amacına uygun olarak kullanılmayan alanların taşınmaz sahiplerine geri verilebileceği hakkında yüksek mahkeme kararlarının olduğunu; bugün kamulaştırma yapılması durumunda, bedelsiz terk yapan ve imar parseli olarak kabul edilen başvuruya konu parsel maliki ile terk yapmayan ve bu şekilde parselleri üzerindeki işletmelerinde faaliyetlerine devam eden kadastral parsel malikleri arasında çok büyük bir kamulaştırma bedeli farkı oluştuğunu; iddia ve şikâyetle, kamulaştırma davasının ivedilikle yeniden açılması ve kamulaştırma alanı olarak 2 kadastral parselin dikkate alınması, kamulaştırma bedelinin taşınmazın 784.86m lik kısmı üzerinden belirlenmesi hususunda gereğini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 03.09.2020 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle, 2.1. Trabzon ili, Yalıncak Mahallesi, ada, parsel numaralı taşınmaz üzerinde yapılan yola terk işleminin mülga Trabzon Belediye Encümeni’nin 24.01.1995 tarih ve 410 sayılı kararına istinaden yapıldığı, bu işlemlere dair Encümen Kararı ile Kroki ve İmar Durumunun ekte gönderildiği açıklamalarına yer verilmiştir.
2.2. Trabzon Belediye Encümeni’nin 24.01.1995 tarih ve 410 sayılı kararının incelenmesinden, başvuruya konu taşınmazın 3194 sayılı Kanunun 15. maddesi gereğince Merkez Yalıncak köyünde Osman Zeki Karaca adına kayıtlı tapunun pafta ve no.lu parsellerini tevhit edip bir bütün haline getirdikten sonra yolla ilgili kısımlarının bedelsiz terkine karar verildiği; 2.3. Kadastro gören yerlerde yapılacak düzeltme ve değişiklik işlemleri için Tescil Bildiriminin 2 (Beyanname) incelenmesinden, parsel sayılı ve 2395,72 m yüzölçümlü taşınmaz ile
2 2
parsel sayılı ve 1513,97 m yüzölçümlü taşınmazın tevhit edilerek, 3909,69 m yüzölçümlü A
2 2
parsel sayılı taşınmazın oluştuğu, taşınmazın 1133,23 m sinin yola terkinden sonra 2.776,46 m yüzölçümlü sayılı (yeni ada parsel) parselin oluştuğu, parselin 10.03.1995 tarih ve yevmiye numarası ile tescil edildiği; 2.4. 21.03.1995 tarihli İmar durumu ve eki Krokinin incelenmesinden, 02.11.1994- sayılı mer-i imar planına göre, ve no.lu parsellere imarda yol olan kısımlar gerisinde tevhitten sonra 36.20×30.20 ebatındaki kitleye H:8.75 yüksekliğinde inşaata izin verildiği; Hususları tespit edilmiştir.
3. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü’nün 21.08.2020 tarihli ve sayılı cevabi yazısından özetle, 3.1. Başvuruya konu Trabzon ili, Ortahisar ilçesi, Yalıncak/Merkez mahallesi ada, parsel 2 sayılı taşınmazın 127.93m ‘lik kısmının Trabzon Karadeniz Sahil Yolu Dünya Ticaret Merkezi
Köprülü Kavşağı Bağlantı Yolları Güney Çevre Yolu Doğu Kavşağı Km: 60+542.6861+113.00 yapımı nedeniyle alınan 23.08.2017 tarih ve 2017/93 sayılı Kamulaştırma İşlemine
Başlama Kararı uyarınca kamulaştırıldığı; Mahkemece dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin ikinci bilirkişi kurulu raporu esas alınarak 984.454,26-TL olarak tespit edildiği, yasada süre içerisinde davacı idare tarafından kamulaştırma bedelinin yatırılmamış olduğu, verilen kesin süreye rağmen depo kararının yerine getirilmemiş olduğu anlaşıldığından açılan davanın reddine 21.01.2020 tarihinde karar verildiği; tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine hükmün 10.03.2020 tarihinde kesinleştiği; Hususları anlaşılmıştır.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 18.10.1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının, 4.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. (Değişik: 3/10/2001-4709/2 md.)
maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 4.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”; 4.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu
Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”; 5. 03.05.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 5.1. “İfraz ve tevhid:” başlıklı 15. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında [04.07.2019 kabul tarihli, 10.07.2019 tarih ve 30827 sayılı R.G.de yayımlanan 7181 sayılı Kanunun 8.
maddesiyle yapılan değişiklik öncesi], “İmar planlarına göre yol, meydan, yeşil saha, park ve otopark gibi umumi hizmetlere ayrılan yerlere rastlayan gayrimenkullerin bu kısımlarının ifrazına veya tevhidine izin verilmez. İmar parselasyon planı tamamlanmış olan yerlerde yapılacak ifraz veya tevhidin bu planlara uygun olması şarttır. …”; 6. 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 6.1. “Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” başlıklı 10. maddesinde (Değişik: 24/4/2001 – 4650/5 md.), “Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, … asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, … idare adına tesciline karar verilmesini ister.
Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, … taşınmaz malın malikine … bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır.
Duruşma günü idareye de tebliğ olunur. …Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedelde anlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde keşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede sayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın değerini tespit için mahallinde keşif yapar… Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin beyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın değerini belirten raporlarını onbeş gün içinde mahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya vekillerini ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi raporlarına varsa itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınır. Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde gerektiğinde hakim tarafından onbeş gün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve hakim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder. Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının kamulaştırılma bedelidir. … İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına…
dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup tarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır. …” 6.2. “Kamulaştırma bedelinin tespiti esasları” başlıklı 11. maddesinde (Değişik:24/4/2001 – 4650/6 md.), “ …bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal veya kaynağın; a) Cins ve nevini, b) Yüzölçümünü, c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini, d) Varsa vergi beyanını, e) Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini, f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın kamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini, g) Arsalarda, kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini h) Yapılarda, resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını, ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri, Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit ederler. Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkate alınmaz. …”; 6.3. “Acele kamulaştırma” başlıklı 27. maddesinde, “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti
Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca
[2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 86 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulunca” ibaresi
“Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.] karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın (Değişik ibare: 24/4/2001 – 4650/15 md.) 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına (Değişik ibare: 24/4/2001 – 4650/15 md.) 10 uncu maddeye
göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir.
…” 7. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 7.1. “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”; 8. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin 8.1. “Tavsiye kararı” başlıklı 32. maddesinde, “(1) İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye kararı verilir…”; 8.2. “Ret kararı” başlıklı 33. maddesinde, (1) İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olmadığı kanaatine varılması hâlinde ret kararı verilir.”; Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
9. Kamu Denetçisi inceleme ve araştırması neticesinde, başvuranın kamulaştırma davasının ivedilikle açılmasına ilişkin talebinin kabulü ile bu yönden 2942 sayılı Kanun çerçevesinde iş ve işlemlere başlaması hususunda Karayolları Genel Müdürlüğü’ne tavsiyede bulunulmasını; başvuranın kamulaştırma bedelinin tespitine taşınmazın imar yoluna bedelsiz terk edilen kısmının da dâhil edilmesi yönündeki isteminin reddini önermiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran özetle, maliki olduğu taşınmaz üzerinde yapılaşabilmek için 3194 sayılı İmar 2
Kanununun 15. maddesi gereğince taşınmazının imar yoluna isabet eden 1.133,23m lik kısmını
Trabzon Belediyesi’nin 24.01.1995 tarih ve 410 sayılı Encümen kararı ile bedelsiz olarak terk 2 ettiğini, daha sonra aynı taşınmazın 127.93m ‘lik kısmının Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılmasına karar verildiğini, açılan kamulaştırma bedel tespiti ve tescil davasında taşınmazın daha önce imar yoluna bedelsiz terk edilen ve kamulaştırmaya konu devlet karayolunun genişletilmesi nedeni ile bu yol içinde kalmış bulunan kısmının kamulaştırma bedelinin belirlenmesinde dikkate alınmadığını, davanın ise depo edilen bedelin idarece yatırılmaması nedeniyle reddedildiğini; iddia ve şikâyetle kamulaştırma davasının ivedilikle yeniden açılması ve kamulaştırma bedelinin tespitine bedelsiz yola terki yapılan alanın da dâhil edilmesi hususunda gereğini talep etmektedir.
11. Bilindiği üzere, 3194 sayılı İmar Kanunu ile yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun olarak gerçekleşmesi amaçlanmakta olup, söz konusu amacın gerçekleşmesinde, belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde, mekânsal planlardan (çevre düzeni planları ve imar planları) yararlanılmaktadır.
