarla, Osmaniye İli, Sumbas İlçesi, Köyü parsel sayılı taşınmazın tapu kütüğündeki hisselerinin anılan komisyon kararına uygun olarak yazıldığı anlaşıldığından, anılan mahkeme kararında tapulama tutanağındaki hisselere göre hüküm verildiğinden ve ile ilgili hüküm kurulmasına rağmen, adı geçen kişi tapu kütüğünde malik olarak gözükmediğinden, yeni bir mahkeme kararı alınması gerekmekte olup, idaremizce yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığı …” şeklinde dilekçe sahibine duyuruda bulunulduğu, 4.12. Bunun üzerine ilgililerince Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin sayılı kararının uygulanmasına ilişkin 20.09.2010 tarihli ve sayılı işlemin iptali ile mahkeme kararının infaz edilmesi gerektiği hususunda karar verilmesi istemiyle
Uyuşmazlık Mahkemesinde esas numarasına dava açıldığı ve davanın çözümünde İdari
Yargının görevli olduğuna karar verildiği, 4.13. Adana 2. İdari Mahkemesinin 05.06.2013 tarihli ve karar sayılı ilamında; “Yargı kararlarının infazı sırasında yalnızca kararın sonucuyla bağlı kalınamayacağı, kararların gerekçelerinin de hüküm ifade edeceğinin ve uygulamaya tabi olacağının gerek öğretide, gerekse uygulamada genel kabul görmüş hukuk normlarından olduğu tartışmasız olup, yukarıda sözü edilen Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin sayılı kararının, mahkeme kararlarını infaz edemediğini belirten idareye yol gösterici olduğu, açıklayıcı ve bağlayıcı bir nitelik taşıdığı, dolayısıyla, davalı idarenin Yargıtay’ın gerekçeli onama kararında belirtilen kıstaslar doğrultusunda tapuya tescil işlemini gerçekleştirmesi gerekirken, sadece adına tapuda hisse olmamasına karşın, varmış gibi hüküm kurulduğundan bahisle infazının mümkün olmadığı gerekçesiyle infaz talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir .
Açıklanan nedenlerle; dava konusu işlemin İPTALİNE …” şeklinde karar verildiği ve kararın Genel
Müdürlükleri Hukuk Müşavirliğinin 02.06.20013 tarih ve sayılı yazı ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesi gereğince yerine getirilmesinin istenmesi üzerine yazı eki Adana 2. İdare Mahkemesinin 05.06.2013 karar tarihli sayılı ilamının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesi
6 / 16uyarınca gereği yapılmak 03.07.2013 tarih ve sayılı yazı ekinde Hatay
Tapu ve Kadastro XII . Bölge Müdürlüğüne gönderildiği, 4.14. Bunun üzerine; Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.05.1992 tarih ve esas ve karar sayılı ilamın hüküm kısmında ve hisselerinin iptali ile ekli bilirkişi raporu ekindeki mirasçıları adına tesciline hüküm kurulmuş ancak 16.06.2009 tarihli ve sayılı Bölge İnceleme Kurulu kararında da belirtildiği gibi ‘nın kalan 1/ 4 hissesi hakkında hüküm bulunmadığı, ‘nın iptal edilen 1/ 4 hissesinin ise bilirkişi raporu ekindeki mirasçı listesindeki adı geçen mirasçılardan kendi mirasçılarına mı yoksa mirasçıların tamamına mı dağıtılacağı hususunda açıklık bulunmadığı, ‘ın mirasçılarına da ‘nın payının dağıtılması durumu ortaya çıkacağından 3/ 12 hissenin iptali ile dağıtımı mümkün olmayacağı düşünülmesine rağmen, Adana 2. İdare Mahkemesinin 05.06.2013 karar tarihli Esas ve karar sayılı ilamı 2577 sayılı îdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesi gereğince, Sumpas Tapu
Müdürlüğüne tarafından 07.04.2009 tarihinde başvuruya istinaden düzenlenen 18.07.2013 tarih ve yevmiye numaralı “…Kadirli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin
14.05.1992 tarih ve sayılı ve 22.04.1999 kesinleşme şerhli ve
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12.05.2008 tarih ve sayılı ilamına istinaden, sayılı Mahkeme Kararı gereğince, adıma/adımıza tescilini talep eder, taraflar olarak geçmiş emlak vergisi borcundan müteselsilen sorumlu olduğumuzu kabul ederim …” şeklinde düzenlenen tescil istem belgesi ile ‘ın irade beyanına uygun olarak imzalanmasından sonra, tapu kütüğü üzerinde; Mahkeme hükmüne göre tapu sicilinde kaydı bulunmayan 1/ 4 hissesi için bir şey yapılmadığı, diğer 1/ 4 hissesi iptal edilen
‘nın ada parseldeki l/ 2 hissesinden 1/ 4 hisse kısmı iptal edilerek 3/ 8 hissesi üzerinde bırakılarak, ada parselde 6/ 12 hissesinden 1/ 4 hisse kısmı iptal edilerek 3/ 8 hissesi üzerinde bırakılarak, ada parsel . l/ 2 hissesinden 1/ 4 hisse kısmı iptal edilerek 3/ 8 hissesi üzerinde bırakılarak yukarıda belirtilen parsellerde kısmı iptal ilen 1/ 4 hisse bilir kişi
‘in raporunda ismi geçen tüm malikler adına tescil edildiği kalan bakiye 3/ 8 hisselerin de davacı adına üzerinde bırakılmak suretiyle tescillerinin yapıldığı, 4.15. Hatay Tapu ve Kadastro 12. Bölge Müdürlüğünün 19.07.2013 tarih ve sayılı yazısında, Sumbas Tapu Müdürlüğünün 19.07.2013 tarih ve sayılı yazısından bahsedilmek suretiyle gereğinin yapıldığı hususunun Genel Müdürlüklerine bildirildiği, 4.16. Daha sonra Hukuk Müşavirliğinin 15.07 2016 tarih ve sayılı yazısı ile 18.04.2016 tarihli ve sayılı karar ile İdarelerinin temyiz isteminin reddi ile Adana 2.
İdare Mahkemesinin 05.06.2013 karar tarihli sayılı kararının onanmasına karar verildiğinin bildirildiği, idarelerince karar düzeltmeye gidildiğinden davanın devam ettiğinin anlaşıldığı, 4.17. ‘ın 26.01.2018 tarihli dilekçesindeki; “… İdare Mahkemesi kararı üzerine
Sumbas Tapu Sicil Müdürlüğü kararı infaz etmiş ise de, yanlış infaz etmiştir . Bunun idarece düzeltilmesi gerektiği sözlü olarak müdürlüğe bildirilmiş ise de, herhangi bir işlem yapılmamıştır .” şeklindeki yakınmasının tam olarak anlaşılamadığı ve Sumbas Tapu Müdürlüğünce de 05.04.2018 tarih ve sayılı yazısında da; “ ‘ın bu kararla ilgili uygulanması gerektiği görüşünü anlamak için dairemize çağrılmış ve yazılı olarak 04.04.2018 tarihli dilekçesi ekte sunulmuştur …” denilmek suretiyle ilgilisinin bilgisine başvurulduğu, 4.18. ‘ın 04.04.2018 tarihli dilekçesinde; “Dava, dava konusu parsellerde adına kayıtlı 6/ 12 hissenin yarısının yani 3/ 12 veya 2/ 4 hissenin 1/ 4’ün iptal edilerek adına tescili istenmiştir . Yani adına kayıtlı hissenin yarısı dava edilmiştir .
Dava davacılar yönünden kabul edilmiştir . Ancak Mahkeme kararının hüküm kısmı yanlış ve muğlak
7 / 16yazmıştır . … Ancak rapora göre infazda hakkaniyete uygun değildir . Zira adına
kayıtlı hisse ikiye bölünerek eşit miktarı da ve mirasçıları adına tescil edilmesi gerekirken hissesi üçe bölünmüş biri mirasçıları üzerinde bırakılmış, ikisi de mirasçılarına verilmiştir . Hakkaniyete uygun infaz kuruma düşmektedir . …” hususlarının dile getirildiğinin anlaşıldığı, 4.19. Somut olay Anayasanın 138. Maddesi, Tapu Sicil Tüzüğünün 16 ve 22. maddeleri kapsamında değerlendirildiğinde, ‘ın 26.01.2018 tarihli dilekçe ile yakındığı hususun ne olduğunun anlaşılması amacıyla, ilgilisinin bilgisine başvurulduğu ve konuya ilişkin alınan
04.04.2018 tarihli dilekçesinin tetkikinden, yakındığı hususun 18.07.2013 tarih ve yevmiye
numaralı işlem olmadığı, işlemin dayanağı Kadirli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.05.1992 tarih ve sayılı ilamı ve ekli ‘in 08.05.1992 tarihli bilirkişi raporuna ilişkin olduğu, mahkeme kararının hüküm kısmının yanlış ve muğlak yazıldığı, hisse dökümünü yanlış bulduğunu, bilirkişi raporuna göre gerçekleştirilen infazın hakkaniyete uygun olmadığı, cetvelde isimleri geçenlerin tamamına hisse verilmemesi gerektiği ve hakkaniyete uygun infazın İdarelerine düştüğü hususlarını içerdiğinin anlaşıldığı, 4.20. Tapu Sicil Tüzüğünün 16. maddesi hükmü gereğince, Kanuni istisnalar dışında tapu sicili üzerinde yazılı istem olmadıkça işlem yapılamayacağının açık olduğu, ilgilisinin 26.01.2018 tarihli dilekçesinde belirttiği gibi sözlü talep ile tapu sicilinde işlem yapılmasının mümkün bulunmadığı, 4.21. 18.07.2013 tarih ve yevmiye numaralı işlemin gerçekleştirilme aşamalarının yukarıda ayrıntıları ile açıklandığı ve söz konusu işlemin Kadirli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.05.1992 tarih ve sayılı ilamı ve ekli ‘in 08.05.1992 tarihli bilirkişi raporuna istinaden, Tapu Sicil Tüzüğünün 22. maddesi kapsamında düzenlenen tescil istem belgesinin tarafından “okudum” ibaresi yazılarak, tüm sayfaların imzalandığı ve diğer görevli memurların imzalamasından sonra müdürlük mührü ile onanmak suretiyle ilgilinin iradesine uygun olarak işlem tamamlanmasına rağmen, ilgilisince gerçekleştirilen işlemin dayanağı
Mahkeme kararına atıfta bulunularak, mahkeme kararının hüküm kısmının yanlış ve muğlak yazıldığı, bilirkişi raporuna göre gerçekleştirilen infazın hakkaniyete uygun olmadığı ve hakkaniyete uygun infazın İdarelerine düştüğü nedenleri ile 18.07.2013 tarihli ve yevmiye numaralı işlemin terkininin yapılarak ilgilinin talebi doğrultusunda yeniden tesisinin mümkün olmadığı, 4.21. Bu bağlamda, ilgilisinin talebine uygun yeni bir Mahkeme kararı ibraz etmesi veya söz konusu taşınmazlardaki maliklerin talebi ile taşınmazların devrinin istenmesi durumunda, mevzuat kapsamında yapılacak değerlendirme sonrasında sakıncası olmaması halinde söz konusu devrin gerçekleştirilebileceği, hususları ifade edilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
5. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ’nin 17 nci maddesinde; “ hiç kimsenin keyfi olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılamayacağı” düzenlenmiştir .
’nın “Mülkiyet Hakkı” başlıklı 17 nci maddesinde; “ mülkten 6. Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı yoksun bırakılma sonucunda, zamanında ödenecek adil tazminat ” koşuluna yer verilmiştir .
7. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokol’ ün “mülkiyetin korunması” başlıklı 1 nci maddesinde; “ Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır . Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir .” şeklinde bir düzenlemeye gidilmiştir .
8 / 168. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın
8.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “ Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir ” hükmü, 8.2. “Mülkiyet Hakkı” kenar başlıklı 35 inci maddesinde; “herkesin mülkiyet ve miras hakkına sahip olduğu, bu hakların ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği ve mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı” hükmü, 8.3. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesinde; “ Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir . / Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz ” hükmü, 8.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrasında; “ Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .” hükmü, 8.5. “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinin son fıkrasında; “ Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez .” hükmü, bulunmaktadır .
9. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesine göre; “( 1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir . ( 2) Ancak; a) Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır .”
10. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesinin 1 inci fıkrasında :
“Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur . Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz ( 30) günü geçemez …” hükmü bulunmaktadır .
11. 8/ 12/ 2001 tarih ve 24607 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4721 sayılı Türk Medeni
Kanununun, 11.1. “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesinde, “Bir şeye malik olan kimse, üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey bulunma yetkisine sahiptir . ”, 11.2. “III. Düzeltme” başlıklı 1027 nci maddesinde, “İlgililerin yazılı rızaları olmadıkça, tapu memuru, tapu sicilindeki yanlışlığı ancak mahkeme kararıyla düzeltebilir . / Düzeltme, eski tescilin terkini ve yeni bir tescilin yapılması biçiminde de olabilir . / Tapu memuru, basit yazı yanlışlıklarını, tüzük kuralları uyarınca re’sen düzeltir .” düzenlemelerine yer verilmiştir .
9 / 16IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
12. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 13. Başvuran, 1 no’lu paragrafta açıklandığı üzere, Osmaniye ili Sumbas ilçesi köyünde bulunan parsel numaralı taşınmazla ilgili olarak, Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/ 05/ 1992 tarih ve sayılı kararının gereğinin yerine getirilmemesi işleminin iptali hakkında açılan davada Adana 2. İdare Mahkemesince verilen 05/ 06/ 2013 tarih ve sayılı kararın uygulanması talebiyle Kurumumuza başvurmuştur .
