|
ÖZET: Uyuşmazlık, Sivas ili Doğanca köyündeki taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, kamulaştırma bedelini belirleyerek davayı kabul etmiştir. Ancak, davalı vekili, belirlenen bedelin düşük olduğunu ve taşınmazın gerçek değerinin tespit edilmesi gerektiğini savunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak dosyayı yeniden incelemek üzere geri göndermiş, ardından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, davalı vekili ve Hazine vekilinin istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Mahkeme, kamulaştırma bedelinin belirlenmesinde herhangi bir isabetsizlik olmadığını, taşınmazın tarla olarak değerlendirildiğini ve faiz oranlarının doğru belirlendiğini ifade etmiştir. Ayrıca, 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesinin iptal edilen fıkrasının geriye yürümeyeceği ve davanın açıldığı tarihteki hukuki duruma göre değerlendirileceği belirtilmiştir. Sonuç olarak, temyiz itirazları reddedilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır. |
5. Hukuk Dairesi 2024/3635 E. , 2024/10307 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2335 Esas, 2024/194 Karar
DAVA TARİHİ : 26.06.2020
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/31 Esas, 2022/381 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun’la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Demirdağ Organize Sanayi Bölgesi adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili ile dahili davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ile dahili davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde; Sivas ili, …, Doğanca köyü 128 ada 6 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Demirdağ Organize Sanayi Bölgesi adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; idare tarafından belirlenen kamulaştırma bedelinin çok düşük olduğunu, taşınmazın gerçek değerinin tespit edilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile dahili davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında kamulaştırma bedelinin oldukça düşük belirlendiğini, objektif değer artışı oranı ve kapitalizasyon faizi oranının hatalı belirlendiğini, dosya kapsamında dava konusu taşınmaza ilişkin kesinleşmiş bir müsadere kararının bulunmadığını, ileride müsadere kararının gündeme gelmesi ihtimalinde ise taşınmazın elden çıkması karşısında bedel üzerinden değerlendirme yapılabileceği mevzu hükümler gereği olduğunu, bu halde kamulaştırma bedeli hakkında doğrudan hüküm kurulması gerekirken dava konusu taşınmazın mülkiyetinin çekişmeli olduğundan bahisle 2942 sayılı Kanun’un 18 inci maddesi uyarınca hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırılık teşkil ettiğini, davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden lehine hükmedilen vekâlet ücretinin az ve hatalı hesaplandığını belirterek kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Dahili davalı Hazine vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kamu tüzel kişilerin ve kurumların sahip oldukları taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakları diğer bir kamu tüzel kişisi veya kurumu tarafından kamulaştırılamayacağından ve bu nedenle işbu davayla Maliye Hazinesine husumet yöneltilemeyeceğinden davanın … yönünden husumetten reddinin gerektiğini, yerel mahkeme, Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/122 sayılı dosyasında müsadereye ilişkin henüz karar verilmediği hâlde, müvekkil Maliye Hazinesini davaya dahil ettiğini, Hazinenin davaya konu yer ile alakalı herhangi bir mülkiyet iddiasının zaten bulunmadığını, ayrıca kamu tüzel kişilerin ve kurumların sahip oldukları taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakları diğer bir kamu tüzel kişisi veya kurumu tarafından kamulaştırılamayacağını, bu nedenle işbu davayla Maliye Hazinesine husumetin yöneltilemeyeceğini, davada davalı Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince Maliye Hazinesinin yasal hasım olduğu gerekçesiyle lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiş olup buna karşı Hazine tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, yapılan değerlendirmede her ne kadar İlk Derece Mahkemesinin yasal hasım olma gerekçesi doğru değil ise de sonuç olarak Maliye Hazinesinin dosyada taraf sıfatının olmadığı anlaşılmış olmakla bu aşamada lehine vekâlet ücreti verilmemesi uygun görüldüğü, yapılan keşif neticesinde bilirkişiler tarafından dava konusu taşınmazın tarla olarak ele alınması, kuru tarım arazisi olarak değerlendirilmesi ve buna göre münavebe usulü uygulanarak taşınmaza değer biçilmesi, kapitalizasyon faiz oranının %5, objektif değer artışının %10 oranında uygulanması doğru olduğu gibi davanın açıldığı tarihten itibaren 4 ay sonrasından başlatılarak karar tarihine kadar faiz işletilmesi, vekâlet ücretine yönelik değerlendirmelerin ve ayrıca devam eden ceza dosyasında henüz müsadereye karar verilmediğinden ve fakat 2942 sayılı Kanun’un 18 inci maddenin üçüncü fıkrası gereğince verilmesi muhtemel bir müsadere kararında mülkiyetin Hazineye geçebilme ihtimali olacağından İlk Derece Mahkemesince bu madde çerçevesinde bedelin 3’er aylık vadeli hesapta nemalandırılarak, ilerde çıkacak hak sahibine ödenmesine karar verilmesi de usul ve kanuna uygun bulunduğundan istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile dahili davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiğini, bu nedenle kamulaştırma bedellerine en geç taşınmazlara el atma tarihinden itibaren ve mevduata uygulanan en yüksek oran üzerinden faiz uygulanması gerekirken; dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için faiz uygulanmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Dahili davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğini, objektif değer artış oranının az olduğunu ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile 11 inci ve 12 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak adil ve hakkaniyete uygun olarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiş. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; ”İptal kararları geriye yürümez” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; ”Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme itiraz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; ” Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır” genel hukukî prensibin hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, 10.05.1017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasında başlamak üzere yasal faiz uygulanması doğrudur.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekili ile dahili davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Dahili davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.