|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kadastro tespitine itiraz davasında, kamu orta malı niteliğindeki mera vasfıyla sınırlandırılan bir taşınmazın zilyetliği üzerine yapılan bir değerlendirmeyi içermektedir. Davacılar, 140 ada 12 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının tarla, bir kısmının çayır vasfında olduğunu ve uzun süreli zilyetlik iddialarını öne sürerek, kadastro tespitinin iptali ve taşınmazın kendi adlarına tescilini talep etmişlerdir. Mahkeme, yapılan keşif ve bilirkişi raporları doğrultusunda, davacıların zilyetlik koşullarının oluştuğunu belirleyerek talepleri kabul etmiştir.
Ancak, Yargıtay, bu kararı temyiz incelemesi sonucunda, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın tesciline ilişkin kararın, kamu orta malı olan mera üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımadığı gerekçesiyle bozulmasına karar vermiştir. Yargıtay, zilyetliğin süresinin, kamu malı olan mera üzerinde geçerli olmadığını vurgulayarak, davacıların ve müdahil davacıların davalarını ispat edemediklerine hükmetmiştir. Sonuç olarak, mahkeme kararının onanmasıyla birlikte, taşınmazın mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline kaydedilmesine karar verilmiştir. |
8. Hukuk Dairesi 2022/7829 E. , 2024/4758 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
HÜKÜM : Asıl ve birleşen davaların reddine
Taraflar arasında Mahkemece görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı birleşen dosya davacıları …, … mirasçısı … ve asli müdahil … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında Ağrı ili Doğubayazıt ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 140 ada 12 parsel sayılı 4.965.855,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kamu orta malı niteliğinde mera vasfıyla sınırlandırılmıştır.
Davacı … dava dilekçesinde, 140 ada 12 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının tarla bir kısmının ise çayır vasfıyla zilyetliğinde olduğunu, taşınmazın kendisine babasından irsen intikal ettiğini, şahsi zilyetliğinin 50 yılı eklemeli zilyetliğinin ise 70-80 yıl olduğunu, taşınmazın ilgili bölümlerinin 1938 yılına ait 286, 294, 296, 317 ve 318 tahrir numaralı arazi vergi kayıtlarının kapsamında kaldığını belirterek taşınmaza ilişkin kadastro tespit tutanağının iptali ile taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen dosya davacısı … dava dilekçesinde, 140 ada 12 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kendisine ait 30 dönümlük çayır vasfında taşınmaz olduğunu, taşınmazın bu kısmına 1975 yılından beri zilyet olduğunu, taşınmazın kendi zilyetliğinde olan kısmının her yıl çayırını biçmek suretiyle tasarrufta bulunduğunu belirterek taşınmaza ilişkin kadastro tespit tutanağının iptali ile taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Yargılama sırasında davasından feragat etmiştir.
Birleşen dosya davacısı … dava dilekçesinde, 140 ada 12 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kendisine ait ikisi tarla biri ise çayır vasıflı üç parça taşınmaz olduğunu, söz konusu taşınmaz bölümlerinin babası adına düzenlenen 1938 yılına ait 307, 328 ve 329 tahrir numaralı arazi kayıtları kapsamında kaldığını, babasının 1968 yılında vefat etmesi ile söz konusu taşınmazların miras yoluyla kendisine intikal ettiğini, babasının zilyetliğinin 30 yılı aşkın süre, şahsi zilyetliğinin ise 20 yıl boyunca devam ettiğini belirterek taşınmaza ilişkin kadastro tespit tutanağının iptali ile taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen dosya davacısı … … dava dilekçesinde, 140 ada 12 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kendisine babasından miras yoluyla intikal eden iki parça çayır vasıflı taşınmaz bulunduğunu, babasının sağlığında söz konusu taşınmaz bölümlerine 40 yıl boyunca zilyet olduğunu, babasının sağlığında yapılan harici taksim neticesinde taşınmaz bölümlerinin kendi payına verildiğini, babasından devraldığı eklemeli zilyetliğinin 80-90 yılı aşkın süredir devam ettiğini belirterek taşınmaza ilişkin kadastro tespit tutanağının iptali ile taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen dosya davacısı … dava dilekçesinde, 140 ada 12 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kendi zilyetliğinde bulunan tarla vasıflı bir bölüm olduğunu, bu yerin kendi adına tanzim edilen 1938 tarihli ve 297 tahrir numaralı arazi vergi kaydı kapsamında kaldığını, taşınmaza zilyetliğinin aralıksız şekilde devam ettiğini belirterek taşınmaza ilişkin kadastro tespit tutanağının iptali ile taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Asli müdahil … müdahale dilekçesinde, 140 ada 12 parsel sayılı taşınmaz içerisinde yıllardır kendi zilyetliğinde olan 25 dönümlük bir kısım olduğunu, müdahale talebinin kabulü ile taşınmazın ilgili kısmının adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Müdahil davacı … tarafından mahkememize sunulan 20.01.2015 havale tarihli dilekçede özetle; dava konusu taşınmaz içerisinde bozmadan önceki keşif sonrası hazırlanan fen bilirkişi raporunda (F) harfi ile gösterilen taşınmazın uzun süredir eklemeli zilyetliğinde olduğunu, babasının uzun yıllar taşınmaza zilyet olduğunu, yaşlılığı ile birlikte sağlığında zilyetliği kendisine devrettiğini beyanla, müdahale talebinin kabulü ile taşınmazın ilgili kısmının adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, “taşınmaz bölümleri üzerinde davacılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu” gerekçesiyle davacı ve müdahil davacıların davalarının kabulüne, mevcut kadastro tespitinin iptali ile, 25.09.2013 tarihli fen bilirkişi raporunda (A), (B) ve (C) harfleriyle gösterilen kısımların … adına, tapuya kayıt ve tesciline, mevcut kadastro tespitinin iptali ile, 25.09.2013 tarihli fen bilirkişi raporunda (D) harfiyle gösterilen kısmın … adına, tapuya kayıt ve tesciline, mevcut kadastro tespitinin iptali ile, 25.09.2013 tarihli fen bilirkişi raporunda (E) harfiyle gösterilen kısmın … adına, tapuya kayıt ve tesciline, mevcut kadastro tespitinin iptali ile, 25.09.2013 tarihli fen bilirkişi raporunda (F) harfiyle gösterilen kısmın … adına, tapuya kayıt ve tesciline, müdahil davacı …’ın davasının feragat nedeniyle reddi ile, geriye kalan kısımların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı … tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi’nin 29.05.2014 tarihli ve 2014/4769 Esas, 20147/7238 Karar sayılı kararıyla “Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 297. maddesi 1. fıkrası (b) bendi hükmüne göre; gerekçeli kararda tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti Kimlik numarasının, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerinin bulunmasının zorunlu olduğu anılan madde uyarınca davanın tarafı olan Hazinenin gerekçeli karar başlığında gösterilmemesinin mutlak bozma nedeni olduğu” gerekçesiyle mahkeme kararının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilerek bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, “yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ve tutanak tanıkları ve taraf tanıkları bahsi geçen vergi kayıtlarının mevkii olarak dava konusu taşınmaza uyduğunu ancak sınırlarına ilişkin net bilgi veremedikleri, sınırların ancak zilyetleri tarafından bilinebileceğini beyan ettikleri, keşifte edinilen gözlemde ve ziraat bilirkişi raporu ile jeodezi fotogrametri mühendisi raporunda dava konusu taşınmazın mera vasfında bulunduğunun anlaşıldığı ve kamu orta mallarından sayılan mera üzerinde sürdürülen zilyetlik (süresi ne olursa olsun) hukukça değer taşımayacağından davacıların ve asli müdahillerin davalarını ispat edemedikleri” gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine, asli müdahil …’ın davasının feragat nedeniyle reddine, 140 ada 12 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline kaydına karar verilmiş; hüküm, birleşen dosya davacıları …, … mirasçısı … ve asli müdahil … tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup birleşen dosya davacıları …, … mirasçısı … ve asli müdahil … temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan sebeplerle;
Temyiz isteminin reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL’nin temyiz eden birleşen dosya davacılarından alınmasına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
10.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.