|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın tescili üzerine yapılan bir uyuşmazlığı ele almaktadır. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi, davacı idare vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddederken, davalı vekilinin başvurusunu kabul ederek kamulaştırma bedelini 511.205,45 TL olarak yeniden belirlemiştir.
Mahkeme, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca, taşınmaz üzerindeki yapı ve ağaç bedellerinin doğru bir şekilde değerlendirilmediğini tespit etmiştir. Özellikle, taşınmaz üzerindeki 10 yaşındaki bağ bedelinin 2022 yılı verilerine göre değerlendirilmemesi ve yapı bedelinin yıpranma payının net bir şekilde açıklanmaması, mahkemenin kararında önemli bir rol oynamıştır. Sonuç olarak, mahkeme, kamulaştırma bedelinin doğru bir şekilde tespit edilmesi için ek rapor alınmasını ve taşınmazın davacı idare adına tescil edilmesini sağlamıştır. Bu karar, kamulaştırma süreçlerinde emsal değerlerin ve taşınmaz üzerindeki unsurların doğru bir şekilde değerlendirilmesinin önemini vurgulamaktadır. |
5. Hukuk Dairesi 2024/3467 E. , 2024/10138 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1742 Esas, 2023/3213 Karar
DAVA TARİHİ : 23.05.2022
KARAR : Esastan ret/Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Hadim Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/352 Esas, 2023/91 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun’la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun davacı idare vekili yönünden esastan reddine, davalı vekili yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Konya ili, Hadim ilçesi, Dedemli Kasabası Aşağı Mahallesi 263 ada 5 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda sulu tarım yapılabileceğini, belirlenen ve teklif edilen değerin az olduğunu, keşif kararı verilerek taşınmazın talepleri doğrultusunda kamulaştırılmasını talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırma sahası dışında bulunan Hadim ilçesi … 147 ada 35 parsel sayılı ve Armağan Mahallesi 186 ada 22 parsel sayılı taşınmazların emsal alınarak halihazırda arsa olmayan taşınmaza arsa olarak değerleme yapıldığını, emsal olarak kabul edilen bu taşınmazların teknik ve hukuki olarak dava konusu taşınmaza emsal (benzer) olmasının mümkün olmadığını, eski Dedemli Belediyesince 2007 yılında İller Bankasına yaptırılan 1/1000 uygulama imar planının hiç tatbik edilmemiş olduğunu, Bozkır Barajı kamulaştırma sahasındaki parsellerin Konya ili, Bozkır ve Hadim ilçe sınırları içinde bulunmakta olup kısmen ve tamamen kamulaştırılacak tüm taşınmazların, nazım ve uygulama imar planı sınırları dışında olduğunu, bilirkişi raporunda taşınmaz üzerindeki ağaç bedellerinin hatalı olarak hesaplandığını, bilimsel olmadığını, çok yıllık tarım ürünlerinde (kapama meyve bahçeleri) kıymet takdiri yapılırken, tek yıllık tarımsal ürünlerde (münavebe bitkileri) kullanılan hesaplama yönteminin kullanılması mümkün olmayıp periyodik gelirlerin kapitalizasyonu yönteminin kullanılması gerektiğini, ayrıca kapama bahçe olarak değerlendirilmiş ve m² bedeli kapama bahçe olarak belirlenen parsellere, fazladan münferit ağaç bedeli verilmesinin uygun olmadığını, % 4 kapitalizasyon oranı uygulanmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın Dedemli Mahallesinde merkez kabul edilen Merkez Camii’nin hemen karşısında ve köy meydanındaki anayol üzerinde olduğunu, mahallenin merkezinde olan taşınmazın arsa bedeline 134,96 TL metrekare birim fiyatı belirlenmesinin hatalı olduğunu, % 25 alınan yıpranma oranına da ayrıca itiraz ettiklerini, evin kat kısmı ve metrekaresinin de hatalı hesaplandığını, davalıya ait taşınmazın arsa kısmına yapılan hesaplamanın kabulünün mümkün olmadığını, emsalinden bile daha değerli olan bir arsayı oranlayarak neredeyse beşte bir bedel tespit edilmesinin kabul edilebilir olmadığını, bütün kriterlerde de davalıya ait taşınmaza oldukça düşük değerler verildiğini, ağaç bedellerinin de hatalı hesaplandığını, çoğu ağaca fidan bedeli belirlendiğini, yapılan değerlendirmeler sonucu davalının arsasının değerinin çok düşük kaldığını ve kararın kaldırılarak yeniden rapor alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı içerisinde bulunan arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza, 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi maddesi uyarınca kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan emsalin satış değeri alınarak, emsalin ve dava konusu taşınmazın birbirlerine üstünlük oranları tartışılıp, değerlendirme tarihi itibarıyla dava konusu taşınmazın ve satışı tarihi itibariyle somut emsalin imar planı içerisinde kadastro parseli olup, düzenleme ortaklık payı düşülmemiş olması değerlendirilerek kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın tapusunun iptali, davacı adına tesciline dair verilen kararda ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı, ancak taşınmaz üzerindeki 10 yaş bağ bedelinin 2022 yılı verilerine göre değerlendirmeye alınmamış olması doğru olmadığı gibi yapı bedelinin belirlenmesinde yapı yaşının açık olarak belirtilip, dayanak ilgili kurum verilerine göre yıpranma payının denetime elverişli şekilde açıklanması gerektiğinden Dairece önceki bilirkişi heyetinden ek rapor alınmak suretiyle dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedeli 511.205,45 TL olarak tespit edildiği, dava konusu taşınmaz için dairece tespit edilen 511.205,45 TL kamulaştırma bedeli ile İlk Derece Mahkemesince belirlenen 511.083,06 TL arasındaki fark bedeli olan 122,39 TL’nin davacı idare tarafından ilgili banka hesabına depo edildiği anlaşılmakla, davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile bedel yönünden hüküm düzeltilerek yeniden esas hakkında davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kamulaştırma bedeline kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, … olarak davacı kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile 11 inci ve 12 nci maddeleri
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki Konya ili, Hadim ilçesi, Dedemli Kasabası Aşağı Mahallesi 263 ada 5 parsel sayılı taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak, üzerindeki yapıya ise aynı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek, üzerinde bulunan ağaca ise yaş, cins ve verim durumlarına göre değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi yerindedir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.