onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davacı … İdaresi tarafından, 4293 parsel sayılı taşınmazın orman kadastro sınırları içinde olduğu iddiasıyla tapu kaydının iptali ve Hazine adına tescili talep edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesindeki hak düşürücü süre gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Ancak Yargıtay, bozma kararında, 5841 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değiştirilen 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesinin, kamu mallarına ilişkin davalarda değil, özel mülk savıyla açılan davalarda uygulanabileceğini belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı sonrasında, devlet ormanı niteliğiyle açılan davalarda bu sürenin uygulanamayacağına karar verilmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi’nin kararını bozarak, davanın kabul edilmesi gerektiğine ve yargılamaya devam edilerek esasa ilişkin bir karar verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu karar, kamu malı olan taşınmazların tescilinde hak düşürücü sürelerin uygulanamayacağına dair önemli bir içtihat oluşturmuştur. Yargıtay, mahkemenin usul ve yasaya aykırı bir karar verdiğini belirterek, davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

8. Hukuk Dairesi         2021/17171 E.  ,  2024/5521 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2020/142 E., 2021/199 K.
    KARAR : Davanın kabulüne

    Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmesi üzerine, duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

    KARAR
    Davacı … İdaresi, … Mahallesinde bulunan 4293 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını ileri sürerek, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 12 nci maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin 25.02.2009 tarihli ve 5841 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ile 3402 sayılı Kanun’un 12 nci maddesinin 3 üncü fıkrasına eklenen hüküm ile devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanacağı düzenlemesi yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … İdaresi tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.12.2012 tarihli ve 2012/5831-14631 Esas-Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli parselin kadastro tesbitinin askı suretiyle ilânını takiben 3402 sayılı Kanun’un 12/3 üncü maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ve çekişmeli parselin kadastro tesbitlerinin kesinleşmesinden sonra 3402 sayılı Kanun’un 12/3 üncü maddesinde öngörülen hak düşürücü süreler geçmişse de; 5841 sayılı Kanun’un 2 nci maddesiyle değişik 3402 sayılı Kanun’un 12 nci maddesinin 3 üncü fıkrasına eklenen “bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” hükmü ve 5841 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi ile 3402 sayılı Kanuna Eklenen Geçici 10 uncu maddesindeki bu kanun 12 nci maddesinin 3 üncü fıkrası; “devletin hüküm ve tasarrufunda olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır” hükmü, Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarihli ve 2009/31 – 77 Esas-Karar sayılı kararı ile iptal edildiği, gerekçeli iptal kararının 23 Temmuz 2011 tarihli ve 28003 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği, bu iptal kararından sonra 3402 sayılı Kanun’un 12/3 üncü maddesinin Kamu mallarına ilişkin davalarda değil, Devlet veya diğer Kamu Tüzelkişileri tarafından özel mülk savıyla açılan davalarda uygulama olanağı bulacağı (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2011 tarihli ve 2011/1-36 Esas ve 2011/390 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir.), somut olayda, çekişmeli taşınmazın devlet ormanı niteliği ile Hazine adına tapuya tescili talep edildiğinden ve kamu malı devlet ormanı iddiasıyla dava açıldığından, 3402 sayılı Kanun’un 12/3 üncü maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı hususları gözetilerek, mahkemece yargılamaya devam edilip, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” gereğine değinilmiştir

    İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile … ilçesi … Mahallesi 4293 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfında Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;

    Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

    3402 sayılı Kanun’un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,

    1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

    02.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.