İmar planları ile öngörülen düzenlemeler, ‘arsa ve arazi düzenlemesi’, ‘kamulaştırma’ ve
‘taşınmaz sahibinin isteği üzerine yapılan uygulamalar (ifraz ve tevhid)/parsel bazında imar uygulaması’ şeklinde tanımlanan üç yöntemle hayata geçirilmektedir. İmar planının bir bütün olarak uygulanmasını sağlayan yöntem İmar Kanununun 18. maddesinde tanımlanan ‘arsa ve arazi düzenlemesi’ olup bu düzenlemenin henüz hayata geçirilmediği planlı alanlarda taşınmazları üzerinde yapılaşmak isteyen maliklerce imar planına uygun olarak kamu hizmetine rastlayan kısımların kamuya bedelsiz terki yapılarak imar parselleri elde edilebilmektedir.
Bahse konu parsel bazında imar uygulaması sonucunda ise mevcut mülkiyet, imar planında tanımlanan imar fonksiyonuna uygun olarak yeniden belirlenmekte ve tapuya tescil edilerek yeni bir mülkiyet yapısına dönüşmektedir.
12. Dosyası kapsamında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden, başvuruya konu Trabzon ili, Ortahisar ilçesi, Yalıncak/Merkez mahallesi, ada parsel numaralı taşınmazın (eski parsel), Trabzon Belediye Encümeni’nin 24.01.1995 tarih ve 410 sayılı kararına istinaden başvuran adına kayıtlı, tapunun pafta ve no.lu parsellerinin tevhidi sonrasında 2 1133,23 m lik kısmının yola terkinden sonra oluştuğu ve parselin 10.03.1995 tarih ve yevmiye numarası ile tapuya tescil edildiği tespit edilmiştir. Bakanlar Kurulunun 29.01. 2004 tarih ve 2004/8177 sayılı kararı ile de söz konusu taşınmazın 127,93 m²’lik kısmının Trabzon
Karadeniz Sahil Yolu Dünya Ticaret Merkezi Köprülü Kavşağı ve Bağlantı Yolları Güney
Çevre Yolu Doğu Kavşağı arasında yol yapım ve emniyet sahası olarak acele kamulaştırılmasına karar verilmiş, Karayolları Genel Müdürlüğünce 23.08.2017 tarih ve 2017/92 sayılı kamulaştırma işlemine başlama kararı alınmıştır. Trabzon 2. Asliye Hukuk
Mahkemesi’nin esas karar sayılı “Acele El Koyma-Tespit” davası ile taşınmazın 127,93 m²’lik kısmına Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi gereğince davacı
Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından acele el konulmasına ve 352.217,65.-TL acele kamulaştırma bedelinin başvurana ödenmesine 22.01.2018 tarihinde karar verilmiştir. Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin esas ve karar sayılı Kamulaştırma (Bedel
Tespiti ve Tescil) davası sonucunda dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedeli ikinci bilirkişi kurulu raporu esas alınarak 984.454,26-TL olarak tespit edilmişse de, yasada öngörülen süre içerisinde davacı idare tarafından depo kararının yerine getirilmemesi nedeniyle 21.01.2020 tarihinde davanın reddine karar verilmiş, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine hüküm
10.03.2020 tarihinde kesinleşmiştir.
13. Başvuran, kamulaştırma davasının ivedilikle yeniden açılmasını talep etmekte ve kamulaştırma bedelinin tespitine bedelsiz yola terki yapılan alanın da dâhil edilmesinin, bir başka anlatımla kamulaştırma alanı olarak imar parseli yerine kadastral parselin dikkate alınmasının hakkaniyet gereği olduğunu iddia etmektedir.
14. Bilindiği üzere idareler, kamunun ihtiyaçlarını yerine getirme görevleri gereğince, kamu yararının gerektirdiği hallerde Anayasada, uluslararası sözleşmelerde ve yasada belirtilen sınırlamalara uymak kaydıyla, mülkiyet hakkını kısıtlayıcı veya bu hakkı ortadan kaldırıcı nitelikte eylem ve işlemlerde bulunabilmektedirler. Bununla birlikte, kişilerin mülkiyet hakkını kısıtlayacak şekilde taşınmazlarına müdahalede bulunulması durumunda yapılacak olan müdahalenin Anayasanın 13., 35., ve 46., maddelerine ve 2942 sayılı Kanunda belirlenmiş usul ve esaslara uygun olması, bir başka anlatımla kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir.
15. Kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yürütülecek iş, işlem, süreçler ile tarafların hak ve yükümlülükleri 2942 sayılı Kanunda düzenlenmiş olup, somut başvuru Kanunun 27., 10. ve 11. maddeleri kapsamında incelemeyi gerektirmektedir.
16. 2942 sayılı Kanunun “Acele kamulaştırma” ile ilgili 27. maddesinde, aceleliğine Bakanlar
Kurulunca karar alınacak hallerde gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği düzenlenmiştir. Bu maddenin atıf yaptığı 10. maddesinin birinci fıkrasında ise, kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idarenin, 7. maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle 8. madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat edeceği ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, idare adına tesciline karar verilmesini isteyeceği kural altına alınmıştır. Görüldüğü üzere, 2942 sayılı Kanununun 27. maddesi uyarınca tespit edilen bedel kamulaştırma bedeli olmayıp, tarafların uzlaşmaması ve tapuda ferağ verilmemesi halinde, idarece aynı Kanunun 10. maddesine göre açılacak tespit ve tescil davasında, yine Kanunun 15. maddesine göre dava tarihi itibarıyla taşınmazın değerinin tespit edilmesi kural gereğidir.
17. Yargıtay’ın uzman Dairelerinin 2942 sayılı Kanununun 27. maddesi ve 10. maddesi kapsamında yaptığı incelemelere bakıldığında somut başvuru bakımından iki karar önem arz etmektedir. Bunlardan ilki, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 04.12.2006 tarihli ve 2006/9264 esas ve 2006/10082 karar sayılı ilamıdır. Kararda özetle, 2942 sayılı Kanunun 27. ve 10.
maddelerine göre dava açma hak ve yetkisinin kamulaştırmayı yapan idarelere tanındığı, 4650 sayılı yasa ile (04.01.2001 tarihli) yapılan değişiklikten sonra, kamulaştırılan taşınmazların maliklerinin dava açma ve bu şekilde tespit isteme haklarının bulunmadığı belirtilmiştir. Somut başvuru yönünden önem arz eden ikinci karar ise, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 12.10.2011 tarihli ve 2011/7489 esas ve 2011/16045 karar sayılı ilamıdır. Kararda özetle, dava konusu taşınmaza ilişkin davalı idarece, Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi gereğince 13.08.2009 tarihinde acele el koyma kararı alındığı, ancak sonraki işlemlerin tamamlanmadığı, acele el koyma kararından sonra, davalı idarenin 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma
Kanununun 10. maddesine dayanan tespit ve tescil davası açması için gereken makul sürenin geçmesine rağmen dava açmaması sebebiyle söz konusu ihtilafın kamulaştırmasız el atma olarak değerlendirilerek, işin esasına girilip sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği tespiti yapılmıştır.
18. Yukarıda yer verilen ilgili mevzuat hükümleri ve konuya ilişkin yüksek mahkeme kararları somut olaya uygulandığında, 2942 sayılı Kanunun 27. ve 10. maddelerine göre dava açma hak ve yetkisinin kamulaştırmayı yapan idareye ait olduğu, Bakanlar Kurulunun 29.01.2004 tarih ve 2004/8177 sayılı kararı ile alınan acele kamulaştırma kararından 13 yıl sonra 23.08.2017 tarihinde şikâyete konu idarenin kamulaştırma işlemlerine başlama kararı aldığı, 2942 sayılı
Kanunun 27. maddesi gereğince 02.11.2017 tarihinde açılan acele el koyma ve tespit davasından sonra 31.10.2018 tarihinde açılan bedel tespit ve tescil davasının depo edilen bedelin idarece yatırılmaması nedeniyle 21.01.2020 tarihinde reddedildiği, başvurunun
Kurumumuz nezdinde incelemesinin yapıldığı tarih itibarıyla acele kamulaştırma kararının üzerinden yaklaşık 17 sene, acele el koyma kararının üzerinden yaklaşık 3 sene ve bedel tespit ve tescil davasına ilişkin hükmün kesinleşmesinden sonra ise yaklaşık 9 aylık süre geçtiği gözetildiğinde, idarenin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan tespit ve tescil davasını açması için gereken makul süreyi geçirdiği değerlendirilerek, ivedilikle kamulaştırma davasının açılması hususunda idareye tavsiyede bulunulmasına gerektiği kanaati ve sonucuna varılmıştır.
19. Başvuranın bir diğer talebi 1995 yılında imar yoluna bedelsiz terk edilen ve 2017 yılında kamulaştırmaya konu devlet karayolunun genişletilmesi nedeni ile bu yol içinde kalmış bulunan kısmın kamulaştırma bedelinin belirlenmesinde dikkate alınmasına ilişkindir. Başvuruya konu
158 ada, 6 parselin yola terkin işlemi Trabzon Belediye Encümeni’nin 24.01.1995 tarih ve 410
sayılı kararına istinaden 3194 sayılı Kanunun 15. maddesi gereğince yapılmış olup, Karayolları
Genel Müdürlüğünce de kamulaştırma işlemi güncel parsel durumu ve tapu kaydı dikkate alınarak gerçekleştirilmiştir. Bilindiği üzere, 3194 sayılı İmar Kanununda yapılan düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup emredici niteliktedir ve tarafları bağlamaktadır (Yargıtay 15. Hukuk
Dairesi, Esas: 2011/2215 Karar: 2012/2940, Tarih: 02.05.2012). Başvuranın, bedelsiz terkin hukuka aykırı olarak gerçekleştirildiği yönünde bir iddiası olmadığı gibi, kamuya bedelsiz terk edilen taşınmazın daha sonra plan değişikliği yapılarak özel mülkiyete konu edildiği veya farklı bir kamu hizmetine tahsis edildiği yönünde bir iddiası da bulunmamaktadır. Bu bağlamda başvuranın talebinin, uluslararası hukukun genel ilkelerine ve ilgili mevzuata, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile kamu düzenine uygunluk teşkil etmediği değerlendirilmiştir.
20. Öte yandan başvuran, bedelsiz terk sonucunda oluşan imar parselinin, kadastro parselleri karşısında kamulaştırma bedelinin tespitinde dezavantajlı olduğunu ve hakkaniyete aykırı sonuçlara yol açtığını iddia etmektedir. Bu iddia doğrultusunda, 3194 sayılı Kanunun 15.
maddesi ve 2942 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında kamulaştırmada somut emsale ilişkin
Yargıtay’ın uzman Dairesinin kararları incelenmiştir. Söz konusu kararlardan özetle, dava konusu taşınmazın kadastral parsel, emsal olarak incelenen taşınmazın 3194 sayılı İmar
Kanununun 15. ve 16. maddeleri uygulamaları ile yola terk işlemi yapıldıktan sonra oluşmuş imar parseli olması durumunda, dava konusu taşınmazın emsalle karşılaştırma sonucu bulunan değerinden düzenleme ortaklık payına karşılık gelecek oranda indirim yapılması gerektiğine dair kararlar verildiği görülmekle (Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E:2002/1112, K:2002/1417,
11.02.2002; E:2014/21308, K:2015/10221, 15.06.2015; E: 2014/15933, K: 2015/3906,
19.03.2015; E: 2015/127, K: 2015/3476, 16.02.2015; E: 2014/20085, K: 2014/18810,
22.12.2014), başvuranın iddiasının bu yönden de dayanaktan yoksun olduğu kanaati ve sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 21. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup başvuranın ivedilikle kamulaştırma davasının açılması istemi yönünden idarenin bu yönde işlem tesis etmesinin “kanunilik” ilkesinin gereği olduğu tespit edilmiştir. Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin idarelerin cevabi yazılarının ise “hesap verilebilirlik” ve “kararların gerekçeli olması” ilkelerine uygunluğu sağlayacak açıklamaları içermediği tespit edilmekle, idarelerden bundan böyle bu ilkelere de uygun hareket etmeleri beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
22. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa)
durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı Ankara
Mahkemeleri nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN
REDDİNE;
1. Başvuranın kamulaştırma davasının ivedilikle açılmasına ilişkin talebinin kabulü ile bu yönden 2942 sayılı Kanun çerçevesinde iş ve işlemlere başlaması hususunda
KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA;
2. Başvuranın kamulaştırma bedelinin tespitine taşınmazın imar yoluna bedelsiz terk edilen kısmının da dâhil edilmesi yönündeki isteminin ise REDDİNE;
6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis
edilecek işlemin veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, başvurana, Karayolları Genel Müdürlüğüne ve Trabzon Büyükşehir Belediye
Başkanlığına tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi