onecikan-yargitay

ÖZET: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın tescili davasında, davacı idarenin talebinin yerinde olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesinin kararını onayladı. Dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu ve belediye hizmetlerinden yararlandığı gerekçesiyle, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca değerinin belirlenmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığını vurguladı.

Davalıların itirazları, taşınmazın gerçek değerinin altında bir bedel belirlendiği ve yıpranma payının hatalı hesaplandığı yönündeydi. Ancak, mahkeme bilirkişi raporuna dayanarak, taşınmaz üzerindeki yapıların yıpranma payı düşülerek değerlendirildiğini ve montaj-demontaj masraflarının da dikkate alındığını belirtti.

Sonuç olarak, davalıların istinaf başvurusu esastan reddedildi ve ilk derece mahkemesinin kararının hukuka uygun olduğu tespit edildi. Bu durum, kamulaştırma süreçlerinde emsal değerlerin ve yıpranma paylarının doğru bir şekilde değerlendirilmesinin önemini ortaya koymaktadır.

5. Hukuk Dairesi         2024/2879 E.  ,  2024/10211 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/2135 Esas, 2024/78 Karar
    DAVA TARİHİ : 11.11.2020
    KARAR : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2020/231 Esas, 2023/145 Karar

    Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun’la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Çorum ili, …, Çöplü Mahallesi 18 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın müvekkili idare adına tescilini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    1. Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin savunma dilekçesi sunmasına zaman verilmeden savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle tahkikata ilişkin iş ve işlemler yapılmaya başlandığını, müvekkilinin dava dilekçesini tebliğ almasına müteakip idare mahkemesinde dava açma hakkı bulunduğunu, daha müvekkilinin bu hakkını kullanıp kullanmayacağı bile belirsizken ve bu durum bekletici mesele yapılmasını gerektiren bir durumken mahkemenin usul ekonomisi ilkesini göz ardı ederek açık bir şekilde hak ihlaline sebebiyet verdiğini, dava konusu taşınmazın salt arsa niteliğinde olmadığını, mevcut yapısı itibarıyla aynı zamanda bir ekmek fabrikası olduğunu, taşınmazda yer alan üretim hattının sökülerek yeniden kullanılmasının mümkün olmadığını, kullanılamaz hale gelecek bu makinelerin kıymet takdirinde dikkate alınması gerektiğini, taşınmazın civarında satışı yapılan müvekkilin taşınmazının yarısı büyüklüğündeki bir dükkan için 5.000.000 TL talep edildiğini, davanın dört ay içinde sonuçlandırılmaması halinde tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

    2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı idare tarafından oluşturulan kıymet takdir komisyonunca yeterli araştırılma yapılmadan taşınmazın birim bedeli ve toplam değerinin gerçek değerinin çok altında belirlenerek müvekkillerin mağduriyetine sebep olunduğunu, dava konusu taşınmazın salt arsa niteliğinde olmadığını, aynı zamanda 4 katlı ekmek fırını olarak çalıştırılan imarlı bir taşınmaz olduğunu, ayrıca taşınmazın kargir fırın olduğu düşünülecek olursa malzemelerin taşınma imkânının da söz konusu olmadığını, bahse konu yer ile ilgili 2006 yılında idare tarafından yine kamulaştırma kararı alındığını ve yapılan keşifte 890.000 TL civarında bir meblağ belirlendiğini, bu nedenle davacı idarenin söz konusu taşınmaz için teklif ettiği bedelde anlaşmanın mümkün olmadığını, keşif ve bilirkişi incelemesi ile gerekli araştırma yapılarak gerçek bedelin tespit edilmesini, davanın 4 ay içinde sonuçlandırılmaması halinde tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalılara ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    1. Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu, taşınmazın konumu itibarıyla kıymetli bir bölgede yer aldığını, dosyaya sundukları emsal taşınmazın metrekare birim fiyatının 89.768,14 TL olarak belirlendiğini, geçersiz bir gerekçeyle bu emsalin değerlendirmeye alınmadığını, emsal alınan taşınmazın uygun niteliğe sahip olmadığını, taşınmaz üzerindeki ekmek fırınına ait makinelerin montaj ve demontaj masrafları için belirlenen işçilik ücreti ve nakliye giderinin piyasa şartlarının altında hesaplandığını, raporlarda dört katlı betonarme binanın 34 yaşında olduğu belirtilmesine rağmen yıpranma oranının %32 yerine %40 olarak alınması suretiyle eksik yapı bedeli belirlendiğini, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle enflasyon karşısında müvekkilinin uğradığı mağduriyetin giderilebilmesi için 2023 yılı fiyatlarına göre yeniden hesaplama yapılarak karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
    2. Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için kıymet takdir komisyonu raporunda belirlenen bedelin düşük olduğunu, taşınmazın konumu itibarıyla kıymetli bir bölgede yer aldığını, emsal alınan taşınmazın uygun niteliğe sahip olmadığını, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu, emsal karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, dosyaya sundukları emsal taşınmazın metrekare birim fiyatının 89.768,14 TL olarak belirlendiğini, geçersiz bir gerekçeyle bu emsalin değerlendirmeye alınmadığını, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle enflasyon karşısında müvekkilinin uğradığı mağduriyetin giderilebilmesi için karar tarihindeki fiyatlara göre yeniden hesaplama yapılarak karar verilmesi gerektiğini, taşınmaz üzerindeki ekmek fırınına ait makinelere düşük bedel biçildiğini, ayrıca makinelerin montaj ve demontaj masrafları için belirlenen işçilik ücreti ve nakliye giderlerinin kamulaştırma bedeline eklenmediğini, raporlarda dört katlı betonarme binanın 34 yaşında olduğu belirtilmesine rağmen yıpranma oranının %32 yerine %40 olarak alınması suretiyle eksik yapı bedeli belirlendiğini, yasal faiz dışında ayrıca Merkez Bankası enflasyon oranlarına göre bedelin değerlemesi yapılarak bulunan farkın müvekkiline ödenmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın imar planı içerisinde kalan kadastro parseli olduğu, belediye hizmetlerinden yararlandığı, bu nedenle arsa vasfında kabul edilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, taşınmazın arsa vasfında olmasına göre 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi gereği kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre değerinin belirlenmesinde, mahallinde yapılan keşfe iştirak eden bilirkişi kurulunca yapılan tespit ve hesaplamalar sonucunda tanzim edilen 10.04.2023 tarihli ek rapor doğrultusunda belirlenen kamulaştırma bedelinde ve taşınmaz üzerindeki yapıya, yıpranma payı da düşülerek karşılık saptanmasında, makina ve demirbaşlara montaj-demontaj bedelleri düşülerek karşılık belirlenmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde de herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    1. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
    2. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca Anayasa Mahkemesinin 16.05.2023 tarihli kararıyla kamulaştırma bedeline yasal faiz uygulanmasına ilişkin hükmün iptal edilmesi nedeniyle kararın kanuna aykırı hale geldiğini ileri sürmüştür.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
    Uyuşmazlık, … olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2. 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası, 11 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları.

    3. Değerlendirme
    1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2. Arsa niteliğindeki Çorum ili, …, Çöplü Mahallesi 18 ada 1 parsel sayılı taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki yapılara ise aynı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesi, ayrıca dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ekmek fırınının taşınması ve tekrar kullanılması mümkün olan aksamının demontaj ve montaj masrafları ile birlikte nakliye gideri hesaplanmak suretiyle tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi yerindedir.
    3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması doğrudur.
    4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davalılardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.