|
ÖZET: Başvuran, Trabzon Üniversitesi’nde öğretim elemanı olarak görev yaparken, 8 Mart 2023 tarihinde rektörlük kararıyla görevden uzaklaştırılmıştır. Yargılama sonucunda, 26 Ocak 2024 tarihinde beraat eden başvuran, 14 Şubat 2024’te göreve iade edilmiştir. Ancak, göreve dönüşünden sonra, görevden uzaklaştırıldığı süre zarfında maaşının üçte birinin ödenmediği ve geliştirme ödeneğinin hiç verilmediği iddialarında bulunmaktadır. Bu nedenle, başvuran, alacaklarına faiz uygulanmasını ve geliştirme ödeneğinin yasal faizi ile ödenmesini talep etmiştir.
Trabzon Üniversitesi Rektörlüğü, başvuranın talebinin 8 Mayıs 2024 tarihinde reddedildiğini belirtmiştir. İdare, maaş ödemeleri ve geliştirme ödeneği ile ilgili yasal düzenlemelerin eksik olduğunu, bu nedenle başvuranın talebinin hukuken geçerli olmadığını ifade etmiştir. Ancak, başvuranın iddiaları ve yasal çerçeve göz önünde bulundurulduğunda, kamu görevlilerinin görevden uzaklaştırıldığı süre zarfında hak ettikleri alacakların faizinin ödenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın taleplerinin kabul edilmesi gerektiğine dair bir tavsiye kararı vermiştir. Bu karar doğrultusunda, Trabzon Üniversitesi Rektörlüğü’ne, başvuranın hak ettiği alacaklarının ödenmesinde yasal faiz uygulanması ve geliştirme ödeneğinin ödenmesi yönünde tavsiyede bulunulmuştur. İdarenin, bu tavsiyeye uygun hareket etmesi için 30 gün içinde gerekli işlemleri tamamlaması gerekmektedir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/7369-S.24.11526
BAŞVURU NO : 2024/7062
KARAR TARİHİ : 12.07.2024
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : TRABZON ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ
Başvuranın Kamu Görevinden Uzaklaştırıldığı Sürede Hak
BAŞVURUNUN KONUSU :
Ettiği Alacaklarının Ödenmesinde Faiz Uygulanması ve
Geliştirme Ödeneğinin Yasal Faizi ile Ödenmesi Talebi
Hakkında
BAŞVURU TARİHİ : 03.06.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran vekili ekte yer alan başvurusunda özetle; müvekkilinin Trabzon Üniversitesi
Fakültesi Dalı öğretim elemanı olarak görev yapmaktayken
Rektörlük makamının 08/03/2023 tarihli kararı ile görevden uzaklaştırılmasına karar verildiği, müvekkili hakkındaki yargılama sonucunda Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 26/01/2024 tarih /
E. / K. sayılı beraat kararına istinaden Rektörlük makamının 14/02/2024 tarihli kararıyla göreve başlatıldığı, ancak müvekkiline göreve başlamasına müteakip görevden uzaklaştırıldığı sürelerde maaşının üçte birinin ödenmediği, göreve başlatılması sonrasında yapılan ödemelerin faiz işletilmeksizin yapıldığı ve geliştirme ödeneğinin de hiç ödenmediği belirtilerek alacaklarına işleyecek faizin ve geliştirme ödeneği ile buna uygulanacak faizin ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Başvuruya konu iddialar hakkında bilgi ve belge talebi içerikli yazımıza istinaden Trabzon
Üniversite Rektörlüğü tarafından gönderilen E- – – sayılı cevabi yazıda özetle; 2.1. Başvuranın, rektörlüğe yaptığı başvurunun 08/5/2024 tarihinde Enstitü Yönetim kurulu toplantısında görüşülerek reddedildiği, 2.2. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 123’üncü maddesinin birinci fıkrasında “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir.” hükmü ile belirginleşen idarenin kanuniliği ilkesine göre, idarenin her türlü işlem ve eylemlerinde açık mevzuat hükümleri çerçevesinde hareket etmekle yükümlü olduğunun, T.C. Anayasası’nın 128’inci maddesinin ikinci fıkrasında “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.” hükmü ile birlikte değerlendirildiğinde, aylık maaş ödemesine istinaden talep edilen ilave faiz ödemesi için kanuni bir düzenlemenin gerekli olduğu, 2.3. 2547 sayılı Kanun’un 53/B maddesi ile 11/10/1983 tarih ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel
Kanunu’nun 20’nci maddesinin atfıyla uygulama alanı bulabilecek 14/7/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu’nun 30/5/1974 tarih ve 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik ve 15/5/1975 tarih ve 1897 sayılı Kanun’un 1’inci maddesi ile aynen kabul edilen 141’inci maddesi hükümlerinde; maaşın üçte bir kısmının iadesi düzenlenmiş olmakla birlikte faiz ve geliştirme güçlüğü ödeneğine ilişkin açık bir hükme yer verilmediği, 2.4. 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu’nun “Geliştirme Ödeneği” başlıklı 14’üncü maddesinde
“Diğer yükseköğretim kurumlarına göre sosyo-ekonomik açıdan daha az gelişmiş yerlerde öğretim yapan ve/veya yeterli sayıda öğretim elemanı sağlanamayan yükseköğretim kurumları ile bunların bölümlerinde görevli öğretim elemanlarına; almakta oldukları aylık gösterge ve ek gösterge toplamının 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu uyarınca belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın beş katına kadar geliştirme ödeneği ödenebilir. Geliştirme ödeneği verilecek yükseköğretim kurumları, ödeneğin verilmesine ilişkin usul ve esaslar ile oran veya miktarları, bu ödenekten yararlanma süresi ile yararlanamayacak olanlar ve diğer hususlar Yükseköğretim Kurulu ile Milli Eğitim Bakanlığının görüşü ve
Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu Kararı ile tespit edilir. Bu ödenek damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz.” hükmünün yer aldığı, 2.5. 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu’nun 14’üncü maddesi uyarınca ödenecek geliştirme ödeneğine ilişkin usul ve esasları düzenlemek üzere 4/4/2005 tarihli ve 2005/8681 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı 19/4/2005 tarih ve 25791 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandığı, söz konusu 2005/8681 sayılı
Kararnamenin 2’nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde “Geliştirme ödeneği; Bu ödeneğin verilmesi öngörülen yerlerdeki yükseköğretim kurumlarına ait öğretim elemanı kadrosuna atanarak, atandığı yükseköğretim kurumunda fiilen çalışanlara… fiilen görev yaptıkları sürece ödenir.” ifadesine yer verilerek geliştirme ödeneğinin fiilen çalışma gerektirdiğinin belirtildiği, 2.6. İade edilen maaşının üçte bir kısmına dair ilave faiz ve geliştirme güçlüğü ödeneği ödenmesine yönelik başvurunun kanunda yeri olmaması nedeniyle uygun bulunmadığı, İfade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının,
3.1. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinin 5 inci fıkrası; “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar”,
3.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,
3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”,
3.4. 125 inci maddesinin 7 nci fıkrasında; “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür”,
4. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı
5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü
eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”,
5. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun; 5.1. Borçlunun Temerrüdü, Koşulları başlıklı 117. Maddesinde “ Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır” 5.2. Borçlunun Temerrüdü, Hükümleri, Temerrüt Faizi, Genel Olarak başlıklı 120. Maddesinde
“Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”
6. 3095 sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un Temerrüt Faizi Başlıklı 2 nci maddesinde “ Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, yukarıda açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir. Söz konusu avans faiz oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31
Aralık günü uygulanan avans faiz oranından beş puan veya daha çok farklı ise yılın ikinci yarısında bu
/
oran geçerli olur. Temerrüt faizi miktarının sözleşmede kararlaştırılmamış olduğu hallerde, akdi faiz miktarı yukarıdaki fıkralarda öngörülen miktarın üstünde ise, temerrüt faizi, akdi faiz miktarından az olamaz” hükümleri haizdir.
7. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu;
7.1. “Görevden uzaklaştırma” başlıklı 53/B maddesinin Altıncı fıkrasında; “Görevden uzaklaştırılanlar, kanunların öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler. Ancak görevden uzaklaştırma süresi içinde kendilerine aylıklarının veya ücretlerinin üçte ikisi ödenir”
7.2. “Görevden uzaklaştırma” başlıklı 53/B maddesinin Yedinci fıkrasında; “Göreve tekrar başlatılmanın zorunlu olduğu durumlarda, bunların aylıklarının veya ücretlerinin kesilmiş olan üçte biri kendilerine ödenir ve Devlet yükseköğretim kurumlarında çalışanlar bakımından görevden uzakta geçirdikleri süre, derecelerindeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin dereceye yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmı, üst dereceye yükselmeleri halinde, bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak ve akademik yükselme için gerekli bekleme süresinden sayılmak suretiyle değerlendirilir.”
8. 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu “Geliştirme ödeneği” başlıklı 14. Maddesinde; “Diğer yükseköğretim kurumlarına göre sosyo-ekonomik açıdan daha az gelişmiş yerlerde öğretim yapan ve/veya yeterli sayıda öğretim elemanı sağlanamayan yükseköğretim kurumları ile bunların bölümlerinde görevli öğretim elemanlarına; almakta oldukları aylık gösterge ve ek gösterge toplamının 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu uyarınca belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın beş katına kadar geliştirme ödeneği ödenebilir.”
9. 19/4/2005 tarih ve 25791 sayılı Resmî Gazete’ de yayımlanan 4/4/2005 tarihli ve 2005/8681 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararının 2 inci maddesinin (a) bendinde; “Geliştirme ödeneği; Bu ödeneğin verilmesi öngörülen yerlerdeki yükseköğretim kurumlarına ait öğretim elemanı kadrosuna atanarak, atandığı yükseköğretim kurumunda fiilen çalışanlara… fiilen görev yaptıkları sürece ödenir”,
hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ SN. SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
11. Başvuran vekili; müvekkilinin, Trabzon Üniversitesi Fakültesi
Dalı öğretim elemanı olarak görev yapmaktayken Rektörlük makamının 08/03/2023 tarihli kararı ile görevden uzaklaştırılmasına karar verildiği, müvekkili hakkındaki yargılama sonucunda
Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 26/01/2024 tarih / E. / K. sayılı beraat kararına istinaden Rektörlük makamının 14/02/2024 tarihli kararıyla göreve başlatıldığı, ancak müvekkiline göreve başlamasına müteakip görevden uzaklaştırıldığı sürelerde maaşının üçte birinin ödenmediği, göreve başlatılması sonrasında yapılan ödemelerin faiz işletilmeksizin yapıldığı ve geliştirme ödeneğinin de hiç
ödenmediği belirtilerek alacaklarına işleyecek faizin ve geliştirme ödeneği ile buna uygulanacak faizin ödenmesini talep etmektedir.
12. Uyuşmazlığın temelinin başvuranın görevden uzaklaştırıldığı sürede hak ettiği alacaklarının faizine ve bu süre için geliştirme ödeneği ödenmesine dair kanun hükmü bulunmadığından yasal faiz uygulanmaması, görevde olmadığı süre için yapılan geliştirme ödeneklerinin ödenmemesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
13. Başvuranın, mali haklarının yasal faizinin ödenmesi talebine ilişkin olarak;
13.1. Konuyla ilgili Kanun Hükmünde “Göreve tekrar başlatılmanın zorunlu olduğu durumlarda, bunların aylıklarının veya ücretlerinin kesilmiş olan üçte biri kendilerine ödenir ve Devlet yükseköğretim kurumlarında çalışanlar bakımından görevden uzakta geçirdikleri süre, derecelerindeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin dereceye yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmı, üst dereceye yükselmeleri halinde, bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak ve akademik yükselme için gerekli bekleme süresinden sayılmak suretiyle değerlendirilir” denilmek sureti ile görevden uzaklaştırıldığı süre zarfına ilişkin göreve döndüğünde mahrum kaldığı mali hakların kendisine iadesi gerektiği düzenlenmiştir.
13.2. Nitekim Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya ilişkin 07/02/2019 tarihli ve 2015/4812 sayılı kararında; “Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/3/2014 tarihli ve E.2011/358, K.2014/906 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir (…) faizin, konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu; esasen bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği; ekonomilerde bir değişim vasıtası olan paranın, çeşitli ticari, sınai, zirai v.b. faaliyetlerde kullanılmakla, sahibine kazanç, kira, nema v.s. adları altında kimi ekonomik yararlar sağlayan bir değer olduğu; paranın, sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılmasının, sahibinin bu ekonomik değerden mahrum bırakılması sonucunu doğurmasının yanında, yüksek enflasyon etkisinde olan ekonomilerde, paranın değerini, yanı alım gücünün enflasyon oranı ölçüsünde yitirmesine neden olduğu; hukuk devletlerinde, açıklanan nitelikteki bir zararın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için, açık yasa hükmü aranmasının düşünülemeyeceği; aksine anlayışın, Devletin ve ona bağlı idarenin eylem ve işlemlerinden doğan her türlü zararın tazmini için de, açık yasa hükmü aranması sonucuna götüreceği ki, böyle bir anlayışın, Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan, “idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” amir hükmü ile bağdaşmayacağı gerekçesinin de eklenmesi suretiyle, ilk kararının davacının faiz talebinin kabulüne ilişkin kısmında ısrar edilmiştir.”
13.3. “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) istikrarlı olarak, kamu makamlarınca yapılacak geri ödemelerin gecikmesini faiz ödemeleriyle ilişkilendirmektedir. Mahkemenin çeşitli kararlarında makul olmayan bir gecikme gibi nedenlerle tazminatın değer kaybettiği durumlarda bu tazminatın yeterliliğinin azalacağı belirtilmiştir (Angelov/Bulgaristan, B. No: 44076/98, 22/4/2004, § 39; Almeida Garrett, Mascarenhas Falcão ve diğerleri, B. No: 29813/96-30229/96, § 54). Nitekim böyle başvurularda AİHM, esas itibarıyla kamu makamlarının geçen süre nedeniyle ödenmesi gereken tutardaki değer kayıplarını telafi etmek için gecikme faizi ödeyip ödemediğini dikkate almaktadır.
Kısacası AİHM, mülkiyet hakkı kapsamında faiz ödemesini, esasen devletin borçlu olduğu tutar ile alacaklı tarafından nihai olarak alınan tutar arasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını giderme yükümlülüğüyle ilişkilendirmektedir (Akkuş/Türkiye, B. No: 19263/92, 9/7/1997, § 29).”
/
13.4. “Bu durumda açığa alınmakla birlikte sonradan görevine iade edilen başvurucuya söz konusu maaş kesintisinin ödenmesi gerektiği kamu makamlarınca saptanmış bir olgudur. Bu maaş tutarlarının başvurucunun statüsü gereği ödendiği ve onun mülkiyet hakkı kapsamında olduğu ise kuşkusuzdur.
Sonuç olarak söz konusu idari ve yargısal sürece bir bütün olarak bakıldığında ceza soruşturması nedeniyle açığa alınan kamu görevlisi başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki maaşından yapılan kesintilerin yaklaşık 5 ile 11 yıl arasında değişen sürelerde kendisine iade edilebildiği, haklı bir gerekçesi ortaya konulamayan bu gecikmenin de belirtilen sürelerin uzunluğu dikkate alındığında makul görülemeyeceği anlaşılmaktadır.”
13.5. “Diğer taraftan Danıştayın aynı konuya ilişkin bazı kararlarında da konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olarak faiz ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. Danıştay bu kararlarında, sonuç olarak açığa alınan bir kamu görevlisinden yapılan maaş kesintilerinin faiziyle birlikte iade edilmesi gerektiğini belirtmiştir (bkz. §§ 23, 24). Dolayısıyla somut olay bağlamında derece mahkemelerinin başvurucuya faiz ödenmemesine ilişkin olarak yukarıdaki içtihattan farklılaşan yorumu, sonuç olarak başvurucunun alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödenmesine yol açmaktadır.”
13.6. “Sonuç olarak başvurucunun maaşından kesintilerin yapıldığı tarihlerden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranları dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacakların enflasyon oranları karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşılmaktadır. Buna karşın başvurucuya herhangi bir faiz ödemesi ise yapılmamış, faiz ödenmesi yönündeki başvurucunun talebi de idari ve yargısal makamlarca reddedilmiştir. Söz konusu değer kaybının oranı gözetildiğinde müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu kanaatine varılmıştır.” (…) yönünde değerlendirmeler yapılmıştır.
13.7. Yukarıdaki açıklamalar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları, Ombudsmanın 2020/6300, 2020/97640, 2020/91948, 2021/1068, 2022/9794 numaralı emsal kararları birlikte değerlendirildiğinde; görevinden uzaklaştırılan ya da ihraç edilen kamu görevlilerinin, görevinden uzaklaştırıldığı ya da açıkta geçen dönemde mahrum kaldığı parasal haklarının faiz ödemesinin mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, başvuranın mahrum kaldığı mali haklarının enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını devletin giderme yükümlülüğü bulunduğu, başvuranın görevden uzaklaştırma ve göreve başlama sürecinde geçen süre zarfında parayı kullanamamasından kaynaklanan ve yoksun kalınan kazancın karşılığı olarak faiz ödenmesi gerektiği, değer kaybının oranını gözeterek başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bunun, kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu değerlendirilerek hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, dolayısıyla başvuranın geriye dönük ödenen mali haklarına ilişkin yasal faizin, mülkiyet hakkı kapsamında ödenmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
14. Başvuranın, görevinden ayrı kaldığı dönemde mahrum kaldığı geliştirme ödeneği hakkındaki talebine ilişkin olarak;
14.1. Başvuruya konu incelemede ayrıca başvuranın tarafına geçmiş dönemler için yapılan ödemelerde geliştirme ödeneği ödemesinin bulunmadığı anlaşılmıştır,
14.2. Hukuk devletinin gereklerinden biri de idarenin hukukla bağlı olması ve hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden dolayı kişilere verdiği zararların tazmini olup, Anayasanın 125 inci maddesinde de İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu açıkça hüküm altına alınmıştır.
14.3. Nitekim Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 24.03.2021 tarihli
E:2021/2372, K:2021/670 sayılı kararında;“…Dava konusu uyuşmazlıkta da; Avukat olarak görev yapan davacının, hakkında başlatılan soruşturma nedeniyle 27.01.2017 tarihinde görevinden uzaklaştırıldığı, daha sonra idarece görevden uzaklaştırma tedbirinin 19.04.2019 tarihinde kaldırılması üzerine görevine iade edildiği, davacı tarafından görevden uzaklaştırıldığı döneme ilişkin 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin vekalet ücretinin ödenmesi istemiyle davalı idareye 19/04/2019 tarihinde yaptığı başvurusunun 06/05/2019 günlü işlemle reddedildiği, davalı idarenin savunma dilekçesinde de, davacının sözü edilen dönemde fiilen görev yapmış olmak şartını karşılamadığı belirtilmiş ise de, davacının sözü edilen yan ödemelerini alamamasının temelinde görevden uzaklaştırılmış olmasının bulunduğu, akabinde ise davacı hakkında herhangi bir disiplin cezası veya adli işlem tesis edilmeksizin görevden uzaklaştırılmasına dair işlem kaldırılarak idarece görevine iade edildiği, dolayısıyla, davacı görevde olsaydı, talepte bulunduğu vekalet ücretini hak edecek hizmeti vereceğinin açık olduğu, kendi kusurundan kaynaklanmayan bir durumdan dolayı hakkında tesis edilen işlem neticesinde ortaya çıkan sonuçların davacıya yükletilmesinin hakkaniyetle bağdaşmasının mümkün olmadığının anlaşılması karşısında dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
14.4. İlgili idarede çalışan kişinin o idarede bulunmak suretiyle hak ettiği mutlak olan geliştirme ödeneğinin de ilgili aylığı gibi üçte iki olarak ödenmesi gerekmektedir. Başvuru konusu olayda ilgili ödemenin tamamının ödenmediği görülmektedir. Bu doğrultuda, görevden uzaklaştırıldıktan sonra görevine geri dönen başvuran uzaklaştırılmamış olsaydı mevcut personel olarak geliştirme ödeneğinden yararlanabilecekti. Öncelikle bilinmesi gereken husus, görevden uzaklaştırmanın disiplin cezası olmayıp ihtiyati bir tedbir olmasının yanında uygulanması ciddi bir tedbir olduğudur. Görevden uzaklaştırma tedbirinin uygulanabilmesi için ilgilinin soruşturma süresince görevde olmasında bir sakınca olması gerekmektedir. İlgili soruşturma neticelendikten sonra ise ilgili tedbir ile soruşturma neticesi ve sürecinin oluşturduğu kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında denge gözetilmelidir. Görevden uzaklaştırma bir tedbir olmalı ve kendi başına bir ceza oluşturmamalıdır.
Soruşturma sonucunda kişi hakkında görevde olması halinde hak edeceği mutlak olan mali hakların, soruşturmanın neticesi bu mali hakları kapsayan bir ceza olmaması halinde soruşturmaya muhatap olan kişiye ödenmesi de gerekmektedir. Başvuranın idarenin işlemi nedeniyle bu imkândan mahrum kaldığı dikkate alındığında; idarenin işlemi nedeniyle oluşan külfetin başvurana yükletilemeyeceği, başvuranın eksik kalan geliştirme ödeneği ödemelerinin de yasal faizi ile birlikte idare tarafından karşılanması gerektiği tespit edilmiştir.
14.5. Ayrıca Danıştay 12. Dairesinin 30/11/1998 tarih ve E:1995/6978, K:1998/2918 sayılı kararı ile onanan Ankara 2. İdare Mahkemesinin 14/10/1993 tarih ve E:1992/182, K:1993/1398 sayılı kararında; “…
görevine son verilmesine dair işlemin idare mahkemesince iptali, Danıştay’ca da onanması üzerine 30/09/1991 tarihinde göreve iade edilen davacının, görevine son verilmesine dair işlemin hukuka aykırılığının mahkeme kararı ile sabit olması nedeniyle bu işlemden doğan zararınızın idarece tazmin edilmesinin Anayasanın 125 inci maddesi ve bu yolda ki idare hukuku ilkesi gereği olduğu, davacının zararını, alamadığı aylıkları ile sınırlı tutmaya olanak bulunmadığından açıkta kaldığı sürede aylık ve özlük haklarını zamanında alamaması nedeniyle uğradığı zararın yasal faiz ödenerek tazmininin
gerektiği …” hükmü ile de idarenin kendi işlemlerinden doğan menfaat kayıplarının giderilmesi gerektiği belirtilmiştir, 14.6. Ayrıca, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 12.12.2018 tarih ve E:2013/2, K:2018/2 sayılı kararı da aynı yöndedir. Her ne kadar içtihadı birleştirme toplantısında görüşülerek içtihada bağlanan uyuşmazlıkların sebebi, bakılmakta olan dava konusu uyuşmazlığın sebebinden farklı olarak, görevden uzaklaştırılan memurun idarece görevine iade edilmesinden değil de, memurun yargı kararı üzerine görevine iade edilmesi nedeniyle görevde olmadığı dönemde fiilen çalışmayı gerektirdiği için ödenmeyen döner sermaye ek ödemesinin verilip verilmeyeceğine ilişkin olsa da, bakılmakta olan dava ile içtihada bağlanan uyuşmazlıkların temelinin aynı sebep olan fiilen çalışılıp çalışılmamaya dayandığı ve İçtihadı
Birleştirme Kurulunca da, fiilen çalışma olmasa da döner sermaye ek ödemesinin verilmesi gerektiğine hükmedildiği görülmüştür…” ifadelerine yer verilerek hakkında görevden uzaklaştırma kararı verilen akabinde herhangi bir disiplin cezası veya adli işlem tesis edilmeksizin görevden uzaklaştırılmasına dair işlem kaldırılarak idarece görevine iade edilen kişilerin kendi kusurundan kaynaklanmayan bir durumdan dolayı hakkında tesis edilen işlem neticesinde ortaya çıkan sonuçların kendilerine yükletilmesinin hakkaniyetle bağdaşmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.
15. Konuyla ilgili mevzuat, yargı kararları ve Kurumumuzun 2021/21145, numaralı emsal Tavsiye
Kararı da dikkate alınarak yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; ilgili idarenin, başvuranın, kamu görevinden uzaklaştırıldığı sürede hak ettiği alacaklarının ödenmesinde faiz uygulanmaması şeklinde tezahür eden işleminde ve geliştirme ödeneğinin ödenmemesi işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
16. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, şikayet başvurusu kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde ve gerekçeli olarak kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket ettiği ancak, başvuru sahibine verdiği cevapta idari işleme karşı hangi sürede hangi mercie başvurabileceğini göstermediği bu nedenle de karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
17. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Kararın idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı Trabzon İdare
Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE,
Başvuranın kamu görevinden uzaklaştırıldığı sürede hak ettiği alacaklarının ödenmesinde faiz uygulanması ve geliştirme ödeneğinin yasal faizi ile ödenmesi yönünde TRABZON ÜNİVERSİTESİ
REKTÖRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, TRABZON
ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın BAŞVURAN ve TRABZON ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi