TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/11350-S.17574

BAŞVURU NO : 2019/10275

KARAR TARİHİ : 11/11/2019

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

KARAYOLLARI 4. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : Kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir.

BAŞVURU TARİHİ : 21/05/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran vekili özetle, müvekkili …’ın Elmadağ İcra Dairesi’nin … talimat sayılı dosyasında 62.571,40 TL değer ile satışa çıkan Ankara ili, Elmadağ ilçesi, Kayadibi mahallesinde bulunan

… Ada …. parsel sayılı taşınmazı ihale yoluyla 25.12.2018 tarihinde satın aldığını; söz konusu taşınmazın üzerinde Karayolları Genel Müdürlüğü’nün kamulaştırma şerhi bulunması sebebiyle

Ankara 12. İcra Müdürlüğü tarafından Karayolları Genel Müdürlüğü’ne söz konusu kamulaştırma şerhinin satışa engel bir durum yaratıp, yaratmadığının sorulduğunu, Karayolları

Genel Müdürlüğü’nün kamulaştırma şerhinin satışa engel olmadığı yönünde görüş bildirdiğini; satış işlemi tamamlandıktan ve müvekkil tapusunu aldıktan kısa bir süre sonra Karayolları

Genel Müdürlüğü tarafından söz konusu taşınmaz üzerinde kaçış rampası yapılmaya başlandığını ve müvekkilin mülkiyet hakkının ihlal edildiğini; bunun üzerine müvekkilin

31.01.2019 tarihli dilekçesi ile taşınmaz üzerinde bulunan kamulaştırma şerh ve işlemlerinin

kaldırılmasını veya bedelinin tarafına ödenmesini talep ettiğini, Karayolları Genel

Müdürlüğünce söz konusu taşınmazın kamulaştırıldığı belirtilerek talebin reddedildiğini; iddia ve şikâyet ederek, Karayolları Genel Müdürlüğünce taşınmazın değerinin müvekkile ödenmesi hususunda gereğini talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Karayolları Genel Müdürlüğü 4. Bölge Müdürlüğü’nün 26/8/2019 tarihli ve … sayılı cevabi yazısında özetle, 2.1. Ankara İli, Elmadağ İlçesi, Kayadibi Mahallesi … ada … no.lu parselin üzerinde idarelerinin kamulaştırma şerhinin bulunması sebebiyle Ankara 12. İcra Müdürlüğünce

İdarelerine taşınmazın satışına engel bir durum olup olmadığının sorulduğu, yapılan incelemelerde satışa engel bir durum olmadığı yönünde 31.01.2017 tarihinde görüş bildirildiği; 2.2. İdareleri tarafından 21.04.2017 tarihinde güncel kamulaştırma plan çalışmalarına başlanıldığı ve detaylı yapılan arşiv çalışmalarında taşınmaz maliki …’e 16/11/1976 tarihinde noter kanalı ile yapılmış olan tebligatın başka dosyaların içinden çıktığı; bu doğrultuda başvurana bir bedel ödenmesinin söz konusu olmadığı, ancak başvuranın kamulaştırmasız el atma davası açma hakkının saklı bulunduğu; Açıklamalarına yer verilmiştir.

3. Karayolları Genel Müdürlüğü 4. Bölge Müdürlüğü’nün 11/10/2019 tarihli ve … sayılı cevabi yazısında özetle, 3.1. Bahse konu parsele Elmadağ Kaçış Rampası yapımı nedeniyle girilmiş olduğu bildirilse de 20/04/1976 tarih ve 1976/70 sayılı kamu yararı kararı kapsamında kamulaştırma sınırları içinde kaldığından 6487 sayılı yasa kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, söz konusu parselin satışında sakınca olmadığının 31/01/2017 tarih ve … sayılı yazı ile bildirilmiş olsa da, 16/11/1976 tarih ve 31052 sayılı noter tebligatının taşınmaz malikine tebliğ edildiği; 3.2. 6830 sayılı yasanın 17. maddesi gereği Cebri Tescil davası açılmadığı, idarelerince ilgili tapu dairesine 17/02/1986 tarih ve 05856 sayılı yazı ile ferağ ve terkin talebinin yapıldığı, ancak günümüze kadar herhangi bir işlem yapılmadığı, takdir edilen kıymetin herhangi bir bankaya bloke edilip edilmediğine dair arşiv kayıtlarında bir belgeye rastlanılmadığı, ancak takdir edilen kıymetin ilan örneğinin ekte gönderildiği, 3.3. 6830 sayılı yasa kapsamında değerlendirildiğinde kamulaştırmanın kesinleştiği ancak tescil ve yola terkin işleminin gerçekleşmediği; Açıklamalarına yer verilmiştir.

4. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu Dairesi Başkanlığı’nın 8/10/2019 tarihli ve …

sayılı cevabi yazısında özetle, Ankara ili, Elmadağ ilçesi, Kayadibi mahallesi, … ada, … parsel (eski …) numaralı taşınmaz ile ilgili olarak; 4.1. Kayadibi mahallesi, … nolu bağ vasfındaki 9960m2 yüzölçümlü parselin, Karayolları

Genel Müdürlüğü 4. Bölge Müdürlüğü’nün 17.02.1986 tarih ve 05856 sayılı yazıları ve

22.04.1976 tarih ve 02.12/05.2058 sayılı dosyaya ekli istimlak planına istinaden 2158 ve 2159

numaralı parseller olarak ifraz işlemi yapıldığı, 2158 numaralı parselin 6850m2 bağ cinsiyle,

2159 numaralı parselin 3110m2 yol cinsiyle Elmadağ Tapu Müdürlüğü’nün 21.02.1986 tarih ve

230 numaralı yevmiyesiyle tescil edildiği;

4.2. 2159 numaralı parselin, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 22-a maddesi gereği yapılan ve 22.08.2015-21.09.2015 tarihlerinde askıya çıkartılan ve itiraza uğramayarak 22.09.2015 tarihinde kesinleşen yenileme çalışması neticesinde .. ada …parsel numarası verilerek yol vasfı ve 3128,57m2 lik yüzölçümü ile tescil edildiği; 4.3. Elmadağ Tapu Müdürlüğünce gönderilen konu taşınmaza ilişkin evrak arasında, mülga

6830 sayılı Kanunun 17. maddesi kapsamında, mahkemece lehine istimlâk yapılan idare adına

gayrimenkulun tescili hususunda bir tezkereye rastlanmadığı, 4.4. Söz konusu belirtmenin, tapu kütüğü sayfa örneğinde “İstimlak edilecektir. 10.05.1976 tarih, Yev. 282” olarak geçtiği, belirtmenin dayanak evrakı olan (ekinde kamulaştırma kararı da gönderilen) Karayolları 4. Bölge Müdürlüğü’nün “Tapu Kütüğüne Şerh Konulması” konulu

04.05.1976 tarihli ve 11756 sayılı yazısında, 6830 sayılı mülga Kamulaştırma Kanunu’nun 32/B

maddesi gereğince şerh konulmasının talep edildiği, bu konu ile ilgili olarak çıkarılan

08.02.1965 tarihli, 4-1-1-7/1388 ve “6830 sayılı kanunun 32/b maddesinin şümulü ve tatbik

şekli hk:” konulu mülga genelgede “…kamulaştırma kararının tapu dairesine tebliğinden itibaren tapu sicili muhafız ve memurlarının, kamulaştırmaya tabi tutulan gayrimenkulün devir, ferağ veya temlikine vasıta olmamaları icap edeceğinden, tebliğ; kamu hukukundan doğan mülkiyet haklarının kısıtlanması olarak kabul edilerek, keyfiyet Tapu Sicil Tüzüğünün 88.

maddesi uyarınca müseccel bulunduğu kayıt veya kütük sahifesinin beyanlar sütununa kaydolunmalıdır…” şeklindeki düzenleme gereğince de anılan belirtmenin beyanlar hanesine tescil edildiği; 4.5. Gerek mülga 6830 sayılı Kanunun 32/b maddesinin “İstimlâk kararının tebliğinden sonra istimlâk bedelinin veya gayrimenkulun başkasına devir ve ferağ veya temliki” ni yasaklayan hükmü ve gerekse anılan genelge düzenlemesinin, malikin tasarruf hakkını yasaklayıcı nitelikte olduğu, 4.6. Türk Medeni Kanununun 705. maddesinde cebri icranın mülkiyetin tescilsiz kazanım halleri arasında sayıldığı, yine anılan mülga 08.02.1965 tarihli, 4-1-1-7/1388 sayılı genelgede

“… Kısmen veya tamamen kamulaştırılan gayrimenkulün idare adına tescili yapılınca, beyanlara düşülen kaydın muhafazası lüzum ifade etmeyeceğinden terkin edilmesi gerekmektedir. İdarenin kamulaştırmadan tek taraflı vazgeçmesi veya tarafların anlaşmasıyla kamulaştırmadan sarfınazar edilmesi, yahutta malsahibinin geri alması hakkına dayanarak (6830 sayılı yasa madde: 22, 23, 24) gayrimenkulü tekrar iktisabı halinde beyanlar hanesine düşürülen kaydın terkini malikin talebiyle yapılır…” şeklinde konu belirtmenin terkin usulüne ilişkin düzenlemeler bulunduğu; Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının, 5.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”; 5.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”; 5.3. “Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinin birinci fıkrasında, “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.”; 6. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”; 7. 04/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun “Kamulaştırılmaksızın

kamu hizmetine ayrılan taşınmazların bedel tespiti başlıklı Geçici 6.maddesi – (Ek:

18/6/2010-5999/1 md.; Değişik: 24/5/2013-6487/ 21 md.)

“Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır….”; 8. 31/08/1956 tarihli ve 6830 sayılı İstimlak Kanununun; 8.1. “İstimlâke takaddüm eden muameleler başlıklı 7. maddesinde, “İstimlâki yapacak idare, istimlâk veya istimlâk yolu ile üzerlerinde irtifak hakkı tesis olunacak gayrimenkullerin ve kaynakların hudut, mesaha ve cinsini gösterir ebatlı plân veya krokisini yaptırarak tapu ve vergi kayıtları üzerinden veya haricen yaptıracağı araştırma ile mal sahiplerini ve tapu kaydı yoksa zilyedlerini ve bunların adreslerini tesbit ettirir.” ; 8.2. “Tebligat” başlıklı 13. maddesinde, “ İstimlâki kararlaştırılan yerlerin tapu ve tapu kaydı yoksa vergi kayıtları ile ve ayrıca haricen yapılacak tahkikatla tesbit edilen mal sahibi, zilyed ve diğer alâkalılarından ikametgâhı tesbit edilmiş olanlara istimlâk olunacak gayrimenkulün plân veya ebatlı krokisi, İstimlak Kararı ve takdir olunan Kıymeti ve istimlâkin hangi idare lehine yapıldığı ve açılacak dâvalarda husumetin kime tevcih edileceği 15 gün içinde noter marifetiyle tebliğ olunur. Tebligatta Hukuk

Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri tatbik olunur. …”;

8.3 “Müddetler ve Merci” başlıklı 14. maddesinde,

“İstimlâk olunacak gayrimenkulün sahibi zilyed ve diğer alâkalılar veya istimlâki yapan idare tarafından 13 üncü madde gereğince ikametgâhlarında tebligat yapılmış olanlar tebliğ tarihinden itibaren 15 gün, bunlar haricindekiler son ilân tarihinden itibaren 30 gün içinde istimlâk muamelesine karşı Şûrayı Devlette ve takdir edilen bedel ile maddi hatalara karşı da gayrimenkulün bulunduğu mahal asliye hukuk mahkemesinde dâva açabilirler. …”; 8.4. “Katileşen istimlâklerde idare adına tescil: Tapulu Gayrimenkul Hakkında” başlıklı 17. maddesinde, “İstimlâk olunan gayrimenkulün takdir edilen kıymetine, kanuni müddet içinde mahkemeye müracaat ile itiraz edilmediği ve tapu dairesinde rıza ile ferağ muamelesi yaptırılmadığı hallerde takdir edilen kıymetin tamamı millî bankalardan birisine ve bulunmıyan yerlerde malsandığına yatırılarak makbuzu alâkadar evrak suretleriyle birlikte mahkemeye tevdi edilir.

Mahkeme iki tarafı derhal davet ederek, gelmeseler dahi gıyaplarında o gayrimenkulün lehine istimlâk yapılan idare adına tescilini tapu dairesine tezkere ile bildirir.” ; 9. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “Tavsiye kararı” başlıklı 32. maddesinde, “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye kararı verilir…”; Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

10. Kamu Denetçisi inceleme ve araştırması neticesinde, taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığını tespit etmekle, taşınmazın kamulaştırma bedelinin, güncel rayiç bedel gözetilerek mümkünse uzlaşma yoluyla belirlenmesi ve kamulaştırma bedelinin makul sürede ödenmesini teminen yeni bir işlem tesis etmesi hususunda idareye tavsiyede bulunulmasını önermiştir.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran vekilleri özetle, müvekkilleri …’ın Elmadağ İcra Dairesi’nin 2016/501 talimat sayılı dosyasında satışa çıkan ve üzerinde Karayolları Genel Müdürlüğü’nün kamulaştırma şerhi bulunan Ankara ili, Elmadağ ilçesi, Kayadibi mahallesinde kayıtlı … Ada … parsel sayılı taşınmazı ihale yoluyla satın aldığını, satın alma işlemi öncesinde Ankara 12. İcra

Müdürlüğü’nce ilgili idaresinden şerhin satışa engel olup olmadığının sorulduğunu, satış işlemi tamamlandıktan ve müvekkil tapusunu aldıktan kısa bir süre sonra Karayolları Genel

Müdürlüğü tarafından söz konusu taşınmaz üzerinde kaçış rampası yapılmaya başlandığını, bunun üzerine müvekkilin taşınmaz üzerinde bulunan kamulaştırma şerh ve işlemlerinin kaldırılmasını veya taşınmaz bedelinin tarafına ödenmesini idareden talep ettiğini, talebin taşınmazın 20/04/1976 tarih ve 1976/70 sayılı kamu yararı kararı kapsamında kamulaştırıldığı belirtilerek reddedildiğini iddia ve şikâyet etmekle, taşınmaz bedelinin müvekkile ödenmesi hususunda gereğini talep etmişlerdir.

12. Kamulaştırma, kamu yararı kararı alınmasından taşınmazın idare adına tescili ile edinilmesine kadar birçok idari işlemi gerektirmekte olup, başvuruya konu taşınmazın kamulaştırılmasına karar verildiği tarihte yürürlükte olan 6830 sayılı İstimlak Kanununa göre kamulaştırma işlemlerine 13. madde gereğince yapılan tebligat ile başlanmaktadır.

13. 6830 sayılı Kanunun “Tebligat” başlıklı 13. maddesinde, kamulaştırılmasına karar verilen tapulu gayrimenkulün mal sahiplerinden ikametgâhı tespit edilmiş olanlara kamulaştırılacak gayrimenkulün kamulaştırma plan ve cetvelinin, kamulaştırma kararının, takdir olunan kıymetin ve kamulaştırmanın hangi idare lehine yapıldığı ve açılacak dâvalarda husumetin kime yöneltileceğinin 15 gün içinde noter marifetiyle tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Kanunun

“Müddetler ve Merci” başlıklı 14. maddesinde, kamulaştırmayı yapan idare tarafından 13.

madde gereğince ikametgâhlarında tebligat yapılmış olanların tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde kamulaştırmaya karşı Şûrayı Devlette ve takdir edilen bedel ile maddi hatalara karşı da gayrimenkulün bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde dâva açabileceği düzenlenmiştir.

Kanunun “Katileşen istimlâklerde idare adına tescil: Tapulu Gayrimenkul Hakkında” başlıklı 17. maddesinde ise, kamulaştırılan gayrimenkulün takdir edilen kıymetine, yasal süreler içinde mahkemeye müracaat ile itiraz edilmediği ve tapu dairesinde rıza ile ferağ muamelesi yaptırılmadığı hallerde takdir edilen bedelin tamamının millî bankalardan birisine ve bulunmayan yerlerde ise malsandığına yatırılarak makbuz ve ilgili evrak suretleriyle birlikte mahkemeye iletileceği, Mahkemenin iki tarafı derhal davet ederek, gelmeseler dahi gıyaplarında o gayrimenkulün, lehine kamulaştırma yapılan idare adına tescilini tapu dairesine tezkere ile bildireceği hüküm altına alınmıştır.

14. 6830 sayılı Kanun’un 17. maddesi, başlığından da anlaşılacağı üzere, kesinleşen kamulaştırmalarda idare adına tescilin yapılmasında izlenecek yolu göstermekte olup madde gerekçesinde bu husus, “Bu madde istimlake tabi gayrimenkulün mal sahibinin rızasına bakılmaksızın idareye intikali kaidesinin bir neticesidir. Bu gibi gayrimenkullere ait ferağın mal sahibi tarafından verilmesi esas kaidedir. Tatbikatta bu mecburiyetin yerine getirilmediği görülmektedir. Gayrimenkul sicil vaziyetinin maliklerin arzusuna intizaren haliyle bırakılamayacağı tabiidir. İstimlakin kesinleştiği ve bedele itiraz edilmediği veya itiraz edilip de hükmün katileştiği hallerde bu madde tatbik olunacaktır. İdare bu hususa ait evrakını ve bedelin yatırıldığına dair makbuza mahkemeye tevdi ve mahkeme iki tarafı davetle diyeceklerini tesbit eder. O yolda davette zaruret vardır. İdare bedele itiraz edilmediğini ileri sürdüğü halde gayrimenkul sahibi bedel hakkında dava açtığını tevsik edebilir. Bu ahkamın gayrimenkul sahibine verilmesi yerinde görülmüştür. Bununla beraber taraflar gelmeseler dahi gıyap kararı tebliğine lüzum olmaksızın gıyaplarında tetkikat yapılarak maddede yazılı şartların tahakkuku halinde sicil kaydının idare adına tedavül ettirilmesi tapu idaresine emrolunur. Mahiyetinde de anlaşılacağı üzere bu gibi muamelelere karşı kanun yoluna gidilemez….”, şeklinde ortaya konmuştur.

15. Görüldüğü üzere söz konusu madde, kamulaştırmanın kesinleştiği ve bedele itiraz edilmediği veya bedele itiraz edilip de hükmün kesinleştiği hallerde uygulanacaktır. İdarenin bu hususa ilişkin evrakı ve bedelin yatırıldığına dair makbuzu mahkemeye sunması zorunlu olup, tarafların yokluğunda dahi mahkemece maddede yazılı şartların gerçekleşmesi halinde, tapu sicilinin idare adına tescili için gereğinin tapu idaresinden talep edileceği kural altına alınmıştır. Kanun koyucu gerekçesinde, tapu sicilinin kişilerin isteğine göre olduğu gibi bırakılamayacağını, kamulaştırmaya tabi gayrimenkulün malikin rızasına bakılmaksızın idare adına tescil edileceğini açıkça ortaya koymuştur.

16. Başvuruya konu idare 6830 sayılı yasanın 17. maddesi gereği cebri tescil davası açılmadığını, tapu dairesine 17.02.1986 tarih ve 05856 sayılı yazı ile ferağ ve terkin talebinin yapıldığını, ancak günümüze kadar herhangi bir işlem yapılmadığını, takdir edilen kıymetin herhangi bir bankaya bloke edilip edilmediğine dair arşiv kayıtlarında bir belgeye rastlanılmadığını, 6830 sayılı yasa kapsamında değerlendirildiğinde kamulaştırmanın kesinleştiğini ancak tescil ve yola terkin işleminin gerçekleşmediğini belirtmektedir. Başvuruya konu idare ayrıca Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin idareleri lehine hüküm kurduğu E:2014/4389, K:2014/18457 sayılı ve 24/06/20174 tarihli ilamına atıfla, davalı idarece kamulaştırmaya ilişkin

Noterlikçe çıkartılan tebligatın usulüne uygun olarak yapılması halinde 30 günlük hak düşürücü süre içinde bedel artırım davası açılmadığı takdirde kamulaştırma işlemlerinin kesinleştiği yönünde mahkemenin hüküm kurduğunu belirtmiştir.

17. Anayasa Mahkemesi’nin 2013/3667 sayılı “Emel Kaynar ve Diğerleri” başvurusuna (R.G.

Tarih- Sayı : 2019/11350-S.1757418/9/2015-29479) ilişkin yaptığı değerlendirme, başvuruya konu uyuşmazlıkta idare tarafından ileri sürülen Yargıtay ilamına ilişkin getirdiği yorum bakımından önemlidir.

Başvurucular, AYM’ye yaptıkları başvuruda, taşınmazın kamulaştırma şerhi ile birlikte adlarına tapuya tescilli olduğunu, kamulaştırma işlemi yapılmaksızın ve bedeli ödenmeksizin taşınmaza el konulması nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

18. Esas yönünden yaptığı incelemede AYM, DSİ Genel Müdürlüğünce başvuruculara ait taşınmazın kamulaştırılmasına karar verildiği ve kamulaştırma kararı alındığı, Derece

Mahkemelerinin kararlarına göre kamulaştırma kararının başvuruculara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği kabul edilmişse de, kamulaştırma kararı alınan taşınmaz bedelinin başvuruculara ödenmediği, taşınmazın tapu kaydında “kamulaştırılacaktır” şerhi bulunmasına rağmen

Anayasa’nın 46. maddesine uygun olarak bedeli ödenmek suretiyle kamulaştırmanın gerçekleştirilmediği, yalnızca kamulaştırma kararı alınması ve bu kararın maliklere tebliğ edilmesi ile mülkiyet hakkının sona erdirilemeyeceği, dolayısıyla Derece Mahkemeleri tarafından, 30 gün içinde dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin, ortada bedeli ödenerek kamulaştırılan taşınmazın bulunmadığı hususu göz önünde bulundurulduğunda, başvurucuların mülkiyet haklarına müdahale teşkil edeceği, sonucuna ulaşmıştır.

19. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olup olmadığına ilişkin yaptığı değerlendirmesinde Mahkeme, taşınmazın halen başvurucular adlarına tapuya kayıtlı olduğu ve bedelinin ödenmediği dikkate alındığında, başvurucuların kamulaştırma işlemine karşı 30 gün içinde dava açmamaları nedeniyle taşınmazın bedelinin ödenmesi amacıyla dava açmalarının mümkün olmadığı şeklindeki bir sonucun, mülkiyet hakkı ile birlikte hak arama özgürlüğünün de ihlali niteliğinde olabileceğini, İdare tarafından taşınmaza yapılan müdahale ile başvurucunun taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkı arasında adil bir dengenin ancak kamu yararına tahsis edilen ve bu yönden meşru bir amacı olan kamulaştırma konusu taşınmaz bedelinin başvuruculara ödenmesi ile telafi edilebileceğini, tazminat ödenmeksizin mülkiyetin kaybettirilmesinin başvurucuların mülkiyet hakkına orantılı bir müdahale olmadığı ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği kanaati ve sonucuna varmıştır.

20. Başvuruya konu isteme ilişkin dosyasına sunulan bilgi ve belgelerden özetle, başvuruya konu taşınmazın 20/04/1976 tarih ve 1976/70 sayılı kamu yararı kararı kapsamında kamulaştırılmasına karar verildiği, kamulaştırmaya ilişkin 16/11/1976 tarih ve … sayılı noter tebligatının muhatap ile birlikte oturan eşine 29/11/1976 tarihinde tebliğ edildiği, kamulaştırma bedelinin o tarihteki malikler adına bankaya bloke edildiğine dair arşiv kayıtlarında bir belgeye rastlanılmadığının ilgili idaresince kabul edildiği, 6830 sayılı yasanın 17. maddesi gereği cebri tescil davası da açılmadığı, bu süreçte taşınmazın 21/2/1986 tarih ve 230 numaralı yevmiye sayılı işlemle istimlak planına istinaden … (bağ) ve …(yol) numaralı parseller olarak ifraz işleminin yapıldığı; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 22-a maddesi gereğince 22.09.2015 tarihinde kesinleşen yenileme çalışması neticesinde de taşınmazın 219 ada 1 parsel numarası verilerek bağ vasfı ve 3128,57m2’lik yüzölçümü ile tescil edildiği; başvuranın taşınmazı icradan satın aldığı tarihte taşınmaz üzerinde bulunan “istimlak edilecektir” belirtmesine ilişkin hakkın devam edip etmediğinin, ediyor ise ne kadar süresinin kaldığının, kısıtlılık şerhinin mahiyetinin ve satışa engel olup olmadığının Ankara 12. İcra Müdürlüğünce ilgili idaresinden sorulduğu, şerhin satışa engel olmadığının bildirildiği, başvuranın 31.01.2019 tarihinde ilgili idaresinden kamulaştırma şerhinin kaldırılması veya taşınmazın bedelinin tarafına ödenmesi yönünde yaptığı istemin ise 6830 sayılı Kanun kapsamında kamulaştırmanın kesinleştiğinden bahisle reddedildiği hususları tespit edilmiştir.

21. Yukarıda dosyasında yapılan tespitler, ilgili mevzuat ve AYM kararı çerçevesinde başvuru incelendiğinde, gerek başvuruya konu taşınmazın kamulaştırıldığı tarihte yürürlükte olan 1961

Anayasasının 38. maddesinde, gerekse de yürürlükteki Anayasanın 46. maddesine göre kamulaştırma işlemi için öncelikle bir kamu yararının bulunmasının gerektiği, kamulaştırmanın ancak, kanunda öngörülen esas ve usullere uygun olarak yapılması ve taşınmazın karşılığının maliklere peşin ödenmesi halinde hukuka uygun olacağı; başvuruya konu taşınmaz hakkında alınmış 1976 tarihli bir kamu yararı kararının bulunduğu, kamulaştırma işleminin o tarihteki taşınmaz malikine usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ancak taşınmaz bedelinin ödendiğinin ilgili idaresince ortaya konamadığı, taşınmazın İdare adına tescil edilmediği, “istimlak edilecektir” belirtmesi ile yeniden özel mülkiyete konu edildiği, idaresinden bu husus sorulduğunda ise şerhin satışa engel olmadığının bildirildiği, taşınmazın hâlihazırda başvuran adına tapuya kayıtlı olduğu ve bu durumda Anayasanın 46. maddesine uygun bir kamulaştırma işleminden söz edilemeyeceği, dolayısıyla kamulaştırmasız el atma olduğu tespit edilmekle, taşınmazın kamulaştırma bedelinin, güncel rayiç bedel gözetilerek mümkünse uzlaşma yoluyla belirlenmesi ve kamulaştırma bedelinin makul sürede ödenmesini teminen yeni bir işlem tesis edilmesi hususlarında idareye tavsiyede bulunmak gerekmiştir.

B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 22. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; idarelerin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazılarının süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği değerlendirildiğinden idarenin iyi yönetim ilkelerinden “dürüstlük”, “makul sürede karar verme” “nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun davrandığı, öte yandan yukarıda hukuki gerekçe başlığı altında incelendiği üzere “kanunilik” ilkesine riayet edilmediği tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye uygun hareket etmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

23. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Ankara

Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜ ile, 1. Başvuruya konu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığının tespitine; 2. Taşınmazın kamulaştırma bedelinin, güncel rayiç bedel gözetilerek mümkünse uzlaşma yoluyla belirlenmesi ve kamulaştırma bedelinin makul sürede ödenmesini teminen yeni bir işlem tesis etmesi; Hususlarında, KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE TAVSİYEDE

BULUNULMASINA;

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek

işlemin veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın, BAŞVURANA, KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE ve

KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 4. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ’NE tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi