ÖZET: Başvuran, kamu görevinden çıkarıldığı ve göreve iade edildiği dönemler için geriye dönük mali ve sosyal haklarının enflasyon farkı ile ödenmesini talep etmektedir. Kâğıthane Belediye Başkanlığı ise, başvuranın kamu görevine iade sürecinin mahkeme aşamasında olduğunu, bu nedenle geriye dönük hakların ödenemeyeceğini belirtmiştir. Uyuşmazlık, başvuranın görevden uzak kaldığı dönemlerdeki mali ve sosyal haklarının ödenmemesi üzerine yoğunlaşmaktadır.

Danıştay kararları ve Anayasa’nın ilgili maddeleri çerçevesinde, idarenin mahkeme kararlarını uygulama yükümlülüğü olduğu vurgulanmıştır. İdarenin, başvuranın kamu görevinden uzak kaldığı dönemlerdeki haklarını ödememesi, hukuka ve hakkaniyete aykırı bulunmuştur. Bu bağlamda, başvuranın mali ve sosyal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. İdarenin, yargı kararlarını uygulamaması durumunda sorumluluğunun devam edeceği ifade edilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/915-S.23.1612

BAŞVURU NO : 2022/11037

KARAR TARİHİ : 23/01/2023

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : KAĞITHANE BELEDİYE BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Kamu görevine iade sonrası mali ve sosyal haklarının tarafına ödenmesi talebine ilişkindir.

BAŞVURU TARİHİ : 03/08/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran; Ankara 28. İdare Mahkemesinin sayılı iptal kararının uygulanması talebiyle 03/03/2022 tarihinde başvuruda bulunduğunu, göreve başlaması, geriye dönük mali ve sosyal haklarının iadesi ve sağlık durumu nedeniyle ikametgâhına en yakın yerel yönetime atanması talepli dilekçeye Kâğıthane Belediye Başkanlığı İnsan Kaynakları ve

Eğitim Müdürlüğü tarafından cevap verildiği, tarafına gönderilen cevabi yazıda 11/04/2022 tarihinde göreve başlaması gerektiğinin bildirilerek diğer taleplerine değinilmediğini, Ankara Bölge İdare

Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesinin sayılı istinafa başvurusunun reddi kararına istinaden 25/07/2022 tarihinde geriye dönük mali ve sosyal haklarının ödenmesi talebiyle tekrar başvuruda bulunduğunu, tarafına sözlü olarak ilk derece mahkemesinin kararında geriye dönük mali ve sosyal hakların ödenmesi ifade edilmediği için konunun idarenin takdirine bırakıldığı ve konuya ilişkin dava açması gerektiğinin bildirildiğini, mali ve sosyal hakların gecikme faizi hesaplanarak ödenmesiyle ilgili birçok mahkeme kararı bulunduğunu belirterek kamu görevinden çıkarıldığı 22/11/2016 tarihinden göreve başladığı 11/04/2022 tarihine kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının enflasyon farkı ile tarafına ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvuruya konu iddialar hakkında bilgi ve belge talebi içeren yazımıza istinaden Kâğıthane

Belediye Başkanlığı İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü tarafından 05/09/2022 tarihinde gönderilen ve sayılı cevabi yazıda özetle; 2.1. Başkanlıkta Tahsildar kadrosunda görev yapmakta iken 22/11/2016 tarihli 29896 sayılı Resmi

Gazete’de yayımlanan 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden ihraç edilen

kamu görevinden çıkarılma kararının iptali için OHAL Komisyonuna yaptığı başvurunun 25/06/2020 tarihinde Komisyon tarafından reddedildiği, ilgilinin Ankara 28. İdare Mahkemesinde OHAL

Komisyonunun vermiş olduğu ret kararının iptali için açmış olduğu dava sonucunda, Ankara 28. İdare

Mahkemesinin, 2020/775 Esas ve sayılı kararıyla OHAL Komisyonunun adı geçenin kamu görevine iadesi ile ilgili verdiği ret kararının iptal edilmesine karar verildiği, ilgili mahkeme kararı gereği adı geçen personelin eski kadrosuna atamasının yapıldığı ve başvuranın 11/04/2022 tarihi itibarıyla

Başkanlıktaki görevine başladığı, 2.2. Adı geçen personelin, 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında

Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun hükümleri gereğince kamu görevine iade edilmediğinden bahsi geçen kanun hükümlerine göre işlem tesis edilemediği, 2.3. 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde

Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’da Komisyon kararı ile kamu görevine iade edilenlerin işlemleri ile ilgili maddeler bulunmakta olup, Komisyonun verdiği ret kararı sonrasında mahkeme süreci ile kamu görevine iade edilen ile ilgili mahkeme kararında açık ve net bir şekilde belirtilen hususların yerine getirildiği 2.4. ait güncel hizmet belgesinin yazı ekinde sunulmuş olduğu, 2.5. Başkanlıkça, kamu görevine iadesi ile ilgili Ankara 28. İdare Mahkemesinin 2020/775 Esas ve sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun Ankara Bölge İdare

Mahkemesince oy çokluğu ile reddedilmesi üzerine Danıştay nezdinde temyiz edildiği, adı geçenle ilgili mahkeme sürecinin tamamlanmaması ve kamu görevine iade kararının kesinleşmemesi ayrıca ilgilinin kamu görevine iadesi ilgili mahkeme kararında geriye dönük mali ve sosyal haklarının ödenmesine dair açık ve net bir hüküm bulunmadığından kamu görevinde olmadığı dönemlere ait mali ve sosyal haklarının ödenmesine dair işlem yapılamadığı 2.6. Başkanlıkta OHAL Komisyonun vermiş olduğu ret kararını mahkeme nezdinde iptal ettirerek kamu görevine başlayan başka personel bulunmadığı, ayrıca görev yapmakta iken Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan ve görevine iade edilen personellerin tamamının OHAL Komisyonunun, ilgililerin başvurusunu kabul etmesi nedeniyle göreve başlatıldığı bu sebeple adı geçenlerle ilgili 7075 sayılı

Kanun hükümlerinin uygulanarak geriye dönük mali ve sosyal haklarının ödendiği ancak ilgilinin kamu görevine iade şeklinin bu maddede belirtilen kişilerle aynı olmadığı 2.7. Şikâyet konusu talebe ilişkin olarak şikâyet sahibi veya diğer ilgililer tarafından yargı organlarında açılmış/sonuçlanmış bir dava bulunup bulunmadığı hususu ile ilgili Başkanlığa ulaşmış herhangi bir bilgi belge bulunmadığı, Hususları ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 3.2. “Yargı yolu” başlıklı 125 inci maddesi;

“…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”, 3.4. “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesi; “…Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” 4. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun; 5.1. “Kararların sonuçları” başlıklı 28 inci maddesi; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.” 5.2. “Temyiz veya istinaf istemlerinde yürütmenin durdurulması” başlıklı 52 nci maddesi; “Temyiz veya istinaf yoluna başvurulmuş olması, hâkim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz.” 6. 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması

Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un; 6.1. “Komisyonun oluşumu” başlıklı 1 inci maddesi; “Anayasanın 120 nci maddesi kapsamında ilan edilen ve 21/7/2016 tarihli ve 1116 sayılı Türkiye Büyük

Millet Meclisi Kararıyla onaylanan olağanüstü hal kapsamında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik

Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuştur.” 6.2. “Kararların uygulanması” başlıklı 10 uncu maddesi; “Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilenlere ilişkin başvurunun kabulü hâlinde karar, kadro veya pozisyonunun bulunduğu kuruma, yükseköğretim kurumlarında kamu görevinden çıkarılan öğretim elemanları için Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirilir. Kamu görevine iade edilmesine karar verilenlerin eski kadro veya pozisyonuna atanması esastır. (İptal üçüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 24/12/2019 tarihli ve E.: 2018/159, K.: 2019/93 sayılı Kararı ile.) Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirilenlerin atama teklifleri; Ankara, İstanbul, İzmir illeri dışında ve 2006 yılından sonra kurulan yükseköğretim kurumlarına öncelik verilmek kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından kamu görevinden çıkarıldığı yükseköğretim kurumu haricinde tespit edilecek yükseköğretim kurumlarından birine önceki kadro unvanlarına uygun olarak on beş gün içinde yapılır. Kurumlar, bildirim veya atama teklif tarihini takip eden otuz gün içerisinde atama işlemlerini tamamlar. Bu kapsamda yer alan personele ilişkin kadro ve pozisyonlar, ilgililere ilişkin atama onaylarının

/

alındığı tarih itibarıyla diğer kanunlardaki hükümlere bakılmaksızın ve başka bir işleme gerek kalmaksızın ilgili mevzuatı uyarınca ihdas, tahsis ve vize edilmiş sayılır. Söz konusu kadro ve pozisyonlar, herhangi bir şekilde boşalmaları hâlinde başka bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Atama emri, ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgililere tebliğ edilir. Tebliğ tarihini takip eden on gün içerisinde göreve başlamayanların bu maddeden doğan atanma hakkı ile mali hakları düşer. Kamu kurum ve kuruluşları atama ve göreve başlatma işlemlerinin sonucunu, işlemlerin tamamlanmasını takip eden on beş gün içinde Devlet Personel

Başkanlığına bildirirler. İlgililerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname hükümleri, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz.”

Hükümlerini amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebine ilişkin tavsiye karar önerisi, Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; kamu görevinden çıkarıldığı ve göreve iade edildiği dönemler arası için ödenen geriye dönük mali ve sosyal haklarının enflasyon farkı ile tarafına ödenmesini talep etmektedir.

9. Kâğıthane Belediye Başkanlığı tarafından gönderilen cevabi yazıda ise özetle; başvuranın kamu görevine iade süreciyle ilgili mahkeme kararının temyiz aşamasında olduğu, mahkeme sürecinin tamamlanmaması ve kamu görevine iade kararının kesinleşmemesi ayrıca ilgilinin kamu görevine iadesi ilgili mahkeme kararında geriye dönük mali ve sosyal haklarının ödenmesine dair açık ve net bir hüküm bulunmadığından kamu görevinde olmadığı dönemlere ait mali ve sosyal haklarının ödenmesine dair işlem yapılamadığı hususları ifade edilmiştir.

10. Başvuranın iddiaları ve idarenin cevabi yazısı incelendiğinde somut uyuşmazlığın; başvuran hakkında görevden uzak kaldığı dönemler için mali ve sosyal haklarının ödenmemesi noktasında toplandığı görülmektedir.

11. Bilindiği gibi 15 Temmuz 2016 tarihinde başlatılan hain darbe girişimi nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarında çeşitli kadrolarda görev yapmakta iken FETO/PDY terör örgütü ile irtibatı/iltisakı bulunduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan ancak sonrasında yapılan incelemeler neticesinde terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisak veya bunlarla irtibatı olmadığı tespit edilenler çeşitli kanun hükmünde kararnameler ile yine doğrudan başka bir idari işlem tesis edilmesine gerek olmadan kamu görevine iade edilmişlerdir.

12. Söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamelerin “İade hükümleri” başlıklı maddelerinde; daha önce çeşitli OHAL kararnameleri ile kamu görevinden çıkarılan ilgililerin kamu görevine iadeleri hususundaki usul belirtilerek; iade olan kamu görevlileri hakkında anılan OHAL kararnamelerinin tüm hüküm ve sonuçlarının yayım tarihinden itibaren ortadan kalkmış sayılacağı, ilgililerin kamu görevinden

çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödeneceği hüküm altına alınmıştır.

13. Anayasamızın 2 nci maddesinde belirtilen “hukuk devleti” ilkesi, vatandaşlarına hukuk güvenliğini sağlayan, idarenin hukuka bağlılığını amaç edinen, buna karşılık kamu gücünün sınırsız, ölçüsüz ve keyfi kullanılmasını önleyen en önemli unsurlardan biridir. Anayasanın 125 inci maddesinde de, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu kuralına yer verilmiştir.

14. Kanun koyucu, Anayasanın 138 inci ve İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesi ile yargı kararlarının her ne gerekçe ile olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal ve kanuni bir zorunluluk yüklenmiş olup, idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğun da devam edeceği vurgulanmıştır. Dolayısıyla idareler, mahkeme kararlarına uymak zorunda oldukları gibi bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararların yerine getirilmesini de geciktiremeyeceklerdir.

15. Anayasa Mahkemesinin 14/01/2010 tarihli ve sayılı kararında; “Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır.” ifadeleri kullanılmıştır.

16. İdarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda bağlı yetki söz konusudur ve idareye bu konuda hiçbir takdir hakkı verilmemiştir. İdarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir. Yukarıda anılan

Anayasa Mahkemesi kararına da bakıldığında Anayasamızın 36 ncı maddesinde yer alan ‘hak arama hürriyeti’ nin yalnızca yargı mercileri karşısında davalı veya davacı olma sıfatını değil aynı zamanda mahkeme nezdinde verilmiş olan kararın idari mercilerce gereğinin yerine getirilmesini de kapsadığı belirtilmekte, ayrıca mahkeme kararlarının uygulanmasını yargılama sürecinin devamı niteliğinde görerek yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın bir anlam ve sonuç doğurmasını saylayan unsur olarak nitelendirmektedir 17. Faizin hukukumuzda 6098 sayılı Borçlar Kanunu ve 3095 sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine

İlişkin Kanunda düzenlenmekle birlikte Kanunda tanımına yer verilmediği; ancak öğreti ve yargı kararları ışığında faizin; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semeredir.” (HELVACI Mehmet, Borçlar ve Ticaret Kanunu

Bakımından Para Borçlarında Faiz Kavramı, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 2000, s. 65) şeklinde tanımlandığı, 18. Her ne kadar göreve iade edilen kamu görevlilerine iade KHK’lerinde geriye dönük mali hakların ödenmesi yönünde faize ilişkin bir hüküm bulunmadığı anlaşılmış ise de, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru üzerine vermiş olduğu 07/02/2017 tarih ve 2015/4812 sayılı kararında “…Sonuç olarak başvurucunun maaşından kesintilerin yapıldığı tarihlerden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranlan dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacakların enflasyon oranlan karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşılmaktadır. Buna karşın başvurucuya herhangi bir faiz ödemesi ise yapılmamış, faiz ödenmesi

/

yönündeki başvurucunun talebi de idari ve yargısal makamlarca reddedilmiştir. Söz konusu değer kaybının oranı gözetildiğinde müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yaran ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu kanaatine varılmıştır.” yönünde değerlendirme yapıldığı görülmektedir.

19. Yine Zonguldak İdare Mahkemesinin 22/11/2018 tarih ve sayılı kararında, “Ekonomilerde bir değişim vasıtası olan para, çeşitli ticari, sınai, zirai vs. faaliyetlerde kullanılmakla, sahibine, kazanç, kira, nema vs. adları altında kimi yararlar sağlayan ekonomik bir değerdir. Paranın, sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılması, sahibinin bu ekonomik değerden mahrum bırakılması sonucunu yaratması yanında, enflasyon etkisinde olan ekonomilerde, paranın değerini, yani alım gücünü enflasyon oranına bağlı olarak yitirmesine neden olur. Hukuk sistemlerinde paranın sahibinden başkası tarafından kullanılmasının neden olduğu bu zarar, “faiz” adı altında yapılan ek ödemelerle karşılanmaktadır. Faiz, konusu para olan borçlarda alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılmamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığıdır. Bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunması kural olarak gerekmez. Bu veriler ışığında; asıl alacağın varlığına ve doğumuna bağlı feri nitelikteki faiz alacağının, 697 sayılı KHK’da belirtilen mali ve sosyal haklar haklar kapsamında kaldığı açık olduğundan, davacıya görevden uzakta kaldığı süre için ödenen mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.” yönünde hüküm kurulduğu, söz konusu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise Ankara BİM Yedinci İdari

Dava Dairesinin 08/11/2019 tarihli sayılı kararı ile “idare mahkemesinin kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kesin olarak reddi” yönünde karar verilmiştir.

20. Yukarıda yer verilen yargı içtihatlarında da belirtildiği üzere, faizin, konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı sürelerde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu; bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği ve söz konusu kaybın veya yoksun kalınan kazancın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için açık yasa hükmü aranmasının gerekmediği, söz konusu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idarece tazmin edilmesi Anayasanın

125 inci maddesi ve hukuk devleti ilkesi gereğidir.

21. Somut olayda; idari işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanların mağduriyetlerini gidermek amacıyla da ilgililerin kamu görevine dönmesini öngören düzenlemeler yapılarak, görevine iade edilmesine karar verilenler açısından çıkarılmaya ilişkin Kanun Hükmünde Kararname Hükümlerinin tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılacağı, bu kapsamda göreve başlayanlara kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakların ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Bu kapsamda ihraç sonrası görevine iade edilen başvuranın, kendi iradesi dışında kamu görevinin yerine getiremediği dikkate alındığında İdarenin işlemi nedeniyle oluşan külfetin başvurana yükletilemeyeceği açık olup, filen mesleğini yürütme imkânı olmayan başvurana mahrum kaldığı mali ve sosyal ödemelerin yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.

22. Danıştay Birinci Dairesinin Esas No; 1982/112, Karar No: 1982/130 sayılı kararında; “… haklarında tesis edilen göreve son verme, görevden çekilmiş sayılma ya da benzeri işlemlerin iptali üzerine görevine döndürülenlerin, dava dilekçelerinde aylık ve diğer özlük haklarına ilişkin bir istemde bulunup bulunmadıklarına bakılmaksızın, işlemin tesisi tarihinden sonraki bütün maddi hakların

ödenmesi gerektiği” ifadeleriyle belirtildiği üzere 25/02/1983 tarihli 81 Seri Numaralı Devlet Memurları

Kanunu Genel Tebliğinde de; Danıştay Kararı doğrultusunda düzenlemeye gidilerek gerek ihtilafların kısa zamanda çözümlenmesi gerekse kurumların boş yere yargı giderlerini ödememeleri bakımından uygulamanın Danıştay Birinci Dairesinin anılan kararı doğrultusunda işlem yapılması gerektiği belirtilmiş olup, bu çerçevede başvurana anılan Tebliği uyarınca da fiilen görev yapamadığı dönemlere ait hakların ödenmesi gerektiği de açıktır.

23. Anayasa Mahkemesinin 20 numaralı paragrafta da belirtilen açıkta iken görev iade edilen memura, mali haklarının faiziyle beraber ödenmemesinin mülkiyet hakkının ihlali olduğu yönündeki değerlendirmesi, gerekse 24 numaralı paragrafta değinilen Danıştay Birinci Dairesinin Kararında belirtilen “… dava dilekçelerinde aylık ve diğer özlük haklarına ilişkin bir istemde bulunup bulunmadıklarına bakılmaksızın, işlemin tesisi tarihinden sonraki bütün maddi hakların ödenmesi gerektiği” şeklindeki hüküm uyarınca başvurana geçmişe yönelik mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır 24. Yukarıda anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte göz önünde bulundurularak Kurumumuzca yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; Anayasa’nın 125 inci maddesinin birinci fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu; yedinci fıkrasında da idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü bulunduğu hüküm altına alındığı göz önünde bulundurulduğunda; kamu görevinden çıkarılma işleminin de bir idari işlem olup, bu işlemlerden doğan tüm zararın ödenmesi gerektiği en üst norm olarak Anayasa’da yer aldığı, konuyla alakalı mevzuat hükümleri ve yargı kararlarında da belirtildiği üzere idarenin ilgili personel hiç açığa alınmamış/ihraç edilmemiş gibi hak ettiği parasal ve özlük haklarının kendisine ödemesi gerektiği, ayrıca başvuranın kamu görevinden uzak kaldığı dönemlere ait ödenen maaşlarının hak ediş tarihlerinden başlamak üzere yasal faizlerinin ödenmesi gerekirken, bunun aksi yönünde tesis edilen idari işlemin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 25. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, şikâyet başvurusu kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde ve gerekçeli olarak kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket ettiği; ancak idarenin başvurana karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idarenin bundan böyle bu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

26. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İstanbul İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE;

Başvurana kamu görevinden ayrı kaldığı dönemlere ilişkin mali ve sosyal haklarının ödenmesi konusunda

KÂĞITHANE BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

KÂĞITHANE BELEDİYE BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın başvurana ve gereği için KÂĞITHANE BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi