onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacıların kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacılar, Antalya ili, Ermenek Mahallesi’ndeki taşınmazlarının imar planında sağlık alanı olarak belirlendiğini, davalı idarenin kamulaştırma işlemi yapmadan el attığını iddia ederek, taşınmazın bedelinin tahsilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi, davacı vekilinin istinaf başvurusunu kabul ederek, ilk kararın düzeltilmesi suretiyle davanın kabulüne karar vermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazın değerinin belirlenmesinde emsal taşınmazlarla karşılaştırma yapıldığını ve taşınmazın m² birim fiyatının 3.990,00 TL olarak tespit edildiğini belirtmiştir. Ayrıca, davacıların taşınmaz üzerindeki hisseleri oranında tazminatın hesaplandığı ve tazminat miktarının taşınmazın konumuyla uyumlu olduğu ifade edilmiştir.

Mahkeme, vekalet ücretinin de davacıların lehine nispi olarak hesaplanması gerektiğini, ancak İlk Derece Mahkemesi’nin tek bir vekalet ücreti belirlemesini hatalı bulmuş ve bu nedenle kararı düzelterek yeniden esas hakkında hüküm tesis etmiştir. Sonuç olarak, davanın kabulü yönünde karar verilmiştir.

5. Hukuk Dairesi         2024/3261 E.  ,  2024/9251 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/3600 Esas, 2023/2029 Karar
    DAVA TARİHİ : 05.10.2021
    KARAR : Esastan ret/Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2021/600 Esas, 2022/484 Karar

    Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu Antalya ili, …, Ermenek Mahallesi 10634 ada 3 parsel sayılı taşınmazın imar planında sağlık alanı olarak belirlendiğini ve kamulaştırma işlemini yapmayan davalı idarenin kamulaştırmasız hukuki el atması ile müvekkillerinin mülkiyet hakkından doğan yetkilerinin kısıtlandığını ileri sürerek taşınmazın el atılan kısmının bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; kesin hüküm ve görev, zamanaşımı, husumet itirazında bulunduğunu, idari yargının görevi olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

    III. MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, dava konusu taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, bedeline hükmedilen taşınmazın tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacılar lehine hükmedilen tazminat miktarının düşük belirlendiğini, emsal taşınmaz ile dava konusu taşınmaz arasındaki mukayese kriterlerinde hatalı tespitler bulunduğunu, bu nedenle dava konusu taşınmazın m² birim bedelinin olması gerekenden daha düşük tespit edildiğini, belirlenen vekâlet ücretinin bir müvekkilinin payına düşen değer üzerinden hesaplanan vekâlet ücreti olduğunu, ancak her bir müvekkili için ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmediğini, aksine tek bir vekâlet ücreti belirlendiğini ve eksik olarak hüküm altına alındığını dava değerinin toplamda 1.460.340,00 TL olduğu göz önüne alındığında daha fazla vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
    2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kesin hüküm sebebiyle reddi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, hukuki el atma nedeni ile idari yargı yerinin görevli olduğunu, müvekkilinin, dava konusu taşınmazın sağlık alanı olması yönünde bir talebi olmadığını, taşınmazın Bakanlıklarının sağlık hizmetlerine fiilen ayrılması veya ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılmasının söz konusu olmadığını, davanın husumet yokluğundan reddi ile imar planlarında sağlık alanına ayırma işlemini tesis eden Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Muratpaşa Belediyesi husumetiyle davanın görülmesi gerektiğini, davanın Antalya Büyükşehir Belediyesine ve Muratpaşa Belediyesine ihbarının da gerektiğini, dava konusu tazminata esas taşınmaza müvekkilinin ihtiyacının olmadığı belirtilerek imar planlarından sağlık alanından çıkarılması ve tasarrufunun maliklerine bırakılması yönünde 13.04.2016 tarihli ve 215 sayılı olarak Muratpaşa Belediyesi Başkanlığı ile 13.04.2016 tarihli ve 211 sayılı olarak Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına yazılar gönderildikten sonra, aradan yaklaşık 6 yıl geçmiş olmasına rağmen mezkûr taşınmazla ilgili olarak imar planlarında neden değişiklik yapılmadığının ilgili idarelere sorulması gerektiğini, müvekkili tarafından taşınmaza kamulaştırmasız el konulmadığını, aynı taşınmaza yönelik olarak açılan davaların birleştirilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu Antalya ili, …, Ermenek Mahallesi 10634 ada 3 parsel sayılı taşınmaz arsa niteliği ve 27.114 m² yüzölçümü ile tapuda kayıtlı olup davacıların her birinin taşınmazda 100,19 m² ye karşılık gelen elbirliği ile mülkiyet hükümlerine tabi hisselerinin bulunduğu, Dairemizde aynı taşınmaza ilişkin bir başka dava dosyası içerisinde mevcut olan Muratpaşa Belediye Başkanlığının 02.01.2017 tarihli yazısına göre davaya konu taşınmazın uygulama imar planında sağlık tesis alanı olarak planlandığı, bu yönü ile hükme esas alınan raporun denetlendiği, dava konusu taşınmazın düzenleme ortaklık payı kesilerek oluşturulmuş imar parseli olduğu, taşınmazın bir kısmına davalı idare tarafından el atılarak sağlık ocağı yapıldığı, nitekim fiili el atma nedeni ile açılan tazminat davalarında davalı aleyhine verilen tazminat hükümlerinin Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 18.06.2020 tarihli ve 2019/1993 Esas, 2020/5754 Karar sayılı kararı ile ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 15.04.2021 tarihli ve 2020/4427 Esas, 2021/5615 Karar sayılı kararı ile onanmasına karar verildiği, proje bütünlüğü gözetildiğinde davacıların, taşınmazın fiilen el atılmayan kısımları yönünden de paylarına düşen kamulaştırmasız el atma nedeni ile tazminat talebinde bulunmasında usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı, emsal satış ile dava konusu taşınmazın benzer özelliklere sahip olduğu, bu satışın emsal kıyaslamasına esas alınabileceği, dava konusu taşınmazla emsal taşınmazın birbirlerine eksik ve üstün yönleri karşılaştırılmak suretiyle mukayese tablosu oluşturularak sonucuna göre taşınmazın değerinin belirlendiği, yapılan kıyaslama sonucunda dava konusu taşınmazın emsalden daha değersiz olduğu tespit edilerek belirlenen değersizlik katsayısı üzerinden taşınmazın m² birim fiyatının hesaplandığı, nitekim aynı taşınmaz ve aynı emsal mukayese edilmek suretiyle tespit edilen ve emsalin değerliliğine ilişkin aynı orana göre yapılan hesaplama sonucunda verilen hükmün Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 18.06.2020 tarili ve 2019/1993 Esas, 2020/5754 Karar sayılı kararı ile onanmasına karar verildiği, eldeki dava bakımından dava tarihi olan 05.10.2021 tarihi, itibarıyla taşınmazın m² birim fiyatının 3.990,00 TL/m² olarak tespit edildiği, davacıların taşınmazdaki hisseleri nispetinde kamulaştırmasız el atma tazminatının hesaplandığı, bulunan m² değerinin ve tazminat miktarının taşınmazın bulunduğu konum itibarı ile uyumlu olduğu anlaşıldığından bu yönde ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görülmemekle birlikte, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesine göre; (1) tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir hükmü mevcut olup, İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan toplam tazminat tutarı üzerinden davacılar lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği hâlde, yazılı şekilde tek bir davacı lehine hükmedilen tazminat tutarı üzerinden hesaplandığı anlaşılan vekâlet ücretine hükmedilmiş olması doğru görülmediğinden, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, düzeltilrek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
    2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz değerinin tespit edilmesi ve idareden tahsili istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’un (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”

    3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “…Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına…” karar verilmiştir.
    4. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesi.

    3. Değerlendirme
    1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin davacı tarafa ödenmesi, dava konusu taşınmazın davacılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesi yerindedir.
    3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.