14. Somut olay incelendiğinde; 14.1. Osmaniye İli, Sumbas İlçesi, Köyü parsel sayılı taşınmazın 02/ 07/ 1956 tarihli tapulama tutanağında; 2/ 4 hisse (mirasçılar), 1/ 4 hisse (mirasçılar), 1/ 4 hisse (mirasçılar ) adına tespit edildiği, 14.2. Ancak, söz konusu taşınmaz ile ilgili olarak 26/ 01/ 1970 tarihinde kesinleşen 07/ 10/ 1969 tarihli komisyon kararında; gayrimenkulün hissedarlar arasından 12 hisse itibar edilerek bunun 6 hissesinin mirasçılarının, 2 hissesinin , 2 hissesinin
, 1 hissesi , 1 hissesi adına tesciline karar verildiği, bu
Komisyon kararının da Tapu kütüğüne 02/ 02/ 1970 tarih ve Yevmiyeyle tescil edildiği, 02/ 07/ 1956 tarihli tutanakta 1/ 4 hisse (mirasçılar ) adına tespit edilmesine rağmen , (mirasçılar ) adına tescil yapılmadığı, 14.3. Daha sonra davacılar ve ’un Kadirli Asliye Hukuk
Mahkemesine nolu dosya ile köyü parsel hakkında tapu iptali ve tescil davası açtıkları, 14.4. Söz konusu davada Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 14/ 05/ 1992 tarih ve sayılı kararda, “Tavsilatı dosyasında görüleceği üzere, davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesi ile Köyü parsel numaralı taşınmazın tapulama tespitinde senetsizden intikal eden 2/ 4 hissenin , 1/ 4 hissesinin , ¼ hissesinin de adına tespit edildiğini, bu tesbite ve ’nın itiraz ettiğini ancak tapulama komisyon kararı geçersiz olduğundan görevsizlik kararı verildiğini, mirasçılarına karşı itirazlarının olmadığını, ancak diğer hisse ’ın hissesinin ketmedilerek diğerlerine verildiğini, verilen bu 1/ 4 hissenin iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir . / Davalı vekili davanın reddini talep etmiştir . /
Mahkememizce davanın kabulüne karar verilmiş ancak Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Başkanlığının 23/ 05/ 1985 tarih ve sayılı ilamı ile bozulmuş ve bozma doğrultusunda keşif yapılmış, keşifle Yargıtay bozmasındaki eksiklikler giderilmiş ve köyü parseldeki 2/ 4 hissesinin ile mirasçıları adına bilirkişi ’in 8/ 5/ 1992 tarihli cetvelinde belirttiği hisseler oranında tapuya tesciline karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur . / HÜKÜM: 1-Davanın davalı Maliye hazinesi yönünden sıfat yokluğu nedeniyle reddine, 2-Davanın davacılar yönünden KABULÜ ile Kadirli ilçesi köyü parsel sayılı taşınmazın 1/ 4 ile 1/ 4 ’nın hisselerinin iptal edilerek bilirkişi
’in 8/ 5/ 1992 tarihli hisse dökümü cetvelinde belirttiği mirasçılar adına TAPUYA KAYIT
VE TESCİLİNE , … karar verildi, bağlı karar alenen ve usulen okundu, tefhim kılındı . 14/ 5/ 1992” ifadelerine yer verildiği, kararın davalılarca temyiz edildiği ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Başkanlığının 05.02.1999 gün ve sayılı ilamı ile onanarak kararın
10 / 1622.04.1999 tarihinde kesinleştiği,
14.5. Davacılar vekili tarafından tavzih talebi ile Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesine başvurulması üzerine, adı geçen Mahkemenin 15/ 07/ 2002 tarihli kararı ile, “… Köyü parsel sayılı taşınmazın 6/ 12 hisse sahibi hissesi iptal edilerek 1 / 4 payının mirasçıları 1/ 4 payının mirasçıları adına tescile karar verildiğini kararın kesinleştiğini ancak ilamın hüküm kısmında tapuda hissedar olmayan ‘un 1/ 4 payının varmış gibi onun da hissesinin iptaline dendiğini bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi 1/ 4 ve 1/ 4 adlarına tesciline denmesi gerekirken zuhulen infazı sırasında tereddütlere meydan verecek şekilde hissesi olmayan ’ın da hissesinin iptaline denmesinin çelişki yarattığını belirterek kararın tavzih yolu ile düzeltilmesini talep etmiştir … HUMK. nun 455. Maddesinde tavzihen müphem açık olmayan veya çelişkili fıkralar içeren hükümlerin tavzih yoluyla düzeltilemeyeceği tavzih yolu ile unutulmuş olan talep hakkında bir karar verilip bunun hükme eklenemeyeceği belirtilmiştir . KARAR : … Davalılar vekilinin tavzih talebinin REDDİNE …” karar verildiği, bu tavzih kararının da süresi içinde temyiz edilmediğinden 16/ 04/ 2004 tarihinde kesinleştiği, 14.6. Diğer yandan mahkeme kararının alınmasında dayanağını teşkil eden 08/ 05/ 1992 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde, söz konusu Raporda “ Tesbit Maliklerinden 1/ 4 hisse maliki
‘ın Kadirli Tapulama Mahkemesinin 24/ 1/ 1967 tarih sayılı veraset ilamına göre ölümü ile verasetini tek evladı ’a terk ettiği kızı kocası ’un aynı şahıslar olduğu) ve
’un da ölümü ile mirasını evlatları , ve ’a terk ettiği ve bunlardan başka mirasçısının bulunmadığı ve oğlu babasından kendisine intikal eden tüm miras haklarının tamamını ( no’lu parseldeki) dosyada ekli 14/ 5/ 1975 tarih yevmiye no’lu noter senedi ile kardeşleri ve ’a eşit şekilde satarak hak ve alakasını kesmiştir . / Dava konusu no’lu parselde ölü şahısların mirasçılarına isabet eden hisseler hisse üzerinden hesap edilerek bir cetvel halinde ilişikte sunulmuştur .” denildiği, bahsi geçen Rapora ek olarak sunulan “ Köyü Sayılı Parselin Hisse Dökümü Cetveli” nde, paydaşlardan mirasçılarına ( 58 mirasçı, hisse üzerinden her birine düşen hisse miktarı ayrı ayrı belirtilmiştir), mirasçılarına ( 15 mirasçı, hisse üzerinden her birine düşen hisse miktarı ayrı ayrı belirtilmiştir) ve mirasçılarına ( 2 mirasçı, hisse üzerinden her birine düşen hisse miktarı ayrı ayrı belirtilmiştir) yer verildiği, 14.7. Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 14/ 05/ 1992 tarih ve sayılı kararda, tapulama tutanağındaki hisselere göre hüküm verildiğinden ve ile ilgili hüküm kurulmasına rağmen, adı geçen kişi tapu kütüğünde malik olarak gözükmediğinden, kararın ne şekilde uygulanacağı hususunda yaşanan tereddütlerin giderilmesi amacıyla Sumbas Tapu
Müdürlüğü, Hatay Tapu ve Kadastro 12. Bölge Müdürlüğü ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü arasında 2004 ve 2005 yılında yazışmalar yapıldığı, akabinde de Tapu ve Kadastro Genel
Müdürlüğünün 02/ 06/ 2005 tarih ve sayılı yazısı ile, söz konusu mahkeme kararının varlığı yönünde tapu kütüğünün beyanlar hanesine belirtme yapılması ve taraflara yeni bir mahkeme kararı alınması yönünde bilgi verilmesi (Tapu Müdürlüğü tarafından) gerektiği şeklinde talimatlandırıldığı, 14.8. Bunun üzerine davacılar tarafından aynı taleple (Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin
14.05.1992 gün, sayılı ilam ile ilama konu eski , yeni , ve
parsel sayılı taşınmaz maliklerinden mirasçıları olarak kayıtlı 6/ 12 hisseden 3/ 12 hissesinin iptali ile tapu kayıt maliki ‘nın kendisi, diğer 3/ 12 hissesinin de mirasçıları olan davacılar adına tescili talebi ile) Kadirli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığı, 14.9. Kadirli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.03.2007 gün ve
11 / 16sayılı ilamında davada tarafları sebebi konusu kesinleşmiş Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin
dosyası ile aynı olduğundan davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verildiği, 14.10. Kadirli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.03.2007 gün ve sayılı kararının tarafından temyiz edildiği ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 21.03.2007 tarih ve sayılı kararında, “…her ne kadar Kadirli Asliye Hukuk
Mahkemesinin sayılı kararında davacıların miras bırakanları ‘ın tapuda mevcut olmayan payının iptaline hükmedilmişse de yok hükmünde olan bu bölüm dikkate alınmaksızın hükümde aynı zamanda ’nın da hissesi iptal edilerek bilirkişinin hisse döküm cetvelinde belirttiği mirasçılar tapuda kayıt ve tescili de karara bağlandığına ve buna göre de tapuda işlem yapılması olanağı bulunduğuna göre mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir . …” denilerek kararın onandığı ve taraflarca süresi içinde karar düzeltme talebinde bulunulmadığından hükmün 23/ 03/ 2009 tarihinde kesinleştiği, 14.11. Başvuran tarafından 07/ 04/ 2009 ve 06/ 09/ 2010 tarihli dilekçelerle mahkeme kararının uygulanması talebinin idareye arz edilmesi üzerine, Osmaniye İli, Sumbas İlçesi Köyü parselle ilgili Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.05.1992 tarih
Karar sayılı ilamın hüküm kısmında ve hisselerinin iptali ile ekli bilirkişi raporu ekindeki mirasçıları adına tesciline hüküm kurulmuş olduğu, mirasçılar gruplandırılmadığından yani
‘nın kalan 1/ 4 hissesi hakkında hüküm bulunmadığı, ‘nın iptal edilen 1/ 4 hissesinin ise bilirkişi raporu ekindeki mirasçı listesindeki adı geçen mirasçılardan kendi mirasçılarına mı yoksa mirasçıların tamamına mı dağıtılacağı hususunda açıklık bulunmadığından, ‘ın mirasçılarına da
‘nın payının dağıtılması durumu ortaya çıkacağından 3/ 12 hissenin iptali ile dağıtımının mümkün olmadığı, anılan mahkeme kararında tapulama tutanağındaki hisselere göre hüküm verildiği ve ile ilgili hüküm kurulmasına rağmen, adı geçen kişi tapu kütüğünde malik olarak gözükmediğinden, yeni bir mahkeme kararı alınması gerektiği, idarelerince yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığı, gerekçesiyle başvuranın talebinin reddedildiği, 14.12. Bunun üzerine ilgililerince Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin esas kararının uygulanmamasına ilişkin 20.09.2010 tarihli ve sayılı işlemin iptali ile mahkeme kararının infaz edilmesi gerektiği hususunda karar verilmesi istemiyle Adana 2. İdare Mahkemesi nezdinde sayılı dava açıldığı, 14.13. Adana 2. İdari Mahkemesinin 05.06.2013 tarihli ve karar sayılı kararında, “Yargı kararlarının infazı sırasında yalnızca kararın sonucuyla bağlı kalınamayacağı, kararların gerekçelerinin de hüküm ifade edeceğinin ve uygulamaya tabi olacağının gerek öğretide, gerekse uygulamada genel kabul görmüş hukuk normlarından olduğu tartışmasız olup, yukarıda sözü edilen Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin sayılı kararının, mahkeme kararlarını infaz edemediğini belirten idareye yol gösterici olduğu, açıklayıcı ve bağlayıcı bir nitelik taşıdığı, dolayısıyla, davalı idarenin Yargıtay’ın gerekçeli onama kararında belirtilen kıstaslar doğrultusunda tapuya tescil işlemini gerçekleştirmesi gerekirken, sadece adına tapuda hisse olmamasına karşın, varmış gibi hüküm kurulduğundan bahisle infazının mümkün olmadığı gerekçesiyle infaz talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir .
Açıklanan nedenlerle; dava konusu işlemin İPTALİNE …” şeklinde karar verildiği 14.14. Bu kararın Genel Müdürlük Hukuk Müşavirliğinin 02.06.2013 tarih ve sayılı yazısı ile
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesi gereğince yerine getirilmesinin istenmesi
üzerine Adana 2. İdare Mahkemesinin 05.06.2013 tarihli Esas ve karar sayılı ilamının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesi uyarınca gereği yapılmak üzere
03.07.2013 tarih ve sayılı yazı ekinde Hatay Tapu ve Kadastro XII . Bölge Müdürlüğüne
12 / 16gönderildiği,
14.15. Adana 2. İdare Mahkemesinin 05.06.2013 karar tarihli Esas ve karar sayılı ilamının 2577 sayılı îdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesi gereğince uygulanması için, başvuran tarafından Sumbas Tapu Müdürlüğüne 07.04.2009 tarihinde yapılan başvuruya istinaden 18.07.2013 tarih ve yevmiye numaralı tescil istem belgesi düzenlendiği, 14.16. Tescil istem belgesinin başvuran tarafından imzalanması akabinde, mahkeme kararının gereği olarak, tapu kütüğü üzerinde ; Mahkeme hükmüne göre tapu sicilinde kaydı bulunmayan 1/ 4 hissesi için bir şey yapılmadığı , diğer 1/ 4 hissesi iptal edilen ‘nın ada parseldeki l/ 2 hissesinden 1/ 4 hisse kısmı iptal edilerek 3/ 8 hissesi üzerinde bırakılarak, ada parselde 6/ 12 hissesinden 1/ 4 hisse kısmı iptal edilerek 3/ 8 hissesi üzerinde bırakılarak, ada parselde l/ 2 hissesinden 1/ 4 hisse kısmı iptal edilerek 3/ 8 hissesi üzerinde bırakılarak yukarıda belirtilen parsellerde kısmı iptal iken 1/ 4 hisse bilir kişi ‘in raporunda ismi geçen tüm malikler adına tescil edildiği kalan bakiye 3/ 8 hisselerin de davacı adına ( üzerinde bırakılmak suretiyle) tescillerinin yapıldığı, 14.17. Daha sonra başvuranın 26/ 01/ 2018 ve 04/ 04/ 2018 tarihli dilekçeler ile idareye müracaatta bulunduğu, başvuranın 04/ 04/ 2018 tarihli dilekçesinde, davanın, dava konusu parsellerde adına kayıtlı 6/ 12 hissenin yarısının yani 3/ 12 veya 2/ 4 hissenin 1/ 4’ün iptal edilerek adına tescili talebiyle açıldığı, yani adına kayıtlı hissenin yarısının dava edildiği ve davanın davacılar yönünden kabul edildiği, ancak Mahkeme kararının hüküm kısmının yanlış ve muğlak yazıldığı, rapora göre infazın hakkaniyete uygun olmadığı, zira adına kayıtlı hissenin ikiye bölünerek eşit miktarının ve mirasçıları adına tescil edilmesi gerekirken hissesinin üçe bölündüğü, birinin mirasçıları üzerinde bırakılmış, ikisinin de mirasçılarına verildiği gerekçeleriyle kararın hakkaniyete uygun şekilde infaz edilmesini talep ettiği, başvuranın ancak talebine uygun yeni bir Mahkeme kararı ibraz etmesi halinde idare tarafından yeniden değerlendirildiği, bu aşamada idare tarafından yeni bir işlem tesisinin söz konusu olmadığı hususunun başvurana bildirildiği, anlaşılmaktadır .
15. Mahkeme kararlarının gereğinin yerine getirilmesine ilişkin Yüksek Mahkeme kararları incelendiğinde, Anayasa Mahkemesinin 14/ 01/ 2010 tarihli ve sayılı kararında;
“ Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır . Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır . ” ifadelerinin kullanıldığı, yine
Anayasa Mahkemesinin 3/ 4/ 2014 tarih sayılı bireysel başvuru kararında; “ mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade edilerek yargı kararlarının uygulanması “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirildiği, görülmektedir .
16. Diğer yandan, Anayasa’nın 138 inci ve İdari Yargılama Usulü Kanunu (prg .8.) ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idare sorumlu tutulmuştur . İdarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda bağlı yetki söz konusudur ve idareye bu konuda hiçbir takdir hakkı verilmemiştir . İdarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir . Yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararlarına bakıldığında Anayasamızın 36 ncı maddesinde yer alan ‘ hak arama hürriyeti ’nin
13 / 16yalnızca yargı mercileri karşısında davalı veya davacı olma sıfatını değil aynı zamanda mahkeme
nezdinde verilmiş olan kararın idari mercilerce gereğinin yerine getirilmesini de kapsadığı belirtilmekte , ayrıca mahkeme kararlarının uygulanmasını yargılama sürecinin devamı niteliğinde görerek yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın bir anlam ve sonuç doğurmasını saylayan unsur olarak nitelendirmektedir .
17. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokolün 1 inci maddesine bakıldığında AİHM kararları ışığında üç temel ilkeyi işaret ettiği görülmektedir . Bunlar; mülkiyete saygı, mülkiyetten yoksun bırakılmama, mülkiyetin kullanımının belli şartlarda devletlerce kısıtlanabileceği ilkeleridir . Anayasamızın 35 inci maddesi de bu ilkelerle paralel şekilde hüküm ifade etmektedir .
Nitekim 14. paragrafta yer verilen Yüksek Mahkemenin kararında “ AİHM’nin yargı kararlarının uygulanmasının geciktirilmesini yahut hiç uygulanmamasını mülkiyete saygı ve mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahale ” olarak kabul ettiği vurgulanmıştır .
18. Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde; 18.1. Başvuran müvekkillerinin mağduriyetinin esas itibariyle Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 14/ 05/ 1992 tarih ve sayılı kararın gereğinin nasıl yerine getirileceği hususunda yaşanan tereddütten kaynaklandığı, 18.2. Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan bu davanın, parsel numaralı taşınmazla ilgili olarak 02/ 07/ 1956 tarihli tapulama tutanağında 1/ 4 hisse (mirasçılar), (mirasçılar ) adına tespit edilmesine rağmen, 02/ 02/ 1970 tarih ve yevmiye numarası ile tapuda 1/ 2 hissenin (mirasçılar) adına tescil edilmesi üzerine, ’un mirasçıları tarafından tapu iptal ve tescil istemi ile açıldığı, 18.3. Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 14/ 05/ 1992 tarih ve sayılı karar ile, davanın davacılar yönünden KABULÜ ile ilçesi köyü parsel sayılı taşınmazın 1/ 4 ile 1/ 4 ’nın hisselerinin iptal edilerek bilirkişi
’in 8/ 5/ 1992 tarihli hisse dökümü cetvelinde belirttiği mirasçılar adına TAPUYA KAYIT
VE TESCİLİNE karar verildiği, 18.4. Söz konusu kararın hüküm kısmında tapuda hissedar olmayan ‘un 1/ 4 payının varmış gibi onun da hissesinin iptaline denildiği, gerekçesiyle idarenin söz konusu kararı uygulamaktan kaçındığı, 18.5. Bu süreçte bahsi geçen kararın kesinleştiği, tavzih isteminin kesinleştiği, ayrıca mahkeme kararının uygulanmaması işleminin Adana İdare Mahkemesi nezdinde iptal davasına konu edilmesi neticesinde Adana 2. İdari Mahkemesince 05.06.2013 tarihli ve sayılı iptal kararı verildiği, 18.6. Adana 2. İdari Mahkemesinin iptal kararı üzerine, mahkeme kararının gereği olarak, tapu kütüğü üzerinde; Mahkeme hükmüne göre tapu sicilinde kaydı bulunmayan 1/ 4 hissesi için bir şey yapılmadığı, diğer 1/ 4 hissesi iptal edilen ‘nın parsel numaralı taşınmazın ifrazı neticesinde oluşan parsel numaraları esas alınmıştır) ada parseldeki l/ 2 hissesinden 1/ 4 hisse kısmı iptal edilerek 3/ 8 hissesi üzerinde bırakılarak, ada parselde 6/ 12 hissesinden 1/ 4 hisse kısmı iptal edilerek 3/ 8 hissesi üzerinde bırakılarak, ada parselde l/ 2 hissesinden 1/ 4 hisse kısmı iptal edilerek 3/ 8 hissesi üzerinde bırakılarak yukarıda belirtilen parsellerde kısmı iptal iken 1/ 4 hisse bilir kişi ‘in raporunda ismi geçen tüm malikler adına tescil edildiği kalan bakiye 3/ 8 hisselerin de davacı adına üzerinde bırakılmak suretiyle) tescillerinin yapıldığı, 18.7. Söz konusu bilirkişi raporu ve rapora ek olarak sunulan “ Köyü Sayılı Parselin
14 / 16Hisse Dökümü Cetveli” incelendiğinde, öncelikle tespit maliklerinden ’ın 2/ 4 hisse
maliki olduğu, ’nın 1/ 4 hisse maliki olduğu, ’ın 1/ 4 hisse maliki olduğu hususunda tespit yapıldığı , akabinde de söz konusu hisse oranları ve akrabalık ilişkileri (eş, evlat, torun vs) esas alınmak suretiyle her bir mirasçının hissesi ayrı ayrı belirlenerek; Hisse Dökümü
Cetvelinde paydaşlardan mirasçılarına ( 58 mirasçı, hisse üzerinden her birine düşen hisse miktarı ayrı ayrı belirtilmiştir), mirasçılarına ( 15 mirasçı, hisse üzerinden her birine düşen hisse miktarı ayrı ayrı belirtilmiştir) ve mirasçılarına ( 2 mirasçı, hisse üzerinden her birine düşen hisse miktarı ayrı ayrı belirtilmiştir) yer verildiği, 18.8. Söz konusu tespitlerin öncelikle 3 esas (malikin) hissedarın hisse miktarlarının akabinde de, hisse üzerinden her birine düşen hisse miktarının ayrı ayrı belirtilmiş olması karşısında, tapu idaresince hukuken yapılması gerekenin, adına kayıtlı 6/ 12 (sadeleştirilmiş hali ile 1/ 2) hissenin iptal edilerek, iptal edilen bu kısmın, Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 14/ 05/ 1992 tarih ve sayılı karar gereğince bilirkişi ’in 8/ 5/ 1992 tarihli hisse dökümü cetvelinde belirttiği mirasçılar adına TAPUYA KAYIT VE TESCİLİ olduğu, ancak idarenin bu şekilde işlem tesis etmediği, Mahkeme hükmüne göre tapu sicilinde kaydı bulunmayan 1/ 4 hissesi için bir şey yapılmayarak, diğer 1/ 4 hissenin iptal edildiği ve dağıtımın sadece bu 1/ 4 hisse için yapıldığı, 18.9. Ayrıca söz konusu mahkeme kararının uygulanması gereğine ilişkin olarak Yargıtay 8. Hukuk
Dairesinin 21.03.2007 tarih ve sayılı kararında, “…her ne kadar
Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin sayılı kararında davacıların miras bırakanları ‘ın tapuda mevcut olmayan payının iptaline hükmedilmişse de yok hükmünde olan bu bölüm dikkate alınmaksızın hükümde aynı zamanda ’nın da hissesi iptal edilerek bilirkişinin hisse döküm cetvelinde belirttiği mirasçılar tapuda kayıt ve tescili de karara bağlandığına ve buna göre de tapuda işlem yapılması olanağı bulunduğuna göre …” ifadelerine yer verildiği yine Adana 2. İdari Mahkemesinin 05.06.2013 tarihli ve sayılı kararında, “Yargı kararlarının infazı sırasında yalnızca kararın sonucuyla bağlı kalınamayacağı, kararların gerekçelerinin de hüküm ifade edeceğinin ve uygulamaya tabi olacağının gerek öğretide, gerekse uygulamada genel kabul görmüş hukuk normlarından olduğu tartışmasız olup, yukarıda sözü edilen Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin sayılı kararının, mahkeme kararlarını infaz edemediğini belirten idareye yol gösterici olduğu, açıklayıcı ve bağlayıcı bir nitelik taşıdığı, dolayısıyla, davalı idarenin Yargıtay’ın gerekçeli onama kararında belirtilen kıstaslar doğrultusunda tapuya tescil işlemini gerçekleştirmesi gerekirken, sadece adına tapuda hisse olmamasına karşın, varmış gibi hüküm kurulduğundan bahisle infazının mümkün olmadığı gerekçesiyle infaz talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir .” ifadelerine yer verildiği ( 13.13. pr), 18.10. Dolayısıyla idarenin Mahkeme hükmüne göre tapu sicilinde kaydı bulunmayan 1/ 4 hissesi için bir şey yapılmayarak , diğer 1/ 4 hissesi iptal edilen ‘nın 1/ 4 hissesinin iptal edilerek bilir kişi ‘in raporunda ismi geçen tüm malikler adına tescil edilmesi suretiyle, söz konusu mahkeme kararlarını gereği gibi uygulamadığı, bu sebeple tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunduğu, değerlendirilmiştir .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 19. İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde
15 / 16ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği anlaşılmıştır .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
20. 14/ 06/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Gaziantep İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır .
VI. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;
Osmaniye ili Sumbas ilçesi köyünde bulunan parsel numaralı taşınmazla ilgili olarak, Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/ 05/ 1992 tarih ve sayılı kararının gereğinin yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda yerine getirilmesi hususunda SUMBAS
KAYMAKAMLIĞI TAPU MÜDÜRLÜĞÜ’ne TAVSİYEDE BULUNULMASINA, ayrıca bilgi edinilmesi için kararın birer örneğinin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’ne ve Hatay Tapu ve
Kadastro 12. Bölge Müdürlüğü’ne iletilmesine,
6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sumbas Kaymakamlığı Tapu
Müdürlüğü’nce bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA, SUMBAS KAYMAKAMLIĞI TAPU MÜDÜRLÜĞÜ’ne, TAPU VE
KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’ne ve Hatay Tapu ve Kadastro 12. Bölge Müdürlüğü’ne tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi