ÖZET: Başvuran, usta öğretici olarak çalışma izni talep etmiş, ancak 679 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı gerekçesiyle bu talebi reddedilmiştir. İdare, başvuranın durumunu değerlendirirken, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını ve Avrupa Sosyal Şartı’nı dikkate almış, çalışma hakkının korunması gerektiğini belirtmiştir. Ancak, başvuranın kamu görevinden çıkarılmasının ardından çalışma izni verilmesi yönünde idarenin takdir yetkisini hukuka aykırı kullanmadığı sonucuna varılmıştır.

İdare, başvuranın durumunu değerlendirirken, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 4. maddesi çerçevesinde gerekli şartları taşımadığını ve bu nedenle çalışma izninin iptaline ilişkin kararın hukuka uygun olduğunu belirtmiştir. Sonuç olarak, başvuranın talebi reddedilmiş ve idarenin kararında herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. Bu durum, çalışma hakkının sınırlanmasının, kamu güvenliği ve düzeninin korunması amacıyla gerekli olduğu değerlendirilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/12454-S.23.19753

BAŞVURU NO : 2023/4845

KARAR TARİHİ : 29/09/2023

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : NİLÜFER İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ

Başvuranın, çalışma izni verilmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 06/04/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza şikayet başvurusunda bulunan (T.C Kimlik No: )

başvurusunda özetle; Bursa İli, Nilüfer İlçesinde özel bir motorlu taşıt sürücü kursunda usta öğretici olarak görev yapmakta iken Nilüfer Kaymakamlığı’nın 27.02.2023 tarih ve sayılı Kaymakamlık Onayı ile 5580 sayılı Kanunun 4. maddesi 1. fıkrasında belirtilen şartları sağlamadığı gerekçesiyle Bursa

Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun 30.11.2022 tarihli ve sayılı yazılarına istinaden görevine son verildiğini, hakkında yürütülen adli soruşturmanın Karabük Cumhuriyet

Başsavcılığının 21.06.2018 tarih ve / E. , / K. sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığına

Kararı ile sonuçlandığını, hali hazırda herhangi bir adli sicil kaydının da bulunmadığını, 02.03.2023 tarihinde Resmi Gazetede 32120 sayı ile yayınlanan “6.2.2018 tarihli ve 7081 sayılı ‘Olağanüstü Hal

Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair

Kanun’un bazı kurallarının iptali” başlıklı 2018/76 E., 2022/125 K. sayılı Anayasa Mahkemesi Kararında mevzuat kapsamında lehine olduğunu düşündüğü değişiklilerin yapıldığını belirterek; idare tarafından hakkında 24.02.2023 tarihinde verilen göreve son verme işleminin kaldırılarak, Anayasa Mahkemesinin mevcut kararları da dikkate alınıp oluşan yeni mevzuata göre durumumun tekrar değerlendirilmesini ve hakkında usta öğretici olarak çalışma izni verilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 12.04.2023 tarih ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Nilüfer Kaymakamlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Nilüfer

Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından gönderilen 27.04.2023 tarih ve

sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

2.1 5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 4. maddesinin 1. fıkrasında; “Özel öğretim

kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi

Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır” hükmü ile aynı kanunun 9. maddesinde; “…Kurumlarda görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler, bu Kanun hükümleri saklı kalmak üzere; … b) Yetki, sorumluluk, ödül ve cezalar ile bunların uygulanması bakımından; 657 sayılı Devlet Memurları

Kanunu, 1702 sayılı İlk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında Kanun, 4357 sayılı

Hususi İdarelerden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına Terfi, Taltif ve Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler İçin Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimaî Yardım Sandığı ile Yapı Sandığına ve

Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanun ile 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin

Yargılanması Hakkında Kanun, hükümlerine tâbidir…Kurumlarda görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler, görevleri sırasında suç işlemeleri veya görevleri nedeniyle kendilerine karşı işlenen suçlardan dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun uygulanması ve ceza kovuşturması bakımından kamu görevlisi sayılır.” İfadelerine yer verildiği,

2.2 Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin 39. maddesinde; “(1) Çalışma izni düzenlenecek eğitim

personelinden aşağıdaki bilgi ve belgeler istenir: a) İş sözleşmesi. b) (Değişik:RG-19/2/2020-31044)

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şartları haiz olduğuna ilişkin yazılı beyanı. c) İlk defa görev alacaklar hariç hizmet sınıfında daha önce yapılan görevleri gösterir hizmet belgesi. ç)

(Mülga:RG-19/2/2020-31044) d) Diploma veya diploma yerine geçen belgenin aslı veya millî eğitim müdürlüğünce onaylı örneği, yurt dışından alınmış diplomaların ise Yükseköğretim Kurulundan alınmış denklik belgesinin aslı veya onaylı örneği. e) Öğretmen olarak görevlendirileceklerden, ortaöğretim alan öğretmenliği tezsiz yüksek lisans ya da pedagojik formasyon programı başarı belgesinin aslı veya kurumca onaylı sureti. (2) Daha önce aynı ilde başka bir özel öğretim kurumunda aynı alanda çalışmış olanlardan birinci fıkranın (c), (d) ve (e) bentlerinde sayılan belgeler; üniversitelerin ilgili lisans programlarından mezun olup resmî veya vakıf üniversitelerinde en az iki yıl eğitim personeli olarak çalışmış olduğunu belgelendirenlerden ise pedagojik formasyon belgesi istenmez. (3) Kurumda görevlendirilecek diğer personelden aşağıdaki bilgi ve belgeler istenir: a) (Değişik:RG-19/2/2020-31044) Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şartları haiz olduğuna ilişkin yazılı beyanı. b) En az ilkokul mezunu olunduğunu gösterir belgenin aslı veya millî eğitim müdürlüğünce onaylı örneği. (4) (Ek:RG-19/2/2020-

31044) Kurumda görev yapan personelin Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan şartları

taşımadığının sonradan tespit edilmesi hâlinde çalışma izni iptal edilir.” Hükmü doğrultusunda, 04/11/2022 tarihli ve yazı ile Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma

Bürosundan, başvuranın görevlendirilmesine engel teşkil edecek bir soruşturmanın bulunup bulunmadığı bilgisinin istendiğini, gelen cevabi yazı ekinde gönderilen tutanakta başvuran hakkında; “Kovuşturmaya yer olmadığı, ayrıca 679 Sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı ” ifadesi bulunduğunu,

2.3 Bahse konu hususun Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bildirildiğini, Bursa İl Milli Eğitim

Müdürlüğünün 21.02.2022 tarihli ve sayılı yazıları ile; bahse konu 670, 677, 679, 689, 701 Sayılı

KHK’lerin “Kamu Personeline İlişkin Tedbirler ” başlıklı 1-2. maddelerinde yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz ve kamu görevinden çıkarılan kişilerin, mahkûmiyet kararı aranmaksızın rütbe ve/veya memuriyetleri alınır ve bu kişiler görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler, bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler, bunların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır denildiğinden Müdürlüğümüzce herhangi bir işlem yapılmamıştır huşularının belirtildiği, bu kapsamda yapılan incelemede başvuranın 679 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı tespit edildiğinden usta öğreticilik görevine son verildiği belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın;

3.1 “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2. maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî

dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”,

3.2 “Yürütme yetkisi ve görevi” başlıklı 8. maddesinde; “Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı

(1)

(…) tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.”,

3.3 “I. Temel hak ve hürriyetlerin niteliği” başlıklı 12. maddesinde; “ Herkes, kişiliğine bağlı,

dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.”

3.4 “II: Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler,

özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

3.5 “Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması” başlıklı 15. maddesinde; “Savaş,

seferberlik (…) veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir. Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler (…)

dışında, kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.”

3.6 “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”,

3.7 “IV. Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlıklı 48. maddesinde; “ Herkes, dilediği alanda çalışma ve

sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir. Devlet, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır.”

3.8 “ A. Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49. maddesinde; “ Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.

(Değişik: 3/10/2001-4709/19 md.) Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.”

3.9 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve

dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

3.10 “Yargı yolu” kenar başlıklı 125. maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı

ödemekle yükümlüdür.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir….”, 5. 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun;

5.1 “Kurucu/kurucu temsilcisinin nitelikleri ve kurum binaları” başlıklı 4. maddesinde; “(Değişik

birinci fıkra: 9/5/2018-7141/11 md.) Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin

Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik

Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır…”

5.2 “Kurumlarda çalıştırılacak personel” başlıklı 8. maddesinde; “…Kurumların yöneticilik ve eğitim-

öğretim hizmetlerinde, en az dengi resmî öğretim kurumlarına atanabilmek için gerekli nitelik ve şartları taşıyanlar, resmî dengi bulunmayan kurumların yöneticilik ve eğitim-öğretim hizmetlerinde ise yönetmelikle belirtilen nitelik ve şartları taşıyanlar görevlendirilir. … Kurumların müdürleri, kurucu/kurucu temsilcisi tarafından; diğer yönetici ve öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticileri ise müdürlerince seçilir ve çalışma izinleri valiliğin iznine sunulur. Valiliğin izni alınmadan müdür ile diğer yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler işe başlatılamaz. Gerekli şartları taşıyan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler için valilikçe çalışma izni düzenlenir. Çalışma izninin iptali yine valilikçe yapılır…”

5.3 “Özlük hakları ve sorumluluklar” başlıklı 9. maddesinde; “…Kurumlarda görev yapan yönetici,

öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler, bu Kanun hükümleri saklı kalmak üzere; a) Sosyal güvenlik ve özlük hakları yönünden; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu, b) Yetki, sorumluluk, ödül ve cezalar ile bunların uygulanması bakımından; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu,

1702 sayılı İlk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında Kanun, 4357 sayılı Hususi

İdarelerden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına Terfi, Taltif ve Cezalandırılmalarına ve Bu

Öğretmenler İçin Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimaî Yardım Sandığı ile Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin

Alacaklarına Dair Kanun ile 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında

Kanun hükümlerine tâbidir. … 1702 sayılı Kanuna göre meslekten çıkarılma veya 657 sayılı Devlet

Memurları Kanununa göre Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve hâllerin işlenmesi hâlinde, Bakanlığın görüşü alınmak suretiyle personelin görevine, izni veren makam tarafından son verilir.

Yetki, sorumluluk, ödül, sicil, disiplin ve cezaların uygulanmasına ilişkin diğer esas ve usûller çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Kurumlarda görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler, görevleri sırasında suç işlemeleri veya görevleri nedeniyle kendilerine karşı işlenen suçlardan dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun uygulanması ve ceza kovuşturması bakımından kamu görevlisi sayılır….” 6. (06.01.2017 tarihli ve 29940 sayılı Resmî Gazete’de yürürlüğe giren 7084 sayılı Kanun ile değiştirilerek kabul edilen) 679 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun

Hükmünde Kararname’nin 1. maddesinde; “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir. Birinci fıkra gereğince kamu görevinden çıkarılan kişilerin, mahkûmiyet kararı aranmaksızın, rütbe ve/veya memuriyetleri alınır ve bu kişiler görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler; bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; bunların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bunların silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar. Bu kişiler hakkında bakanlıkları ve kurumlarınca ilgili pasaport birimine derhal bildirimde bulunulur. Bu bildirim üzerine pasaport birimlerince pasaportlar iptal edilir. Birinci fıkra kapsamında kamu görevinden çıkarılanlar, varsa uhdelerinde taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve müsteşar, kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar.” 7. 20/03/2012 tarih ve 28239 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim

Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin “Kurumlarda görevlendirileceklerden istenilecek belgeler” başlıklı 39. maddesinde; “(Değişik:RG-20/6/2017- 30102) (1) Çalışma izni düzenlenecek eğitim personelinden aşağıdaki bilgi ve belgeler istenir: a) İş sözleşmesi. b) (Değişik:RG-19/2/2020-31044)

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şartları haiz olduğuna ilişkin yazılı beyanı. c) İlk defa görev alacaklar hariç hizmet sınıfında daha önce yapılan görevleri gösterir hizmet belgesi. ç)

(Mülga:RG-19/2/2020-31044) d) Diploma veya diploma yerine geçen belgenin aslı veya millî eğitim müdürlüğünce onaylı örneği, yurt dışından alınmış diplomaların ise Yükseköğretim Kurulundan alınmış denklik belgesinin aslı veya onaylı örneği. e) Öğretmen olarak görevlendirileceklerden, ortaöğretim alan öğretmenliği tezsiz yüksek lisans ya da pedagojik formasyon programı başarı belgesinin aslı veya kurumca onaylı sureti. (2) Daha önce aynı ilde başka bir özel öğretim kurumunda aynı alanda çalışmış olanlardan birinci fıkranın (c), (d) ve (e) bentlerinde sayılan belgeler; üniversitelerin ilgili lisans programlarından mezun olup resmî veya vakıf üniversitelerinde en az iki yıl eğitim personeli olarak çalışmış olduğunu belgelendirenlerden ise pedagojik formasyon belgesi istenmez. (3) Kurumda görevlendirilecek diğer personelden aşağıdaki bilgi ve belgeler istenir: a) (Değişik:RG-19/2/2020-31044) Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şartları haiz olduğuna ilişkin yazılı beyanı. b) En az ilkokul mezunu

olunduğunu gösterir belgenin aslı veya millî eğitim müdürlüğünce onaylı örneği. (4) (Ek:RG-19/2/2020-

31044) Kurumda görev yapan personelin Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan şartları

taşımadığının sonradan tespit edilmesi hâlinde çalışma izni iptal edilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER ’İN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

IV. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; Anayasa Mahkemesinin mevcut kararları da dikkate alınıp oluşan yeni mevzuata göre durumumun tekrar değerlendirilmesini ve hakkında usta öğretici olarak çalışma izni verilmesini talep etmektedir.

10. İnsan hakları ve temel özgürlüklerin gerçekleştirilmesi ve sürdürülmesi yoluyla sosyal ve ekonomik gelişmenin kolaylaştırılması amacıyla kabul edilen, Türkiye’nin de tarafı olduğu Avrupa Sosyal Şartında; herkesin, özgürce edinebildiği bir işle yaşamını sağlama fırsatına sahip olduğu belirtilmiştir.

11. Akit; çalışma hakkının, etkili bir şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla; taraflara, tam istihdamı gerçekleştirmek amacıyla olabildiğince yüksek ve istikrarlı bir istihdam düzeyine ulaşma ve bu düzeyi koruma, çalışanların özgürce edindikleri bir işle yaşamlarını sağlama haklarını etkili bir biçimde koruma, uygun mesleğe yöneltme, eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerini sağlama ya da teşvik etme yükümlülüğü getirmiştir.

12. Ekonomik ve sosyal haklar kategorisinde yer alan çalışma hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde ise açıkça düzenlenmiş haklar arasında yer almamaktadır. Ancak, AİHM, çalışmanın insan yaşamındaki yerini ve önemini dikkate alarak, çalışma ile özel yaşam arasında ilişki kurmakta ve AİHS’nin 8’inci maddesinde düzenlenen “özel ve aile hayatına saygı hakkı” çerçevesinde çalışma hakkını da kararlarına konu etmektedir. AİHM, çalışma hakkına ilişkin kararlarında, hakkın tanımında Avrupa Sosyal Şartını esas almaktadır. Avrupa Sosyal Şartının, çalışma özgürlüğüne ilişkin hükmü Komite tarafından, çalışanın özgürce edinilen işle yaşamını sağlamasının önüne çıkabilecek her türlü engelin kaldırılması şeklinde yorumlanmakta olup; bu kapsamda değerlendirilen hâller, Komite’nin içtihatları ile oluşmuş ve gelişmeye de devam etmektedir. Çalışma özgürlüğünün oldukça geniş yorumlanan bu unsuru, kişinin bir iş ilişkisine kendi özgür iradesiyle taraf olmasına ya da bir işi özgürce seçmesine engel olabilecek tüm hâlleri içerisinde barındırmaktadır. AİHM’nin özel yaşama saygı hakkı çerçevesinde değerlendirdiği çalışma hakkı, çalışma özgürlüğünün ayrımcılık yasağına ilişkin kısmı ile çalışanın, özgürce edinilen bir işle yaşamını sağlama hakkına dair kısmından ibarettir. Bu çerçevede AİHM, bireyin çalışma yaşamına erişimini engelleyen hâlleri ve çalışanların haksız yere işten çıkarılmalarını uygunluk denetiminden geçirmekte ve denetimi geçemeyen hâllerde ihlal kararı vermektedir. Kişinin diğer insanlarla ilişki kurma ve geliştirme imkânının en çok olduğu alanlardan birinin çalışma yaşamı olduğunu kabul eden AİHM, çalışma yaşamını böylece özel yaşam tanımı içerisine yerleştirmektedir. Ayrıca AİHM, kişinin mesleki faaliyetlere katılımının engellenmesinin, yaşamını kazanması ve ailesinin geçimini sağlaması önünde büyük bir engel teşkil edeceğinden ve bunun da bireylerin özel yaşamları üzerinde ciddi olumsuz neticeler doğurabileceğinden hareketle, çalışma hakkının belirli unsurlarına yönelik müdahaleleri, özel yaşama müdahale olarak

nitelemektedir. (Arş. Gör. Zeynep Kılıçkaya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Anayasa

Mahkemesi’nin Bireysel Başvuru İncelemelerinde Çalışma Hakkı, D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt:

18, Sayı : 2023/12454-S.23.19753 2, 2016, S. 127-165 (Basım Yılı: Nisan 2017))

13. Anayasada çalışma hakkı hem bir hak hem bir ödev olarak düzenlenmiş olup; Anayasanın 48.

maddesinde; herkesin, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine özel teşebbüsler kurma hakkına sahip olduğunu, yine devletin de, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alacağını belirterek; çalışma hakkını ve özgürlüğünü açıkça tanımıştır. Söz konusu madde genel bir düzenleme olup hakkın sınırı konusunda ayrıca bir düzenleme içermemektedir. Ancak elbette ki, söz konusu hak da mutlak bir hak değildir. Dolayısı ile hakkın Anayasa’nın 13 üncü maddesi kapsamında belli bazı kısıtlamalara tabi tutulması hayatın olağan akışına aykırı olmayacaktır.

14. Somut olayda idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden;

14.1 Başvuranın, 679 Sayılı KHK ile Kamu Görevinden Çıkarıldığı, söz konusu idari işleme karşı açılan

davanın derdest olduğu,

14.2 Bursa İli, Nilüfer İlçesinde Özel Özlüce Safari Motorlu Taşıt Sürücü Kursunda usta öğretici olarak

görev yaptığı,

14.3 Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 30.11.2022 tarihli ve sayılı yazıları üzerine; Nilüfer

Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile Başsavcılık arasında yapılan araştırmalar sonucunda, haklarında 670,677,679,689,701 sayılı KHK ile Kamu Görevinden çıkarılma kararı verilen kişilerin tespit edildiği,

14.4 Başvuranın da 679 Sayılı KHK ile Kamu Görevinden Çıkarıldığının tespiti akabinde, Nilüfer

Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 27.02.2023 tarih ve sayılı yazıları gereğince usta öğreticilik görevine son verildiği,

14.5 Başvuran hakkında, savcılık soruşturması kapsamında Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı verildiği,

14.6 Görevden ayrılma Oluru Bilgileri tablosunda ise; başvuranın isminin karşısında; “5580 sayılı Kanunun

4. Maddesi (679 Sayılı KHK ile Kamu Görevinden Çıkarılması)” hususlarının yazılı olduğu anlaşılmıştır.

15. 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 4. maddesi kapsamında yapılan incelemede;

15.1 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri veya özel hukuk hükümlerine

göre yönetilen tüzel kişiler tarafından açılacak özel öğretim kurumlarına kurum açma izni verilmesi, kurumun nakli, devri, personel çalıştırılması, kurumlara yapılacak malî destek ve bu kurumların eğitimöğretim, yönetim, denetim ve gözetimi ile yabancılar tarafından açılmış bulunan özel öğretim kurumlarının; eğitim-öğretim, yönetim, denetim, gözetim ve personel çalıştırılmasına ilişkin usûl ve esasları düzenlemek amacıyla çıkarılan 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun çıkarılmıştır.

15.2 5580 sayılı Kanunun, kurumda çalıştırılacak öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticilerinin Kurum

müdürünce seçildikten sonra, çalışma izinlerinin valiliğe sunulacağını, Valilik izni alınmadan öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticilerin işe başlatılamayacağını, gerekli şartları taşıyanların çalışma izninin valilikçe düzenleneceğini, çalışma izni iptalinin de yine valilikçe yapılacağını düzenleme altına almıştır.

15.3 Söz konusu kanunda, özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının

yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde aranması gereken kriterlerin belirlenmesi amacıyla 09.05.2018 tarihinde7141 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde

Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 11. maddesi ile 5580 sayılı Kanunun 4. Maddesinde değişiklik yapılmış olup; Madde ile, özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması ve maddede sayılan suçlardan mahkumiyetinin bulunmaması şartlarına ilişkin hususlar düzenlenmiştir.

15.4 Değişiklikle birlikte, artık özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi

kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde bulunması gereken söz konusu niteliklerden biri de; terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyelik, mensubiyet ya da iltisak yahut bunlarla irtibatın olmaması şartıdır. Söz konusu mevzuat maddelerinin konulması ile kanun koyucu, idarelere, somut olayın mahiyetine göre bir takdir hakkı tanımıştır.

15.5 Kanun koyucu, İdarenin faaliyetlerini düzenleyen mevzuatta her türlü ayrıntının gösterilememesi,

zamanın geçmesiyle idarenin karşılaştığı sorunların artması, kamu hizmetlerinin değişen nitelikleri nedeniyle idareye çeşitli alanlarda takdir hakkı sunmaktadır. İdarenin ne zaman, nerede, nasıl bir işlem yapacağının hukuk kuralları ile baştan emredici bir biçimde saptanmadığı durumlarda, takdir yetkisinin varlığı kabul edilmektedir.

15.6 İdarenin takdir yetkisine sahip olması, elbette ki sınırsız bir takdir yetkisine sahip olduğu anlamına da

gelmemektedir. Zira idareye her ne kadar geniş yetkiler verilse de gerek yargı içtihatlarında gerekse de doktrinde takdir yetkisinin kamu hizmeti gerekleri ve kamu yararına, sosyal devlet ilkesi, aile birliğinin korunması ilkesi, eşitlik ilkesi, idarenin bütünlüğü ilkesi, savunma hakkı, düşünce ve kanaat hürriyeti, çalışma ve sözleşme hürriyeti, ölçülülük ilkesi, çevrenin korunması ilkesi, şehircilik ve planlama ilkelerine uygun olarak kullanılması gerektiği öngörülmektedir.

15.7 Kamu gücünü kullanan idarelerin millî güvenliğin ve kamu düzeninin korunması ile kamu hizmetinin

sürdürülebilirliğinin sağlanması amacını taşıdıkları durumlarda takdir yetkilerinin daha geniş olduğu söylenebilir. (Anayasa Mahkemesinin 26.10.2022 Tarihli Ve 2018/76 E. , 2022/125 K. Sayılı İptal Kararı)

16. Somut olayda, dosyanın tetkikinden İdarenin mer’i mevzuat hükümleri çerçevesinde başvuranın bireysel durumunu dikkate alarak karar verdiği, başvuranın çalışma izninin iptali yönündeki kanaatin değişmediği bu kapsamda idarenin takdir yetkisini hukuka aykırı kullanıldığına dair somut bir bulguya rastlanılmamıştır.

17. Başvuranın; “Anayasa Mahkemesinin mevcut kararları da dikkate alınıp oluşan yeni mevzuata göre durumumun tekrar değerlendirilmesi” talebine ilişkin olarak;

17.1 06.02.2018 tarihli ve 7081 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında

Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un; bazı maddeleri ile 7. Maddesinin iptali istemiyle açılan 26.10.2022 tarihli ve 2018/76 E. , 2022/125 K. sayılı iptal kararında; Anayasa Mahkemesi; Kanun’un 7. maddesinin “…bir daha bu teşebbüs ve ortaklıklar…” İbaresinden Sonra Gelen “…ile kamunun hissesi bulunan diğer tüzel kişiler…” İbaresi hakkında özetle; Anayasa’nın 48. maddesinde

“Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir.”, 49. maddesinde de “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.” denilmek suretiyle herkesin çalışma hürriyeti ve hakkı ile sözleşme

özgürlüğüne sahip olduğunun hüküm altına alındığını, kuralın; terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilmek suretiyle iş sözleşmesi feshedilen kamu işçilerinin kamunun hissesi bulunan tüzel kişiler bünyesinde istihdam edilemeyeceğine ilişkin bir yasaklama tedbiri içerdiğini, bu hâliyle kuralın, çalışma hürriyeti ve hakkını sınırladığını, Anayasa’nın 13.

maddesi uyarınca çalışma ve sözleşme hürriyetine sınırlama getiren düzenlemelerin Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun olması, kanunla yapılması ve ölçülü olması gerektiğini, iş sözleşmesi feshedilen kamu işçilerinin bir daha kamunun hissesi bulunan tüzel kişiler bünyesinde istihdam edilmesinin yasaklanmasının millî güvenliğin ve kamu düzeninin korunmasına, kamu hizmetinin sürdürülebilirliğinin sağlanmasına yönelik olsa da alınan tedbirin amaçla ölçülü olması gerektiğini, dava konusu kuralda devletin veya kamu tüzel kişilerinin doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak katıldığı teşebbüs, ortaklık ve iştirakler ile kamunun hissesi bulunan diğer tüzel kişiler bünyesinde çalışmakta iken iş sözleşmesi feshedilen işçiler hakkında da düzenleme yapıldığını, buna göre anılan kurum ve kuruluşlarda çalışmakta iken terör örgütleri veya millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle iş sözleşmesi feshedilen kamu işçilerinin, bir daha bu teşebbüs ve ortaklıkların yanı sıra kamunun hissesi bulunan diğer tüzel kişiler bünyesinde de istihdam edilemeyeceğinin hükme bağlandığını, bu çerçevede devlete sadakatsizliği tespit edilen kamu işçilerinin iş sözleşmelerinin sona erdirilmesinin ardından yeniden kamu kurum ve kuruluşlarında çalışmalarının engellenmesine ilişkin bir tedbirin uygulanmasının mümkün olduğunun söylenebileceğini, zira kamu gücü kullanan bir işverenin devlete sadakat bağı bulunmayan veya zayıf olan bir kişiyle çalışmaya tahammül gösterme yükümlülüğünün olmadığı ve işverenlerin sadakatsiz olduğunu düşündükleri kişilerle iş ilişkilerini tek taraflı olarak sona erdirebilme hakkını haiz olduğu kabul edildiğini, dava konusu kuralda yer alan “kamunun hissesi bulunan diğer tüzel kişiler” ifadesi ile kastedilenin, kamunun hissesinin bulunduğu ve 233 sayılı

KHK’da “iştirakler” başlığı altında düzenlenen özel hukuk hükümlerine tabi anonim şirketler olduğunu, kamunun hissesinin bulunduğu bu anonim şirketler özel sektörde çok farklı alanlarda faaliyet gösterdiğini, bu sektörler arasında savunma, güvenlik, bilgi sistemleri teknolojisi veya sağlık sektörü gibi millî güvenliğin ve kamu düzeninin sağlanması açısından stratejik önemi bulunan ve daha farklı bir konumda değerlendirilmesi gereken sektörler olduğu gibi millî güvenlik ve kamu düzeni ile doğrudan bir bağlantısı bulunmayan ve bunları olumsuz etkileme ihtimali zayıf olan ticari faaliyet alanları da mevcut olduğunu, dava konusu kuralda ise kamunun hissesinin bulunduğu anonim şirketler arasında millî güvenliğin ve kamu düzeninin sağlanması açısından stratejik önemi olan alanlarda faaliyet gösteren anonim şirketler ile diğer anonim şirketler arasında herhangi bir ayrım yapılmadan kamunun hissesinin bulunduğu bütün tüzel kişiler yönünden bir yasaklama hükmü öngörüldüğünü, bir başka deyişle kamu işçilerinin iş sözleşmesinin feshi tedbirinin ardından uygulanan tedbirin, kamunun (teşebbüs ve bağlı ortaklıkların) hissesinin bulunduğu bütün tüzel kişileri kapsayacak şekilde düzenlendiğini, ancak kamu iştiraki olarak adlandırılan bu anonim şirketlerin bahsi geçen özellikleri ile birlikte kamu kurumu niteliğinin olmadığı dikkate alındığında kuralda öngörülen yasaklama tedbirinin kamu iştirakinin bulunduğu bütün anonim şirketleri kapsayacak şekilde düzenlenmesinin kamu hizmetinin devlete sadakat ve güven temelinde etkin ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve millî güvenliğin sağlanması amacına hizmet ettiğinin söylenemeyeceğini, bu durumda millî güvenliğin ve kamu düzeninin sağlanması açısından stratejik önemi bulunan ve daha farklı bir konumda değerlendirilmesi gereken sektörlerde faaliyet gösteren kamunun hissesi bulunan tüzel kişilerin yanı sıra millî güvenlik ve kamu düzeni ile doğrudan bir bağlantısı olmayan ve bunları olumsuz etkileme ihtimali zayıf olan sektörlerde ticari faaliyetlerini yürüten kamunun hissesinin bulunduğu tüzel kişiler bünyesinde de çalışmayı yasaklayan kuralın bu yönüyle millî güvenliğin ve kamu düzeninin korunması ile kamu hizmetinin sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından gereklilik unsurunu taşıdığının söylenemeyeceğini, bu hâliyle kuralın çalışma ve sözleşme hürriyetine yönelik ölçüsüz bir sınırlama getirdiğini belirterek;

06.02.2018 tarihli ve 7081 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun

Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un; “…bir daha bu teşebbüs ve ortaklıklar…”

ibaresinden sonra gelen “…ile kamunun hissesi bulunan diğer tüzel kişiler…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna karar vermiş ve İPTAL ettiği, söz konusu iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe gireceği anlaşılmıştır.

17.2 Somut olayda, dosyanın tetkikinden söz konusu Anayasa Mahkemesi Kararının henüz yürürlüğe

girmediği, ayrıca “kamunun hissesi bulunan diğer tüzel kişiler” ibaresi ile kastedilenin özel motorlu taşıt kurslarını kapsamadığı anlaşıldığından Başvuranın durumunun yeniden değerlendirilmesi talebine yönelik olarak Kurumumuz adına herhangi bir değerlendirme yapılamamıştır.

18. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Anayasa Mahkemesi Kararının henüz yürürlüğe girmediği anlaşıldığından Başvuranın durumunun yeniden değerlendirilmesi talebine yönelik olarak Kurumumuz adına herhangi bir değerlendirme yapılamamakla birlikte; idare nezdinde başvuranın çalışma izninin iptali yönündeki kanaatin değişmediği, başvuruya konu idari işlemin mer’i mevzuat hükümleri çerçevesinde başvuranın bireysel durumunun da dikkate alınarak verildiği, idarenin takdir yetkisini hukuka aykırı kullanıldığı yönünde bir tespit yapılamadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 19. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak

Kurumumuza gönderildiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

20. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı Bursa İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURANA ve NİLÜFER KAYMAKAMLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi