TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/7038-S.20.11153
BAŞVURU NO : 2019/20534
KARAR TARİHİ : 07/05/2020
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
ANKARA İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ
ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE
BAŞKANLIĞI
MAMAK BELEDİYE BAŞKANLIĞI
Başvuran, imar planında kamusal hizmete ayrılan
BAŞVURUNUN KONUSU :
taşınmazının kamulaştırılmasını talep etmektedir.
BAŞVURU TARİHİ : 25/11/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran vekili özetle, müvekkilinin Ankara İli İlçesi Mahallesi ada, parsel sayılı taşınmazın oranında hisseli olarak maliki olduğunu, ilgili alanın
Mamak Belediyesi’nin 28/12/2001 tarih ve sayılı imar planında “Lise Alanı” olarak ayrıldığını, taşınmazın kamulaştırılarak bedelinin ödenmesi amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılan yazışmada Bakanlık tarafından bu aşamada işlemin yapılamayacağı, ancak ihtiyaç halinde ileriki yıllarda yapılabileceği bilgisinin alındığını, bu sebeple mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia ve şikâyet ederek, taşınmazın kamulaştırılması hususunda gereğini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 11.02.2020 tarihli ve E sayılı cevabi yazısı ve ekinde yer alan belgelerde özetle, 2.1. Başvuran tarafından idare aleyhine Ankara 13. İdare Mahkemesinde Esas sayılı dosya ile kamulaştırmasız el atma davası açıldığı, davanın Karar sayısı ile sonuçlandığı ve dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, 2.2. Başvuran tarafından hissesinin kamulaştırılması için bila tarihli (23.09.2019 tarihli ve kayıt nolu) dilekçe ile uzlaşma talebinde bulunulduğu ve ilgiliye 25.09.2019 tarihli ve sayılı yazıyla cevap verildiği, 2.3. Okul alanının bulunduğu bölgede mevcut durumda yapılaşmanın çok az olduğu, yapılaşmanın artmasını müteakip, bölgedeki öğrenci yoğunluğu da dikkate alınarak, okul arsasındaki şahıs hisselerinin kamulaştırılmasına ileriki yıllarda yeterli ödenek temin edildiğinde başlanacağı, 2.4. Okul arsasındaki şahıs hisselerinin kamulaştırılmasının henüz yatırım programına alınmadığı, 2.5. Okul alanının 20.992,00 m2’sinin muhtelif şahıslar mülkiyetinde bulunduğu, okul alanında hissesi bulunan şahısların fazla olması ve trampa işleminde, hisse sahiplerinin, trampa amacıyla kullanılması düşünülen taşınmazı kabul etmesi gerekliliği dikkate alındığında, bu işlemin uygulanmasının mümkün görülmediği, 2.6. 3.12.2003 tarihinden önce 18. madde uygulaması ile oluştuğunun tespit edilmesi, okul yapımının Valilikçe yatırım programına alınmış olması ve bütçenin elvermesi koşullarının tümünün sağlanması durumunda arsanın kamulaştırılabileceği, belirtilmiştir.
2.7. Başvuranın uzlaşma talebine cevaben “Kamulaştırma işlemleri İl genelinde, öğrenci yoğunluğu ve aciliyet sırası göz önünde bulundurularak yapılmaktadır. İleriki yıllarda yeterli ödenek temin edildiğinde hak sahiplerine gerekli tebligat yapılarak uzlaşma talebinde bulunulacaktır.” şeklinde yanıt verildiği görülmüştür.
3. Mamak Belediye Başkanlığı Hukuk İşleri Müdürlüğü’nün 07.2.2020 tarihli ve
7 sayılı cevabi yazısında,
3.1. Başvuranın Ankara 13.İdare Mahkemesinin sayılı dosyası üzerinden şikayet konusu taşınmaz imar planında lise alanında kalmasına rağmen kamulaştırılmadığı ve tasarruf hakkı kısıtlandığı iddiasıyla dava açtığı, dava sonucunda mahkemenin 28.12.2016 gün ve sayılı kararıyla “….6745 Sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 07.09.2016 tarihinden itibaren kısıtlı taşınmazların kamulaştırılması veya kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılması hususunda davalı idarelere beş yıllık bir sürenin tanındığı görüldüğünden dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” karar verdiği, Belediyenin istinaf talebi üzerine Bölge İdare Mahkemesi 5.İdari Dava Dairesinin 31.10.2017 günlü kararıyla istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar verildiği, konuya ilişkin olarak İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün yazısının ekte sunulduğu, 3.2. Mamak Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün 28.01.2020 gün ve sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 3.3. Mahallesi parselin Mamak Belediye Meclisi’nin 28.12.2001 gün ve sayılı kararı ile uygun görülerek Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığının 08.03.2002 gün ve sayılı yazıları ile onaylanan Kıbrıs-Güney Bayındır Uygulama
Revizyon İmar Planı kapsamında E:1.00, Hmax:16,50m (Zemin+4Kat) yapılaşma koşulu ile
“Lise Alanı” olarak ayrıldığı, parselin şahıs hisselerinden oluşturulduğu, 3.4. Söz konusu parselin Mamak Belediye Meclisinin 02.05.2013 gün ve sayılı kararıyla uygun görülerek Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 16.08.2013 gün ve sayılı kararı ile onaylanan Kıbrıs- Güney Bayındır Mahalleleri 1/5000 Nazım İmar Planı ve 1/1000 Ölçekli
Uygulama İmar Planı Değişikliği kapsamına alındığı, bu plan kapsamında parselin kullanım kararlarında parsel sınırlarında, emsal değerinde ve kat adedinde herhangi bir değişikliğe gidilmediği (Lise Alanı, E.1.00, Hmax: 5 Kat (Zemin+4Kat), 3.5. Parselin sonraki tarihlerde herhangi bir değişikliğe konu edilmediği, 3.6. Belediye Encümeninin 11.03.2003 tarih ve sayılı kararı ile 3194 sayılı Kanunun 18. maddesi gereğince imar planına ait parselasyon planının onaylandığı, 3.7. Belediye Encümeninin 07.08.2014 tarih ve sayılı kararı ile uygun görülerek
Ankara Büyükşehir Belediye Encümeninin 02.10.2014 tarih ve sayılı kararı ile onaylanan parselasyon planında bu parselde herhangi bir değişikliğin olmadığı, huşuları bildirilmiş, parsele ilişkin imar planı örnekleri, meclis kararları ve dağıtım cetvelleri yazı ekinde gönderilmiştir.
4. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Hukuk Müşavirliğinin 27/01/2020 tarihli ve
E sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 4.1. Konu ile ilgili olarak verilen yargı kararlar gereği idarece yapılacak herhangi bir işlem olmadığı, 4.2. Taşınmazla ilgili yatırımcı kuruluş Millî Eğitim Bakanlığı olduğundan Belediyenin kamulaştırma yetkisinin bulunmadığı, 4.3. Tapu kaydında yapılan incelemede başvuranın adına kayıtlı 322 m2 hisseyi 21.06.2007 tarihinde satış yoluyla alarak edindiği, söz konusu taşınmazın kullanımını bilerek satın aldığı, yani dava dilekçesinde iddia edildiği gibi mülkiyet hakkının kısıtlanmasından söz edilemeyeceği, 4.4. Bu konudaki Danıştay 6. Dairesinin 27.05.2015 gün ve E: 1 K: sayılı kararı ile “davacının taşınmazı edindiği tarih itibariyle taşınmaz için kısıtlılık durumunun mevcut olduğu, yukarıda belirtilen AİHM Kararında belirtilen mülkiyet hakkının geçmişte belirli bir süre engellenmiş olma durumunun eski malikler açısından gerçekleşmiş olmasına karşın 17.07.2012 tarihli satış işlemi sonucu mülkiyet sahibi olan davacı açısından kısıtlılık halinden kaynaklanan ve tazminatı gerektirir mağduriyetinin henüz bulunmadığı açıktır” denilerek davacının davasının reddine karar verildiği, benzer yöndeki mahkeme kararlarının ekte gönderildiği, belirtilmiştir.
5. Mamak Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğü’nün 21/01/2020 tarihli ve E sayılı cevabi yazısında yer alan tapu kaydı örneğinin incelenmesinden, başvuranın taşınmazı
21.06.2007 tarih ve yevmiye sayılı işlemle satış suretiyle edindiği anlaşılmıştır.
III. İLGİLİ MEVZUAT
6. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın 6.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu
Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”; 6.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35.maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”; 6.3. “Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinin birinci fıkrasında, “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.”; 7. 03/05/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 7.1. “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Kanun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlenmiştir.”; 7.2. “İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali:” başlıklı 10. maddesinde, “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar… Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur. İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder.”; 7.3. “İmar planlarında umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler:” (Başlığı ile Birlikte Değişik:4/7/2019-7181/7 md.) başlıklı 13. maddesinde, “Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar; a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak, b) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre
Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir.
Düzenleme ortaklık payına konu kullanımlardan yol, meydan, ibadet yerleri, park ve çocuk bahçeleri hariç olmak üzere yapı yapılabilecek diğer alanlarda; alanların kamuya geçişi sağlanıncaya kadar maliklerinin talebi hâlinde ilgili kamu kuruluşunun uygun görüşü alınarak plandaki kullanım amacına uygun özel tesis yapılabilir.
İlgili mevzuat uyarınca hiçbir şekilde yapı yapılamayacak alanlarda muvakkat da olsa yapı yapılmasına izin verilmez. Mevcut yapılar kamulaştırılıncaya kadar korunabilir. Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir.
…”; 7. 04/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu 7.1. “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, …karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.”; 7.2. Ek 1. maddesinin birinci fıkrasında, “(Ek: 20/8/2016-6745/33 md.) Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. (İptal: Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.: 2016/181 K.: 2018/111 sayılı Kararı ile); 7.3. Geçici Madde 11- (Ek: 20/8/2016-6745/34 md.) (İptal birinci fıkra: Anayasa
Mahkemesinin 28/3/2018 tarihli ve E: 2016/196 ve K: 2018/34 sayılı kararıyla.) (İptal ikinci fıkra: Anayasa Mahkemesinin 28/3/2018 tarihli ve E: 2016/196 ve K: 2018/34 sayılı kararıyla.)
8. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun
Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”; 9. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “Tavsiye kararı” başlıklı 32. maddesinde, “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye kararı verilir…”; Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10. Kamu Denetçisi incelemesi neticesinde başvurunun kabulü ile Anayasa ile güvence altına alınan “mülkiyet hakkına saygı” ilkesinin korunması için; başvuranın taşınmazdaki hissesinin, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında satın alınmak suretiyle ivedilikle kamulaştırılması hususunda Millî Eğitim Bakanlığı’na tavsiyede bulunulması yönünde hazırladığı karar önerisini Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nin uygun görüşlerine sunmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran vekili özetle, müvekkilinin hissedarı olduğu taşınmazın, imar planında kamu hizmeti alanına ayrılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini, taşınmazın kamulaştırılmamasının mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığını ifade ederek, taşınmazın kamulaştırılması hususunda gereğini talep etmiştir.
12. Dosyası kapsamında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, başvuruya konu
Ankara İli İlçesi Mahallesi ada, parsele ait İmar Planının Belediye
Meclisinin 28.12.2001 tarih ve sayılı kararı ile onaylandığı, daha sonra yapılan KıbrısGüneybayındır Mahallelerine ait 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliğinin Belediye
Meclisinin 02.05.2013 gün ve sayılı kararı ile uygun görülerek, Ankara Büyükşehir
Belediye Meclisinin 16.08.2013 gün ve sayılı kararı ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile birlikte onaylandığı, onaylı 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin 21/10/2013-21/11/2013 tarihleri arasında askıya çıkartıldığı, askı süresi içerisinde bulunulan itirazların Büyükşehir Belediye Meclisinin 11/02/2014 gün ve sayılı kararıyla kısmen kabul edildiği, söz konusu nazım imar plan değişikliğinin 12/03/2014-11/04/2014 tarihleri arasında askıya çıkartıldığı ve herhangi bir itirazda bulunulmadığından sayılı kararın kesinleştiği, parselin sonraki tarihlerde herhangi bir değişikliğe konu edilmediği, Belediye Encümeninin
11.03.2003 tarih ve sayılı kararı ile 3194 sayılı Kanunun 18. maddesi gereğince imar
planına ait parselasyon planının onaylandığı, Belediye Encümeninin 07.08.2014 tarih ve sayılı kararı ile uygun görülerek Ankara Büyükşehir Belediye Encümeninin 02.10.2014 tarih ve sayılı kararı ile onaylanan parselasyon planında bu parselde herhangi bir değişikliğin olmadığı, onaylı imar planı kapsamında parselin E=1.00 Hmax=5 kat yapılaşma koşulları ile “Lise Alanı” olarak ayrıldığı tespit edilmiştir.
13. Başvuranın taşınmazı 21.06.2007 tarih ve yevmiye sayılı işlemle satış suretiyle edindiği; başvuran vekili tarafından yapılan uzlaşma talebine cevaben, kamulaştırma işlemlerinin il genelinde, öğrenci yoğunluğu ve aciliyet sırası göz önünde bulundurularak yapıldığı başvuranın hissesinin kamulaştırılmasına ileriki yıllarda yeterli ödenek temin edildiğinde başlanılacağının Milli Eğitim Bakanlığınca taahhüt edildiği, hususları tespit edilmiştir.
14. Bu süreçte başvuran tarafından Ankara 13.İdare Mahkemesinin sayılı dosyası üzerinden şikayet konusu taşınmaz imar planında lise alanında kalmasına rağmen kamulaştırılmadığı ve tasarruf hakkı kısıtlandığı iddiasıyla dava açıldığı, dava sonucunda mahkemenin 28.12.2016 gün ve sayılı kararıyla “….6745 Sayılı Yatırımların Proje
Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun’un 33. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen Ek 1. Maddenin 1. fıkrasında uzlaşma süreci ve idari yargıda dava açılabilmesi için öngörülen ve
6745 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 07.09.2016 tarihinden itibaren kısıtlı taşınmazların
kamulaştırılması veya kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılması hususunda davalı idarelere beş yıllık bir sürenin tanındığı görüldüğünden dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” karar verildiği, Belediyenin istinaf talebi üzerine Bölge İdare Mahkemesi 5.İdari Dava Dairesinin 31.10.2017 günlü kararıyla istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar verildiği, hususları anlaşılmıştır. Bununla birlikte İdare Mahkemesince işin esası görüşmeksizin karar verilmesine yer olmadığına dair kararın verilmesine gerekçe olarak gösterilen 6745 Kanun’un 33. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen Ek 1.
maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi Anayasa Mahkemesi’nin 20.12.2018 tarihli ve
E:2016/181 K:2018/111 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
14. Başvuran kamu hizmeti alanına ayrılan taşınmazının kamulaştırılarak bedelinin ödenmesi hususunda gereğini talep etmektedir.
15. Bilindiği üzere, Anayasanın 35. maddesinde, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu ve bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği hüküm altına alınmış olup, 46. maddesinde ise özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının kamu yararının gerektirdiği hallerde, kanunla gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırılabileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen
Anayasanın 13. maddesinin de göz önünde bulundurulması gerekmekte olup, anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasaya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (AYM, Başvuru Numarası: 2017/24715, Karar Tarihi : 07/05/2020 20/9/2018 R.G. Tarih ve Sayı : 2020/7038-S.20.11153 16/10/2018-30567).
16. Anayasanın 46. maddesindeki düzenlemeye benzer şekilde 2942 sayılı Kamulaştırma
Kanunu ile de kamu yararının gerektirdiği hallerde özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının devlet ve kamu tüzel kişilerince kamulaştırılabileceği hüküm altına alınmıştır. 20/08/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanunun 33. maddesi ile 2942 sayılı
Kamulaştırma Kanununa eklenen Ek 1. maddesi ile uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar için uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamalarının yapılacağı, bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazların ilgili idarelerce kamulaştırılacağı veya her hâlde kişilerin mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılacağı/yaptırılacağı hüküm altına alınmıştır.
17. 3194 sayılı İmar Kanunuyla, yerleşim yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla aynı Kanunun 7. ve 8.
maddesiyle belirli nüfusu aşan belediyelere imar planlarını hazırlama ve yürürlüğe koyma yükümlülüğü getirilmiş olup, 10. maddesinde de belediyelere, imar planlarını uygulamak üzere belirtilen süre içinde imar programı hazırlama; ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarına ise imar programlarında kendi görev alanlarındaki kamu hizmetine tahsis edilmiş özel mülkiyete konu taşınmazları kamulaştırma yükümlülüğü getirilmiştir. 4/7/2019 tarihli ve 7181 sayılı Kanunun 7. maddesi ile değişik Kanunun 13. maddesinde ise, özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazların; bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanların öncelikle 18. maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre
Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirileceği hüküm altına alınmıştır.
18. Anayasa Mahkemesi, kamu makamlarının özellikle büyük şehirlerin gelişmeleri gibi karmaşık ve zor bir alanda kendi imar politikalarını uygulamak için geniş bir takdir alanı kullanmalarının doğal olduğunu kabul etmekle, belirtilen takdir yetkisinin Anayasanın 35.
maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkını ve Anayasanın 13. maddesinde yer verilen güvence ölçütlerini gözetecek şekilde kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kamu yararı amacına dönük olması yeterli olmayıp ayrıca ölçülü olması da gerekmektedir. Bir başka deyişle, özel mülkiyette bulunan taşınmazların imar uygulamasında kamu hizmeti alanı olarak ayrılmasında kamusal yarar bulunmakla birlikte bu yolla malike aşırı ve orantısız bir külfet yüklenmemelidir.
İmar uygulamalarıyla taşınmazların kamu hizmetine ayrılmasındaki kamu yararı amacı ile başvurucuların mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil denge ise, ancak taşınmazın makul bir süre içinde kamulaştırılması yoluyla sağlanabilir (AYM, Başvuru
Numarası: 2017/24715, Karar Tarihi : 07/05/2020 20/9/2018 R.G. Tarih ve Sayı : 2020/7038-S.20.11153 16/10/2018-30567).
19. Mülkiyet hakkına müdahaleler en yaygın olarak uygulama imar planları ile yapılmakta olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 15/12/2010 tarihli ve E:2010/5-662, K:2010/651 sayılı kararında, “…uzun yıllar programa alınmayan imar planının fiilen hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı İdarenin, malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını belirsiz bir süre için kullanılamaz hale getirdiği, dolayısıyla malikin taşınmazdan mülkiyet hakkının özüne uygun şekilde yararlanma olanağı kalmadığı, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkının hukuksal bir nedene dayanılmadan İdarece engellendiği” tespitinde bulunmuştur.
20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de “Sporrong ve Lönnroth (İsveç)” davasında uzun süreli kamulaştırma şerhleri ve imar yasakları ile karşı karşıya kalan mülk sahiplerinin mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasıyla yaptıkları başvuruya ilişkin incelemesinde, mülkiyet hakkına herhangi bir müdahalenin haklı gösterilebilmesi için bunun kamu veya genel çıkarlar doğrultusunda meşru bir amaca hizmet etmesi gerektiğini, fakat bunun yeterli olmadığını, Mahkemece ayrıca toplumun genel çıkarlarının gerekleri ile bireyin temel haklarının korunması gereği arasında adil dengenin korunup korunmadığının belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 No’lu Protokolünün 1. Maddesinin Uygulanmasına
İlişkin Kılavuz, Monica Carss-Frisk İnsan hakları el kitapları, No. 4, Erişim:13/2/2018).
21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi “Hakan Arı-Türkiye” davasında da, başvuranın mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin 2002 yılından, yani imar izni talebinde bulunduğu ve idarenin taşınmazını okul inşası için tahsis ettiğini öğrendiği tarihten bu yana sürdüğünün altını çizmiş ve “idarenin belirtilmeyen bir tarihte yapacağı kamulaştırmaya dek araziye getirilen imar yasağı sebebiyle başvuranın mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanmasının engellendiğini, arazinin satış şansı da dâhil, sonucu itibarıyla taşınmazın değerini hatırı sayılır ölçüde azalttığını, maliklerin kamu yararının gerekleri ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldıkları” yönünde bir tespitte bulanarak AİHS Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Corpus Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim 13/2/2018).
22. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik yer verilen düzenlemeler ve Mahkemelerin benzer uyuşmazlıklara ilişkin içtihatları genel olarak ele alınıp değerlendirildiğinde, özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında olduğu, idareler eliyle mülkiyet hakkına müdahalede bulunulabileceği ancak, bu müdahalede
“kamu yararı” , “kanuni düzenleme” ve “ölçülülük” ya da “orantılılık” gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı sonucuna ulaşılmaktadır.
23. Bu kapsamda, Ankara Büyükşehir Belediyesince Danıştay 6. Dairesinin 27.05.2015 gün ve E: 2015/361 K:2015/3486 sayılı kararına ve benzer yargı kararlarına atıfta bulunularak, başvuranın adına kayıtlı şikayete konu taşınmazı 21.06.2007 tarihinde satış yoluyla edindiği, söz konusu taşınmazın kullanımını bilerek satın aldığı, yani iddia edildiği gibi mülkiyet hakkının kısıtlanmasından söz edilemeyeceği belirtilmekte ise de, başvuranın kısıtlılığı olan taşınmazı aldığı tarihten bu yana yaklaşık 13 yıl süre geçtiği, bu süreçte idarece kısıtlılığın kaldırılmadığı ve ileriye yönelik olarak belirsizliğin devam ettiği dikkate alındığında, 3194 sayılı İmar Kanununun amir 10. madde hükmü karşısında, taşınmazı satın aldığı tarihten itibaren Kanunda yer alan 5 yıllık sürenin dolduğu ve aşıldığı anlaşılan başvuranın mülkiyet hakkının kısıtlandığı, bunun Anayasanın mülkiyet hakkına ilişkin 35. Maddesine aykırılık oluşturduğu açıktır.
24. Nitekim gerek bahse konu Danıştay kararında gerekse bu konudaki emsal diğer yargı kararlarında, kısıtlılığı bilerek edinilen taşınmazlarda mağduriyetin oluşmasının mülkiyet hakkının 5 yıl süreyle kullanılmaması, diğer bir ifadeyle 3194 sayılı Kanunda gösterilen 5 yıllık sürenin dolması şartına bağlandığı anlaşılmaktadır. Bu konuda Ankara 3. İdare Mahkemesi tarafından verilen 2015/1425 E. ve 2015/2436 K. sayılı kararda “Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesince mülkiyet hakkının geçmişte belirli bir süre engellenmiş olması ile ileriye yönelik olarak belirsiz bir süre engelleme durumunun mülkiyet sahibinde meydana getirdiği mağduriyet çerçevesinde ihlal kararları vermesi, Anayasa Mahkemesinin 20.03.2014 gün ve 2013/1239 başvuru numaralı kararı ile umumi hizmete tahsis edilen taşınmazlar nedeniyle tazminat talep etme hakkının 3194 sayılı Kanunun 10. Maddesinde belirtilen 5 yıllık sürenin dolması sonrasında ortaya çıkacağının karar verilmesi karşısında, hukuki el atma yolu ile mülkiyet hakkı kısıtlanan malikin, bu işlem nedeniyle belirsiz bir süre mülkiyet hakkının engellenerek mağduriyetinin doğması durumunun imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren 5 yıllık süre sonucunda ortaya çıkacağı, bu hale göre mağduriyetin doğmasının mülkiyet hakkının 5 yıl süre ile kullanılmaması şartına bağlandığı, bu kapsamda herhangi bir taşınmazın üzerindeki kısıtlılık halinin bilinerek satın alınması durumunda da ilgililer için mağduriyetin taşınmazın satın alındığı tarihten itibaren 5 yıl içerisinde kamulaştırılmaması halinde doğacağı açıktır. Aksi bir durumun,3194 sayılı Kanunun 10. Maddesi uyarınca 5 yıllık imar programını hazırlamayan bir idare karşısında, yeni malikin veya maliklerin ileriye yönelik olarak mülkiyet hakkının belirsiz bir süre ile engellenmesi durumunu ortaya çıkaracağı, bu durumun ise Anayasanın mülkiyet hakkına ilişkin 35. Maddesine aykırılık teşkil edeceği ortadadır.” denmektedir.
25. Yukarıda yer verilen açıklamalar, ilgili mevzuat, ulusal ve uluslararası mahkemelerin benzer uyuşmazlıklara ilişkin verdiği kararlar ışığında talep değerlendirildiğinde, başvuruya konu taşınmazın bulunduğu parsele ait İmar Planının
Belediye Meclisinin 28.12.2001 tarih ve sayılı kararı ile onaylandığı, Belediye
Encümeninin 11.03.2003 tarihli kararı ile imar planına ait parselasyon planının onaylandığı, daha sonra yapılan Mahallelerine ait 1/1000 ölçekli Uygulama İmar
Planı değişikliğinin Belediye Meclisinin 02.05.2013 gün ve sayılı kararı ile uygun görülerek, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 16.08.2013 gün ve sayılı kararı ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile birlikte onaylandığı, Belediye Encümeninin
07.08.2014 tarihli kararı ile uygun görülerek Ankara Büyükşehir Belediye Encümeninin
02.10.2014 tarihli kararı ile onaylanan parselasyon planında bu parselde herhangi bir
değişikliğin olmadığı, parselin sonraki tarihlerde herhangi bir değişikliğe konu edilmediği, söz konusu parselin mevcut imar planı kapsamında, “Lise Alanı” olarak ayrıldığı, başvuranın taşınmazı kısıtlılık halini bilerek 21.06.2007 tarihinde satış yoluyla edindiği, ancak 2007 yılından bu yana idarece kısıtlılığın kaldırılmadığı ve satın alma tarihinden itibaren 3194 sayılı
Kanunda yer alan 5 yıllık sürenin dolduğu, ilgili idaresince kamulaştırma işlemlerinin il genelinde, öğrenci yoğunluğu ve ihtiyaç önceliği gözetilerek yapılacağı, bu kapsamda başvuranın hissesinin kamulaştırılmasına, ileriki yıllarda yeterli ödenek temin edildiğinde başlanılacağı yönünde yapılan açıklamanın, başvuranın mülkiyet hakkından barışçıl yararlanma ilkesine uygun olarak taşınmazlar üzerindeki tasarruf hakkını belirsiz bir süre için daha kullanılamaz hale getirdiği, taşınmazın satış şansı da dâhil, sonucu itibarıyla değerini hatırı sayılır ölçüde azalttığı tespit edildiğinden, idareye tavsiyede bulunmak gerekmiştir.
B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 26. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazılarının süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği değerlendirildiğinden idarenin iyi yönetim ilkelerinden “dürüstlük”, makul “sürede karar verme” “nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun davrandığı öte yandan yukarıda hukuki gerekçe başlığı altında incelendiği üzere “kanunilik” ilkesine riayet etmediği tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uygun hareket etmesi beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
27. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Ankara
Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, Anayasa ile güvence altına alınan “mülkiyet hakkına saygı” ilkesinin korunması için, başvuranın taşınmazdaki hissesinin, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında satın alınmak suretiyle ivedilikle kamulaştırılması hususlarında MİLLİ EĞİTİM
BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA;
6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis
edilecek işlemin veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, Başvurana, Başvuran Vekiline, Millî Eğitim Bakanlığı’na ve bilgileri için
Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na ve
Mamak Belediye Başkanlığı’na tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi