onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacı ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiş, ancak davalı idare vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazın TOKİ konutlarını kapsayan alan içinde yer aldığını ve el atmanın hukuki niteliğini değerlendirerek davanın kabulüne karar vermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazın sınırına yapılan istinat duvarı ve su tahliye kanalının parsel sınırları içinde kaldığını belirterek, sorumlu idarenin TOKİ Başkanlığı olduğunu tespit etmiştir. Ayrıca, 7421 sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince 04.11.1983 tarihinden sonra yapılan fiili el atmalarda maktu harç uygulanması gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak, temyiz başvurusu reddedilmiş ve harca ilişkin hüküm düzeltilerek onanmıştır. Mahkeme, kamu düzenine ilişkin bu düzenlemenin derhal uygulanması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırmış ve yeni bir hüküm tesis etmiştir.

5. Hukuk Dairesi         2024/2814 E.  ,  2024/10272 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/911 Esas, 2023/587 Karar
    DAVA TARİHİ : 12.04.2021
    KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2021/150 Esas, 2022/77 Karar

    Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, …, Yukarıyurtçu Mahallesi 62864 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ticari rekreasyon alanında kaldığını ve davalı idare tarafından istinat duvarı, beton zemin ve tahliye kanalı yapılmak suretiyle fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsilini talep etmiştir .
    II. CEVAP
    Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu duvarın parsel sınırı dışında bulunduğunu, idarenin malik olmadığını, taşınmazın alt kısmında yer alan istinat duvarı uygulaması gerekçe gösterilerek el atma olarak nitelendirmenin hatalı olduğunu, el atma kararı verilecekse el atılan kısma ilişkin karar verilmesi gerektiğini, taşınmazın ticari rekreasyon alanında bulunduğunu, mülkiyet kısıtlamasının söz konusu olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; parselasyon planlarını onaylayan ve bu nedenle sorumlu olan idarenin Büyükşehir Belediyesi olduğunu, taşınmaz sınırına can güvenliği nedeniyle istinat duvarının yapıldığını, taşımaz üzerine yapılan betonarme su kanalının idarelerinin görev tanımında olmadığını, fiili el atmadan bahsedilemeyeceğini, taşınmazın tamamının bedeline hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın TOKİ konutlarını kapsayan alan için davalı TOKİ Başkanlığı tarafından hazırlanıp davalı Büyükşehir Belediyesince onaylanan uygulama imar planında rekreasyon alanı olarak ayrıldığı, taşınmazın sınırına istinat duvarı yapıldığı, istinat duvarının üst kısmında yer alan betonarme su tahliye kanalının parsel sınırları içerisinde kaldığı ve davalı TOKİ Başkanlığı tarafından ihale yolu ile yaptırıldığı, bu yönüyle sorumlu idarenin TOKİ Başkanlığı olduğu anlaşılmış olup taşınmazın arsa niteliğinde kabulü ile emsal karşılaştırması yapılıp vergi değerleri de kıyaslanmak suretiyle değerinin tespit edilerek davalı idareden tahsiline ve taşınmazdaki davacı payının iptali ile davalı idare adına tesciline dair kararda, dava konusu taşınmazın paydaşı tarafından davalı TOKİ Başkanlığı aleyhine açılan ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen bedel de dikkate alındığında, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı; ancak 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 4’ün son fıkrası uyarınca 04.11.1983 tarihinden sonra yapılan fiili el atmalarda da maktu harca hükmedilmesi gerektiğinin amaçlandığının kabulü ile harca yönelik düzenleme usul hükümlerine ilişkin olduğundan derhal uygulanması gerektiği gibi kamu düzenine ilişkin olduğundan resen dikkate alınması gerektiği de gözetildiğinde istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar etmiş, ayrıca dava konusu taşınmazın ticari rekreasyon alanında kaldığını, kamulaştırma zorunluluğu olmadığını, mülk sahiplerinin imar planı kapsamında yapılaşma hakkı olduğundan hak mahrumiyetine yol açacak şekilde mülkiyet hakkının belirsiz süreyle kısıtlandığından söz edilemeyeceği nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
    3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.
    4. 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesi.

    3. Değerlendirme
    1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; su tahliye kanalı ile beton zeminin taşınmaz içesinde bulunduğu, Dairemiz denetiminden geçen paydaş dosyaları da dikkate alındığında, taşınmaza davalı idarece fiilen el atılmış olduğu anlaşılmakla, 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesi, aynı bölgeden Dairemize intikal eden dosyalar dikkate alındığında yerinde bulunmuştur.
    3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı idare vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    4. Eldeki davada taşınmaza 04.11.1983 tarihinden sonra el atılmıştır. 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4’ün üçüncü fıkrası; “Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir. ” şeklinde düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kanun’un 6487 sayılı Kanun’la değiştirilen Geçici 6 ncı maddesinin onikinci ve on üçüncü fıkraları; “09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihini kapsayan dönemde oluşan mağduriyetin giderilmesi amacıyla getirilen ve malikler aleyhine bir lakım hükümler içeren bu istisnai düzenlemenin 04.11.1983 tarihinden sonraki dönem içinde uygulanmasının hukuk güvenliğini zedeleyeceği” gerekçesiyle ve Anayasa’nın 2 nci ve 35 inci maddelerine aykırı bulunarak 13.03.2015 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/1 76 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. 2942 sayılı Kanun’da 04.1 1.1983 tarihinden sonraki fiili el atmalara ilişkin başkaca bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından alan 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el alma nedeniyle açılan davalarda mahkeme ve icra harçlarının nispi olarak uygulanması ve bu hususun kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gerektiğinden Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulması gerekmiştir.
    Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1. Davalı idare vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine,
    2. Kamu düzenine ilişkin olarak yapılan değerlendirme sonucunda, Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının harca ilişkin (A) bendinin (5) numaralı alt bendinin çıkartılması, yerine “ Alınması gereken 36.943,62 TL karar ve ilâm harcından peşin alınan 59,30 TL ve ıslah ile alınan 9.400,00 TL olmak üzere toplam 9.459,30 TL’nin mahsubu ile bakiye 27.484,32 TL eksik harcın mükerrer ödemeye sebebiyet vermeyecek şekilde davalı idareden tahsili ile hazineye irat kaydına, davacı tarafından yatırılan peşin ve ıslah harcı toplamı olan 9.459,30 TL’nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,” cümlesinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Aşağıda yazılı kalan harcın davalı idareden alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.