onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, kasko sigorta poliçesi nedeniyle meydana gelen zararın rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davacı, sigortalı aracın hasarının davalı tarafından yürütülen yol çalışması sonucu oluştuğunu belirterek, ödenen tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı ise, zararın ihale edilen şirketten kaynaklandığını savunarak husumet itirazında bulunmuştur.

Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiş, ancak davalı vekili kararı temyiz etmiştir. Yargıtay, davalı vekilinin temyiz itirazlarını değerlendirirken, tazminatın belirlenmesinde usul ve yasaya uygunluk açısından bir isabetsizlik bulunmadığını tespit etmiştir. Yargıtay, davalı idarenin, yüklenicinin yaptığı işin denetiminden sorumlu olduğunu ve dolayısıyla zarardan sorumlu tutulabileceğini vurgulamıştır.

Sonuç olarak, Yargıtay, davalı vekilinin itirazlarını reddederek, mahkeme kararını onamıştır. Bu durum, kamu hizmeti veren idarenin, yüklenicinin yaptığı işten kaynaklanan zararlardan sorumlu tutulabileceğini göstermektedir.

4. Hukuk Dairesi         2022/14958 E.  ,  2024/1760 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2021/112 Esas – 2021/100 Karar
    İHBAR OLUNAN :… İnşaat Turizm ve Ticaret A.Ş.
    DAVA TARİHİ : 29.06.2012
    HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulüne

    Taraflar arasındaki görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline kasko sigortası ile sigortalı aracın davalı …’nın çalışma yaptığı yolun çökmesi sonucu hasarlandığını bildirip, sigortalıya ödenen 4.338,60 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; Belediyenin… Merkez içme suyu yapım işinin… şirketine ihale ettiğini, bu sebeple davanın husumetten reddini savunmuştur.

    III. MAHKEME KARARI
    Mahkemenin 15.01.2013 tarihli ve 2012/247 Esas, 2013/3 Karar sayılı kararıyla; karayolunda meydana gelen zararın hizmet kusuru sonucu doğmuş olacağından tazminat davasının çözümlenme yerinin idari yargı olduğu anlaşılmakla dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.

    IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Birinci Bozma Kararı
    1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 13.05.2013 tarihli ve 2013/4986 Esas, 2013/6887 Karar sayılı ilamıyla; “Davalı … vekili, savunmasında kazanın meydana geldiği yerdeki alt yapı çalışmasının(su borusu) ihale ile ihale yüklenicisi… İnş. Tur. Tic. A.Ş.’ye verildiğini, bu firma ile Yapım İşlerine Ait Tip Sözleşme imzalandığını bildirmiş, sözleşmeye ait birkaç sayfa fotokopisi sunmuştur. Bu durumda mahkemece davalı … vekilinin sözünü etmiş olduğu ihale yüklenicisi… İnş. Tur. Tic. A.Ş. ile aralarında yapmış olduğu sözleşme araştırılıp sözleşmenin tam metni, işin teslimi konusunda geçici ve kesin kabul tutanakları da getirtilmek suretiyle sözleşmenin dava konusu kaza yerini kapsayıp kapsamadığı saptanarak, kamu hizmeti vermekle yükümlü olan davalı … Başkanlığının su borusu döşeme işine ilişkin alt yapı çalışmasını bizzat kendisinin yapmadığı özel hukuk ilişkisine girdiği diğer şirkete yaptırdığının anlaşılması halinde; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2010/7-216 esas 2010/231 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere yargı yolu bakımından görevli yerin adli yargı olacağı dikkate alınarak yargılamaya devamla sonucuna göre hüküm kurulması gerekeceği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

    B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    Mahkemenin 25.12.2014 tarihli ve 2013/513 Esas, 2014/935 Karar sayılı kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile 4.338,60 TL’nin 16.02.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

    C. İkinci Bozma Kararı
    1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 23.11.2015 tarihli ve 2015/7767 Esas, 2015/12540 Karar sayılı ilamıyla; davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek “. Somut olayda kusur ve hasar yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmamış, dosyadaki kaza tutanağında gösterilen kusur oranı ile hasara ilişkin ekspertiz raporu, faturalar ve ödemeye ilişkin belgelerle yetinilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece…Teknik Üniversitesi veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyeti gibi kurum ve kuruluşlardan seçilecek kusur ve hasar konusunda uzman bilirkişi heyetinden dava dosyası kapsamı, kaza tespit tutanağı, ekspertiz raporu, fotoğraflar ve diğer deliller incelenerek sigortalı araçta oluşan hasarın tespiti ve kusur belirlenmesi hususlarında ayrıntılı, açıklamalı, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru değildir” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

    D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    Mahkemenin 28.09.2017 tarihli ve 2016/708 Esas, 2017/704 Karar sayılı kararıyla; belediye ile ihbar olunan… A.Ş arasında imzalanan sözleşmede yüklenicinin alt yüklenici çalıştırmayacağı ve işin bizzat kendisi tarafından yerine getirileceğinin hüküm altına alındığı, davalı … ile ihbar olunan şirket arasında sözleşme tanzimi karşısında kusursuz sorumluluk ilkesinin dava konusu olayda söz konusu olmadığı gibi kusura dayalı sözleşmesel bir sorumluluk öngörülerek davalıya olayla illiyet bağı kurabilecek herhangi bir kusur atfedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

    E. Üçüncü Bozma Kararı
    1.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    2.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 03.03.2021 tarihli ve 2020/3089 Esas, 2021/2157 Karar sayılı ilamıyla; “Eldeki dosyada hükme esas alınan 20.03.2017 tarihli Bilirkişi Heyet raporunda; kazanın, dava dışı sürücünün daha önce alt yapı çalışmasının yapıldığı(su borusunun döşendiği) yerde çökme meydana gelmesi nedeniyle, aracın sağ ön tekerinin bu çökme yerine batması sonucu meydana geldiğinin, kazada sürücünün kusurunun bulunmadığının, dava dışı… İnş.Tur.ve Tic.AŞ’nin kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. İncelemeye konu kararda her ne kadar, bahsi edilen Bilirkişi Heyet raporuna atfen; Belediye ile ihbar olunan… İnş.Turizm ve Tic A.Ş. arasında imzalanan sözleşmede, “yapının fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmaması, hileli malzeme kullanılması ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zarar ve ziyan bakımından, alt yükleniciler işin kendi yaptıkları kısmından, yüklenici ie işin tamamından başlama tarihinden kesin kabul tarihine kadar sorumludur.Bu sorumluluk, işin kesin kabulünün onay tarihinden itibaren 15 yıl süre ile müteselsilen devam eder” yine sözleşmede yüklenicinin alt yüklenici çalıştırmayacağı ve işi bizzat kendisi tarafından yerine getirileceği hüküm altına alındığından, Belediye ile ihbar olunan… A.Ş. arasında sözleşme tanzim edilmiş olması karşısında “kusursuz sorumluluk” ilkesinin dava konusu olayda söz konusu olmadığı, kusura dayalı, sözleşmesel bir sorumluluk öngörülerek anılan davalıya olayla illiyet bağı kurulabilecek herhangi bir kusur atfedilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de; bu hükmün sözleşmenin tarafları arasındaki iç ilişkiyi düzenlediği, zarar gören ve onun halefi olan şahıslar bakımından bağlayıcılığı bulunmadığı açıktır. Ayrıca; yapım işlerine ait ihale dokümanı kapsamındaki; Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin”, Yapı Denetim Hizmetleri” başlığı altında düzenlenen hükümleri uyarınca; davalı idarenin sözleşme konusu işleri kendi kontrol birimi ile denetim ve gözetim altında tuttuğu, işin her evresinde yüklenici ile birlikte görev üstlendiği anlaşıldığından, ihale makamı ve işin sahibi… Belediyesinin, yüklenicisinin yapının fen ve sanat kuralarına uygun şekilde yapılmaması sonucu ortaya çıkan zararlardan dolayısıyla; davaya konu edilen tazminattan sorumlu olduğu dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

    F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak davalının davaya konu kaza sonucu ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğu, bozma öncesi alınan rapor doğrultusunda araçta oluşan hasar bedeli ve araç kurtarma ücretinin toplamından oluşan ve davacı tarafça dava dışı araç malikine ödenen tazminat bedelinin ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 4.338,60 TL maddi tazminatın 16.02.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı vekili temyiz dilekçesinde; belediyenin… Merkez içme suyu yapım işi… şirketine ihale ettiği, yapım nedeni ile meydana gelen zarardan bu firma sorumlu olduğundan Belediyeye husumet yöneltilemeyeceği, meydana gelen kazada Belediyeye atfedilecek bir kusur bulunmadığı,… Belediye Başkanlığının süreç içerisinde üzerine düşen gözetim yükümlülüğünü eksiksiz olarak yerine getirdiğini ileri sürerek kararın bozulmasına talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık; kasko sigorta poliçesi nedeniyle dava dışı poliçe lehdarına ödenen tazminatın davalı idareden rücuen tahsili istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1472 nci (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1301) maddesi.

    3. Değerlendirme
    1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla temyiz eden taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, hükmedilen tazminatın usul ve yasaya uygun belirlendiği rapor uyarınca karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle
    Değerlendirme bölümünde açıklanan davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

    Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına,

    Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

    20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.