|
ÖZET: Uyuşmazlık, kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tapu kaydının iptali ile ilgili olarak ortaya çıkmıştır. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiş, ancak davacı idare ve bazı davalılar bu karara itiraz etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin adil ve hakkaniyete uygun olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararını onamıştır.
Davalılar, kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğini ve arta kalan alanın değer kaybının hatalı hesaplandığını ileri sürmüşlerdir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, emsal karşılaştırmasının 2942 sayılı Kanun’un hükümlerine uygun olduğunu ve bilirkişi raporunun geçerliliğini kabul etmiştir. Bu bağlamda, kamulaştırma bedelinin belirlenmesinde yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını onayarak, kamulaştırma bedelinin tespitinin ve tapu kaydının iptalinin hukuka uygun olduğunu tespit etmiştir. Davacı idarenin ve bazı davalıların temyiz talepleri reddedilmiştir. |
5. Hukuk Dairesi 2024/3788 E. , 2024/10172 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1047 Esas, 2024/122 Karar
DAVA TARİHİ : 22.12.2020
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/74 Esas, 2023/185 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun’la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tapu kaydının iptali ile yol olarak tapudan terkini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, …, Baklalı Mahallesi 149 ada 58 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili ile yol olarak terkinine talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar … vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; daha önce açılan dava olduğunu, teklif edilen bedelin çok düşük olduğunu, arta kalan alanda değer azalışı meydana geldiğini, taşınmazın gerçek bedelinin belirlenmesini talep etmiştir.
2. Davalı … cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın arsa vasfında olduğunu, teklif edilen bedelin çok düşük olduğunu, arta kalan alanda değer azalışı meydana geldiğini, taşınmazın gerçek bedelinin belirlenmesini talep etmiştir.
3. Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın arsa vasfında olduğunu, teklif edilen bedelin çok düşük olduğunu, arta kalan alanda değer azalışı meydana geldiğini, taşınmazın gerçek bedelinin belirlenmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa derhal ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline ve yol olarak terkine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelin yüksek belirlendiğini, emsal incelemesinin doğru yapılmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda kıyasi emsal alınan …, Baklalı Mahallesi 149 ada 67 parsel sayılı taşınmazın karşılaştırmasının hatalı yapıldığını, dava konusu taşınmazın kamulaştırılan kısmının yalnızca 44,77 m²lik kısmında TEK lehine irtifak hakkı bulunduğu hâlde, irtifak sebebiyle tüm alanda değer düşüklüğü hesap edilmesinin hatalı olduğunu, kamulaştırmadan arta kalan bölümünde arazi değeri üzerinden %20, enerji nakil hattı nedeniyle %50 değer düşüklüğü hesaplanmasının hakkaniyetli olmadığını, dava konusu taşınmaz arsa niteliğinde olduğundan kalan kısmın tek başına kullanılmaya elverişli olup olmayacağı araştırılarak belirlenmesi gerekirken arazi değeri üzerinden değer azalışı belirlenmesinin hakkaniyete uygun olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
3. Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın kamulaştılan kısmındaki irtifak alanı 44,77 m² olup en fazla olması gereken oran 44,77 m²/3.562,80 m² x 0,50= 0,007 olmalı iken, 0,1005 alınmasının hatalı olduğunu, 04.02.2022 tarihli fen bilirkişi ek raporundaki irtifak alanı belirlemesi ise 158,58 m² olarak hesaplanmış olup, kabul ve ikrar anlamına gelmemek kaydıyla, bu alan esas alınırsa; 158,58 m² kamulaştırılan alan için 3.562,80 m² x 0,50 (arsalar için en üst oran) = 0,022 değer düşüklüğü olduğunu, bu oran esas alınırsa arsa değerinin 420,00 TL/m² x (1 – 0,022) = 410,76 TL/m² olacağını, halbuki bilirkişi raporunda hatalı bir şekilde 401,05 TL/m² hesaplanarak maddi hata yapıldığını, kısmi kamulaştırma taşınmazı 2 parçaya böldüğünden arta kalan alan yüzölçümü olarak büyük görünse de, geometrik şekli olarak son derece şekilsiz ve yamuk olduğundan arta kalan kısma, %20 değil en az %50 oranında değer kaybı oranı hesaplanması gerektiğini, bedel için uygulanan yasal faizin mülkiyet hakkı ihlali sonucunu doğurduğunu, kamu alacakları için uygulanacak en yüksek faiz ile bedelin ödenmesi gerektiğinden kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinin 2942 sayılı Kanun’un değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, taşınmazın bilirkişi raporunda belirlenen niteliğine göre kamulaştırma bedelinin adil ve hakkaniyete uygun olduğu, Mahkemece iade kararı gereğince işlem yapıldığı, böylece Mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davacı idare ve bir kısım davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, … olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile 11 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesi ile adil ve hakkaniyete uygun olarak tespit edilen bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile tapudan yol olarak terkinine karar verilmesi yerindedir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare vekilinin tüm, bir kısım davalılar vekillerinin ise aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. Dava konusu taşınmaz üzerinde ileride kurulacak olan irtifak hakkı nedeniyle de değer düşüklüğü hesaplanmış olması bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı idare vekilinin tüm ve bir kısım davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Bir kısım davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesinin kararının BOZULMASINA, Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.12.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasa’nın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılardan … vekillerinin 27.02.2024 tarihli, Davalılardan … vekilinin 01.03.2024 tarihli temyiz dilekçelerindeki; “Dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına” ve “Dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar Anayasal faizin uygulanmasına” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasa’nın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun “Bozma Kararına ve 3 No’lu Değerlendirme görüşüne” bu yönüyle (faize ilişkin olarak) katılmıyoruz. 18.12.2024