ÖZET: Başvuru, Tokat ilinde bulunan bir taşınmazın kamulaştırılması ve düzenleme ortaklık payı kesintisi ile ilgili olarak yapılmıştır. Başvuran, 1986 yılında imar planına okul alanı olarak kaydedilen 6432 m² büyüklüğündeki taşınmazının kamulaştırılmadığını ve bu süreçte %41,82 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapıldığını iddia etmektedir. Başvuran, diğer taşınmazların kamulaştırıldığı halde kendi taşınmazından kesinti yapılarak bedelsiz alındığını belirterek, bu durumun hukuka ve eşitliğe aykırı olduğunu ifade etmektedir.

Tokat Belediye Başkanlığı, başvuranın taşınmazının neden kamulaştırılmadığına dair bilgi bulunmadığını, ancak imar uygulamasının İl Milli Eğitim Müdürlüğü talebi üzerine gerçekleştirildiğini açıklamıştır. İlgili idare, düzenleme ortaklık payının %41,82 olarak belirlenmesinin mevzuata uygun olduğunu savunmaktadır. Ancak, başvuranın taşınmazından kesilen payın, diğer taşınmazların kamulaştırılmasıyla karşılaştırıldığında orantısız bir yük oluşturduğu değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kabul edilmesine ve Tokat Belediye Başkanlığı ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yeni işlem tesis edilmesi yönünde tavsiyede bulunulmasına karar vermiştir. İlgili idarelerin, bu karar doğrultusunda 30 gün içinde işlem yapmaları gerekmektedir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/5376-S.24.8480

BAŞVURU NO : 2023/19170

KARAR TARİHİ : 20.05.2024

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : TOKAT BELEDİYE BAŞKANLIĞI

TOKAT İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ

Başvuranın, eğitim alanının düzenleme ortaklık payı kesintisi

BAŞVURUNUN KONUSU :

yapılarak karşılanmasına itirazı hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 21.11.2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda özetle; hissedarı olduğu Tokat ili, ilçesi, 2

Mahallesi, ada, parselde kayıtlı 6432m taşınmazın 1986 yılında imar planına okul alanı olarak kaydedildiğinden bahisle günümüze kadar çeşitli sorunlar yaşandığını, günümüz itibari ile taşınmazın tamamının kamulaştırılmadığını, 3194 sayılı Kanunun 18 inci maddesi kapsamında %41,82318 oranında düzenleme ortaklık payı kesilerek taşınmazın geri kalan kısmının serbest bırakıldığını, taşınmazından okul alanı için ayrılan kısmı için kendisine hiçbir bedel ödenmediğini, okul alanında kalan diğer taşınmazların tamamı kamulaştırılırken kendi taşınmazının DOP kesintisi ile bedelsiz alındığını, söz konusu işleme ilişkin belediye encümen kararının hukuka ve eşitliğe aykırı olduğunu iddia ve ifade ederek kendi taşınmazından alınan kısmın da kamulaştırma veya takas usulü ile alınmasını, ya da diğer parsellerden de DOP kesintisi yapılarak eşitliğin sağlanmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla 17/01/2024 tarih ve sayılı yazımız ile ilgili idarelerden bilgi ve belge talep edilmiş olup, Tokat Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 06/02/2024 tarih ve sayılı cevabi yazısında özetle; 2.1. Merkez Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Ortaokulu (TOBB) binasının bulunduğu, özel mülkiyet olan

Mahallesi ada, ve no’lu parsellerin 1996 yılı imar planında eğitim alanında kaldığı, bu parsellere 1996 yılında kamulaştırma işlemi başlatıldığı, mülk sahiplerine 26.08.1996 pazartesi

günü saat 10.00 da bedel tespiti yapılacak arsanın başında belirtilen gün ve saatte bulunmaları tebliğ edildiği, bedel tespitinden sonra 06.09.1996 tarih ve sayılı Valilik Makamının onayıyla istimlak bedellerinin mülk sahiplerine belirtilen hisse oranında ödenmesi için İl Özel İdare Müdürlüğü Daimi

Encümenine havalesi yapıldığı, İl Daimi Encümeni 10.09.1996 tarih ve Sayılı Karar ile belirlenen miktarlarda hak sahiplerine ödenmesi için İl Özel İdare Müdürlüğü’ne tevdiine karar verdiği, istimlak bedelinin mülk sahipleri hesaplarına yatırıldığı, ancak ada, no’lu parselin malikleri ve müşterekleri adına kayıtlı 2088,75 m² taşınmazın (o zamanki bedelle) 7.883.012.500 TL ye istimlak edildiği, istimlak parası ödenmesine rağmen adı geçen mülk sahiplerince İdareye tezyidi bedel davası açıldığı, davayı kazandıkları ve aldıkları istimlak parasını geri ödemek istediklerine dair Tokat 1.ci Noterliğinden çekilen 18 Kasım 1998 tarih ve sayılı ihtarnamenin Müdürlüklerine bildirildiği, Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden davanın sonucu hakkında bilgi talep edildiği, Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.01.1998 tarihli nolu karar yazıları ile gelen cevapta Tezyidi Bedelin 07.10.1996 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş olup ancak kararın henüz kesinleşmediğinin bildirildiği, anlaşma sağlanan mahallesi ada, ve no’lu parsellerin 10.02.1999 tarihli tescil bildirim beyannamesi ile tevhit edildiği, 2.2. İstimlakı tamamlanmayan Mahallesi ada, no’lu parselin, mülk sahiplerinin ve müşterekleri) tezyidi bedel davasının artırma oranı fazla çıktığı için istimlak parasının geri ödendiği, 12 Haziran 2001 tarih sayılı yazı ile mülkiyetin pazarlık usulü ile satın alınmasına dair mülk sahibi ‘den fiyat teklifi istenildiği, ancak her hangi bir talep gelmediği, ‘e ve müştereklerine ait nolu parselin, ada, parsel olarak güncellendiği, Müdürlük

İl Eğitim Denetmenleri’nin 15.07.2013 tarihli no’lu raporunda Mahallesi ada, no’lu

6432 m² yüzölçümlü arsanın okul genişleme sahasında bulunan 1400 m²’lik kısmının dahil edilerek

büyütülmesine ihtiyaç bulunduğu kanaatine varıldığı, özel mülkiyete konu olan taşınmaz sahiplerinin Tokat

Belediye Başkanlığı’nın tekliflerinin hiç birine olumlu bakmadan reddettiklerini belirttikleri, Kamulaştırma

Kanununun 2017/8 Genelgesinin 9. Paragrafında belirtilen; “Bakanlığımız ödenek yetersizliği sebebiyle kamulaştırmayı yeterli düzeyde yapamadığı için kamulaştırma bekleyen özel mülk sahiplerinin mağduriyetlerini gidermek üzere, hazine arazileri ile imar planlarında Eğitim Alanı olarak ayrılan özel mülkiyete ait arsaların trampa edilmesi.” maddesine istinaden 14/11/2019 tarih ve sayılı yazı ile Müdürlüklerince trampa teklifinde bulunulduğu, ancak bu talebe de her hangi bir yanıt alınamadığı, 2.3. Sonuç olarak imar planlarında eğitim alanları olarak ayrılan yerlerin ödenek yetersizliğinden dolayı yeterli düzeyde kamulaştırılamaması nedeniyle Tokat Belediye Başkanlığı tarafından Bakanlığın 2017/8

Genelgesi gereği “17/12/2003 tarihli ve 25319 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5006

Sayılı Kanun ile 3194 Sayılı İmar Kanununun 18. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca, belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında “düzenleme ortaklık payı” olarak düşülebilir.” buna göre söz konusu taşınmazın eğitim alanında kalması gereken 1400m² yüzölçümlü alanının, İmar Kanununun 18. Madde uygulaması ile taşınmazın Kanun gereği ifraz, tevhit işlemi gören tapunun Mahallesi ada, parsel olarak güncellendiği, Açıklamalarına yer verilmiştir.

3. Tokat Belediye Başkanlığı’nın 22/02/2024 tarih ve sayılı cevabi yazısında özetle; 3.1. Tokat Kadastro Müdürlüğü arşivlerinde yapılan araştırmada başvuranın parselinin kökü ada parsel nolu kadastro parseli olduğunun tespit edildiği, kök kadastro parselin de dahil edildiği 1999 yılında tescil edilen ilk imar uygulama projesinin yapıldığı, bahsedilen imar uygulamasının mahkeme kararı gereği ilgilisine yönelik kısmının iptal edildiği, 3.2. 1986 yılından itibaren bahse konu Tokat ili Mahallesi ada parselde yer alan taşınmaz üzerinde maliklerin tasarruf etmesini engelleyici herhangi bir sınırlama kaydı yer almadığı, sadece konu bahis kadastro parselinin, imar planına uygun olarak parsellenmediği ve yol, okul gibi umumi hizmet alanlarında kalan kısımları bulunduğu için ilgili imar mevzuatları gereği yapılaşamadığı, 3.3. Parselasyon planları hazırlanırken edinilen tapu kayıtlarına göre başvuranın iddia ettiği şekilde alanda yer alan dört gayrimenkulden üç tanesinin Tokat İl Özel İdaresince 1996 yılında kamulaştırıldığının tespit edildiği, başvuru sahibinin maliki olduğu gayrimenkulün neden kamulaştırılmadığı hakkında bir bilginin

Kurumlarında mevcut olmadığı, 3.4. Öncelikle Milli Eğitim Bakanlığı İnşaat ve Emlak Genel Müdürlüğünün 08/04/2021 tarih ve sayılı yazısına istinaden İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 02/05/2023 tarih ve sayılı yazıları ve eki olan 18. Madde imar uygulama projesi (İl Milli Eğitim

Müdürlüğünce hazırlatılan) ile ada parsel numaralı taşınmazda parselasyon planının tescil işlemlerinin Belediye tarafından başlatılmasının talep edildiği, söz konusu talebin Tokat Belediye

Encümeninin 09/05/2023 tarih ve sayılı kararıyla uygun görüldüğü, tapu kütüklerine şerh işlendiği, İl

Milli Eğitim Müdürlüğünce hazırlatılan parselasyon planının Tokat Belediye Encümeninin 30/05/2023 tarih ve sayılı kararıyla onaylandığı ve 09/06/2023 tarihinde askıya çıkarıldığı, söz konusu imar uygulamasının 19/06/2023 tarihinde başvuru sahibine elden tebliğ edildiği, ayrıca maliklere resmi tebligat yapıldığı, 3.5. parsel numaralı taşınmaz malikleri ve Tokat Milli Emlak Müdürlüğü askıda olan parselasyon planına itiraz ettikleri, itirazlar Tokat Belediye Encümenince değerlendirilerek 25/07/2023 tarih ve sayılı karar alındığı, bu kararda imar uygulamasının düzenleme sahasına ada parsel ve nolu taşınmazların da katılmasıyla imar yollarının bütüncül olarak açılmasının mevzuatlara ve eşitlik/adalet ilkelerine daha uygun olacağı, ayrıca Tokat Milli Emlak Müdürlüğünün yazısında belirtilen “ark” hususunun da dikkate alınması gerektiği yönünde karar alındığı, kararın ilgililerine tebliğ edildiği, 3.6. Tokat Belediye Encümeninin 25/07/2023 tarih ve sayılı kararına istinaden Belediyeleri tarafından imar uygulama projesi hazırlandığı ve Tokat Belediye Encümeninin 01/08/2023 tarih ve sayılı kararıyla onaylanarak askıya çıkarıldığı, imar uygulama projesi askıdayken parsel numaralı taşınmaz maliklerinin itiraz ettikleri, itirazlar Tokat Belediye Encümenince değerlendirilerek 19/09/2023 tarih ve sayılı kararla reddedildiği, kesinleşen bu projenin Tokat Kadastro ve Tapu Müdürlüklerince kontrol edilerek tescil edildiği, tescil edilen imar uygulamaları tescil edildikten sonra ancak mahkeme kararı gereği iptal edilebileceği, başvuru konusu ile ilgili (2023 yılında son tescil edilen imar uygulaması) ile ilgili yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlık bulunmadığı,

3.7. Arazi Ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik’in 5. maddesi ile umumi hizmetlerde kalan (yol, okul, park vb) alanların öncelikle DOP tan karşılanması hüküm altına alındığı, uygulamalarda DOP’un

%45’i geçmesi halinde kamulaştırma yoluna gidilmesi gerektiğinin açıkça belirtildiği, şikâyet konusu olan imar uygulamasında DOP kesintisinin %41,82318 olduğu, bu nedenle kamulaştırma ihtiyacı olmadan, ilgi

Yönetmeliğin 5. maddesine uygun olarak okul alanı da dahil olmak üzere umumi hizmet alanlarının DOP tan oluşturulduğu, İl Milli Eğitim Müdürlüğünün kamulaştırma yapmaktan kaçınmak amacıyla imar uygulaması talep etmediği, sadece mevzuatlara uymak amacıyla imar uygulaması yapılamasını talep ettiği, 3.8. İl Milli Eğitim Müdürlüğünün hazırlatmış olduğu imar uygulama projesinin hukuka aykırılığı söz konusu olmamakla birlikte, hazırlatılan projenin bölgenin ihtiyaçlarına tam cevap vermemesi nedeniyle düzenleme sahasına ada parsel ve nolu taşınmazların da katılmasıyla imar yollarının bütüncül olarak açılmasının mevzuatlara ve eşitlik/adalet ilkelerine daha uygun olacağı, ayrıca Tokat Milli

Emlak Müdürlüğünün yazısında belirtilen “ark” hususunun da dikkate alınması gerekliliği hususlarından dolayı Belediyelerince hazırlanan yeni imar uygulamasına ilişkin Tokat Belediye Encümeninin 01.08.2023 tarih ve sayılı kararı alındığı, 3.9. Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin 16’ncı maddesinin 4’üncü fıkrası hükmüne istinaden de söz konusu düzenleme sahasında kalan ada parsel ve nolu taşınmazlardan (Tokat İl Özel İdaresince 1996 yılında okul alanı amacıyla kamulaştırdığı için) DOP kesintisi yapılmadan imar planında ki amacına ve aynı yerine plana uygun olarak tahsis edildiği, ada parselden (Kadastro

Müdürlüğünde yapılan araştırmalarda eski yola terki bulunamamıştır) ve Hazine adına arkdan ihdas edilen alandan ise %41,82318 oranında DOP kesintisi yapıldığı, 3.10. Özetle Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin 9’uncu maddesinin 5’inci fıkrasına ve 16’ncı maddesinin 4’üncü fıkrasına istinaden düzenleme alanı belirlendiği, kamulaştırılan üç parselden

DOP kesintisi yapılmadan okul alanına tahsis edildiği, başvuranın parselinden ve arkdan ihdasen Hazine adına tescillenen parselden DOP kesintisi yapılarak konut alanına tahsis işlemlerinin mevzuatlara uygun olarak gerçekleştirildiği, 3.11. 2013 revizyon imar planı ile birlikte ilgili taşınmazın tamamının eğitim tesis alanı içerisinde kaldığı, revizyon İmar planına askı süresi içerisinde başvuru sahibinin itiraz ettiği, itirazın Belediye Meclisinin 11/04/2013 tarih sayılı kararı ile uygun görülmediği, ilgili Meclis Kararı ile imar planının başvuru sahibi tarafından 2013 revizyon imar planında taşınmazının tamamının ilköğretim tesis alanı planlaması hususuna karşı dava açıldığı, Tokat İdare Mahkemesinin Esas sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, İdare Mahkemesi kararının temyiz edildiği, Danıştay Altıncı Dairesinin Esas kararı ile temyiz isteminin reddedildiği, söz konusu karara karşı karar düzeltme talebinin de

Danıştay Altıncı Dairesinin Esas sayılı kararı ile reddine karar verildiği, 3.12. 2013 yılında İl Milli Eğitim Müdürlüğünden ilköğretim okulunda bulunan

Ortaokuluna ilişkin olarak Belediye Meclisinin 06/02/2013 tarih ve sayılı kararı ile bölgenin yoğunluğundan dolayı okul alanının büyütüldüğü belirtilerek, bölgedeki okul alanlarının yeterli olup olmadığı, mevcut Ortaokulu alanının büyütülmesine ihtiyaç olup olmadığı hakkındaki kurum görüşünde, İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 12/07/2013 tarih ve sayılı yazıları ile bahsi geçen bölgedeki okul alanlarının yetersizliği sebebiyle

Ortaokulu okul alanının genişletilmesinin uygun olacağının belirtildiği,

3.13. Milli Eğitim Müdürlüğünün 16/09/2020 tarih sayılı yazıları ile Mekânsal Planlar Yapım

Yönetmeliği doğrultusunda imar planlarının güncellemesinde sakınca bulunmadığının belirtildiği, Milli

Eğitim Bakanlığı İnşaat ve Emlak Genel Müdürlüğü’nün 08/04/2021 tarih sayılı yazısında

Mahallesi ada nolu parselin DOP kesintisi yapılacak miktar kadar Eğitim Alanının korunmasının belirtildiği, ayrıca ilgili yazıda belirtilen Mahallesi ada nolu parselin İl

Milli Eğitim Müdürlüğünün 01/02/2019 tarih sayılı yazısı ile taşınmazın imar durumunun Ana

Okulu olarak imar plan değişikliği talebinde bulunulduğu, İmar Plan değişikliği talebinin Belediye

Meclisinin 01/08/2019 tarih sayılı kararı ile uygun görüldüğü, 3.14. Belediye Meclisinin 07/10/2021 tarih ve sayılı kararı ile yapılan revizyon imar planına askı süresi içerisinde nolu parsele başvuru sahibi tarafından itiraz edildiği, Belediye Meclisinin 02/12/2021 tarih sayılı kararı ile itirazın bir kısmının kabul bir kısmının reddedildiği, 3.15. Belediye Meclisinin 07/10/2021 tarih ve 134 kararı ile yapılan revizyon imar planının 2014 tarihinde yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğine tabi olduğu, ilgili yönetmeliğin Farklı

Nüfus Gruplarında Asgari Sosyal Ve Teknik Altyapı Alanlarına İlişkin Standartlar ve Asgari Alan

Büyüklükleri Tablosunun olduğu Ek-2 maddesinde İlkokul alanı standardının 5000 m² olarak belirlendiği, bu kapsamda Milli Eğitim Müdürlüğü de dahil olmak üzere tüm kurumlardan görüş talep edildiği, bu görüşler ve Milli Eğitim Bakanlığı İnşaat ve Emlak Genel Müdürlüğü’nün 08/04/2021 tarih sayılı yazısında belirtilen hususlar dikkate alınarak kamu ve özel mülkiyet dengesi gözetilerek ilgili kanun ve yönetmelik kapsamında 2013 yılında tamamı eğitim tesisleri alanında kalan taşınmazın bir kısmının özel mülkiyetinde tasarruf edilecek şekilde konut alanına dönüştürüldüğü, Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 4.1. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasında; “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde (…) kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” 4.2. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” 4.3. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” 4.4. “Kamulaştırma” başlıklı 46 ncı maddesinde;

“Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.

Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.

Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir.

İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır.” 4.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Vatandaşlar… kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye

Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. … Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”, 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 No’lu Protokolünün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1 inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır.

Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” 6. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.” 7. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun; 7.1. “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.

Özel kanunlarına dayanılarak gerçek ve özel hukuk tüzelkişileri adına yapılacak kamulaştırmalarda da, bu

Kanun hükümleri uygulanır.” 7.2. “İmar mevzuatı uygulanan veya özel parselasyon yapılan yerler” başlıklı 35 inci maddesinde; “İmar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus alınan yol, yeşil saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan yerlerle, özel parselasyon sonunda malikinin muvafakatı ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemez.” 7.3. Ek 1 inci maddesinde; “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. (İptal: Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.: 2016/181 K.: 2018/111 sayılı

Kararı ile) (Ek cümle:16/11/2022-7421/3 md.) Bu süre içinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin açılacak davalar, adli yargıda görülür.” 8. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Parselasyon planlarının hazırlanması” başlıklı 18 inci maddesinde; “İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re’sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır.

Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme alanındaki nüfusun kentsel faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan umumi hizmet alanlarının tesis edilmesi ve düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında “düzenleme ortaklık payı” olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini geçemez.

Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları, pazar yeri, semt spor alanı, toplu taşıma istasyonları ve durakları, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, resmî kurum alanı, mezarlık alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyon alanı olarak ayrılan parseller ve mesire alanları gibi umumi hizmet alanlarından oluşur ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz

.…

Düzenleme ortaklık paylarının toplamı, üçüncü fıkrada sözü geçen umumi hizmetler için, yeniden ayrılması gereken yerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde, eksik kalan miktar, tescil harici alanlardan veya muvafakat alınmak kaydıyla; kamuya ait taşınmazlardan ya da Hazine mülkiyetindeki alanlardan karşılanır. Bu yöntemlerle karşılanamaması hâlinde belediye veya valilikçe kamulaştırma yoluyla tamamlanır.

Herhangi bir parselden bir miktar sahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halinde düzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalan saha üzerinden ayrılır.

…

Bu maddenin tatbikinde belediye veya valilik, ödeyecekleri kamulaştırma bedeli yerine ilgililerin muvafakatı halinde kamulaştırılması gereken yerlerine karşılık, plan ve mevzuat hükümlerine göre yapı yapılması mümkün olan belediye veya valiliğe ait sahalardan yer verebilirler.…” hükümlerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun reddi yönünde hazırlanan öneri Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Kurumumuza yapılan başvurusunda başvuran özetle, hissedarı olduğu Tokat ili, ilçesi, Mahallesi, ada, parsel’de kayıtlı 6432m2 taşınmazın 1986 yılında imar planına okul alanı olarak kaydedildiğinden bahisle günümüze kadar çeşitli sorunlar yaşandığını, günümüz itibari ile taşınmazın tamamının kamulaştırılmadığını, 3194 sayılı Kanunun 18 inci maddesi kapsamında %41,82318 oranında düzenleme ortaklık payı kesilerek taşınmazın geri kalan kısmının serbest bırakıldığını, taşınmazından okul alanı için ayrılan kısmı için kendisine hiçbir bedel ödenmediğini, okul alanında kalan diğer taşınmazların tamamı kamulaştırılırken kendi taşınmazının DOP kesintisi ile bedelsiz alındığını, söz konusu işleme ilişkin belediye encümen kararının hukuka ve eşitliğe aykırı olduğunu iddia ve ifade ederek kendi taşınmazından alınan kısmında kamulaştırma veya takas usulü ile alınmasını ya da diğer parsellerden de DOP kesintisi yapılarak eşitliğin sağlanmasını talep etmektedir.

11. Tokat Belediye Başkanlığınca; başvuranın ada parsel numaralı taşınmazın maliklerinden biri olduğu, parselasyon planları hazırlanırken edinilen tapu kayıtlarına göre başvuranın iddia ettiği şekilde alanda yer alan dört gayrimenkulden üç tanesinin Tokat İl Özel İdaresince 1996 yılında kamulaştırıldığı, başvuru sahibinin maliki olduğu gayrimenkulün neden kamulaştırılmadığı hakkında bir bilginin Kurumları uhdesinde mevcut olmadığı ve bu konu hakkında gerekli bilginin Milli Eğitim Müdürlüğü ve/veya Tokat İl

Özel İdaresinden talep edilmesi gerektiği, bahse konu imar uygulamasının İl Milli Eğitim Müdürlüğünün talebi üzerine gerçekleştiği ve İl Milli Eğitim Müdürlüğünün kamulaştırma yapmaktan kaçınmak amacıyla değil sadece mevzuatlara uymak amacıyla imar uygulaması yapılmasını talep ettiği belirtilmiştir.

12. Tokat Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğünce Müdürlük İl Eğitim Denetmenlerinin 15.07.2013 tarih ve numaralı Raporunda Mahallesi ada parsel numaralı 6432 m² yüzölçümlü arsanın okul genişleme sahasında bulunan 1400 m²’lik kısmının dâhil edilerek büyütülmesine ihtiyaç bulunduğu kanaatine varıldığı, taşınmaz sahiplerinin Tokat Belediye Başkanlığı tarafından yapılan teklifleri

reddettikleri, Milli Eğitim Bakanlığının 2017/8 sayılı Kamulaştırma Genelgesinin 9 uncu paragrafına istinaden 14.11.2019 tarih ve sayılı yazıları ile Müdürlüklerince trampa teklifinde bulunulduğu, ancak taleplerine herhangi bir yanıt alamadıkları, imar planlarında eğitim alanları olarak ayrılan yerlerin ödenek yetersizliğinden dolayı yeterli düzeyde kamulaştırılamaması nedeniyle Tokat Belediye Başkanlığı tarafından Bakanlıklarının 2017/8 Genelgesine istinaden söz konusu taşınmazın eğitim alanında kalması gereken 1400 m² yüzölçümlü alanının İmar Kanunu’nun 18 inci maddesi uygulamasına tabi tutulduğu ifade edilmiştir.

13. İmar planlarının amacı fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturarak kamu ve toplum yararını sağlayacak hukuki çerçeveyi oluşturmaktadır. Parselasyon işlemleri imar planı doğrultusunda yapılan ve düzenleme sahasındaki taşınmazların hukuki statülerinde değişiklikler meydana getiren idari işlemlerdir.

Belediye burada elinde bulundurduğu kamu gücü sayesinde tek taraflı olarak ve muhatabın muvafakatinin önemi olmaksızın cebren işlem tesis etmektedir. (KDK, Başvuru No : 2023/191702023/2590, T.10.08.2023)

14. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18 inci maddesinin başlıca amacı, imar planı ve mevzuat hükümlerine uygun olarak yapılaşmaya elverişli imar parselleri elde edilmesini ve düzenlemeye tabi tutulan yerlerin ihtiyacı olan, imar planında umumi hizmetlere ayrılan alanların kamulaştırmaya gerek olmaksızın ve karşılığının düzenleme sonrası oluşacak değer artışı yoluyla tanzimi marifetiyle bedelsiz olarak kamu eline geçmesini sağlamak suretiyle, düzenli ve sağlıklı bir yapılaşma ve kentleşmeyi gerçekleştirmektir. Aynı hükmün ikinci fıkrasında, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsalardan düzenleme ortaklık payı düşülebileceği ifade edilmektedir. (KDK, Başvuru No : 2023/191702023/2590, T.10.08.2023)

15. Düzenleme ortaklık payı, düzenleme alanındaki ve bölgedeki yaşayanların kentsel faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan umumi hizmet ve kamu hizmet alanlarını elde etmek ve/veya düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında; düzenlemeye tâbi tutulan arazi ve arsaların, düzenlemeden önceki yüzölçümlerinden, imar planındaki kullanım kararlarına göre yüzde kırk beşe (%45)

kadar düşülebilen miktardır. Kanunda %45 şeklinde ifade edilen düzenleme ortaklık payı oranı tek ve birden fazla kez uygulanması fark etmeksizin düşürülebilecek azami oranı teşkil etmekle birlikte idare işlemini tesis ederken yapılacak parselasyon işlemleri bakımından takdir hakkını sınırsız kullanmamalı ve işlem tesis ederken Anayasa’da öngörülen sınırlama sebeplerine riayet etmelidir. (KDK, Başvuru

No:2023/2590, T.10.08.2023)

16. İmar planları ve uygulamaları mülkiyet hakkına; kullanımını geciktirmek, önlemek ve hatta son vermek suretiyle müdahale niteliği taşımaktadır. (AZAK, Kerim: ‘Anayasa Mahkemesi Kararları Çerçevesinde

İmar Planı Uygulamaları ile Mülkiyet Hakkının Sınırlanması’, SÜHFD, C. 31, S. 4, 2023, s. 1563 (15611601).) Bu bakımdan, imar uygulamaları yapılırken; bireysel menfaat ile kamu yararı arasında denge sağlanmasına, eşitlik ilkesine riayet edilmesine, Kanuna dayalı olarak ve kamu yararı amacı taşımak şartıyla ölçülülük ilkesine uygun şekilde yapılmasına, Kanunun belirlediği sınırların aşılmamasına ve idari işlemin denetim kriterleri olan yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönünden hukuka uygun olmasına dikkat edilmelidir. Örneğin, aynı konumda olan taşınmazlara daha düşük DOP kesintisi yapılırken objektif bir gerekçe olmaksızın diğerlerine yeterli miktardan ziyade idareye tanınan takdir hakkı nedeniyle üst sınırdan kesintisi yapılması mülkiyet hakkını ihlal etme riski taşımaktadır. Aynı durum, bu yetkinin kamulaştırmaya alternatif olarak ve kamulaştırmanın mali külfetinden kaçınılması amacıyla kullanılması halinde de söz

/

konusu olacaktır. Bu bakımdan, imar uygulamalarının bireylerin mülkiyet hakkına müdahale niteliğinde olduğu görüldüğünden başvurunun mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

17. Mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, T.01.07.2015). Anayasa’nın 35 inci maddesinde bir temel hak olarak güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye, başkasının hakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla, sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve tasarruf etme olanağı veren bir haktır (AYM, Mehmet Akdoğan ve Diğerleri, Başvuru No : 2023/19170 2013/817, T.19.12.2013). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması, mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (AYM, Recep Tarhan ve Afife Tarhan Başvurusu, Başvuru No : 2023/19170 2014/1546, T.02.02.2017).

18. Anayasa’nın “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu ve bu hakkın yalnızca kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği ifade edilmiştir. Anayasa’nın 35 inci maddesinde bu hak sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş, mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13 üncü maddesinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (AYM, Recep Tarhan ve Afife Tarhan Başvurusu, Başvuru No : 2023/19170 2014/1546, Tarih: 02.02.2017).

19. Anayasa’nın 35 inci maddesinin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Öte yandan, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13 üncü maddesi de hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğini düzenlemektedir. Bu bakımdan, mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken ölçüt, kanuna dayalı olma ölçütüdür. Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kuralların bulunmasını gerektirmektedir (AYM, Türkiye İş Bankası A.Ş. Başvurusu, Başvuru No : 2023/19170 2014/6192, T.12.11.2014).

20. Somut olayda 3194 sayılı Kanun’un 18 inci maddesi kapsamında yapılan imar uygulaması sonucunda başvurucuya ait taşınmazın belli bir bölümü okul alanı olarak ayrılmıştır. Bu durum, mülkiyet hakkı üzerinde oluşan müdahalenin temelini oluşturmaktadır. Bu itibarla, başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı değerlendirilmektedir.

21. Hakka getirilecek sınırlamanın meşru bir nedene dayalı ve meşru bir amaca yönelik olması gerekmektedir. Bir sınırlamanın Anayasa ile belirlenmiş sınırlama sebeplerine dayalı olması, beraberinde sınırlamanın keyfi olmayan, haklı bir nedene dayanan sınırlama olduğunu da göstermiş olur. (ALGAN, Bülent, İnsan Hakları Kavramsal ve Kuramsal Çerçeve, Ankara 2023, s.156.) Anayasa’nın 13 üncü ve 35 inci maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı kavramı, mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılması imkânı vermekle bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkının kamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını

öngörerek ve bu anlamda bir sınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır (AYM, Nusrat Külah Başvurusu, Başvuru No : 2023/19170 2013/6151, T.21.04.2016).

22. İmar uygulamalarıyla mülkiyet hakkına yapılan müdahaleler, kural olarak mülkiyetin kamu yararına kullanılmasının kontrolü (veya düzenlenmesi) kapsamında görülmektedir (AYM, Süleyman Günaydın

Başvurusu, Başvuru No : 2023/191702014/4870, T.16.06.2016). 3194 sayılı Kanun’un 1 inci maddesinde, Kanun’un yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlendiği belirtilmiştir. Kanun’un amacı çerçevesinde arazi ve arsaların düzenlemesi sırasında bir kısım taşınmazın kamu hizmetine tahsis edilmesi, bu bağlamda somut olayda olduğu gibi bazı taşınmazın okul alanı olarak ayrılması noktasında kamusal hizmetlerden herkesin istifade edebileceği değerlendirildiğinde müdahalenin kamu yararına dayalı meşru bir amacının bulunduğu kabul edilmiştir.

23. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmek için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin olup olmadığı değerlendirilmelidir.

23.1. Anayasa’nın 13 üncü maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukuk devleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumun gerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir. Bireylerin hak ve özgürlüklerinin somut koşulların gerektirdiğinden daha fazla sınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına geleceğinden hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176, T.13.11.2014). Bu ilke sınırlamanın da bir ölçüsü olması gerektiğinden bahisle sınırlamanın sınırı olarak da adlandırılmaktadır.

(ALGAN, İnsan Hakları Kavramsal ve Kuramsal Çerçeve, s.157.)

23.2. Ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının sınırlandırılması halinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. (AİHM, National &

Provincial Building Society/Birleşik Krallık, Başvuru No : 2023/19170 117/1996/736/933-935, T.23.10.1997.; AİHM, Tre Traktörer Aktiebolag/İsveç, Başvuru No : 2023/19170 10873/84, T.07.07.1989). Bu adil denge, başvurucunun şahsi olarak aşırı bir külfete katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır. Bu itibarla, amaçla araç arasında makul bir orantılılık ilişkisinin sağlanmasına ve mülkiyetten yoksun bırakılan bir kimsenin orantısız bir külfete katlanmamasına yönelik güvencelerin de alınması gerekmektedir. (AİHM, Aka/Türkiye, Başvuru No : 2023/19170 107/1997/891/1103, T.23.09.1998.) Örneğin, Hentrich/Fransa davasında başvurucu bir miktar arazi satın almış, devlet arazi üzerinde şûfa hakkını kullanmak istemiş, gerekçe olarak da vergi kaçakçılığını öne sürmüştür. Mahkeme burada öne sürülen gerekçenin ve amacın meşruluğunu sorguladığı gibi yapılan işlemin bireye aşırı bir yük getirmesinden dolayı ihlalin varlığına hükmetmiştir.(AİHM, Hentrich/Fransa, Başvuru No : 2023/19170 13616/88, T.22.09.1994.)

23.3. Kamu makamlarının özellikle büyük şehirlerin gelişmeleri gibi karmaşık ve zor bir alanda kendi imar politikalarını uygulamak için geniş bir takdir alanı kullanmaları doğal olmakla birlikte belirtilen takdir yetkisinin Anayasa’nın 35 inci maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkını ve Anayasa’nın 13 üncü maddesinde yer verilen güvence ölçütlerini gözetecek şekilde kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesi zorunludur (AYM, E.2012/100, K.2013/84, T.04.07.2013). Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kamu yararı amacına dönük olması yeterli olmayıp ayrıca ölçülü olması gerekir. Özel mülkiyette bulunan

taşınmazların imar uygulamasında kamu hizmeti alanı olarak ayrılmasında kamusal yarar bulunmakla birlikte bu yolla malike aşırı ve orantısız bir külfet yüklenmemelidir(AYM, E.2016/196, K.2018/34, T.28.03.2018.). İmar uygulamalarıyla taşınmazların kamu hizmetine ayrılmasındaki kamu yararı amacı ile başvurucuların mülkiyet hakkının korunması arasında adil bir dengenin olması gerekmektedir. Bu bağlamda, veciz bir söylemle; imar planları yapılırken ve denetlenirken kamu yararı ile özel yararın muvazene edilmesinde kamu yararı vardır, denilebilir. (Serdar Yılmaz, Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi

Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 2021, s. 893.)

