|
ÖZET: Başvuran, kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edildiğini ve 25 yılın üzerinde fiili hizmet süresine sahip olmasına rağmen, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından emekli aylığının bağlanmadığını iddia etmektedir. Başvuran, 5434 sayılı Kanun’un 39. maddesinde kadrosuzluk nedeniyle emekliliğin açıkça düzenlenmediğini, dolayısıyla yaş şartının aranmaması gerektiğini savunmaktadır. Bu bağlamda, emekli aylığının bağlanması için gerekli şartların sağlandığını belirterek, mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir.
SGK, başvuranın 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğunu ve kadrosuzluktan emekliye sevk edilenlerin emekli aylığı alabilmesi için yaş şartını tamamlaması gerektiğini ifade etmiştir. 5434 sayılı Kanun’un 39. maddesinde kadrosuzluk nedeniyle emekliliğe dair özel bir düzenleme bulunmadığı, dolayısıyla genel hükümler çerçevesinde yaş ve hizmet süresi şartlarının yerine getirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Başvuran, 22/12/2023 tarihinde yaş şartını tamamlayacağı için emekli aylığı bağlanamayacağı sonucuna varılmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu değerlendirerek, kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilen kamu görevlilerine emekli aylığı bağlanması şartlarının gözden geçirilmesi gerektiğini önermiştir. Bu öneri, kamu görevlileri arasındaki eşitlik ilkesinin korunması ve benzer mağduriyetlerin önlenmesi amacıyla yapılmıştır. Sonuç olarak, ilgili kurumların bu tavsiyeye uygun hareket etmesi gerektiği vurgulanmıştır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/4951-S.7416
BAŞVURU NO : 2019/392
KARAR TARİHİ : 01/07/2019
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilen başvuranın emekli aylığı bağlanması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 07/01/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran, TSK bünyesinde kurmay albay olarak görev yapmaktayken kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edildiğini, fiili hizmet süresi zammı dâhil toplam fiili hizmet süresinin
25 yılın üzerinde olmasına rağmen yaş şartını taşımadığı gerekçesiyle SGK tarafından emekli
aylığının bağlanmadığını, oysa tabi olduğu 5434 sayılı Kanunun emekli aylığı bağlanacak halleri düzenleyen 39 uncu maddesinde “kadrosuzluk nedeniyle emeklilik” halinin açıkça düzenlenmediğini, Kanunun geçici 205 inci maddesinde de aynı hususun söz konusu olduğunu, diğer taraftan 926 sayılı Kanunun 49 uncu ve 113 üncü maddelerinde kadrosuzluktan emekliliğin farklı bir kategori olarak düzenlendiğini, bununla beraber 5510 sayılı Kanunda kadrosuzluktan emekliye ayrılacak kamu görevlileri için yaş şartı aranmaksızın prim gün şartı (9000 gün) arandığını, kendisinin ise 9000’den fazla prim ödeme gün sayısı olduğu dikkate alındığında tarafına aylık bağlanmamasının eşitlik ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bunların yanında 39 uncu maddede doğrudan bir düzenleme olmasa dahi maddenin (k) bendinde yer alan kadrosuzluktan emeklilikle ilgili ibarenin 25 yılını doldurmuş olanlara aylık bağlanmasına imkân verdiğini belirterek emekli aylığı bağlanmasına hak kazandığının tespitini ve mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 24/01/2019 tarihli ve E…. sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 21/02/2019 tarihli ve E…. sayılı yazıda ilgili mevzuat hükümlerine
de yer verilmek suretiyle özetle:
2.1. Başvuran hakkında 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi gereği 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerinin uygulandığı, bu durumdaki sigortalıların 5510 sayılı Kanun hükümlerine tabi olanlara nazaran ilgililerin farklı hak ve/veya yükümlülüklere tabi tutulduğu, 2.2. 5434 sayılı Kanunu mülga 39 uncu maddesi hükümlerine göre kadın sigortalılardan 20 hizmet yılını, erkek sigortalılardan ise 25 hizmet yılın tamamlayanlara herhangi bir yaş şartı aranmaksızın emekli aylığı bağlanmakta iken, 25/08/1999 tarihli ve 4447 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle emekliliğe hak kazanılması için hizmet süresinin yanı sıra yaş şartı da getirildiği ve 08/09/1999 tarihinden önce sigortalılığı başlayan çalışanlar açısından 23/05/2002 tarihindeki emeklilik hizmet sürelerini tamamlamaları için kalan sürelerine göre tabi olacakları yaş hadlerinin aynı Kanunun geçici 205 inci maddesinde belirlendiği, 2.3. Öte yandan, 5434 sayılı Kanunun “Emekli Aylığı Bağlanacak Haller” başlıklı mülga 39 uncu maddesinde hangi şartlarla ilgililere emekli aylığı bağlanacağı düzenlendiği, ancak söz konusu maddede kadrosuzluktan emekliye sevk edilenler ile ilgili hizmet ve yaş şartına ilişkin özel bir düzenlemeye ise yer verilmediği, bu nedenle, kadrosuzluktan emekliye sevk edilen sigortalılara aylık bağlanabilmesi için, bunların da genel hükümler çerçevesinde, tabi oldukları hizmet süresi ve yaş şartını tamamlamaları gerektiği, 2.4. Ayrıca, 25/08/1999 tarihli ve 4447 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi ile 5434 sayılı Kanunun mülga 39 uncu maddesinin (k) fıkrasından sonrasına eklenen ilk paragrafının “Emekli aylığı bağlanabilmesi için yukarıdaki (c ve d) fıkralarında yazılı hallerde ilgililerin fiili hizmet müddetlerinin 15 yılı, (e ve f) fıkralarında yazılı hallerde de 25 yılı doldurmuş olmaları şarttır. (b)
fıkrasının ikinci paragrafı ile (27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel
Kanunu gereğince kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevkedilenler hariç) (d, e ve f) fıkraları kapsamına girenlere 61 yaşını doldurmadan emekli aylığı bağlanmaz.” şeklinde değiştirilmek suretiyle, 08/09/1999 tarihinden sonra 5434 sayılı Kanuna tabi olarak göreve başlayanlardan subay ve askeri memurlarla, gedikli subay ve gedikli erbaşların ahlak noktasında hüküm ile veya yetersizlik veya disiplin sebeplerinden dolayı sicilleri üzerine veyahut askeri mahkemelerce verilecek kararlar üzerine, bunlar dışındaki iştirakçilerden ahlak ve yetersizlik sebeplerinden dolayı yönetmeliğine göre sicilleri üzerine kurumlarınca re’sen emekliye sevk edilenlere aylık bağlanabilmesi için 61 yaşın doldurulmuş olması gerektiğinin düzenlendiği, ancak, bunlardan kadrosuzluk nedeniyle resen emekliye sevk edilenler hakkında ise 61 yaşın doldurulmasına ilişkin hükmün uygulanmayacağının açıkça belirlendiği, 2.5. Böylece kadrosuzluk nedeniyle resen emekliye sevk edilenler her ne kadar 61 yaşın doldurulmasına ilişkin şarta tabi tutulmamışlar ise de bunların emekliliğe hak kazanmalarına ilişkin olarak gerek yaş gerekse tamamlanması gereken hizmet süresi bakımından da farklı bir şartın aranacağına ilişkin ayrıca bir hükme de yer verilmediği, dolayısıyla, kadrosuzluktan resen emekliye sevk edilenlere aylık bağlanması için herhangi bir yaş şartının veya herhangi bir hizmet süresinin aranmayacağı gibi bir sonuca ulaşılmasının kanunen mümkün olmadığı, 2.6. Esasen, 5434 sayılı Kanunun mülga hükümleri incelendiğinde haklarında herhangi bir yaş şartının aranmayarak aylık bağlanacakları; göreve girişlerinde, Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu
Raporları Hakkında Yönetmeliğe uygun olarak alınmış ve raporda engelilik oranı en az % 40 olanlardan fiili hizmeti 15 yıl olan ve istekte bulunanlar ile malul sayılmaları nedeniyle malullük hükümlerine göre (asgari 10 yıl veya başkasının yardımına muhtaç olacak derecede maluliyete sahip olanlar için asgari 5 yıllık hizmet süresinin varlığı halinde) aylık bağlanacak olanların oluşturduğu, 2.7. Buna göre, haklarında 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaya devam eden ve kadrosuzluk nedeniyle resen emekliye sevk edilen 4/1-(c) kapsamındaki sigortalılardan; – 08/09/1999 tarihinden önce göreve başlayanların kadın ise 20 hizmet yılını (7200 gün), erkek ise
25 hizmet yılını (9000 gün) ve 23/05/2002 tarihi itibariyle hizmet sürelerine göre tabi oldukları
emeklilik yaşını, – 08/09/1999 tarihinden sonra (30/04/2008 tarihine kadar) göreve başlayanların ise 25 hizmet yılını (9000 gün) ve kadın 58, erkek 60 yaşını, doldurmaları halinde emeklilik aylığı bağlanabildiği, 2.8. Öte yandan, 5510 sayılı Kanunun 44 üncü maddesine göre ise ilk defa 2008 yılı Ekim ayı başından sonra 5510 sayılı Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamında göreve başlayan sigortalıların kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilmeleri halinde, 9000 prim ödeme gün sayısına (25 hizmet yılına) sahip olanlara yaş şartı aranmaksızın yaşlılık aylığı bağlanacağı ve bu şekilde aylık bağlananlara ödenecek olan aylıkların 5510 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında aranan yaş ve prim ödeme gün sayısı tamamlanıncaya kadar bunları çalıştıran kamu idarelerinden tahsil edileceği düzenlendiği, buna göre, bu kapsamdaki sigortalılara bağlanacak olan yaşlılık aylığının yükünün Kurumlarınca karşılanması gereken sürenin başlangıcının, 5434 sayılı
Kanun hükümlerine paralel şekilde tabi oldukları yaşın doldurulduğu tarih olduğu, diğer bir değişle kadrosuzluk nedeniyle resen emeklilik hükümlerine tabi tutulanların sosyal güvenlik mevzuatı ve sistemine bağlı olarak emeklilik hakkını elde ettikleri tarihin, yine tabi oldukları emeklilik yaşını doldurdukları tarih olduğu, 2.9. Yukarıda yer alan bilgi ve açıklamalar çerçevesinde emekli sicil dosyasının tetkikinde, 22/12/1976 doğumlu olan ilgilinin 01/09/1994-30/08/1998 tarihleri arasında harp okulunda askeri öğrenci olarak eğitim aldığı, 30/08/1998 tarihinde teğmen rütbesiyle subaylığa nasb edildiği, 30/08/2018 tarihinde 23 yıl 8 ay fiili hizmeti ve 5 yıl fiili hizmet süresi zammı olmak üzere toplam
28 yıl 8 ay hizmeti bulunmaktayken kadrosuzluktan emekliye sevk edildiği, ilgilinin 5434 sayılı
Kanunun geçici 205 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi gereği emeklilikte 52 yaşa tabi olduğu ve 5 yıl fiili hizmet süresi zammının yaş haddinden düşülmesi ile ilgilinin 22/12/2023 tarihinde emekli aylığı bağlanmasına hak kazanacağının tespit edildiği, Kara Kuvvetleri
Komutanlığının 18/09/2018 tarihli yazısı ekinde ilgilinin tahsis evraklarını göndermesi üzerine, Kurumlarının 02/10/2018 tarihli yazısı ile ilgiliye ve kurumuna ilgilinin emeklilik için gerekli olan yaş şartını sağlamaması nedeniyle hakkında emeklilik işlemlerinin uygulanmasının mümkün olmadığının bildirildiği, 2.10. Son olarak, başvuranla meslek mensubiyeti ve yapılan işin niteliği gereği aynı durumda olup 5510 sayılı Kanuna tabi olan TSK personelinin emeklilik işlemlerinde yaş şartı aranmadığı, ancak, başta bağlanacak aylığın hesabına ilişkin genel sistemsel değişim olmak üzere, 5510 ve 5434 sayılı Kanunlarda konuya benzer nitelikte birçok farklı uygulama bulunduğu, ayrıca her iki Kanun kapsamında sigortalı olanların farklı hak ve yükümlülüklere sahip olduğu, örnek olarak, ilgilinin hak kazandığı fiili hizmet süresi zammının tamamı hizmetine eklenip ayrıca tamamının yaş haddinden düşüldüğü oysaki 5510 sayılı Kanuna tabi emsalinin hak kazandığı fiili hizmet süresi zammının en fazla 8 yılının fiili hizmetine eklenebildiği ve eklenen bu sürelerin yarısının yaş haddinden düşüldüğü, bu kapsamda, konu eşitlik ve hakkaniyet ilkesi açısından değerlendirilecek ise benzer nitelikteki diğer hususların da değerlendirme kapsamına alınıp, söz konusu ilkelerin kişi veya olaylarla sınırlı olarak değerlendirilmemesi, ayrıca haklarla birlikte yükümlülüklerinde bu ilkeler kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, İfade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde;
“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.
5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun; 5.1. “Bazı kamu görevlilerine yaşlılık aylığı bağlanacak haller” başlıklı 44 üncü maddesi; “Bu Kanun hükümlerinin uygulanmasında bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılan bazı kamu görevlilerine yaşlılık aylığı
bağlanmasına ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır:
a) 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 40 ıncı maddesi gereğince yaş haddinden emekliye ayrılanlara 5400 gün prim ödeme gün sayısı olması halinde, b) Özel kanunları gereğince kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilenlere yaş şartı aranmaksızın, prim ödeme gün sayısı 9000 gün olması halinde, yaşlılık aylığı bağlanır.
4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanlardan subay, astsubay, askerî
memurlarla uzman jandarma ve uzman erbaşlar ahlâk noktasından hükümle veya yetersizlik ya da disiplin sebeplerinden dolayı sicilleri üzerine veyahut askerî mahkemelerce verilecek kararlar üzerine kurumlarınca re’sen, bunlar dışında kalanlar ise ahlâk ve yetersizlik sebeplerinden dolayı yönetmeliğine göre sicilleri üzerine kurumlarınca re’sen emekliye sevk edilenlere ise, 28 inci maddenin ikinci ve üçüncü fıkrasında belirtilen yaş ve prim ödeme gün sayısını tamamlamaları halinde yaşlılık aylığı bağlanır.
Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri gereğince bağlanan yaşlılık aylıkları, 28 inci maddenin ikinci ve üçüncü fıkrasında aranan yaş ve prim ödeme gün sayısı tamamlanıncaya kadar bunları çalıştıran kamu idarelerinden tahsil edilir.” 5.2. “5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 4 üncü maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları; “Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce
5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin
birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır…
Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır…” 6. 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nun;
6.1. Mülga 39 uncu maddesi; “Emekli aylığı aşağıdaki hallerde bağlanır:
…
b) (Değişik birinci paragraf: 25/8/1999 – 4447/23 md.) 25 fiili hizmet yılını dolduran iştirakçilerden kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını dolduranların istekleri üzerine, …
e) Subay ve askeri memurlarla, gedikli subay ve gedikli erbaşların ahlak noktasından hüküm ile veya yetersizlik veya disiplin sebeplerinden dolayı sicilleri üzerine veyahut askeri mahkemelerce verilecek kararlar üzerine kurumlarınca resen;
…
k) (Ek: 13/6/1994 – KHK – 546/1 md.; İptal: Ana. Mah.’nin 21/7/1994 tarih ve E. 1994/67, K.
1994/64-2 sayılı Kararı ile.) (Değişik: 25/8/1999 – 4447/23 md.) Emekli aylığı bağlanabilmesi için yukarda ki (c ve d) fıkralarında yazılı hallerde ilgililerin fiili hizmet müddetlerinin 15 yılı, (e ve f) fıkralarında yazılı hallerde de 25 yılı doldurmuş olmaları şarttır. (b) fıkrasının ikinci paragrafı ile (27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu gereğince kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilenler hariç) (d, e ve f) fıkraları kapsamına girenlere 61 yaşını doldurmadan emekli aylığı bağlanmaz…” 6.2. Geçici 205 inci maddesi; “(Ek: 25/8/1999 – 4447/26 md.) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte;
Kadın iştirakçilerden 20, erkek iştirakçilerden 25 fiili hizmet yılını dolduranların istekleri üzerine emekli aylığı bağlanır.
…
(Ek ibare: 23/5/2002-4759/5 md.) 23.5.2002 tarihinde; …
j) (Yeniden düzenleme: 23/5/2002-4759/5 md.) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya; 9 tam yıldan fazla, 10 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 48, 12 yıl 6 aydan fazla, 14 tam yıl veya daha az kalan erkek iştirakçiler 52 yaşını, …
Doldurmaları ve kadın iştirakçinin 20, erkek iştirakçinin 25 fiilî hizmet süresini tamamlamaları halinde istekleri üzerine emekli aylığı bağlanır.
(Değişik: 23/5/2002-4759/5 md.) 39 uncu maddenin (e) ve (f) fıkraları kapsamına girenlere 25 fiilî hizmet yılını ve yukarıdaki yaşları doldurmaları halinde emekli aylığı bağlanır.
(Değişik: 23/5/2002-4759/5 md.) 32 inci madde gereğince fiilî hizmet sürelerine zam yapılanların bu maddede belirtilen yaş hadlerinden, hizmetlerine eklenen fiilî hizmet süresi zammı kadar indirim yapılır.” hükmünü amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, emsal yargı kararları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin
“Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran özetle, kurmay albay olarak görev yapmaktayken kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edildiğini ancak yaş şartını taşımadığı gerekçesiyle SGK tarafından emekli aylığının bağlanmadığını, oysaki kadrosuzluktan emekliye sevk edilmiş olması nedeniyle hakkında yaş şartının aranmaması gerektiğini belirterek emekli aylığı bağlanmasına hak kazandığının tespit edilmesini ve mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
9. Sosyal Güvenlik Kurumu’nca özetle; 5434 sayılı Kanunda kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilenlere emekli aylığı bağlanabilmesi için yaş şartı aranmayacağına dair özel bir düzenlemeye yer verilmediği, bu nedenle bu kişilerin genel hükümler çerçevesinde belirlenen hizmet süresi ve yaş şartlarına tabi oldukları, bu durumda mevcut hizmetleri itibarıyla yaş şartını 22/12/2023 tarihinde tamamlayacağı anlaşılan başvurana emekli aylığı bağlanmasına imkân bulunmadığı ifade edilmiştir.
10. Bu çerçevede uyuşmazlığın, 5434 sayılı Kanuna tabi olup kadrosuzluk nedeniyle re’sen emekliye sevk edilen kamu görevlilerine emekli aylığı bağlanmasında yaş şartının aranıp aranamayacağı noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.
11. Başvuran, hakkında yaş şartı uygulanmaması gerektiği iddiasını iki yönüyle ileri sürmektedir. İlki, 5510 sayılı Kanun gereği tabi olduğu 5434 sayılı Kanunda yaş şartı uygulanacağı yönünde açık bir düzenleme olmaması iken, ikincisi ise her ne kadar hakkında 5434 sayılı Kanun uygulansa da 5510 sayılı Kanunda kendisi durumunda olanlara yaş şartı aranmayacağına dair açık bir düzenleme bulunması nedeniyle eşitlik ve hakkaniyet gereği hakkında bu kurala göre işlem yapılması gerektiğidir.
12. Haklarında 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulananların kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilmeleri halinde yaş şartına tabi olup olmadıklarına yönelik
değerlendirme:
13. 2008 yılı Ekim ayı başından önce sosyal güvenlik bakımından 5434 sayılı Kanuna tabi çalışmaları bulunanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi ile belirlenmiş esaslar çerçevesinde, yürürlükten kaldırılmış olsa da 5434 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edilmektedir. Bu durum meslek mensubiyeti ve yapılan işin niteliği gereği aynı durumda olsalar dahi sosyal güvenlik yönünden 5434 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun hükümlerine tabi olanların arasında farklı hak ve/veya yükümlülüklere tabi tutulmalarını gerektirmektedir. Nitekim ilk defa 01/09/1994 tarihinde 5434 sayılı Kanuna tabi olduğundan başvuran hakkında da 5434 sayılı
Kanun hükümlerine göre işlem yapılması gerekmektedir.
14. Emekli aylığı bağlanacak haller 5434 sayılı Kanunun 39 uncu maddesinde belirlenmiştir.
Maddede esasen emekli aylıklarının ilgililerin istekleri üzerine ya da kurumlarınca re’sen emekliye sevk edilmeleri olmak üzere iki halde bağlanacağı düzenlenmiştir. Maddede 1999 yılında 4447 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önce kadın sigortalılardan 20, erkek sigortalılardan 25 hizmet yılını tamamlayanlara herhangi bir yaş şartı aranmaksızın emekli aylığı bağlanmaktayken, söz konusu değişiklikten sonra emekli aylığı bağlanabilmesi için ilgililerin maddede yazılı yaşları (kadınlar için 58, erkekler için 60 yaş) da doldurması şartı aranmaya başlanmıştır. Bu düzenlemeye koşut olarak da 4447 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önce çalışmaya başlamış olanlar için, Kanunun geçici 205 inci maddesinde ilgililerin 23/05/2002 tarihindeki toplam hizmet sürelerine göre tabi oldukları kademeli yaş hadleri ve bu yaş hadlerinden indirilecek süreler belirlenmiştir.
15. 5434 sayılı Kanunun gerek 39 uncu maddesinde gerekse geçici 205 inci maddesinde kadrosuzluk nedeniyle emekliliğin istekle ya da re’sen emeklilik hallerinden birisi içinde yer alıp almadığına ilişkin açık ve özel bir ifadeye yer verilmemiştir.
a. Bununla beraber maddenin (e) fıkrasında “Subay ve askeri memurlarla, gedikli subay ve gedikli erbaşların ahlak noktasından hüküm ile veya yetersizlik veya disiplin sebeplerinden dolayı sicilleri üzerine veyahut askeri mahkemelerce verilecek kararlar üzerine kurumlarınca resen;” hükmü yer almaktadır. Yine maddeye 1999 yılında 4447 sayılı Kanunla (k) fıkrasından sonra gelmek üzere
“Emekli aylığı bağlanabilmesi için yukarıdaki (c ve d) fıkralarında yazılı hallerde ilgililerin fiili hizmet müddetlerinin 15 yılı, (e ve f) fıkralarında yazılı hallerde de 25 yılı doldurmuş olmaları şarttır. (b) fıkrasının ikinci paragrafı ile (27/7/1967 tarihli ve
926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu gereğince kadrosuzluk nedeniyle
emekliye sevkedilenler hariç) (d, e ve f) fıkraları kapsamına girenlere 61 yaşını doldurmadan emekli aylığı bağlanmaz.” Hükmü eklenmiştir. Eklenen hüküm ile maddenin (e) ve (f) fıkralarındaki ahlak noktasında hüküm ile veya yetersizlik veya disiplin sebeplerinden dolayı sicilleri üzerine veyahut askeri mahkemelerce verilecek kararlar üzerine kurumlarınca re’sen emekliye sevk edilenlere emekli aylığı bağlanabilmesi için 61 yaşın doldurulması şartı aranmaya başlarken, kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilenlerin bunlardan tabi olunan yaş şartı yönüyle ayrıldığı görülmektedir.
b. Bu kapsamda, her ne kadar maddede açıkça ifade edilmemiş ve münferit olarak yer verilmemiş olsa da kadrosuzluk nedeniyle emekliliğin, 5434 sayılı Kanun çerçevesinde re’sen emekliliğin bir hali olduğu, dolayısıyla kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilenlere emekli aylığı bağlanırken, kanunda aksi belirtilmedikçe, re’sen emekliliğe sevk edilenler için belirlenen kurallar çerçevesinde işlem tesis edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
c. Diğer taraftan, 39 uncu maddenin (e) ve (f) fıkrası kapsamında olup 4447 sayılı
Kanunla yapılan değişiklikten önce çalışmaya başlamış olanlara yönelik olarak, Kanunun geçici 205 inci maddesinde yine 39 uncu madde hükmüyle uyumlu şekilde ahlak noktasında hüküm ile veya yetersizlik veya disiplin sebeplerinden dolayı sicilleri üzerine veyahut askeri mahkemelerce verilecek kararlar üzerine re’sen emekliye sevk edilenlere de 25 hizmet yılını ve maddede belirlenen yaş hadlerini doldurmaları halinde emekli aylığı bağlanacağı düzenlenmiştir.
16. Bununla birlikte, kadrosuzluk nedeniyle resen emekliye sevk edilenler her ne kadar 61 yaşın doldurulmasına ilişkin şarta tabi tutulmamışlar ise de gerek 39 uncu maddede gerekse geçici 205 inci maddede bu kişilerin genel hükümlerden farklı bir hizmet süresi ya da yaş şartına tabi tutulduklarına dair ayrıca bir hükme de yer verilmemiştir. Bu durumda, kadrosuzluk nedeniyle kurumlarınca re’sen emekliye sevk edilen kamu görevlilerine emekli aylığı bağlanabilmesi için, Kanunun 39 uncu ve geçici 205 inci maddelerinde belirlenen genel şartların da yerine gelmesi gerekmektedir. Bir diğer ifadeyle, bir kamu görevlisinin re’sen emekliye sevk edilmiş olması kendisine emekli aylığı bağlanması için tek başına yeterli olmayıp, kanunda aranan hizmet süresi ve yaş şartlarının da aynı anda yerine gelmiş olması gerekmektedir 17. Nitekim somut olayda kadrosuzluk nedeniyle re’sen emekliye sevk edildiği tarih itibarıyla
25 yıl hizmet süresi şartını doldurmuş olan başvuranın, yaş şartını ancak 22/12/2023
tarihinde doldurduğu görülmektedir.
18. Buna göre, 5434 sayılı Kanun kapsamında olup kadrosuzluk nedeniyle re‘sen emekliye sevk edilen kamu görevlilerinin, emekli aylıklarının bağlanabilmesi için Kanunun 39 uncu ve 205 inci maddelerinde belirlenen yaş şartına tabi oldukları değerlendirildiğinden, yaş şartını taşımayan başvurana emekli aylığı bağlanmaması yönünde idarece tesis edilen işlemde mevzuata aykırı bir husus bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
19. Başvuranın eşitlik ve hakkaniyet gereği hakkında 5510 sayılı Kanunun ilgili
hükümlerinin uygulanması talebine yönelik değerlendirme:
20. 5510 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinde Kanunun ilgili hükümlerinin yürürlüğe girdiği
2008 yılı Ekim ayı başından sonra ilk defa 4/1-(c) bendi kapsamında göreve başlayan ve
5434 sayılı Kanun kapsamında sayılmayan sigortalılara, özel kanunları gereğince
kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilmeleri halinde, 9000 prim ödeme gün sayısına (25 hizmet yılına) sahip olmaları halinde yaş şartı aranmaksızın yaşlılık aylığı bağlanacağı açıkça düzenlenmiştir. Bununla beraber maddenin son fıkrasında, ilgililere bağlanan aylıklarının, Kanunun 28 inci maddesinde yaşlılık aylığı bağlaması için aranan yaş şartı tamamlanıncaya kadar bunları çalıştıran kamu idaresinden tahsil edileceği belirlenmiştir.
Buna göre, Kanunda aranan yaş şartı tamamlanana kadar bu kişilere sosyal güvenlik sisteminin nimet-külfet dengesine dayanan primli ayağı yerine kamu hazinesinden ödeme yapılmakta iken, ancak anılan yaş şartı yerine geldikten sonra sistem içerisinden yaşlılık aylıklarının ödendiği anlaşılmaktadır.
21. 5434 sayılı ve 5510 sayılı Kanunlardaki mevcut düzenlemelere bakıldığında kadrosuzluk nedeniyle re’sen emekliye sevk edilen kamu görevlilerinden, başvuranın da içlerinde olduğu
5434 sayılı Kanun kapsamındakilerin emekli aylığı bağlanabilmesi için yaş şartına tabi olduğu,
5510 sayılı Kanun kapsamındakilerin ise herhangi bir yaş şartına tabi olmadığı görülmektedir.
Bu durumda meslek mensubiyeti ve yapılan işin niteliği gereği aynı durumda olmalarına rağmen, bir kısım kamu görevlilerine tabi oldukları Kanunlara (5434 veya 5510 sayılı Kanun)
bağlı olarak sosyal güvenlik yönünden farklı kuralların uygulandığı açıktır.
22. Anayasa Mahkemesi tarafından eşitlik kavramı, herhangi bir nesnel ve makul dayanağı olmaksızın aynı durumdaki bireylere farklı muamelede bulunulmamasına ilişkin gereklilik olarak ifade edilmektedir (AYM, Aziz Turhan Başvurusu, B. No. 2012/1269, 08.05.2014, § 38).
23. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanunun birçok hükmünün, anayasaya aykırı bulunması nedeniyle Anayasa Mahkemesinin 15/12/2006 tarihli ve E:2006/111, K:2006/112 sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine, anılan Kanunda 17/4/2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanunla yeniden düzenleme yapılmıştır. Bu kez 5754 sayılı Kanunun, kamu görevlilerinin 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılmasını düzenleyen 2 nci maddesi ile 5434 sayılı Kanun kapsamında olanların 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında sayılmalarını düzenleyen 68 inci maddesinin ilk iptal kararı gerekçeleriyle uyumlu olmadığı, memur ve diğer kamu görevlilerinin 5434 sayılı Kanun ile bağlarının kaldırılmasının ve özlük haklarına dayalı bir sistemde görev yapanların, prim esasına dayalı bir sistemde görev yapan diğer sigortalılarla aynı emeklilik ve sağlık sistemine tabi olması sonucunu doğurduğu temel gerekçeleriyle
Anayasanın 2 nci ve 128 inci maddeleri yanında 10 uncu maddesindeki eşitlik ilkesine de aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesine iptal davası açılmıştır. Bunun üzerine Yüksek
Mahkemece verilen 30/03/2011 tarihli ve E:2008/56, K:2011/58 sayılı kararda “Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur.
Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez.
Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Sosyal hukuk devletinin somut göstergelerinden biri olan sosyal güvenlik hakkının yer aldığı, Anayasa’nın 60. maddesinde, “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” denilmektedir.
Sosyal güvenlik, bireylerin istek ve iradeleri dışında oluşan sosyal risklerin, kendilerinin ve geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerin üzerlerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcı etkilerini en aza indirmek, ayrıca sağlıklı ve asgari hayat standardını güvence altına alabilmektir. Bu güvencenin gerçekleştirilebilmesi için sosyal güvenlik kuruluşları oluşturularak, kişilerin yaşlılık, hastalık, malûllük, kaza ve ölüm gibi sosyal risklere karşı asgari yaşam düzeylerinin korunması amaçlanmaktadır.
Kişilere sağlanan bu anayasal güvencelerin yaşama geçirilebilmesi için Devlet tüm çalışanlara sosyal güvenlik hakkını sağlamak ve bunun için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Ancak, bu doğrultuda düzenlemeler yapılırken, sosyal güvenlik hakkından yararlanacak olanların hukuksal konumları gözetilerek aynı statüde bulunmayanların farklı kurallara bağlı tutulmaları Anayasa’nın 10. maddesinde belirtilen kanun önünde eşitlik ilkesinin doğal bir sonucudur.
…
Yasa koyucunun Anayasa’nın 7. maddesi uyarınca sahip olduğu genel düzenleme yetkisi kapsamında bulunan konuların, 128. maddede özel olarak vurgulanarak yasa ile yapılmasının
Anayasa buyruğu haline getirilmesi, Devletin en temel işlevlerinden olan kamu hizmetinin görülmesindeki yeri tartışmasız olan kamu görevlileri için statülerine, yaptıkları görevin gereklerine uygun, emeklileri için de önceki statüleri ile uyumlu yasal düzenleme yapılmasını gerekli kılmaktadır. Ancak, düzenlemenin aynı hukuksal konumda bulunmayanların bu özelliklerini ve farklılıklarını yansıtmak koşuluyla aynı veya başka bir yasa ile yapılması hususu kuşkusuz yasa koyucunun takdiri içindedir.
Kanun’un Geçici 4. maddesinde, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’na ilişkin geçiş hükümleri düzenlenmiş ve Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihte, 5434 sayılı Kanun’a göre iştirakçi olanlar hakkında sosyal sigortalar bakımından bu Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam edileceği öngörülmüştür. Buna göre, 5510 sayılı Kanun’da aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde, 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar ile önceden 5434 sayılı Kanun’a tabi çalışmış olup da 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ve bunların dul ve yetimleri hakkında 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır…” İfadelerine de yer verildikten sonra özetle; kanunda düzenlenen kurallar gözetildiğinde, Kanun kapsamında kısa vadeli sigorta kolları, vazife ve harp malüllüğü, emeklilik ikramiyesi ödenmesi, prime esas kazançlar ve prim oranları hükümlerinin, Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrası kapsamında sigortalı sayılanların hukuksal konumlarından kaynaklanan özellikler de gözetilerek farklı şekilde düzenlendiğinin anlaşıldığı, ayrıca, anılan fıkra kapsamındaki sigortalıların farklılıklarının dikkate alınmak suretiyle aynı yasa içinde düzenlenmesi hususunun yasa koyucunun takdir yetkisi içinde kaldığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10. ve 128. maddelerine aykırı olmadığına karar verilmiştir.
24. Yasamanın genelliği ilkesi uyarınca, kanun koyucunun Anayasa’da düzenlenmeyen bir konuyu öngörülebilir ve uygulanabilir şekilde kanunla düzenlemesi ve bunu ne şekilde yapacağı konusunda tercihte bulunması, kanun koyucunun takdir alanı içerisinde yer alan bir husustur. Anayasa Mahkemesi kararlarında da Kanun koyucunun, kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde kullanarak, adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak çeşitli düzenlemeler yapabileceği ifade edilmektedir. Bu ilkelere ve sınırlara bağlı olarak yasama organının takdiri dâhilinde ve siyasî bir tercih sonunda belirlenen bir düzenlemenin Anayasaya aykırılığından söz edilemez.
25. Nitekim sosyal güvenlik yönünden, meslek mensubiyeti ve yapılan işin niteliği aynı olmakla birlikte kanunlarda belirlenmiş hallere göre kamu görevlileri farklı kanunlara tabi olabilmekte dolayısıyla hukuksal konumları ve statüleri farklılaşabilmektedir. Farklı hukuksal konumda bulunup farklı kanunlara tabi olan kamu görevlileri farklı hak ve yükümlülüklere sahip olmaktadır.
26. Örneğin, hakkında 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanan bir kamu görevlisinin hak kazandığı fiili hizmet süresi zammının tamamı hizmetine eklenip ayrıca tamamı yaş haddinden düşülürken, 5510 sayılı Kanuna tabi emsalinin hak kazandığı fiili hizmet süresi zammının en fazla 8 yılı fiili hizmetine eklenmekte ve eklenen bu sürelerin yarısı yaş haddinden düşülmektedir. Bu örneğin dışında, her iki kanunun sistematiğinden kaynaklanan farklılık nedeniyle, sigortalılardan alınacak primlerden bağlanacak aylığın hesabına kadar pek çok husus kanunların kendi içerisindeki nimet-külfet dengesi içerisinde birbirinden farklılaşmaktadır. Bu nedenle kanunlardaki farklı kurallara ilişkin bir değerlendirme yaparken bu kapsamdaki tüm hususların dikkate alınması gerekmektedir.
27. Öte yandan 5510 sayılı Kanunda özel kanunları gereği kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilenlere yaş şartı aranmaksızın yaşlılık aylığı bağlanacağı düzenlenmiş olmakla beraber, söz konusu aylıkların, Kanunda yaşlılık aylığı bağlaması için aranan yaş şartı tamamlanıncaya kadar bunları çalıştıran kamu idaresinden tahsil edileceği belirlenmiştir.
Bu suretle, yaş şartını doldurmadan kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilenlere yapılacak ödemelerin nimet-külfet dengesine dayanan sosyal güvenlik sisteminin dışında başka bir kaynakla finanse edilmesi öngörülmüştür.
28. Bu itibarla her ne kadar yaşlılık aylığı olarak ifade edilmiş olsa da esasen kadrosuzluk nedeniyle emekli edilen kamu görevlilerine yaş şartını dolduracakları tarihe kadar kurumlarından karşılanmak suretiyle yapılan ödemenin, finansmanının kamu hazinesinden sağlanması nedeniyle niteliği itibarıyla sosyal güvenlik sisteminden sağlanan bir aylık ödemesi olmayıp tazminat benzeri bir nitelik taşıdığı değerlendirilmektedir.
29. Bu durumda her ne kadar farklı sosyal güvenlik kanunlarına ve sistemlerine dâhil olsalar da meslek mensubiyeti, yapılan işin niteliği ve sosyal güvenlik sistemi içerisinde aylık bağlanabilmesi için mevzuatında aranan yaş şartını yerine getirme yönünden özdeş durumda bulunan kamu görevlilerinden bir kısmına sosyal güvenlik sistemi dışındaki bir kaynak olarak kamu hazinesinden finanse edilmek suretiyle emekli aylığı ödenirken bir kısmının bu düzenlemenin dışında tutulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, düzenlemenin bu yönüyle Anayasanın eşitlik ilkesini zedelediği değerlendirilmektedir.
30. Diğer taraftan eşitlik ilkesine yönelik başvurularda Anayasa Mahkemesi bir hakkın diğer gruba tanınmamış olduğundan dolayı o hakkı diğer gruba tanıyan kanunun eşitlik ilkesine aykırı görerek iptal edilmesini bu haktan yararlanan bir grubun bu haktan mahrum kalmasına yol açacağını değerlendirmekte ve yasanın isterse getirebileceği bir kuralı getirmemesi eksikliğini iptal nedeni olamayacağını, eşitsizliğe yol açtığı iddia edilen hükmün iptal kararıyla kaldırılarak değil, öteki kesimlere de aynı hakkı tanıyan tamamlayıcı yasama işlemi ile düzeltilmesi, düzenleme eksikliğinin bu yöntemle giderilmesinin Anayasaya daha uygun ve daha tutarlı bir tasarruf olacağını belirtmektedir (Anayasa Mahkemesinin 24/11/1987 tarihli ve E:1987/24, K:1987/32; 18/01/1989 tarihli ve E:1988/3, K:1989/4).
31. Yukarıda yer verilen ilkeler ve açıklamalar çerçevesinde, sosyal güvenlik yönünden hakkında 5434 sayılı kanun hükümleri uygulanan başvuranın hukuksal konumunun 5510 sayılı Kanun kapsamında sayılan kamu görevlileriyle aynı olmadığı, bu nedenle farklı kurallara tabi tutulmasının eşitlik ilkesinin ihlali anlamına gelmediği, ancak kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilen kamu görevlilerinden 5510 sayılı Kanun kapsamında olanlara sosyal güvenlik sistemi dışından finanse edilen bir yönteme dayanarak yaşlılık aylığı bağlanırken haklarında 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulananların bunun dışında tutulmasının adalete ve hakkaniyete aykırı olup eşitlik ilkesini zedelediği değerlendirildiğinden, Kanunda aranan yaş şartını doldurmadığı gerekçesiyle başvurana emekli aylığı bağlanmaması yönünde idarece tesis edilen işlemin bu yönüyle hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 32. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
33. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜNE; Kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilen kamu görevlilerine emekli aylığı bağlanması şartlarına yönelik mevcut düzenlemenin kamu görevlileri arasındaki eşitliği zedeleyici yönünün giderilmesi, hukuka ve hakkaniyete uygun hale getirilmesi, başvuranın mağduriyetinin ve benzer mağduriyetlerin giderilmesi ve ortaya çıkmasının önlenmesine yönelik bir çalışma yapılması hususunda MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞINA ve SOSYAL GÜVENLİK
KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
Sosyal Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA, MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞINA ve SOSYAL GÜVENLİK
KURUMU BAŞKANLIĞINA TEBLİĞİNE;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi