onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacılar, taşınmazın Hazine adına kaydedildiğini ve usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapılmadığını belirterek, tazminat talebinde bulunmuşlardır. Davalı idare ise, kamulaştırma işleminin kesinleştiğini ve davanın zamanaşımına uğradığını savunmuştur. Mahkeme, ilk olarak davayı usulden reddetmiştir. Ancak Yargıtay, kamulaştırma işleminin davacılara tebliğ edilmediğini ve fiilen el atmanın varlığını dikkate alarak, davacıların tazminat talebinde bulunma hakkının bulunduğunu belirterek kararı bozmuştur.

Bozma sonrası yapılan yargılamada, mahkeme davacıların taleplerini kabul ederek, el atma tazminatının tahsiline karar vermiştir. Yargıtay, davalı idarenin temyiz talebini değerlendirirken, kamulaştırma işleminin usulsüz olduğunu ve davacıların haklarının ihlal edildiğini vurgulamıştır. Sonuç olarak, Yargıtay, davacıların tazminat taleplerinin kabul edilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu karar, kamulaştırmasız el atma durumlarında tazminat taleplerinin nasıl değerlendirileceğine dair önemli bir içtihat oluşturmuştur.

5. Hukuk Dairesi         2024/2808 E.  ,  2024/9198 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2022/136 Esas, 2023/281 Karar
    DAVA TARİHİ : 04.09.2012
    KARAR : Kabul

    Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
    Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
    Mahkeme kararı davalı idareler vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacılar vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde özetle; İstanbul ili, …, … Pirenlik mevkii 460 parsel sayılı taşınmazın davacıların murisi adına kayıtlı iken davacıların yaptığı araştırma sonucu bu parselin Hazine adına kaydedildiğini öğrendiklerini, söz konusu taşınmazın … tarafından Askeri Güvenlik Bölgesinde bırakılarak fiilen el atıldığını ve Hazine adına tescilinin yapıldığını, davalı tarafça fiilen el atılan taşınmaz üzerinde davalı idarenin usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapmadığını, davacılara veya murislerine kamulaştırma işlemleri ile ilgili bir tebligat yapılmadığını beyanla, davalı idarece usulüne uygun kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atıldığından bahisle kamulaştırmasız el atmaya dayalı taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın NATO Ortak Altyapı Programı gereğince inşa edilen As.D. Emniyet sahası alanında kaldığından 19.11.1980 tarihli ve 1980/277 sayılı Kamu Yararı Kararı gereğince kamulaştırılmasına karar verildiğini, Çatalca ilçesi kıymet takdir komisyonu tarafından 5000 m² yüzölçümlü taşınmazın m²sinin 40,00 TL olmak üzere tamamına 2.000.000,00 TL bedel takdir edildiğini, bedelin TC. Ziraat Bankası Çatalca Şubesinin 680/403 numaralı hesabına 26.02.1981 tarihinde yatırıldığını, tebligatların usulüne uygun olarak yapıldığını, süresi içinde itiraz ve dava konusu edilmeyen kamulaştırma işleminin kesinleşmesine rağmen tapu maliki Mehmet Güngüder mirasçılarının tapuda ferağ işlemini yapmamaları nedeniyle Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/384 Esas sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescil davası açıldığını, Mahkemenin 18.07.2000 tarihli ve 200/305 Karar sayılı kararı ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verildiğini, kararın 16.03.2001 tarihinde kesinleştiğini, taşınmazın Hazine adına tescilinden başlayan 30 günlük sürenin geçtiğini, 10 yıllık zamanaşımı süresinin de dava açıldığı tarih itibarıyla geçtiğini, davacının tüm dava haklarının zamanaşımına uğradığını ileri sürerek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    III. MAHKEME KARARI
    Mahkemenin 08.04.2014 tarihli ve 2012/1116 Esas, 2014/98 Karar sayılı kararı ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.

    IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Birinci Bozma Kararı
    1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; kamulaştırma işleminin davacılar … Güngüder, … ve …’e usulüne uygun tebliğ edilmediği ve tamamlanmış bir kamulaştırma işlemi olmaksızın idarece taşınmaza fiilen el konulduğu bu nedenle, adı geçen davacıların tazminat talebinde bulunma imkanın olduğu nazara alınarak işin esasına girilip talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi, davacı …’e kamulaştırma işleminin 1981 yılında ”beyi Zeki Öztürk’e” murisler Zehra Güngüder ve İbrahim Göçer adına çıkartılan tebligatların ise 1981 yılında “birlikte oturan eniştesi Zeki Öztürk’e” yapıldığı dikkate alınarak adı geçenlerin tebligat tarihinde birlikte oturup oturmadıkları zabıta marifetiyle ve haricen yapılacak araştırma sonucuna göre, birlikte oturduklarının tesbiti halinde işbu muris payları ve davacı … yönünden kamulaştırma işleminin kesinleşmiş olduğunun kabulü ile davanın reddine, birlikte oturduklarının tespit edilememesi halinde kesinleşmiş bir kamulaştırma işleminden bahsedilemeyeceğinden işin esasına girilerek talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

    B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    Mahkemenin 29.06.2021 tarihli ve 2016/295 Esas, 2021/207 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne ve el atma tazminatının tespiti ile davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

    C. İkinci Bozma Kararı
    1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosya içindeki bilgi ve belgelerden kararın dayandığı gerekçelere göre; dava konusu İstanbul ili, …, …, 460 parsel sayılı taşınmaz hakkında, NATO Ortak Altyapı Programı gereğince inşa edilen As.D. Emniyet sahası alanında kaldığından 19.11.1980 tarihli ve 1980/277 sayılı Kamu Yararı Kararı gereğince kamulaştırılmasına karar verildiği; kamulaştırma işlemine ilişkin tebligatların usulsüz olduğu, Hazine (… adına) tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 17 nci maddesi uyarınca idare adına tescili istemi ile açılan Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1988/384 Esas, 2000/305 Karar sayılı dava dosyasında davaya konu taşınmazın Hazine adına tescil edildiği, 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı ve 7 nci maddesi ve 09.06.2021 tarihinde kabul edilerek 19.06.2021 tarihli ve 31516 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7327 sayılı Kanun’un 20 nci ve 22 nci maddeleri ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen; Ek madde 3 ile Geçici 15 inci maddesi ile Geçici 17 nci maddesi hükümlerine uygun rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, bozmanın niteliğine göre sair yönler incelenmeksizin Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
    Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamında Ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak yeniden karar verilmesi için karar bozulmuş ve bu karara Mahkemece uyulmuş ise de Anayasa Mahkemesinin 28.07.2023 tarihli iptal kararı ve davanın açılış tarihi dikkate alındığında artık ek 3 üncü madde hükmü uygulanması gereğinin ortadan kalktığı gözetilerek kamulaştırmasız el atılan arsa niteliğindeki taşınmaza mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçen, usul ve kanuna uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı idareler vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza ilişkin kamulaştırma işlemlerinin kesinleştiğini, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi, taşınmazın el atıldığı tarih itibariyle niteliklerinin dikkate alınması gerektiğini, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
    Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tespiti ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
    2. 2942 sayılı Kanun’un 11 inci ve Geçici 6 ncı maddeleri.
    3. 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesi, Ek Madde 3 üncü, Geçici 15 inci ve Geçici 17 nci maddeleri.
    4. Anayasa Mahkemesinin 28.07.2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2020/87 Karar sayılı kararı.

    3. Değerlendirme
    1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı idareler vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
    Davalı … ve Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 27.11.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

    KARŞI OY
    2019 yılında 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16.01.2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı) .
    Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır.
    Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi.
    2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır.
    Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden;
    2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de; bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16 ve 17 nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır.
    Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibariyle…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek 3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir.
    Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi, aynı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği,
    Uygulama yapılırken de Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden de uygulanmaları gerekeceğinden davaya konu taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri de gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedelin TÜİK tarafından açıklanan Yİ-ÜFE Endeksi Tablosundaki değişim oranları esas alınmak suretiyle “KARAR TARİHİ” itibarıyla güncellenmesi sonucu ortaya çıkan bedelin hak sahibine ödenmesi gerektiğinden Sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 27.11.2024

    KARŞI OY
    2019 yılında 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16.01.2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı) .
    Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır.
    Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi.
    2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır.
    Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden;
    2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de; bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16 ve 17 nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır.
    Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibariyle…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek 3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir.
    Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi, aynı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği düşünülmektedir.
    Hâl böyle iken eldeki davada uygulanmasına yer olmayan, 2942 sayılı Kanunun geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi gerekçe gösterilerek onama cihetine gidilmesi hukuka uygun görülmediğinden sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 27.11.2024