|
ÖZET: Uyuşmazlık, kamulaştırılan taşınmazın geri alım hakkının kullandırılmaması nedeniyle davacının uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı, müvekkilinin miras bırakanının taşınmazının kamulaştırıldığını, ancak idarenin bu taşınmazı kullanmadığını ve satış işlemleri hakkında bilgilendirilmediğini öne sürmüştür. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca geri alma haklarının kullandırılmadığını belirten davacı, taşınmazın niteliğinin değiştiğini ve tazminat talep etmiştir.
Mahkeme, davanın reddine karar vermiştir. Ancak Yargıtay, kamulaştırma işleminin kesinleşmesinden sonra idarenin taşınmazı kullanmaması durumunda geri alma hakkının ihlal edildiğini ve bu nedenle davanın esasına girilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Yargıtay, 2942 sayılı Kanun’un 22. maddesi uyarınca geri alma hakkının kullanılması için gerekli sürelerin dikkate alınması gerektiğini belirtmiş ve mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, davacının geri alma hakkının ihlal edildiği ve bu nedenle tazminat talebinin değerlendirilmesi gerektiği yönünde hüküm vermiştir. Mahkeme, bozma kararına uyarak davayı yeniden değerlendirmiş, ancak davacının herhangi bir zararının bulunmadığına karar vermiştir. |
5. Hukuk Dairesi 2024/3532 E. , 2024/9659 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/4 Esas, 2023/331 Karar
ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN
BİRLEŞTİRİLEN DAVADA
DAVA TARİHİ : 15.01.2014
KARAR : Ret
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun’la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 22 nci maddesine göre idarenin davacıya geri alım hakkını kullandırmaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Dairemizin bozma kararından sonra davacı tarafından aynı taleple davalı … aleyhine dava açılmış, açılan davanın eldeki dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; …, Oba Mahallesi, 2085 nolu parselin alacağı temlik eden müvekkilinin murisi …’a ait iken Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1989/474 Esas, 1991/147 Karar sayılı ilamı ile Tekel hizmet binası olarak kamulaştırıldığını ve 90.000.000 TL kamulaştırma bedelinin bankaya yatırıldığını, temlik eden müvekkilinin tek mirasçı konumunda olduğunu, kamulaştırma işleminin devamında kurum tarafından herhangi bir kullanım yapılmadığını, atıl bırakıldığını, en son satış kararı alınarak 31.05.2000 tarihli, 1 numaralı ihale komisyonunun 667 sayılı kararıyla 35.000.000.000 TL’ye satıldığını, bu işlemler hakkında müvekkilinin bilgilendirilmediğini, bu nedenle 2942 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinde belirtilen geri alma haklarının kullandırılmadığını, satıştan sonra belediye tarafından parselin bir kısmının yol, bir kısmının çocuk parkı olarak terki yapıldığını, yine üzerinde bina da bulunduğunu, taraflarına ödenen kamulaştırma bedeli düşüldükten sonra dava konusu taşınmazın niteliğinin de değişip değişmediğinin belirlenerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Yargıtay uygulamalarına göre taşınmazın bedelinin hesaplanıp eksik kalan kısmının ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleştirilen dava dilekçesinde özetle; asıl davadaki taleplerini Tarım ve Orman Bakanlığına yöneltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; satış için gerekli duyuruların ilan suretiyle yapıldığını, bunun tebliğ yerine geçtiğini, bu nedenle davanın zamanaşımına uğradığını, husumetin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına düştüğünü, yine 2942 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinde belirtilen üç aylık hak düşürücü sürenin geçtiğini, aynı konuda daha önceden 1999/537 Esas, 1999/564 Karar sayılı dosyanın görüldüğünü ve davanın reddedildiğini, kesin hüküm teşkil ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 02.12.2014 tarihli ve 2014/26 Esas, 2014/703 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairece yapılan temyiz incelemesi sonucunda; davanın 15.01.2014 tarihinde açıldığını, 11.06.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 14.05.2015 tarihli ve 2014/177 Esas, 2015/49 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun’a 6552 sayılı Kanun’un 101 inci maddesi ile eklenen geçici 9 uncu maddenin “Bu kanunun 22 nci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri ile” bölümünün iptal edildiği gözetildiğinde; 2942 sayılı Kanun’un 22/3 maddesinde değişiklik yapan 6552 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 11.09.2014 tarihinden önce açılan ve kesinleşmeyen davalarda 2942 sayılı Kanun’un 22/3 maddesi ile getirilen 5 yıllık hak düşürücü süre şartının uygulanma imkanı kalmadığı anlaşıldığından, işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmeyerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 18.07.2019 tarihli ve 2019/70 Esas, 2019/238 Karar sayılı kararı ile davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 18.07.2019 tarihli ve 2019/70 Esas, 2019/238 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; 4650 sayılı Kanun ile değişik 2942 sayılı Kanun’un 22 nci maddesine göre davalı idarece kamulaştırılan taşınmazın kamu yararı amacı taşıyan başka bir idareye devri ya da tahsisi gerçekleştirilmediği sürece; kamulaştırmanın kesinleşmesinden sonra, taşınmaz malların kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmaması halinde, keyfiyetin idarece mal sahibi veya mirasçılarına 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre duyurulacağı, bu duyurma üzerine mal sahibi veya mirasçıları kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte üç ay içinde ödeyerek taşınmaz malı geri alabileceği, iade işleminin kamulaştırmanın ve bedelinin kesinleşmesinden sonra bir yıl içinde gerçekleşmesi halinde kamulaştırma bedelinin faizinin alınmayacağı, bu madde hükümlerine göre taşınmaz malı geri almayı kabul etmeyen mal sahibi veya mirasçılarının 23 üncü maddeye göre geri alma haklarının da düşeceği, bu madde hükümleri, kamulaştırmanın kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl geçmiş olması halinde uygulanmayacağı hükmünün yer almakta olduğu, söz konusu maddede kamulaştırılan taşınmaza ihtiyacı kalmayan idarenin, kamulaştırmadan sonraki davranışlarının düzenlendiği belirtilerek davada uygulama yeri olmayan 2942 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesi uyarınca geri alım istemine ilişkin açılan davada verilen ret kararının, aynı Kanun’un 22 nci maddesi uyarınca açılan davada kesin hüküm oluşturmayacağından, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeli ile davanın reddine karar verilmesi, doğru görülmeyerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı uyarınca bir kişiden ek rapor alınarak yurt içi üretici fiyat endeksi tablosu ile dava tarihi esas alınmak suretiyle güncelleme yapılmış, iki bedel arasında davacı taraf aleyhine değil lehine bir durumun söz konusu olduğu, bu durumda tazmini gereken bir zarar bulunmadığından davalı …Ş.’ye açılan davanın esastan reddine, birleştirilen 2021/42 Esas sayılı dosyasıyla ilgili olarak ise 5 yıllık hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra davanın açıldığı, 2942 sayılı Kanun’un 22 nci maddesine göre açılan davada sürenin sona erdiği, kaldı ki bir an için süresi içerisinde açıldığı kabul edilse bile davacının herhangi bir zararının bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; idare tarafından kamulaştırılan taşınmazın kullanılmadığını, atıl bırakıldığını, taşınmazın devri esnasında müvekkiline herhangi bir tebligat yapılmadığını, kamulaştırmanın yapıldığı dönem ile davanın açıldığı tarih arasında metrekare birim bedeli yönünden fahiş fark olduğunu, konumu itibarıyla taşınmazın oldukça değerli olduğunu, gayrimenkul değerleme uzmanından aldıkları raporun da bu hususları doğruladığını, gayrimenkul fiyatlarındaki artışın enflasyonun üzerinde olduğunu belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kamulaştırılan dava konusu taşınmaza ilişkin olarak davacının geri alım hakkının kullandırılmaması nedeniyle uğranılan zararın tazminini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanunun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
2. 2942 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 428 maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan mahkeme kararının ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
05.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.