|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescili istemine ilişkin bir uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacı idare, kamulaştırma bedelinin ödendiğini ve tebligatların usulüne uygun yapıldığını iddia ederken, davalı taraf bu iddiaları ispat edemediğini öne sürmüştür. İlk Derece Mahkemesi, davanın kısmen kabulüne karar vermiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi, davalıların kamulaştırma bedelinin ödendiğine dair yeterli delil sunamadığını belirterek davanın reddine karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, davacı idarenin sunduğu belgelerdeki tebliğ şerhlerinin yetersiz olduğunu ve usule uygun tebliğ yapılmadığını tespit etmiştir. Bu nedenle, davalılar yönünden 2942 sayılı Kanun’un 17. maddesinde belirtilen yasal koşulların oluşmadığı sonucuna varılmıştır. Ancak, davacı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi, davacı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabul edilmesine neden olmuştur. Sonuç olarak, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını usul ve kanuna uygun bulmuş ve temyiz itirazlarını reddederek kararı onamıştır. Bu karar, kamulaştırma süreçlerinde tebligat ve ödeme yükümlülüklerinin önemini vurgulamaktadır. |
5. Hukuk Dairesi 2024/3129 E. , 2024/10022 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1302 Esas, 2024/2 Karar
DAVA TARİHİ : 28.01.2021
KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/72 Esas, 2021/763 Karar
Taraflar arasındaki 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 17 nci maddesine dayanan tapu iptal ve tescil istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, …, … Mahallesi 124 ada 163 (eski 797) parsel sayılı taşınmazın DSİ Genel Müdürlüğünün Sazlıdere Projesi İnşaatı nedeniyle idarece kamulaştırıldığını, Kıymet Takdir Komisyonu tarafından belirlenen kamulaştırma bedelinin 13.06.1996 tarihinde Ziraat Bankası Çatalca Şubesine 115736-25 numaralı makbuz ile bloke edildiğini ve Çatalca 2. Noterliğince 21.06.1996 tarihli ve 4444 numaralı sayılı kamulaştırma tebligatı çekildiğini, taşınmazın … adına tescil işlemi gerçekleştirilmediğini, ayrıca Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/565 Esas ve 1997/297 Karar sayılı dosya ile açılan tezyidi bedel davası sonucu taşınmaz maliklerinden …’a ödeme yapıldığını, tapu kayıt malikinin tapuda ferağ işlemi yaptırmadığını ileri sürerek 2942 sayılı Kanun’un mülga 17 nci maddesi gereğince taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça noter tebligatı yapılmasına rağmen davalı müvekkili tarafından ferağ işlemi yapılmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ferağ işlemine davetin müvekkiline usulüne uygun bir şekilde tebliğ edildiğinin ispat külfetinin davacı taraf üzerinde olduğunu, bu hususun ispat edilmediğini, davacı tarafından kamulaştırma bedelinin müvekkiline ödendiğinin de ispat edilmediğini, davanın kabulüne karar verilmesi halinde davacı tarafın vekâlet ücreti ve yargılama talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı idarenin 2942 sayılı kanunun 29uncu maddesinde sayılan giderleri bizzat ödemesi gerektiğini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden davacı idarenin sorumlu olduğunu belirterek hukuki dayanaktan yoksun ve ispat edilemeyen davanın reddine, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı idarenin kamulaştırma bedellerinin yatırıldığını, noter tebligatlarının çekildiğini iddia etmesine rağmen dilekçesinin ekinde bu bedellerin ödendiğine, kamulaştırma bedelinin bankaya yatırıldığına ya da noterden gönderilen tebligatların usulüne uygun bir şekilde ilgililere tebliğ edildiğine dair bir makbuz ya da tebliğ mazbatası sunmadığını, davacı idare tarafından kamulaştırma bedelinin ödendiğinin ispatlanması gerektiğini, aksi hâlde taşınmazın tescili talebinin reddedilmesi gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne davalılar … (1/1280) ve … (1/1280) adlarına elbirliği mülkiyeti ile kayıtlı hisselerin tapu kaydının iptali ile davacı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü adına kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı idare istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın kamulaştırma belgelerinin maliklere noter aracılığıyla tebliğ edildiğini, bu kişilere kamulaştırma bedellerinin ödendiğini, dolayısıyla bir kısım malikler yönünden davanın reddine karar verilmesini Kanuna aykırı bulduklarını, ayrıca iş bu davanın kamulaştırma bedelinin tespiti davası olmayıp 2942 sayılı Kanun’un mülga 17 nci maddesine dayalı tescil davası olduğunu, 1990’lı yıllarda yapılan kamulaştırmalar sonrasında davalılar veya murisleri tarafından kamulaştırma bedellerini almış olmalarına ve aradan yıllar geçmiş olmasına karşın tapuda idare lehine ferağ verilmediğinden taşınmazın idare adına tescilinin mümkün olmadığını, dolayısıyla davanın açılmasına davalıların sebebiyet verdiğini, davanın kabulüne karar verilmiş olması karşısında; İdare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, aksi yönde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyaya ibraz edilen belgelere göre haklarında açılan dava reddedilen davalılar veya murisleri tarafından kamulaştırma bedelinin artırılması için dava açılmadığı, kamulaştırma bedelinin bankaya depo edildiği, kamulaştırma işleminin tebliğ edildiği ispatlanamadığı, idare tarafından sunulan belgelerde tebliğ şerhlerinin yetersiz olduğu ve usule uygun tebliğ olmadığı, gibi yapılan tüm araştırmalara rağmen tüm bu davalılar yada murislerine kamulaştırma bedelinin ödendiği hususunda bir delil de elde edilemediği, dolayısıyla anılan davalılar yönünden 2942 sayılı Kanun’nun 17 nci maddesinde belirtilen yasal koşulların oluşmadığı anlaşılmakla bu davalılar yönünden davanın reddine ve bu davalılar yararına vekâlet ücreti takdir edilmesine yönelik Mahkeme kararı yerinde olduğu; ancak haklarında açılan dava kabul edilen davalıların açık kabul beyanı olmadığı anlaşıldığından davacı idare yararına vekâlet ücreti takdir edilmemiş olması doğru görülmeyerek davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, kamulaştırılan dava konusu taşınmazın 2942 sayılı Kanun’un mülga 17 nci maddesi uyarınca tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ile 371 inci maddeleri
2. 2942 sayılı Kanun’un mülga 17 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davacı idareden harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.