|
ÖZET: Uyuşmazlık, Hatay ili, Belen ilçesinde kamulaştırmasız el atılan bir taşınmazın bedelinin tahsiline ilişkindir. Davacılar, taşınmazlarına yol geçirilmesi suretiyle fiilen el atıldığını iddia ederek, bedelin tahsilini talep etmiştir. İlk mahkeme, davayı usulden reddetmiş, ancak Yargıtay, davanın usulden reddinin hukuka aykırı olduğuna karar vererek, mahkemenin bozulmasına ve yeniden yargılama yapılmasına hükmetmiştir. Yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulü ile el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Davalı idare, temyiz dilekçesinde, taşınmazın usulüne uygun olarak kamulaştırıldığını ve el atma iddiasının mesnetsiz olduğunu ileri sürmüştür. Yargıtay, davalı idarenin temyiz itirazlarının çoğunu reddetmiş, ancak taşınmazın tapu kaydındaki haciz şerhlerinin dikkate alınması gerektiğini belirterek, mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermiştir. Bu durum, el atma tazminatının belirlenmesinde hukuki sürecin önemini vurgulamaktadır. |
5. Hukuk Dairesi 2024/3156 E. , 2024/9629 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/27 Esas, 2021/87 Karar
DAVA TARİHİ : 18.03.2013
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Hatay ili, Belen ilçesi, Karapelit Mahallesi 1325 parsel (yenilemeyle … Mahallesi 3103 ada 3 parsel) sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın yol geçirilmesi suretiyle fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle husumet yönünden, dava tarihi itibarıyla süre yönünden, görev ve yetki başta olmak üzere bilumum ilk itiraz konusu unsurların ve dava şartlarının değerlendirilerek davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 03.12.2013 tarihli ve 2013/137 Esas, 2013/601 Karar sayılı kararı ile uzlaşma dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 03.12.2013 tarihli ve 2013/137 Esas, 2013/601 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonucunda; kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davanın, 11.06.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun’un 21 inci maddesi ile değiştirilen 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) geçici 6 ncı maddesinin yürürlüğe girmesinden önce 18.03.2013 tarihinde açıldığı ve dava tarihi itibarıyla uzlaşmaya başvurulduktan sonra dava açılmasını dava şartı sayan 6487 sayılı Kanun maddesinin yürürlükte olmadığı ve Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihte derdest olan davalarla ilgili olarak uzlaşma yoluna başvurulması isteğe bağlı olduğundan ve Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde kullanılacak bu hakka ilişkin sürenin geçtiği de dikkate alınarak Mahkemece taraflara ait tüm deliller toplanıp oluşacak sonuca göre uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın usulüne uygun olarak kamulaştırıldığını, bedelinin bloke edildiğini, kamulaştırma tebligatının davacılar murisine noter aracılığıyla yapıldığını, ancak muhatap adreste tanınmadığından iade olduğunun tebliğ şerhinden anlaşıldığını, el atma iddiasının mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, el atmanın varlığı kabul edildiği takdirde taşınmazın el atma tarihindeki niteliklerine göre tarla vasfında kabul edilerek gelir metodu yöntemine göre değerlendirme yapılması gerektiğini, dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde kabul edilmesinin hatalı olduğunu, 2942 sayılı Kanun’un geçici 14 üncü maddesi uyarınca el atma tarihinin gerekçeli kararda belirtilmesi gerektiğini, ayrıca maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, … olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ile bedelinin tahsili hususundadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.
3. Değerlendirme
1. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava konusu taşınmazın tapu kaydında davacılardan Nazire Nazan Özer ve Mehmet Özer’e ait paylarda yer alan haciz şerhlerinin bu davacılar yönünden hükmedilen bedele yansıtılması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı idare vekilinin Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasına ayrı bir bent olarak “Dava konusu taşınmazın tapu kaydında davacılardan Nazire Nazan Özer ve Mehmet Özer’e ait paylarda yer alan haciz şerhlerinin bu davacılar yönünden hükmedilen bedele yansıtılmasına” cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,05.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.