|
ÖZET: Uyuşmazlık, kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların tapudan terkini üzerine kuruludur. Davacı idare, Bursa ilindeki taşınmazların bedelinin belirlenmesini talep ederken, davalı vekili, teklif edilen bedelin düşük olduğunu ve piyasa rayiç bedellerinin dikkate alınması gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespitine karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak dosyayı yeniden incelemeye almış ve yapılan değerlendirmeler sonucunda, taşınmazların konum ve niteliği dikkate alınarak daha yüksek bir objektif değer artışı uygulanması gerektiğine hükmetmiştir. Bu bağlamda, kamulaştırma bedelinin yeniden hesaplanması ve fark bedelin davalı tarafa ödenmesi yönünde yeni bir karar verilmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını, kamulaştırma bedelinin belirlenmesinde kullanılan oranların ve hesaplamaların uygun olduğunu belirterek onamış, ancak bazı tarihlerin düzeltilmesi gerektiğine karar vermiştir. Bu durum, kamulaştırma süreçlerinde değer tespitinin önemini ve hukuki değerlendirmelerin titizlikle yapılması gerektiğini göstermektedir. |
5. Hukuk Dairesi 2024/3807 E. , 2024/10231 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/847 Esas, 2024/34 Karar
DAVA TARİHİ : 20.10.2017
KARAR : Esastan ret/Yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karacabey 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/345 Esas, 2022/646 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun’la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun davacı idare vekili yönünden esastan reddine, davalı vekili yönünden kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Bursa ili, …, … 135 ve 136 parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazların yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlar için davacı idare tarafından teklif edilen bedelin düşük olduğunu, taşınmazın bulunduğu bölgede sanayi siteleri kurulduğunu, bölgedeki emsal satışların araştırılarak piyasa rayiç bedellerine göre karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile kamulaştırılan taşınmazların yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kapitalizasyon faiz oranının tespitinde dikkate alınan unsurların mükerrerlik oluşturacak şekilde objektif değer artış oranının tayininde de esas alındığını, dava konusu taşınmazların objektif değer artışı uygulanmaksızın gerçek rayiç değerine ulaştığını ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu, taşınmazların bulunduğu bölgedeki emsal satışların dikkate alınması gerektiğini, objektif değer artış oranının ise en az %300-400 oranında uygulanması gerektiğini, arta kalan kısım için hesaplanan değer azalışının az olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki taşınmazlara olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesinin 2942 sayılı Kanun’un değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, ancak aynı bölgeden intikal eden dosyalar ile dava konusu taşınmazların konum ve niteliği dikkate alındığında daha yüksek oranda objektif değer artışı uygulanması gerektiği belirtilerek, uygun görülen oran üzerinden yeniden yapılan hesaplama sonucu tespit edilen fark bedelin depo ettirilmesi suretiyle davalı tarafa ödenmesi yönünden yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede uygulanmakta olan kapitalizasyon faiz oranının sulu tarım arazileri için %5, kuru tarım arazileri için %6 olduğu halde %5 ve %4 olarak alınıp buna göre değerlendirme yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, münavebeye alınan ürünler için resmi veri listesindeki ortalama verim, fiyat ve üretim masraflarının esas alınması gerektiğini, münavebe sistemine önceki yıllara ait Karacabey İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü resmi veri listelerinde yer almayan arpacık soğanın alınmasının düşündürücü olduğunu, Yargıtay kararı ile İzmir Kemalpaşa dosyalarında üretim masraflarının brüt gelirin 1/3’ünü geçemeyeceği kuralının uygulandığını, ancak bu durumun o bölgede yaşanan soğuk zararı sebebine dayalı olağandışı bir gerekçeye dayandığını, olağandışı bir durum olmadığına göre Karacabey ilçesinde üretim masraflarının brüt gelirin 1/3’ünü geçemeyeceği kuralının uygulanmaması gerektiğini, taşınmazın sulama kaynağı ve yeterliliği araştırılmadan sulu arazi olarak kabul edildiğini, kamulaştırmadan arta kalan kısım için %20 oranında değer azalışı uygulanmasının hatalı olduğunu, müvekkili idare lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, … olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası, 11 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ve 12 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arazi niteliğindeki Bursa ili, …, … 135 ve 136 parsel sayılı taşınmazlara 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi yerindedir.
3. Dava konusu taşınmazların hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranı ve objektif değer artış oranı uygun görülmüştür.
4. Dava konusu 135 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan kısmının yüzölçümü, geometrik şekli ve kullanım durumu dikkate alındığında uygulanan değer azalışı oranının makul olduğu değerlendirilmiştir.
5. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak, davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.
6. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
7. Tespit edilen kamulaştırma bedeli için uygulanacak faiz başlangıç ve bitiş tarihlerinin hükümde hatalı gösterilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (6) numaralı alt bendinde yer alan “11.09.2018” tarihlerinin hükümden çıkartılması, yerlerine ayrı ayrı “21.02.2018” tarihinin yazılması, aynı alt bentte yer alan “14.12.2023” tarihinin hükümden çıkartılması, yerine “11.01.2024” tarihinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.