onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacılar, 9.942 m²’lik alanın kamulaştırmasız el atıldığını ve bedelinin tahsilini talep etmiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, bu alanın özel parselasyon işlemi sırasında maliklerin muvafakati ile yol olarak ayrıldığını ve dolayısıyla bedelinin istenemeyeceğini belirterek davanın reddine karar vermiştir.

Mahkeme, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca, özel parselasyon sırasında yol olarak ayrılan alanların eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamayacağını vurgulamıştır. Ayrıca, dava konusu alanın tapu kütüğünde yaşamadığı ve fiili bir kullanımın olmadığı tespit edilmiştir.

Sonuç olarak, davacıların murisinin muvafakatiyle yol olarak ayrılan alanın bedelinin talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davalı idarelerin istinaf başvurusu kabul edilerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış ve davanın reddine hükmedilmiştir. Bu karar, Yargıtay içtihatlarıyla da desteklenmiştir.

5. Hukuk Dairesi         2024/4644 E.  ,  2024/10019 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/2317 Esas, 2024/621 Karar
    DAVA TARİHİ : 03.04.2021
    KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2021/300 Esas, 2023/279 Karar

    Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın davalı idareler vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçelerinde özetle; dava konusu Ankara ili, …, Karakusunlar Mahallesi 7 parsel sayılı 46.800 m² yüzölçümlü tarla vasıflı kök taşınmazın maliklerinin isteği üzerine Tapu Fen Amirliğince düzenlenen ifraz beyannamesine göre 16.09.1955 tarihli ve 6442 yevmiye numarası ile 9.942 m²si yola giden olarak ayrıldıktan sonra, geriye kalan 36.858 m²sinin 1649 sayılı parselden başlayarak ardışık şekilde 1754 parsel sayılı taşınmazlar olarak ifrazen tescil edildiği, tapu kütüğü sayfasının kapatıldığı, yola giden olarak ayrılan 9.942 m²lik alanın ifraz sonucu oluşan taşınmazlara cephe ve ulaşımı sağlamak için oluşturulan 105 adet parsel arasında müşterek giriş yolu olarak ayrıldığı, alanda 1993 tarihinde yapılan parselasyon işlemiyle yeni imar parselleri oluşturulduğu, bu parselasyon işlemiyle 7 sayılı parselden ifrazen oluşan 1649 ila 1754 sayılı parsellerin muhtelif imar ada/parsellerine hisselendirildiği, bu durumda 1955 yılında imar mevzuatına dayanmaksızın maliklerin kendi iradeleri sonucu yola terk edilmiş olan alan nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek kamulaştırmasız el atılan 9942 m²lik kısmın bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    1. Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili idarenin aleyhine açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın görev, yetki, zamanaşımı, derdestlik ve husumet olmak üzere tüm yönleriyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, 46800 m² yüzölçümlü Ankara ili, …, Karakusunlar Mahallesi 7 nolu parselin maliklerince 1955 yılında özel ifraz (parselasyon) işleminde ifrazın yola cephe şartını sağlamak amacıyla oluşturulan 9.942 m²lik miktarın Çankaya Tapu Müdürlüğünde 16.09.1955 tarihli ve 6442 yevmiye no’su ile tescil edilerek 7 Nolu parsele ait tapu kütüğü sahifesinin kapatıldığını, bu sebeple online tapu kayıtlarında da Karakusunlar Mahallesi tapulama 7 nolu parselin yaşamadığının görüldüğünü, dava konusu parselin, ifraz(özel parselasyon) işlemi ile oluşan 1649 ile 1754 no.lu parsellerine ifrazı sırasında yeni oluşan parsellere ulaşımın sağlanması, satış işlemlerinin kolaylaştırılması ve ifraz parsellerinin ulaşıma açık bir yola cephe almasını sağlamak amacıyla ve maliklerin muvafakati ile oluşturulan kamusal nitelikli kadastral yol olduğunu, söz konusu ifraz işlemi ile ilgili yapılan işlemlerde müvekkili belediyenin kanun gereği herhangi bir onay işleminin bulunmadığını, açıklanan bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı … Belediyesi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine açılan davanın görev, zamanaşımı, husumet, dava süresi ve diğer tüm ilk itirazlarının kabulü ile söz konusu 7 sayılı parselin Karayolları 4. Bölge Müdürlüğünce yapılan Ankara-İstanbul ayrıca Ankara-Eskişehir Kamulaştırma plan cetveli ile 16.600 m² senet alanlı parselden 9865 m²sinin kamulaştırılan alan olarak ayrıldığı, kalan 6735 m²nin ise tapu kütüğünde Atatürk Orman Çiftliği adına yaşadığının anlaşıldığını, bölgeye ait kamulaştırma işlemlerinin, … görev ve yetki kapsamında olduğunu, bu sebeple müvekkili belediyenin herhangi bir fiili müdahalede bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    1.Davalı … istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu 7 parselin özel parselasyona bağlı olarak yapılan ifraz işlemleri sırasında 9.942 m²lik bölümünün herhangi bir parsel numarası almadığını, muris tarafından imar uygulaması sırasında dava konusu bölümün 16.09.1955 tarihli ve 6442 yevmiye numaralı işlemle bedelsiz terk edilmesi için muvafakat verildiğini ve imar uygulamasının yapılarak davaya konu kısımların vaki muvafakat nedeniyle yola bedelsiz terk edildiğini, bu nedenle maliklerin rızası ile imar uygulaması sırasında bedelsiz terk edilen davaya konu yerlerin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 35 inci madde uyarınca bedelinin istenemeyeceğini, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin bu konudaki kararlarının dikkate alınmadığını, aynı kapsamda açılan davaların reddine dair kararların Ankara 14. Hukuk Dairesinin denetiminden geçerek kesinleştiğini, alınan raporun yetersiz bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür.
    2.Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça imar uygulaması sırasında dava konusu taşınmazın bedelsiz terk edilmesi için muvafakat verildiğini ve imar uygulamasının yapılarak davaya konu kısımların vaki muvafakat nedeniyle yol ve yeşile bedelsiz terk edilmesine karar verildiğini, bu nedenle maliklerin rızası ile imar uygulaması sırasında bedelsiz terk edilen davaya konu yerlerin 2942 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca bedelinin istenemeyeceğini, 12 metre ve üstü yollardan sorumluluğun büyükşehir belediyesine ait olup davanın husumetten reddi gerektiğini, bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen 9.942 m²lik alanın …, Karakusunlar Mahallesinde 1951 yılında 46.800 m² alanlı olarak tapulama ile tescil edilen 7 no’lu kök parselin ifrazından oluşan 1649 ile 1754 no’lu 105 adet parsellerin yola çıkışlarının sağlanması amacıyla bu parsellere özgülendiği, kayıt maliki olan davacılar murisi Hidayet Arslanın talebi ile 7 nolu parselin özel parselasyona tabi tutulduğu ve özel parselasyon planına göre malikin talebi gibi ifraz edilerek 1649 ile 1754 arasında toplam 105 adet parsele ayrıldığı, yine aynı kayıt malikinin talebi ve 16.09.1955 tarihli ve 6442 yevmiye numaralı rızai ferağı ile dava konusu 9.942 m² alanlık bölümün ifrazen oluşan tüm parsellerin geçit hakkı olarak kullanılmak üzere tapu kütüğünden terkin edildiği tapu kütüğünde yaşamadığı, … tarafından 1998 yılında yapılan imar uygulaması ile ifrazen oluşan 105 adet parselin tamamının uygulamaya alınarak muhtelif imar ada/parsellerine şuyulandırıldığı, 1998 yılında yapılan imar uygulamasından önce toplam 105 adet ifraz parselinin büyük çoğunluğunun 3. kişilere satıldığı, mahallinde yapılan bilirkişi incelemesi ve alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu 7 numaralı parselin 1987 yılına kadar yola terk edilen 9.942 m²lik alanın yol olarak açılmadığı ve fiili olarak da bir kullanımın olmadığı, sonraki yıllarda ise 81130 numaralı parselasyon planı ve devamında yapılan imar işlemleri sonucunda oluşturulan imar yollarının fiili olarak kullanıma açıldığı ve mevcut imar planına göre yapılaşmanın olduğu, 2942 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi gereği kök 7 nolu parselin özel parselasyon işlemi ile 1649 ile 1754 nolu parsellere ifrazı sırasında dava konusu bölümün müşterek yol vasfı ile tapudan terkin edildiği, her hangi bir şahsa aidiyetinin söz konusu olmadığı, davacıların kamulaştırmasız el atma iddiası ile özel parselasyon sonucu yol olarak ayrılan ve ifrazen oluşan taşınmazlara özgülenen müşterek yol olarak tapudan terkin edilen bedeli istenen bölümün özel parselasyon sırasında davacıların murisinin muvafakatiyle yol olarak ayrılmış olan yerlerden olduğu ve bedelinin istenemeyeceği anlaşıldığından davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle davalı idareler vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar murisi tarafından ifraz sırasında dava konusu edilen 9942 metrekarelik kısmın geçit mahalli olarak ayrıldığını, umumi yol olarak nitelendirilemeyeceğini, dava konusu olayda 3194 sayılı İmar Kanun’nun (3194 sayılı Kanun)yürürlükte olmadığı tarihlerde yapılmış bir kadastral ifraz işlemi olduğunu, dava konusu alan genel kamu hizmetlerine (yol,park,cami, vs.) değil de sadece ifrazla oluşan parsellerin kullanımına özgülenmiş tarla vasıflı bir alan olduğunu, zaman içerisinde ifrazla ile oluşan parsellerin kamulaştırma ya da 3194 sayılı Kanun’a göre imar düzenlemesi ile mevcudiyetlerine son verilmesi ile de yol olarak kullanımına muvafakat edilen kadastral alanın bir işlevi kalmadığından ilk malikine rûcü etirilmesi gerektiği halde davanın reddine karar veilmesinin usul ve kanuna yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
    Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idarelerden tahsili istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2. 2942 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi.

    3. Değerlendirme
    1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2. 2942 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca özel parselasyon sırasında malikinin muvafakati ile yol, … alan ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan alan için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamayacağı gibi karşılığı da istenemeyeceğinden ve Anayasa Mahkemesinin 07.09.2021 tarihli ve 2017/22268 başvuru numaralı kararı da dikkate alındığında, davacılar murisinin kendi isteği ile yapılan işlemden elde ettiği menfaat de gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemeiştir.
    3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.