23.4. Somut olayda, başvuranın taşınmazından düzenleme ortaklık payı kesilmesine sebebiyet veren okul alanının bulunduğu sahada yer alan diğer üç taşınmazdan; ada parsel numaralı taşınmazın

04.10.1996 tarihinde, ada parsel numaralı taşınmazın 07.10.1996 tarihinde ve ada parsel

numaralı taşınmazın 10.10.1996 tarihinde Tokat İl Özel İdaresince kamulaştırıldığı anlaşılmaktadır. Ancak, başvuranın taşınmazına ilişkin kamulaştırma işlemi iptal edilmiş olup okul alanı için gerekli olan 1400 2 m ’lik alanın düzenleme ortaklık payı kesilmek suretiyle temin edilmeye çalışıldığı görülmektedir. Bu itibarla, yapılan işlemin kamusal yarardan ziyade bireye aşırı ve orantısız bir külfet yüklediği ve mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale teşkil ettiği değerlendirilmektedir.

24. Sonuç olarak, yukarıda yer alan teorik bilgiler, mevzuat hükümleri ve mahkeme kararları ışığında; başvuranın ada parsel numaralı taşınmazından okul alanı için %41,82318 oranında düzenleme ortaklık payı kesildiği, bahse konu kararın İl Milli Eğitim Müdürlüğünün talebi üzerine alındığı, İl Milli

Eğitim Müdürlüğünün talebinin dayanağını kamulaştırma işleminin yapılabilmesi için yeterli ödenek bulunmadığı durumda gereken sahanın düzenleme ortaklık payından sağlanması yönündeki Genelge hükmünün oluşturduğu, Tokat Belediye Başkanlığı Encümenince tesis edilen işlemin 3194 sayılı İmar

Kanunu’nun 18 inci maddesi uyarınca yapılmış olması nedeniyle kanunilik, yörenin müşterek ihtiyaçlarından okul alanı için yapılması sebebiyle de kamu yararı kriterlerini taşıdığı, ancak okul alanı için gerekli olduğu ifade edilen dört taşınmazdan üçü kamulaştırma marifetiyle kamunun eline geçirilmiş olmasına rağmen başvurana ait taşınmazın düzenleme ortaklık payı alınmak suretiyle kamu tarafından iktisap edilmesinin başvurana aşırı ve orantısız bir külfet yüklediği, somut olayda ödenek yetersizliği halinde kamulaştırma yapmaktan kaçınmak amacıyla düzenleme ortaklık payı kesilmesi bu yetkinin kamulaştırmaya alternatif olarak ve kamulaştırmanın mali külfetinden kaçınılması amacıyla kullanılması durumunu ortaya çıkardığı, bu itibarla, yapılan işlemin ölçülülük ilkesi bakımından hukuka uygun olmadığı anlaşılmaktadır.

25. Başvuranın 01/12/2023 tarihli dilekçesi ile “Tokat Belediye Encümeninin 01/08/2023 tarih ve sayılı kararıyla onaylanarak askıya çıkartılan imar uygulama projesine itirazlarının Tokat Belediye

Encümeninin 19/09/2023 tarih ve sayılı kararı ile reddedildiğinden bahisle söz konusu Encümen kararının iptal edilmesi” talebi ile yapmış olduğu başvuru hakkında Kurumumuzun 04/04/2024 tarihli

Tavsiye Kararı ile “Tokat Belediye Encümeninin 25.07.2023 tarih ve sayılı kararının iptal edilmesi hususunda” Tokat Belediye Başkanlığına tavsiyede bulunulması yönünde karar verilmiştir.

26. Başvuranın iddiaları, idarenin açıklamaları, konuya ilişkin mevzuat hükümleri ile dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlık konusu hakkında ilgili idare tarafından tesis edilen idari işlemde hukuka uygunluk tespit edilememiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 27. İyi yönetim ilkelerine, 28.03.2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; ilgili idarenin ölçülülük, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ve eşitlik ilkelerine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idarenin bundan sonra tesis edeceği işlemlerde bu ilkelere uygun davranması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

28. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu

Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Tokat İdare

Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre; BAŞVURUNUN KABULÜNE, Başvuranın mağduriyetini giderecek şekilde yeni işlem tesis edilmesi hususunda TOKAT BELEDİYE

BAŞKANLIĞI ve TOKAT İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, TOKAT

BELEDİYE BAŞKANLIĞI ve TOKAT İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA, TOKAT BELEDİYE BAŞKANLIĞINA ve TOKAT İL MİLLİ EĞİTİM

MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi