ÖZET: Başvuran, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Kıdemli Albay olarak görev yaparken 22/11/2016 tarihinde 677 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığını ve 2016 Aralık ayından itibaren emekli olduğunu belirtmiştir. Başvurusunda, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) kendisine ödenmesi gereken kadrosuzluk tazminatını, KHK’nın ilgili maddesi gerekçe göstererek ödemediğini ifade etmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli kararıyla bu düzenlemenin iptal edildiğini belirten başvuran, 2016’dan itibaren tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep etmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, kadrosuzluk tazminatının yalnızca belirli şartlar altında ödenebileceğini, başvuranın durumunun bu şartları karşılamadığını ifade etmiştir. 677 sayılı KHK’nın 1. maddesinin üçüncü fıkrası gereği, kamu görevinden çıkarılanların unvan ve sıfatlarına bağlı haklardan yararlanamayacağı belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu hükmün Anayasa’ya aykırı olmadığına karar vermiştir. Başvuranın durumu, kadrosuzluk tazminatına hak kazanma koşullarını sağlamadığından, SGK’nın işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiştir. Bu karar, başvurana ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na tebliğ edilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/9305-S.24.14425

BAŞVURU NO : 2024/3776

KARAR TARİHİ : 02.09.2024

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Kadrosuzluk tazminatı hk.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 13.03.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda; başvuran özetle, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Kıdemli Albay olarak görev yapmakta iken 22/11/2016 tarihinde yayımlanan 677 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığını, 2016/Aralık ayından itibaren emekli olduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumunun Türk Silahlı Kuvvetleri

Personel Kanunun ilgili maddesi gereğince 2012/Ağustos ayından itibaren kazanılmış hakkı olan kadrosuzluk tazminatının mezkur KHK ‘nın birinci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “… bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar…” ibaresi gerekçe gösterilerek

ödenmediği, ancak Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru neticesinde mahkemenin 30/06/2022 tarih, E:

sayılı kararıyla kanunun ilgili maddelerine iptal kararı verdiğini, ancak idarece

Anayasa Mahkemesi kararının gereğinin yerine getirilmediğini belirterek 2016/aralık ayından itibaren ödenmesi gereken kadrosuzluk tazminatının yasal faiziyle birlikte ödenmesinin sağlanmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Sosyal Güvenlik Kurumu Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün başvuru konusuna ilişkin 24/04/2024 tarih ve E- ( – – sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. 5434 sayılı Kanun ile 926 sayılı Kanuna tabi Albayların kadrosuzluk tazminatından yararlandırılabilmeleri için; Kadrosuzluk nedeniyle yaş haddinden önce emekliye sevk edilmeleri veya bekleme süresini dolduran ya da 5434 sayılı Kanuna göre emeklilik hakkını elde etmiş olan albayların kendi istekleri üzerine emekliye sevk edilmeleri, gerektiği ve bu şekilde kadrosuzluk tazminatına hak kazananlara anılan tazminatın, rütbelerinin ve makamının yaş haddinden az olmamak üzere 65 yaşına kadar olan sürede

ödenmesini müteakip Hazineden karşılanmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumunca ödeneceği düzenlenmiştir. Bu kapsamda kadrosuzluk tazminatı, görevlerinden kadrosuzluk veya istekle emeklilik nedeniyle ayrılanlara ödenmekte olup, bu sebepler haricindeki durumlar nedeniyle (istifa, müstafi sayılma, kamu görevinden çıkarılma vb.) görevlerinden ayrıldıktan sonra açıkta iken talepleri üzerine emekli aylığı bağlananlara kadrosuzluk tazminatı ödenmesine imkan bulunmamaktadır. Görüleceği üzere, kadrosuzluk tazminatı, yalnızca belirli rütbelerde bulunan ve belirli şekillerde emekliye ayrılan ilgililere, ölümlerinde geride kalan hak sahiplerine aktarılmaksızın ve adlarına SGK tarafından gönderilen kesenek ve kurum karşılığı veya sosyal güvenlik primleri ile herhangi bir bağlantısı bulunmaksızın Hazineden karşılanmak üzere rütbelerine bağlı olarak ödenen bir ödeme türüdür.

2.2. Diğer taraftan, bilindiği gibi 15 Temmuz 2016 tarihinde Ülkemizde yaşanan darbe teşebbüsü ve buna bağlı terör eylemleri üzerine Bakanlar Kurulunca Ülke genelinde olağanüstü hal ilan edilmiş ve olağanüstü hal kapsamında alınması gereken tedbirlerin belirlendiği Kanun Hükmünde Kararnameler ile de, terör örgütlerine veya Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu tespit edilen kamu görevlileri kamu görevinden çıkarılmıştır.

2.3. Bu kapsamda, 22/11/2016 tarihli ve 29896 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve başvuranın kamu görevinden çıkarılmasına esas 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesinin üçüncü fıkrasında: “Birinci fıkra kapsamında Türk Silahlı Kuvvetlerinden, Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatından, Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından ve kamu görevinden çıkarılanlar, varsa uhdelerinde taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve müsteşar, kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar.” hükmünü amir olup, söz konusu Kanun Hükmünde Kararname hükmü 08/03/2018 tarihli ve 30354 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 06/02/2018 tarihli ve 7083 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile kanunlaştırılmıştır.

2.4. Söz konusu hüküm ile Kanun Hükmünde Kararname uyarınca Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılanların uhdelerinde taşımış oldukları unvan, sıfat ve meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamayacakları ve bunların bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamayacakları düzenlenmiştir. Öte yandan, 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesini kanunlaştıran

7083 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru kapsamında

Anayasa Mahkemesi 02/03/2023 tarihli ve 32120 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 13/10/2022 tarihli ve

E:2018/78, K:2022/114 sayılı kararında; “Dava konusu kural ile 7086 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (3)

numaralı fıkrası aynı içeriğe sahiptir. Anayasa Mahkemesinin 24/6/2021 tarihli ve E.2018/81, K.2021/45 sayılı kararıyla söz konusu fıkranın Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine hükmedilmiştir. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 15., 20., 40., 118. ve 119. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekeceğinden (3) numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE, … 13/10/2022 tarihinde karar verildi.” denilmek suretiyle söz konusu hükmün Anayasaya aykırı olmadığına karar verilmiştir.

2.5. Diğer taraftan, Olağanüstü Hal döneminin 18/07/2018 tarihinde sona ermesinin ardından terör örgütlerine veya Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu tespit edilen kamu görevlileri hakkında uygulanacak işlemleri düzenlemek üzere 375 sayılı KHK’ye 31/07/2018 tarihli ve 30495 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 25/07/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi ile geçici 35 inci madde hükmü eklenmiştir.

2.6. 375 sayılı KHK’ nın Geçici 35 inci maddesinin D fıkrasının 1. cümlesinde: “D) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; 1) Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekliye sevk edilen, kendi isteğiyle

/

emekli olan, 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu hükümlerine göre

Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası alan, Devlet memurluğundan çıkarılan, sözleşmeleri feshedilen, müstafi sayılan veya istifa eden subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, Devlet memuru, işçi, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve erler ile 926 sayılı Kanunun geçici 32 nci maddesi kapsamında haklarında işlem tesis edilenlerden,… terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin rütbeleri ilgili bakanın onayıyla alınır. Bu kişiler görev yaptıkları teşkilata ve kamu görevine yeniden kabul edilmez, doğrudan veya dolaylı görevlendirilemez ve bu kişiler on beş gün içinde Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Ayrıca bunlar uhdelerinde taşımış oldukları mesleki unvanları ve sıfatlarını kullanamaz ve bu unvan ve sıfatlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamaz. Bu kişilerin uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bunların silah ruhsatları, emekli kimlikleri, gemi adamlığına ilişkin belgeleri, pilot lisansları ve ilgili pasaport birimlerince pasaportları iptal edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamaz.” hükmüne yer verilmektedir.

2.7. E fıkrasında: “E) Bu maddenin (A), (B) ve (D) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilenler uhdelerinde taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve yüksek mahkeme başkan ve üyeliği, müsteşar, hâkim, savcı, kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamaz ve bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamaz.” hükmüne, yer verilmektedir.

2.8. Mezkur maddenin iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru kapsamında Anayasa

Mahkemesi, 12/01/2023 tarihli ve 32071 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 30/06/2022 tarihli ve

E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararında unvan ve meslek adlarına tanınan hakların kullanılıp kullanılamayacağına ilişkin olarak; “25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde

Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un; d. (D) fıkrasının; i. Birinci; (1) Cümlesinde yer alan “…üç yıl…” ibaresine ilişkin iptal talebi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA

OYBİRLİĞİYLE, (2) Cümlesinin kalan kısmının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE

OYBİRLİĞİYLE, ii. Kalan kısmının 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince

İPTALİNE OYBİRLİĞİYLE, e. (E); i. Fıkrasında yer alan “…ve (D)…” ibaresinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE OYBİRLİĞİYLE, ii. Fıkrasının kalan kısmının

Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYÇOKLUĞUYLA, … 30/6/2022 tarihinde karar verildi.” şeklinde karar verilmiştir.

2.9. Anılan karar kapsamında geçici 35 inci maddenin (D) fıkrasında, Türk Silahlı Kuvvetlerinden çeşitli sebeplerle ayrıldıktan sonra terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisaklı yahut irtibatlı olduğu değerlendirilen kişiler hakkında yürütülen işlemlerin, ilgililere savunma ve delil sunma hakkı tanınmadan gerçekleştirilmesi ve bu işlemlere dayanak olarak Milli Güvenlik Kurulu kararının esas alınmasının Anayasaya aykırı olduğuna karar verilmiş ve bu kararın sonucu olarak uygulama imkanı kalmayan (D) fıkrasının diğer hükümleri de iptal edilmiştir.

2.10. Ancak, Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararında, geçici 35 inci maddenin (A), (B) ve (D)

fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilenlerin uhdelerinde taşımış oldukları unvan, sıfat ve meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamayacakları ve bunların bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamayacaklarına ilişkin (E) fıkrasının Anayasaya aykırı olmadığına karar verilmiş ve anılan maddenin (D) fıkrasının iptal edilmesi nedeniyle yalnızca (E) fıkrasında yer alan “… Ve (D) …” ibaresini iptal edilmiştir.

/

2.11. Bir diğer ifade ile, Anayasa Mahkemesi, terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisaklı yahut irtibatlı olduğu değerlendirilen ve haklarında işlem uygulanan kişilerin uhdelerinde taşımış oldukları unvan, sıfat ve meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamayacakları ve bunların bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamayacaklarına ilişkin hükümlerin (7083 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35 inci maddesinin (E) fıkrası hükmü) Anayasaya aykırı olmadığına hükmetmiştir.

2.12. Başvuranın emeklilik sicil dosyasının tetkikinde, Kara Kuvvetleri Komutanlığı emrinde Kıdemli

Albay olarak görev yapmakta iken 22/11/2016 tarihinde 677 sayılı KHK uyarınca kamu görevinden çıkarıldığı, açıkta iken yapmış olduğu başvuru üzerine, 1 inci derecenin 4 üncü kademesi intibakı ve (+5800) ek gösterge, (+4500) makam tazminatı ve (+11500) görev tazminatı gösterge rakamı üzerinden 29 yıl 5 ay 14 gün fiili hizmeti ve bu hizmetine karşılık hak kazanmış olduğu 6 yıl 9 ay 27 gün fiili hizmet zammı süresi olmak üzere 5510 sayılı Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamındaki toplam 36 yıl 3 ay 11 gün hizmet süresine karşılık 01/12/2016 tarihinden geçerli olmak üzere emekli aylığı bağlandığı ve (36) tam hizmet yılına karşılık emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği görülmektedir.

2.13. Başvuranın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 26/01/2024 tarihli ve sayılı yazısı ekinde alınan aynı tarihli dilekçesi ile tarafına kadrosuzluk tazminatı ödenmesini talep ettiği ve talebinin,

677 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 27/02/2024 tarihli

ve E- sayılı yazımız ile reddedildiği, başvuranın Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığının 05/03/2024 tarihli ve / Bakanlık Muhabere Dosyası sayılı yazısı ekinde alınan 04/03/2024 tarihli dilekçesi ile tarafına kadrosuzluk tazminatı ödenmesini talebini yinelediği anlaşılmaktadır.

2.14. Başvuranın söz konusu talebi kapsamında: Kıdemli Albaylık görevi kadrosuzluk veya istekle emeklilik nedeniyle sona ermeyip 677 sayılı KHK’nin 1 inci maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılan ve söz konusu maddenin üçüncü fıkrasında uhdesinde taşımış olduğu unvan, sıfat ve meslek adı ve sıfatını kullanamayacağına ve bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamayacağına hükmedilen başvuranın, adına Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderilen kesenek ve kurum karşılığı veya sosyal güvenlik primleri ile herhangi bir bağlantısı bulunmaksızın Hazineden karşılanmak suretiyle ve rütbeye bağlı olarak ödenen kadrosuzluk tazminatından hem görevinden ayrıldıktan sonra açıkta iken emekli aylığı bağlanması hem de mezkur KHK hükmü gereğince yararlandırılmaması şeklindeki Sosyal Güvenlik Kurumu işlemlerinde herhangi bir yanlışlık bulunmadığı, Açıklamalarına yer verilmektedir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde;

“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmüne, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında;

/

“Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmüne, 5. 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun; 49 uncu maddesi; “…

f) Bekleme süreleri sonunda terfi ettirilemeyen general ve amiraller emekliye sevk edilirler.

Bunlardan:

I – Bekleme ve görev süresisonunuda emekliye sevk edilen veya bu süreler içerisinde kendi isteği üzerine emekliye ayrılan orgeneral-oramiraller, II – Bekleme süresi sonunda, kadrosuzluk sebebiyle terfi ettirilemeyerek emekliye sevk edilen general ve amiraller, III – Bu maddenin (d) bendi gereğince aynı rütbede hizmete devam ettirilerek kadrosuzluk nedeniyle, bir üst rütbeye terfi ettirilmeyip emekliye sevk edilen general ve amiraller, IV – 47 nci maddenin (f) bendine göre korgeneral-koramiralliğe yükselemeyen ve bekleme süresi sonunda emekliye sevk edilen tümgeneral-tümamiraller, V – Yaş haddinden emekliye ayrılan general-amiral ve albaylar ile, VI – Kadrosuzluk nedeniyle yaş haddinden önce emekliye sevk edilen albay, yarbay, binbaşı ve yüzbaşılara, emekliye sevk edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren, orgeneral aylığının (ek gösterge dahil); yüzbaşılara % 30’u, binbaşılara % 50’si, yarbaylara % 55’i, albaylara % 70’i, tuğgeneral-tuğamirallere % 75’i, tümgeneral-tümamirallere % 80’i, korgeneral-koramirallere % 90’ı, orgeneral-oramirallere % 100’ü oranında kadrosuzluk tazminatı rütbelerinin ve makamının yaş haddinden az olmamak üzere 65 yaşına kadar olan sürede Emekli Sandığınca ödenir. Ancak bu suretle verilecek emekli aylığı ve kadrosuzluk tazminatının toplamı, Silahlı Kuvvetlerde görevli aynı rütbedeki bütün emsalinden en az istihkak, tazminat ve aylık alanın eline geçenden fazla olamaz.

Emekli Sandığı, 3 aylık devreler halinde bu meblağı faturası karşılığında Hazineden tahsil eder.

Bu tazminatlar vergiye tabi değildir ve yaş haddinden önce ölenlerin varislerine intikal etmez.

g) Kazai kararlarla bir üst rütbeye yükselen albay ve general – amirallerden ancak kadrosuzluk nedeniyle (Bekleme süresini doldurmadan) emekliye sevkedilenlere de yeni rütbesi üzerinden (f) bendindeki esas ve usullere göre kadrosuzluk tazminatı verilir.

…” hükmüne, 5.1. Anılan kanunun Ek 5 inci maddesi; “49 uncu maddenin (d) bendi gereğince aynı rütbede hizmete devam ettirilen general ve amirallerden ve rütbe bekleme süresini dolduran albaylardan kendi isteği üzerine emekliye ayrılanlara da 49 uncu maddenin (f) bendi esaslarına uygun olarak kadrosuzluk tazminatı ödenir.” hükmüne, 5.2. Anılan Kanunun geçici 30 uncu maddesi; “Bu Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamında kadrosuzluk tazminatı almaya hak kazanmış olanlar hariç olmak üzere, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emeklilik hakkını elde etmiş olan kıdemli albaylardan kendi isteği ile emekli olanlara da yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar, 49 uncu maddenin (f) bendi esaslarına göre kadrosuzluk tazminatı ödenir.” hükmüne, 6. 22/11/2016 tarihli ve 29896 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 677 sayılı Kanun Hükmünde

Kararnamenin 1 inci maddesinin üçüncü fıkrasında: “Birinci fıkra kapsamında Türk Silahlı

Kuvvetlerinden, Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatından, Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından ve kamu görevinden çıkarılanlar, varsa uhdelerinde taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve müsteşar, kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar.” hükmüne, /

7. 7083 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde

Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanunun “Kamu personeline ilişkin tedbirler” başlıklı 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra kapsamında Türk Silahlı Kuvvetlerinden, Jandarma Genel

Komutanlığı teşkilatından, Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından ve kamu görevinden çıkarılanlar, varsa uhdelerinde taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve müsteşar, kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar.” hükmüne, 8. 375 sayılı KHK’ye 31/07/2018 tarihli ve 30495 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 25/07/2018 tarihli

ve 7145 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi ile geçici 35 inci maddesinin:

“D) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; 1) Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekliye sevk edilen, kendi isteğiyle emekli olan, 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin

Kanunu hükümlerine göre Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası alan, Devlet memurluğundan çıkarılan, sözleşmeleri feshedilen, müstafi sayılan veya istifa eden subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, Devlet memuru, işçi, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve erler ile 926 sayılı Kanunun geçici 32 nci maddesi kapsamında haklarında işlem tesis edilenlerden, …

terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin rütbeleri ilgili bakanın onayıyla alınır. Bu kişiler görev yaptıkları teşkilata ve kamu görevine yeniden kabul edilmez, doğrudan veya dolaylı görevlendirilemez ve bu kişiler on beş gün içinde

Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Ayrıca bunlar uhdelerinde taşımış oldukları mesleki unvanları ve sıfatlarını kullanamaz ve bu unvan ve sıfatlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamaz. Bu kişilerin uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bunların silah ruhsatları, emekli kimlikleri, gemi adamlığına ilişkin belgeleri, pilot lisansları ve ilgili pasaport birimlerince pasaportları iptal edilir.

Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamaz.” hükmüne, “E) Bu maddenin (A), (B) ve (D) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilenler uhdelerinde taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve yüksek mahkeme başkan ve üyeliği, müsteşar, hâkim, savcı, kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamaz ve bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamaz.” hükmüne, Yer verildiği görülmektedir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SN. CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret

Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

10. Başvuran özetle, Kadrosuzluk Tazminatının Sosyal Güvenlik Kurumunca 677 sayılı KHK’ nın 1 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan: “… bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar…” hükmü gerekçe gösterilerek ödenmediğini ancak anılan düzenlemenin

Anayasa Mahkemesi tarafından 30/06/2022 tarih, E: 2018/137, K: 2022/86 sayılı kararıyla iptal edildiğini iddia ederek 2016/Aralık ayından itibaren ödenmesi gereken kadrosuzluk tazminatının yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep etmektedir.

11. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle, Kıdemli Albaylık görevi kadrosuzluk veya istekle emeklilik nedeniyle sona ermeyip 677 sayılı KHK’nin 1 inci maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılan ve söz konusu maddenin üçüncü fıkrasında uhdesinde taşımış olduğu unvan, sıfat ve meslek adı ve sıfatını kullanamayacağına ve bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamayacağına hükmedilen başvuranın, adına Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderilen kesenek ve kurum karşılığı veya sosyal güvenlik primleri ile herhangi bir bağlantısı bulunmaksızın Hazineden karşılanmak suretiyle ve rütbeye bağlı olarak ödenen kadrosuzluk tazminatından hem görevinden ayrıldıktan sonra açıkta iken emekli aylığı bağlanması hem de mezkur KHK hükmü gereğince yararlandırılmaması şeklindeki Sosyal Güvenlik Kurumu işlemlerinde herhangi bir yanlışlık bulunmadığı, ifade edilmektedir.

12. Somut olayda uyuşmazlığın başvurana kadrosuzluk tazminatı ödenip ödenmeyeceği noktasında düğümlendiği, bu itibarla başvuranın görevinin kadrosuzluk tazminatını hak edecek şekilde sona erip ermediği ve unvan ve sıfat karşılığı yapılacak ödemeden faydalanıp faydalanamayacağının irdelenmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

13. Kadrosuzluk tazminatı, kanunun öngördüğü emeklilik yaşından önce yaş haddi veya kadrosuzluk sebebiyle emekliliğe sevk edilen Emniyet ve Türk Silahlı Kuvvetleri personelinden yalnızca belirli rütbelerde bulunan ve belirli şekillerde emekliye ayrılan ilgililere, ölümlerinde geride kalan hak sahiplerine aktarılmaksızın sosyal güvenlik kurumuna yapılan kesenek ve prim ödemelerinden bağımsız olarak hazineden karşılanmak üzere yapılmakta olan bir ödeme olarak ifade edilebilir.

14. Bu bağlamda Kadrosuzluk tazminatına hak kazanılabilmesi öncelikle kanunun Türk Silahlı

Kuvvetleri personelinden belirlediği rütbede olunması gerekmekte olup somut olay özelinde başvuranın

926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun; 49 uncu maddesinde sayılanlardan Kıdemli Albay

olarak söz konusu rütbeye sahip olduğu görülmektedir.

15. Bu itibarla 926 sayılı Kanuna tabi Albayların kadrosuzluk tazminatından yararlandırılabilmeleri için; -Kadrosuzluk nedeniyle yaş haddinden önce emekliye sevk edilmeleri veya

-Bekleme süresini dolduran ya da 5434 sayılı Kanuna göre emeklilik hakkını elde etmiş olan albayların kendi istekleri üzerine emekliye sevk edilmeleri, gerektiği anlaşılmaktadır.

16. Öte yandan idarenin kadrosuzluk tazminatı ödenmemesi işlemine dayanak olan 677 sayılı KHK’ nın 1 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan: “… bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar…” hükmünün 30/06/2022 tarih, E: 2018/137, K: 2022/86 sayılı kararıyla iptal edildiğini iddiası bakımından anılan karar incelenmiştir.

16.1. Söz konusu karar bağlamında yapılan inceleme ve araştırmada iptal edilen hükümlerin başvurana tesis edilen işlemlerin dayanağı olan 677 sayılı KHK ve sonrasında yasalaşan 7083 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin üçüncü fıkralarına yönelik olmadığı, anılan hükümlerin anayasaya uygunluk denetimi neticesinde Anayasaya aykırı olmadığı yönünden karar verildiği görülmektedir.

16.2. Başvuran tarafından bahsedilen Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih, E: 2018/137, K: 2022/86 sayılı kararında ise 375 sayılı KHK’ ye 31.07.2018 tarihli ve 30495 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan 25/07/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi ile geçici 35 inci maddesine ilişkin olduğu anılan düzenleme kapsamında başvurana yönelik gerçekleştirilen herhangi bir işlem olmadığı görülmektedir.

16.3. Ayrıca başvuru konusu kapsamında unvan ve sıfatlara yönelik hakların kullanılıp kullanılamayacağı noktasında iptal kararı verilen 31/07/2018 tarihli ve 30495 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan 25/07/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi ile geçici 35 inci maddesinin D ve E fıkrası bakımından

Anayasa Mahkemesince verilen kararda; Anayasa Mahkemesi, terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisaklı yahut irtibatlı olduğu değerlendirilen ve haklarında işlem uygulanan kişilerin uhdelerinde taşımış oldukları unvan, sıfat ve meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamayacakları ve bunların bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamayacaklarına ilişkin hükümlerin (7083 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35 inci maddesinin (E) fıkrası hükmü) Anayasaya aykırı olmadığına hükmetmiştir.

17. Somut olayda, Kıdemli Albaylık görevi kadrosuzluk veya istekle emeklilik nedeniyle sona ermeyip

677 sayılı KHK’nin 1 inci maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılan başvuranın rütbeye bağlı olarak

ödenen kadrosuzluk tazminatından hem görevinden ayrıldıktan sonra açıkta iken emekli aylığı bağlanması hem de Anayasa Mahkemesinin iptal kararının başvurana tesis edilen işlemlerin dayanağına ilişkin olmadığı görülmektedir. Ayrıca başvuranın bahsettiği iptal kararında 677 sayılı KHK’nin 1 inci maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılanlar bakımından unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanacaklarına yönelik bir karar verilmediği de anlaşılmaktadır.

18. Kadrosuzluk tazminatının ödenmesi amacıyla Emniyet Amiri olarak görev yapmakta iken 672 sayılı

Kanun Hükmünde Kararname uyarınca 02/09/2016 tarihinde kamu görevinden çıkarılan ve kadrosuzluk tazminatının ödenmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddi işleminin iptali ile yoksun kalınan kadrosuzluk tazminatının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine açılan dava, Ankara 16. İdare Mahkemesinin, 23.09.2020 tarihli ve E:2020/659, K:2020/1420 sayılı kararında; “…

Bu durumda, rütbe ve mesleki unvan ve sıfatlara bağlı haklardan olan kadrosuzluk tazminatından davacının faydalanamayacağı anlaşıldığından, davacı tarafından kadrosuzluk tazminatının ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, Anayasa’nın 125/son maddesi uyarınca hukuka aykırı işlemleri nedeniyle doğan zararın davalı idarece tazmini gerekmekte ise de, dava konusu işlemin hukuka uygun bulunması nedeniyle tazminat isteminin de reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine,…” denilmek suretiyle Kurum lehine sonuçlandığı, 18.1. Aynı konudaki bir başka davada ise Ankara 18. İdare Mahkemesince görülen davada 13/03/2019 tarihli ve E:2019/100, K:2019/575 sayı ile, “… 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesi ile aynı KHK’ya ekli (2) sayılı listede yer alanların rütbelerinin alındığı, uhdelerinde bulunan meslek unvan ve sıfatlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamayacaklarının açıkça hükme bağlandığı dikkate alındığında, davacıya bu ünvan ve sıfatına bağlı olarak emekli aylığıyla birlikte ödenen 5434 sayılı

Kanunun ek 81 inci maddesi kapsamındaki ek ödeme ile 3201 sayılı Kanunun 55 inci maddesi uyarınca ödenen kadrosuzluk tazminatının 01.11.2016 tarihinden itibaren davacıya ödenmemesi gerekmektedir. Bu durumda, davacıya ödenen ek ödeme ile kadrosuzluk tazminatının 01.11.2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kesildiği ve bu kapsamda Kasım/2016 aylığıyla birlikte yersiz ödendiği tespit edilen 1.428,94.TL’nin 01.12.2016 tarihinden itibaren aylığından 1/4 oranında tahsil edileceğine ilişkin SGK Başkanlığı

Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kamu Görevlileri Ödemeler Daire Başkanlığı’nın 01.12.2016 tarih ve / sayılı işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Öte yandan, dava konusu işlem Mahkememizce hukuka uygun bulunduğundan davacının yoksun kaldığı parasal hakların yasal faizi

/

ile birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle davanın reddine …” şeklinde karar verilerek rütbesi alınan ilgilinin rütbesine bağlı haklardan yararlanamayacağına, bu sebeple idarece yürütülen işlemin hukuka aykırı bulunmadığına karar verildiği, Alınan karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesinin 23/03/2022 tarihli ve

E:2019/4671, K:2022/1561 sayılı kararında, “… Ankara 18. İdare Mahkemesi’nce verilen karar; usul ve yasa hükümleri ile hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından İSTİNAF

BAŞVURUSUNUN REDDİNE…” karar verildiği ve davanın Kurum lehine sonuçlandığı görülmektedir.

19. Başvuranın iddiaları, idarenin cevapları, yargı kararları ve tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde: başvurana kadrosuzluk tazminatı ödenmemesine yönelik idarece gerçekleştirilen işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum tespit edilememiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı

6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde

gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

21. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare

Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;

Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi