T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/48-S.23.96

BAŞVURU NO : 2022/9885

KARAR TARİHİ : 02/01/2023

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Kamulaştırma işlemleri hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 17/07/2022

I. ŞİKÂYETÇİNİN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran şikayet başvurusunda özetle; Kocaeli ili Kandıra ilçesi parsel’de kayıtlı 80 m2 taşınmazın maliki olduğunu, söz konusu taşınmaz üzerine Milli Eğitim Bakanlığınca 13 yıl önce okul yapıldığını, bu süreçte kamulaştırmaya gidilmeyerek arazisinin işgale uğratıldığını belirterek, kamulaştırma yapılmasını ve 13 yıllık kira bedelinin ödenmesini, mümkün değilse takas ve trampaya gidilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 04/10/2022 tarihli ve sayılı bilgi ve belge talep yazısına istinaden;

2.1. Kocaeli Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü 10/11/2022 tarihli ve sayılı cevabi yazılarında özetle; “İlimiz Kandıra İlçesi, Orhan Mahallesi, ada, nolu parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde; Şehit Yavuz Sonat Güzel Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi binası yer almakta olup, eğitim ve öğretim hizmetini sürdürmektedir.

Söz konusu taşınmaz, ilgili Belediyesince 3194 sayılı İmar Kanununun 18.maddesine istinaden yapılan şuyulandırma çalışmaları neticesinde imar planlarında “Mesleki ve Teknik Öğretim Alanı” olarak ayrılmıştı. 19.376,22 m2 yüzölçümlü taşınmazın 13.385,74 m2 sinin mülkiyeti Maliye Hazinesine ait olup, 5.990,48 m2 si ise şahıslara aittir.

Mülkiyet sahiplerinden tarafından 13 yıllık kira bedeli ve kamulaştırma bedelinin talep edildiği ilgi yazınızda belirtilmektedir. 1950 yıllarından bugüne kadar şahıs hisseli yaklaşık 2.050.000 m2 alan eğitim ve öğretim hizmetleri için ayrılmıştır.

Bu alanların kamulaştırılması için herhangi bir kamulaştırma ödeneği tahsis edilmemekte olup, yalnızca yargıya intikal ettirilen taşınmazlara yönelik işlemler Bakanlığımızca ele alınmaktadır.”

2.2. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı 18/10/2022 tarihli ve sayılı cevabi yazılarında özetle; “Belediyemiz, Kandıra İlçesi, Orhan Mahallesi, ada nolu parselde kayıtlı 80 m2 taşınmazın meri 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında “Mesleki ve Teknik

Öğretim Tesis Alanı” kullanımında kaldığı, bahse konu parselin 1970’li yıllardan bu yana “Teknik Lise” kullanımında ve meskun saha içerisinde kaldığı, parseli de kapsayan alanda Belediyemiz tarafından yürütülen üst ölçekli planlama çalışmalarına uygun olarak Kandıra Belediye Meclisi’nin 02.01.2006 tarih ve sayılı, Belediyemiz Meclisi’nin 16.06.2006 tarih ve sayılı kararı ile 1/1000 ölçekli uygulama İmar planı revizyonunun yapıldığı, bu planlar ile alanın formunda değişikliğe gidildiği, kullanımının ise yürürlükteki kanun ve yönetmelikler kapsamında yeniden adlandırıldığı, ancak değişmediği, bahse konu planlara uygun olarak 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. Maddesi doğrultusunda parselin imar düzenlemesine alındığı ve imar planında teknik eğitim tesisi alanı olarak ayrıldığının 18.03.2008 tarihinde tapuya işlendiği belirlenmiştir.

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Ek Madde 1 ‘e göre “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere

ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkanları dahilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her halde mülkiyet hakkının kullanılmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldırılacak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır ” ifadesi yer almaktadır.

Bir üst paragrafta da ifade edildiği üzere bahse konu parseli kapsayan alanda 1/1000 ölçekli uygulama imar planının 2006 yılında, bahse konu plana uygun olarak 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. Maddesine göre imar uygulamasının ise 2008 yılında yapıldığı; 09.05.1985 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren İmar Kanununun 18 İnci Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi ile İlgili

Esaslar Hakkında Yönetmelik’in Kamu Tesisleri Arsalarına Tahsis başlığı altında yer alan 12. Maddede

“Düzenleme sahasında bulunan okul, hastane, kreş, belediye hizmet veva diğer resmi tesis alanı gibi umumi tesislere avrılan alanların parselleri düzenlemeye giren parsellerin alımları oranında pav verilmek suretiyle hisselendirilir. ” ifadesi uyarınca parselin KOP parseli olarak oluştuğu görülmektedir. Meri mevzuat kapsamında bahse konu parselin kamulaştırma işlemlerinden Belediyemizin değil, Milli Eğitim

Bakanlığı’nın sorumlu olduğu belirlenmiştir.”

2.3. Kandıra Belediye Başkanlığı 10/10/2022 tarihli ve sayılı cevabi yazılarında özetle; “1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Kandıra merkezinde hazırlanan ilk Uygulama İmar Planı olup, onay yılı 1976’dır. Sonraki süreçte Kandıra merkez ihtiyaçlarına uygun olarak birden fazla imar revizyonu gerçekleştirilmiş olup, ada parsel Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından 16.06.2006 tarih, sayı ile revize edilmiştir. Dolasıyla taşınmaz 1976 planı tarihi ile kamuya tahsis edilmiştir.

İmar planları 3194 sayılı imar kanunu, plan yapımına ait esaslara uyarınca hazırlanmış olup, 2008 yılında gerçekleştirilmiş olan İmar Kanunu 18. maddesi (Şuyulandırma Uygulaması) geçerliliğini korumaktadır.

Dolasıyla bölgede tekrar 18. madde uygulaması yapılamaya müsait değildir.”

şeklindedir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın,

3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. (Değişik: 3/10/2001-4709/2 md.)

maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”;

3.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”;

3.3. “Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinin birinci fıkrasında, “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.”;

3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”;

4. 04/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun,

4.1. “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, …karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.”;

4.2. “Kamulaştırma şartları” başlıklı 3. maddesinde, “İdareler, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler. … Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanların bedeli, her halde peşin ödenir.”;

4.3. “Satın alma usulü” başlıklı 8. maddesinde (Değişik: 24/4/2001 – 4650/3 md.), “İdarelerin, bu

Kanuna göre, tapuda kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamaları esastır. Kamulaştırma kararının alınmasından sonra kamulaştırmayı yapacak idare, bu Kanunun 11 inci maddesindeki esaslara göre ve konuyla ilgili uzman kişi, kurum veya kuruluşlardan da rapor alarak, gerektiğinde Sanayi ve Ticaret Odalarından ve mahalli emlak alım satım bürolarından alacağı bilgilerden de faydalanarak taşınmaz malın tahmini bedelini tespit etmek üzere kendi bünyesi içinden en az üç kişiden teşekkül eden bir veya birden fazla kıymet takdir komisyonunu görevlendirir. …”

4.4. “Kamulaştırma bedelinin tespiti esasları:” başlıklı 11. maddesinde (Değişik: 24/4/2001 – 4650/6 md.), “ 15 inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra

taşınmaz mal veya kaynağın; a) Cins ve nevini, b) Yüzölçümünü, c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini, d) Varsa vergi beyanını, e) Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini, f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini, g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini, h) Yapılarda, resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını, ı) (Değişik: 19/4/2018-7139/27 md.) (İptal ibare: Anayasa

Mahkemesinin 10/4/2019 tarihli ve E.:2018/156; K.:2019/22 Sayılı kararı ile) (İptal ibare: Anayasa

Mahkemesinin 10/4/2019 tarihli ve E.:2018/156; K.:2019/22 Sayılı kararı ile) her bir ölçünün etkisi açıklanmak kaydıyla bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri, Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da dikkate alarak Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kabul edilen değerleme standartlarına uygun, gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit ederler. Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkate alınmaz. …”

4.5. “Kısmen kamulaştırma” başlıklı 12. maddede, “Kısmen kamulaştırılan taşınmaz malın değeri; a)

Kamulaştırılmayan kısmın değerinde, kamulaştırma sebebiyle bir değişiklik olmadığı takdirde, o malın 11 inci maddede belirtilen esaslara göre takdir edilen bedelinden kamulaştırılan kısma düşen miktarıdır. b)

Kamulaştırma dışında kalan kısmın kıymetinde, kamulaştırma nedeniyle eksilme meydana geldiği takdirde; bu eksilen değer miktarı tespit edilerek, kamulaştırılan kısmın (a) bendinde belirtilen esaslar dairesinde tayin olunan kamulaştırma bedeline eksilen değerin eklenmesiyle bulunan miktardır. c) Kamulaştırma dışında kalan kısmın bedelinde kamulaştırma nedeniyle artış meydana geldiği takdirde ise, artış miktarı tespit edilerek, kamulaştırılan kısmın (a) bendinde belirtilen esaslar dairesinde tayin edilen bedelinden artan değerin çıkarılmasıyla bulunan miktardır. …”

5. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun,

5.1. “A. Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683. maddesinde; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.”;

5.2. “A. Taşınmaz mülkiyetinin konusu” başlıklı 704. maddesinde, “Taşınmaz mülkiyetinin konusu şunlardır: 1. Arazi, 2. Tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar, 3. Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler.”;

5.3. “B. Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması I. Tescil” başlıklı 705. maddesinde, “Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.”;

6. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”;

7. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Tavsiye

kararı” başlıklı 32. maddesinde, “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye kararı verilir…”

hükümlerine amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9. Şikâyet özetle; Kamulaştırmasız el atılan taşınmazla ilgili olarak kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması ve ecrimisil ödemelerinin yapılması talebine ilişkindir.

10. Mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, başvurana ait taşınmazın imar plan ve uygulamaları neticesinde şuyulandırılarak ve hali hazırda üzerinde okul bulunan mesleki ve teknik öğretim alanına katıldığı, söz konusu alanın 5990,48 m2’ lik kısmının halen şahıslara ait olduğu, başvuranın uzun süredir taşınmazını tasarruf edemediği ve faydalanamadığı tespit edilmiştir. Diğer taraftan, imar plan ve programları tamamlanmış ve kesinleşmiş söz konusu şahsa ait taşınmazın kamulaştırılmasına engel teşkil edecek bir hususun da bulunmadığı görülmektedir. Dolayısıyla İdarelerden gelen bilgi ve belgelerden, başvuranın mülkiyet hakkına ilişkin herhangi bir itirazın bulunmaması ve ilgili Belediyelerce gerçekleştirilmesi gereken imar plan süreçlerinin tamamlanmış olması nedeniyle dosya başvuranın taşınmazının kamulaştırılması ve ecrimisi bedelinin ödenmesi yönleriyle incelenecektir. Dosya üzerinde yapılan incelemelerden başvuranın kamulaştırma taleplerinin ilgili İdarece bu güne kadar işleme alınmadığı görülmektedir.

11. Bilindiği üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683. maddesi uyarınca bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.

12. Kamu yararı amacıyla mülkiyet hakkına sınırlama getiren uygulamalardan birini oluşturan kamulaştırma işlemlerinin yasal dayanağı incelendiğinde, Anayasanın 46. maddesinde ve 2942 sayılı

Kanunda birbirine benzer düzenlemelere yer verilerek, idarelerin kamu yararının gerektirdiği hallerde, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla veya koşulu oluştuğunda taksitle ödemek üzere kamulaştırma yapmaya yetkili olduklarının kural altına alındığı görülmektedir. 2942 sayılı Kanun’un 3. maddesinde de, kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanların bedelinin, her halde peşin ödeneceği hüküm altına alınmıştır.

13. Anayasanın mülkiyet hakkını düzenleyen 35. maddesi ve kamulaştırma başlıklı 46. maddesi, taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkına son veren müdahalelerin yasal olmasını zorunlu tutmaktadır. Bu çerçevede

Anayasa Mahkemesi yaptığı incelemelerde; Anayasanın 46. maddesi hükmü ve 2942 sayılı Kanun gereği asıl olanın kamulaştırma işlemi yapmak suretiyle idarenin taşınmazı iktisap etmesi olduğunu; yöntem olarak Anayasa ve yasalara uygun bir kamulaştırma işlemi yapılması söz konusu iken dayanağını Anayasa

ve yasalardan almayan, bireylerin mülkiyet hakkına son veren bir uygulama olan kamulaştırmasız el atmanın, yasalara uygun bir kamulaştırma ile aynı hukuki çerçeve içinde değerlendirilemeyeceğini, İdarelere resmi kamulaştırma kurallarının ötesine geçme imkânı sağlayan böyle bir uygulamanın, taşınmaz sahipleri için öngörülemeyen ve hukuki olmayan müdahale riskini taşıdığını; AİHM’nin de kamulaştırma yapılmaksızın taşınmaza el atılması yoluyla yapılan müdahalenin, başvurucuların mülkiyet haklarını ihlal ettiği kanaatinde olduğunu vurgulamıştır (Hayati Tunç ve diğerleri, B. No: 2014/1028, 10/3/2016, s.9).

14. Anayasa Mahkemesinin benzer nitelikteki çeşitli kararlarında da, tazminat ödenmeksizin kamulaştırmasız el atmak suretiyle bireylerin mülkiyet haklarından yoksun bırakılmalarının Anayasa’nın 13., 35. ve 46. maddeleriyle, 2942 sayılı Kanun’da belirtilen usule uymayan bir müdahale olduğu ve mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin “kanunilik ilkesini” ihlal ettiği sonucuna varılmıştır (Celalettin

Aşçıoğlu, B. No: 2013/1436, 6/3/2014, s.61-62; Mustafa Asiler, B. No: 2013/3578, 25/2/2015, s.45-46; İbrahim Oğuz ve diğerleri, B. No: 2013/5926, 6/10/2015, s. 87-89).

15. Yapılan açıklamalardan özetle, Anayasa’nın 46. maddesi hükmü ve 2942 sayılı Kanun gereği asıl olan, kamulaştırma işlemi yapmak suretiyle idarenin taşınmazı elde etmesi iken, Anayasanın 13., 35. ve 46.

maddelerine aykırı biçimde 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nda öngörülen usul izlenmeden kişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazın idarenin eline geçmesi halinde, kamulaştırma yapılmaksızın taşınmaza el atılması yoluyla kişilerin mülkiyet hakları ihlal edilmektedir.

16. Dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde başvuranında paydaşı olduğu taşınmazın üzerine Şehit

Yavuz Sonat Güzel Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yapılarak kamulaştırmasız el atıldığı tespit edildiğinden, taşınmazın ivedilikle kamulaştırılması ve nihayetinde başvurana kamulaştırmasız el atma bedeli ödenmesi yönünde tavsiyede bulunulması gerektiği kanaati ve sonucuna varılmıştır.

17. Başvuran ayrıca, tarafına ecrimisil ödenmesi hususunda gereğini talep etmektedir. Haksız işgal tazminatı olarak da tanımlanan ecrimisile yönelik olarak kamu hukukunda yasal düzenlemeler bulunmaktaysa da, özel hukukta bu konuyu doğrudan düzenleyen bir mevzuatın olmadığı görülmektedir.

Yargı içtihatları incelendiğinde ise, bu yöndeki taleplerin yasal dayanağı olarak karşımıza TMK’nın 995.

maddesi çıkmaktadır. Nitekim TMK’nın 995. maddesinin birinci fıkrasında, iyi niyetli olmayan zilyedin geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorunda olduğu, hüküm altına alınmıştır.

18. Ecrimisil gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere, hak sahibinin kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme

Kararında; fuzuli işgalin, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması ve haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun

16.05.1956 tarih ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararında da, taşınmaz mal sahibinin, kamulaştırma

işlemlerini tamamlamadan taşınmaza haksız olarak el atan idare aleyhine el atmanın önlenmesi veya taşınmaz bedelinin tahsili davası açabileceğine, bu davalarla birlikte veya ayrı olarak ecrimisil ya da tazminat davası da açabileceğine hükmedilmiştir. (Corpus Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim tarihi:29.7.2022, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E:2017/1273, K: 2019/911, T: 19.09.2019). Görüldüğü üzere yargı kararlarıyla, kamulaştırma kararı almadan veya kamulaştırma işlemlerini tamamlamadan taşınmaza el koymuş bulunan idarenin, haksız işgalci konumunda olduğu kabul edilmektedir.

19. Ecrimisil taleplerine uygulanacak zamanaşımına ilişkin içtihat; 25.05.1938 tarih ve E.1937/29, K.

1938/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (YİBK) ile ortaya konmuştur. Söz konusu kararda, “Haksız surette zabt ve işgal sebebiyle hukukî menfaatları haleldar olan gayrimenkul maliklerinin talep edebilecekleri tazminat davaları hakkında hususî dairece takarrür etmiş olan on senelik müruruzaman müddetinin tatbik edilmesinde de isabet mülahaza olunmamıştır. Çünkü sarih veya zımnî akitten doğan alelumum kira davaları hakkında Borçlar Kanununun 126 ncı maddesi mucibince beş senelik müruruzaman carî bulunmuş olduğundan akte müstenit olmayan ve fakat hukukî neticesi itibariyle ayni mahiyette bulunan bu misillü tazminat ve münasip ücret davalarında da beş senelik müruruzaman cereyan etmesi tabiî ve zarurîdir.”(Corpus Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim tarihi:20.5.2021), denilmekle ecrimisil davalarının

5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu kabul edilmiştir.

20. 5 yıllık zamanaşımının hesaplanmasında hangi tarihin esas alınacağına ilişkin olarak ise Yargıtay

İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 16.05.1956 tarih ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararında; “Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibariyle, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna hükmedilmiştir.” (Corpus Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim tarihi:29.7.2022), denilmekle malikin idarece yaratılan fiili duruma açtığı dava tarihi itibariyle onay verdiği ve bedeli karşılığında mülkiyet hakkını idareye devretme iradesini ortaya koyduğu için idarenin taşınmaza el atması açılan bu dava tarihine kadar haksız eylem niteliğinde kabul edilmekte ve beş yıllık zamanaşımı süresinin hesaplanmasında dava açma tarihi esas alınmaktadır.

21. Başvuruya konu somut uyuşmazlıkta, taşınmaz sahibi tarafından kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil istemine ilişkin idare aleyhine açılmış bir dava söz konusu olmamakla birlikte, kamulaştırma kararı almadan veya kamulaştırma işlemleri tamamlanmadan taşınmaza el koyan idarenin haksız işgalci konumunda olduğu, bu nedenle taşınmazın malikinin ecrimisil isteyebileceği yargı kararları (Yargıtay Birinci Hukuk Dairesi, Esas: 2017/5516, Karar: 2018/504, Tarih: 29.01.2018) ile sabit olduğundan, fiilen okul kullanımında olan talebe konu taşınmaz için yukarıda bahse konu yargı içtihatları dikkate alınarak, yöntemine uygun biçimde hesap edilecek ecrimisil bedelinin ödenmesi gerektiği kanaati ve sonucuna varılmış, bu yönden idareye tavsiyede bulunulması kararlaştırılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

22. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Bu ilkelere göre yapılan değerlendirmede, başvurana idarece verilen cevabi yazıda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceği bilgisinin verilmediği görülmüş olup, ilgili İdarenin “Karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edilmiştir. İdarenin bundan sonra bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

23. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Kocaeli İdare Mahkemesi’nde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜ ile,

Başvuruya konu kamulaştırmasız el atılan taşınmazla ilgili olarak gerekli ödeneğin gönderilmesi ve ivedilikle kamulaştırılmasının sağlanması ile ecrimisil bedelinin ödenmesi yönünde MİLLİ EĞİTİM

BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar

üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Tavsiye Kararının BAŞVURANA ve MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi